(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "ihya ulumiddin - Imam Gazali"

Hticcetu'l-Islam, Zeynii'd-Din, Mticeddid-i Kebir, 
Altm-i Rabbani, Mtir§id-i K&mil, Hadim-i 
§eriat-i Mutahhara, Ehl-i Siinnetin Gbzbebegi 

imam Ebu Hamid Muhammed 

el-GAZALi 

(Rahmetullahi aleyh) 




iHYAU 'ULOmI'D-DIN 

TERCUMESi 

(BlRiNCi ClLD) 

(Mtielllfin mukaddimesi ve on «Kitab»dan miitegekkildir) 

www.ihya.org 



ASLINA SADIK kabnar&k — gikartma ve ilave yapiJraaksizin — 

hiarlanan bu Ihy&u 'Uiumi'd-Din Tercflmesl, escrin ARAPQA 

ASLI GlBl dort cilt halinde negr edilmektedir. 



Terciime eden : 

Ahmed SERDARO&LU 

Diyanet Jgleri Reisligi Mufettiglerinden 

ISTEME ADRESI: 

HUZUR 
YAYIN-DAfilTIM 
FaruksaGlam BEDIR YAYINEVI 

Calalfegme Sok. Yacer Han. p,K. 1060 - Istanbul 

No:46 / Kac 2 Cagaloglu-tST. 
Tel: 513 50 57 

" — — — . ■■ .'.-'-■'_■■ _ ■ — ■— ■■-■ — — « ■■■■■■■■ ■ i ■■■ ■ i — 

www. ihya.org 
Web Sitesi Sunar 

www.yakup.info & www.hanci.org 




Bismillahirrahmanirrahim 
(Rahman ve Rahim olan Allahu Teala'nin ismiyle ba§lanm) 



MUKADDIME 



tlk olarak, her ne kadar buyiikluguniin hakki kar§isinda 50k kii- 
$fik diiserse de, her hamd edenin hamdi gibi, ben de Allahu Teala'ya 
d&ima ve sonsuz hamdler ederim. 

tkinci olarak, diger peygamberler de dahil olmak iizere, son Re- 
sulune salat u selam ederim. 

tJguncti olarak, te'liftne azm etmi§ oldugum Ihyau 'Ulumi'd-din 
kitabxni yazmakta Allahu Teala'dan hayir ve yardirn dilerim. 

Dordiincii olarak, ey levm ediciler arasinda en ziyade taskinlik 
gosteren; gafil ve dalgin munklrler arasinda inkar ve yermekte a§in 
giden 5eki§tirici! Bir an once senin taacciibiine [Kendini begenmene] 
son vermek isterim. 

Gergekten, dilimden sukut dugiimunu gozup konu§ma gerdan- 
ligim boynuma gegirten ve beni konusmaya sevk eden husus, senin, 
cehaleti begenip batila yardimdaki inadin ve agik gergegi gormemekte 
direnmen ile sahib-i seri'at Peygamber Ef endirnizin . (S.A.), hakla- 
nnda : 

«*u-u_; ail 1 a^i^ -j j\f. m)\ .^ blip 1'UJilii 1 

«Kiyamet giiniinde, en agn- azabi gorecek olan, Allahu Teala'nin, 
ilmlnden kendisini faydanlandirmadigi alimlerdir.n (1) 

buyurdugu kimselerden ayrilarak, her ne kadar tamamini telafi 
jniimkun degilse de, omriinden bo§a gegen bazi eksikleri tedarik et- 
mek, kalbinl islfi.h, nefsini tezkiye gibi, Hak Teala'nm emrettigi kul- 



(1) TaberanI «S*gir» inde, Beyhaki «$u'abii'l-iman» da EbQ Hureyre'den rivfiyet 



IHYAU 'ULUMl'D - DlN — Cilt : 1 



Iuk mertebesine yiikselebilmek iimidi ile halkin merasiminden azicik 
aynlmayi tercih ve bu merasimlerden bir par^a uzakla§arak ilminin 
mucibiyle amel etmek isteyenleri ayiplaman olmu§tur. 

Omriime yernin ederim ki, inkarda direnmenin tek sebebi, cemm-i 
gafiri kaplayip ekseriyette olan bir hastahktan ba§ka bir §ey degil- 
dir. Bu hastahk, davanin sonunu du§iinmekteki kusur ile, biiyukliigu- 
nu ve ehemmiyetini idrak etmemek, diinyanm arkada kalip ahiretin 
bize ybneldigini, ecelin yaklas,tigini, yolculugun uzun, azigm az, tehli- 
kenin buyiik, yolun kapah bulundugunu, Allah igin olmayan ilmi ve 
ameli, hakiki sarraf olan Hak Teala'nin reddedecegini, buyiik tehli- 
keler ile, rehber ve yoldasjsiz ahiret yoluna girmenin 50k giic. olacagim 
bllmemektendir. 

Hak yolunun kilavuzlan, peygamberlerin varisi olan hakiki alim- 
lerdlr. Halbuki bu zamanda boyle alimler hemen hemen kalmadi. An- 
cak taklidcileri kaldi. Onlara da §eytan niifuz ederek soklanni azdirdi 
ve her biri maddl menfaat sevdasina kapildi. Bu sebebden m a ' r u f 
[iyilik] raUnker [f enahk] ; m ii n k e r [f enahk] m a ' r u f [iyllik] 
sanildi. Hatta dinin alameli bile gblgede kaybolarak hidayet i§igi yer- 
yuziinden kalkti. Bbylece ilmi, insanlara, yalniz karga§alik gikaran 
adi kimselerin arasmi bulmakta Kadi 'lann ba§ vurdugu fetva hii- 
kumlerinden veya. kendini begenenlerin hasimlanni ilzam ve onlara 
kar§i ustiinluklerini i'lan igin biirundiikleri c e d e 1 'den, veyahut 
avam tabakasim aldatmak igin vaizlerin muzahref [yaldizh] s e - 
cl'li sbzlerinden ibaret imi§ gibi gostermege gah§tilar. 

Qiinkii harami avlamak ve bunun i^in §ebeke kurmakta'bu ii<; 
§eyden ba§ka gare bulamadilar. 

Allahu Teala'nin Kur'an-i Kerim'de, fikih, hikmet, Uim, ziya, nflr, 
hidayet ve ril§d dlye adlandirdigi, Selef-i salihin'in [ilk islam buyuk- 
leri] taklb ettiklerl ahiret yolu ilmi, insanlar arasindan diiriilup kal- 
chnldi ve U mamen unutuldu. 

Vakta ki bu hal, din namma zararh bir gedik ve karanliga gotu- 
ren korkung bir tehlike oldu, dini ilimleri yagatmak, ilk Imamlarin 
yollarini agiklamak, islam biiyiikleri ve Peygamberimiz katmda fay- 
dali olan ilimleri anlatmak icin bu kitabi yazmayi muhim bir vazife: 
bildim. 

ESERIX TERTlBt 

Kitabi dbrt Rub'a [cilde] ayirdim : 

Birinci rub' : t b a d a t : ikinci rub' : Ad a t : Uguncu rub* :. 
Mtihlik&t: Dordtincu rub' da: Munciyat 'tar.' 



MUKADDIME 5 



En onde ilim geldigi igin hepsinin bagina Kitabu'l-ilm'i 
koydum. Gayem, Allahu Tea-l&'ya kulluk sayilan ve ResiU'u vasitasiyle 
bizlerden istenen ilm'in, hangisi oldugunu anlatmaktir. Nitekim Pey- 
gamber Efendimiz (S.A.) : 



(I 



£i & '<> '^J ,fV> yt 



nllim ogrenmek, her lnuslumana farzdi?.» (2) 

buyurmu§tur. Diger gayem faydah ilmi zarar'asindan, ayirmaktir. Ni- 
tekim Peygamber Efendimiz (S.A.) : 






«Faydasiz ilimden Allab'a sigininz.n (3) buyurmu§tur. 

Yine bunun gibi, zamane insanlannin, nasil ilm'in ozunii birakip 
kabugu ile yetindiklerini ve serabm sahte parlakhgina aldanarak na- 
sil dogru yoldan aynldiklanni ortaya koymaktir. 

1 inci RUB' (RUB'U'L - tBADAT) 10 KtTABI tETiVA EDER : 

1 — Ilim, 2 — Akaaid kaaideleri, 3 — Taharetin sirlan, 4 — Nama- 
zin sirlan, 5 — Zekat'm sirlan, 6 — Oruc'un sirlan, 7 — Hacc'm sir- 
Ian, 8 — Kur'an okumamn adabi, 9 — Zikr ve dua, 10 — £esnil 
vakitlerde okunacak evradin tertibi kitablari. 

2 nci RUB' (RUB'U'L-AdAT) 10 KITABI IHTivA EDER : 

1 — Yemek adabi, 2 — Nikah adabi, 3 — Kazan? hukiiraleri, 
4 — Helal ve haram, 5 — tnsanlar ile ho§ gecinme ve kom_sma adabi, 
6 — Unlet, 7 — Yolculuk adabi, 8 — Sema' ve vecd, 9 — Emr-i ma'rfif, 
nehy-i miinker [lyilikleri emredip fenahklardan men' etmek], 10 — 
Gecim adabi ve Peygamberlik ahlaki kitablari. 

3 iincii RUB' (RUB'U'L-MUHLlKAT) 10 KITABI IHTIVA EDER : 

1 — Kalbin acaib hallerini aciklamak, 2 — Riyazet, 3 — Iki seh- 
vetin: Mide ve cinsi miinasebet diiskunliigiiniin tehlikeleri, 4 — Dilin 
afetleri, 5 — Gazab [Ofke], hikd [kin] ve hasedin [cekememezlik] 
afetleri, 6 — Ditnyanin zemmi, 7 — Servet ve clmriligin zemtni, 8 — 



(2) Ibn Mace, Enes'den rivayet etmi§Ur. Aynca Imam Ahmed ve tmara Beyhakl. 

(3) Ibn Mace, Cabir'den rivayet etmigtir. 



JHYAU 'ULUMt'D - DIN — Ciit : 1 



Riya ve riitbe ile mevkie dusjkimlugiin zemmi, 9 — Kibir ve ucb'im 
zemmi, 10 — Gururiin zemmi kitablan. 

4 uncii RUB' (RUB'U'L-MUNCIYAT) DA 10 KITABI IHTIVA 
EDER: 

1 — Tevbe, 2 — Sabr ve §ukr, 3 — Havf ve reca [Korku ve umid], 
4 — Fakr ve ziihd, 5 — Tevekkiil [Allah'a baglanmak] ve Tevhid, 
6 — Muhabbct, §avk [§iddetli istek], tins [bulu§mak, anlagmak] ve 
nza, 7 — Niyyet, sidk [tiogruluk] ve ihlas, 8 — Murakabe ve muha- 
sebe, 9 — Tefckkur, 10 — r Oliimii liatirlama kitablan. 

RUB'U'L -IBADAT'da, fikih kitablannda ihmal edilen, ibadetin 
glzli kalan edeblerini, siinnetlerindeki incelikleri ve manalann - gizli- 
Uklerini anlatacak ve a^ikUyacagim. ilmiyle amel edenler bunlara 
§iddetle muhtactir; bunlan bilmeyenler ahiret alimi sayilamaz. 

RUB'U'L - ADAT'da, insanlar arasinda cereyan eden muamelatin 
derinlik. ve gizlilikleriyle yollannin inceliklerini ve mu&melatda kaci- 
mlmasi gereken tehlikeleri, en ehemmiyetsizlerine varmcaya kadar 
anlatacagim ki, his* bir Musluman bunlardan miistagni kalamaz. 

. RUB'U'L - MUHLiKAT'da, Kur'an-i Kerim'de yasak edilen kotii 
huylan, nefs ile kalbi bunlardan temizlemegi ve bu kotii huylann her 
birinin ayn ayn ta'rifini, sonra do|ju# sebeblerini, sonra bunlarin 
sebeb oldugu afetleri, te§nis ve alametlerini, tedavi ve kurtulusj care- 
lerini, Ayat-i kerime, Ehadis-i §erife ve Selef-i salihinin bize ula§an 
hallerine dayanarak anlatacagim. 

RUB'U'L - MUNClYAT'da, kullan Allahu Teala'ya yakla§tiran. 
siddikler ve mukarreblerin hasletlerinden olup, ragbet edilen biitiin 
iyi hasletlerl, her hasletin hakikat ve mahiyyetini, gtizel ahlak edin- 
menin carelerini, elde edilen iyi neticelerini, tanmma alametlerini 
ve ragbet gormelerine sebeb olan faziletlerini, bu hususdaki §er'i ve 
akli deliller ile anlatacagim. 

ESERiN BU MEVZUDAKi DtGER ESERLERE USTUNLU6U 

Burada zikredllen mevzularm bazilan hakkinda kitablar yazil- 
migsa da bu kitab be§ hususda onlardan aynlmaktadir : 

1 — Onlann muglak olarak anlattiklanni agiklamasi ve ihtisar 
ettiklerini [kisalttiklarim] mufassal bir §ekilde anlatmasi, 

,2 — Kaii§ik mevzulanni tertlhleyip dagittiklanni toplamasi, 

3 — Uzattiklanm kisaltip aciklamasi, 



MUKADDlME 



4 — Tekrarlarim atip, yazchklanru intizama koymasi, 

5 — Anlagilmasi guc. oldugu igin hie bir kitabda ele ahnmiyan 
Ince mes'eleleri halletmesi bakimlanndan. 

Her ne kadar biittin alimler ayni yolu tuttularsa da, bunlardan 
bazilannin bilip dlgerlerinin bilemedigi, yahut bildigi halde unutup 
yazamadigi veya temas edebilmesine herhangi bir engelin mani ol- 
dugu hususatin bulundugu inkar edilemez. 

i§te bu saydiklanm eserin hususiyetlerini teskll etmekte ve zikri 
gecen ilimlerin hepsini icine almaktadir. 

Beni, bu eseri dort bolum halinde hazirlrimaga sevk eden iki se- 
bebdlr: '' 

Birinci ve asil sebeb : Tahkik ve tefhim bakimindan bu terti- 
bin zaruri olusudur. Zira kendisiyle ahirete teveccuh edilen ilim, mua- 
mele ve mitka§cfe olarak, ikiye aynlir. Miikasefe ilmi'nden yalniz ma'- 
lumun kesfi'ni, muamele ilmi'nden de, ma'lumun kesjfiyle beraber 
amel'i kasdediyorum. Bu eserin gayesi, yalniz muamele ilmi'ni a<;ik- 
lamaktir; yoksa kitablarda yazilmasina musaade edilmiyen mukfUsefe" 
ilmi degildir. Her ne kadar siddiklann goz dibtigi ve isteklilerin son 
emeli olan; muamele ilmt'nin kendisine ancak bir yol olabilecegi 
miikasefe ilmi ise de, Peygamberler, insanlara sadece miikasefe'ye yol 
gosteren muamele ilmi'nden bahsetmi§ler, halk idvakinin bu yiiku 
gekemiyecegini bildikleri igin, miikasefe ilmi'nden temsili olarak Ima 
ve i§aret yolu ile gok kisa bahsetmi§ierdir. Alimler de Peygamberler'- 
in v&risleri olduklanndan onlann acUklan yol haricine gikamazlar. 

Muamele ilmi de: 1 — llm-i zahir, yani a'zalar ile alakah ilimler; 
2 — llm-i batm, yani kalbi ilimler olmak iizere ikiye aynhr. A'zalar 
ile alakah olan ya adet, veya ibadet olur. Allahu Teala'mn dig hasse- 
lerden gizledigi kalbin hallerine gelince, onlar da mahmtid [makbul] 
ve mezmum [kotulenmi§] olmak iizere ikiye aynlir. Bu vrziyet kargi- 
smda zaruri olarak, bu ilim de, zahiri ve baUnl olmak iizere 
ikiye ayrilmisj oldu. tJstelik a'zalar ile alakah ilm-i zaliir de, yukarida 
aciklandigi gibi, adet ve ibadet olmak iizere ikiye ayrilinca, hepsinin 
dort oldugu meydana gikar. l§te bu bakimdan, eser dorde boliinmus.- 
tiir. Zaten muamele ilmi de bu dort boiumden ibarettir. 

Ikinci sebeb : ilim taliblerinln ciddi bir §ekilde talib olduklan, 
Allahu Teala'dan korkmiyanlara kar§i, ona burunup iftihar etmege 
ve nefs miicadelelerinde mevki' ve derecelerini ta'yine yarayan Fikih 
ilmi de dort bolum iizerine kurulmu§tur. Sevimli kiliga giren sevilir. 
Bu kitabin da Fikih'm bolumleri tertibinde yaziimasiyle aldigi letaf et 
bakimindan, gontilleri kendine cjekecegini uradum. Kitekim buyiikle- 



tHYAu 'UtfJMt'D - DlN — Cilt : 1 



rin g6nuHerini tababete §ekmek isteyenler de, tibbi eserlerini yaldizli 
cedvel halinde olan takvim §eklinde stislediler ve adini «Takvlmu's- 
Sihhan koydular ki, bu kabil levhalara ah§kin olanlan, tibbi eserleri 
okumaga geksinler... 

§iiphesiz ki, yalmz viicud sihhatini saglayan tibb ilmini guzel- 
legtirip, cazib bir hale sokmaktan, ebedi hayati te'min edecek olan 
bu llmi susleyip cazip hale getirmek, elbette daha muhlmdlr. Bu il- 
min semeresi, sonu olmayan ebedl hayata ulagtinci ruh ve kalb taba- 
betidir. Nerde bu ilim, netde ancak en yakin istikbalde olume mah- 
kum olan bedenin tedavisine yarayan tib ilmi?!... 

Allahu Teala'dan bizleri dogru yola ulagtirmasim dileriz. Allah, 
comerd ve kerimdir. 

EBO HAMiD MUHAMMED GAZALl 
{Hicrl 495) 



ihyau 'UIGmi'd-Din 
RUB'U'L iBADAT 



ihyau 'Ulumi'd - Din (Cilt: 1) 

Rub'u'l-ibadat 

BIKINCl KlTAB: 

KiTABU'L-iLM 

(BU KtTAB YEDl BAB'DAN MUTE^EKKlLDtB) 

1 inci BAB : ILIM, TA'LlM VE TA'ALLtJM'ON PAZlLETl. 

2 nci BAB : iLtMLBRtN FARZ-I AYN [HERKESE FARZ] V* 
FARZ-I KlFAYE [BAZILARININ YAPMASIYLE DIGERLERINDEN 
SAKIT OLAN BORQ] OLAN KISIMLARIYLE DIN iLIMLERINDEN 
OLAN FIKH VE KELAM'IN TA'RIFI VE DtJNYA VE AHlRET ILIM- 
LERINiN AQIKLANMASI. 

. 3 uncti BAB : BAZI KIMSELERIN, DIN ILMl ZANNETTtKLERl 
HALDE ASLINDA DlN ILE ALAKASI OLMIYAN BlLGlLER. 

' 4 iinrii BAB : MUNAZARANIN TEHLIKELERl, HALKIN CEDEL 
VE HILAF tLE i^TiGALiNIN SEBEBLERL 

5 inci BAB: HOCA tLE TALEBE ARASINDAKt MtJNASEBET- 
LERDE RiAYET EDILMESI ICAB EDEN HUSOSLAR. 

6 nci BAB : tLlM VE ALlMLERlN AFETLERIYLE DUNYA VE 
DtN ALlMLERI ARASINDAKI FARK. 

7 nci BAB: AKIL, AKLIN SEREFI VE KISIMLARIYLA BU BX T 
StTSTAKi HADISLERDlR. 



BiRlNCl BAB 

ILMlN, TA'LfM VE TA'ALLtJM'ON FAZlLETlYLE 
BUNLARIN AKLt VE NAKLt DELlLLERl 

beyAnindadir. 

JLMiN FAZlLETi 

'KUR'AN-I KERlM'DEN DELlLLER : 



n 



nAllah, $u hakiykati : Kendinden bagka hi? bir Tann olmadigini, 
adaleti ayakta tutarak (delilleriyle, ayetleriyle) a$ikladi. Melekter 
(bunu ikrar etti, haklki) ilim saahibleri (nebiler, Slimier) de (boyle- 
ce inandi.)» (3-Al-i 'Imran : 18) 

Bak! AUahu Teala nasil kendi zatiyle basjladigi sehadette, ikinci 
derecede meleklerl, usiincii derecede de ilim ehlini zlkretmigtir. Allahu 
Teala'nm ilme verdigi kiymeti anlatmaga yalniz bu ayet bile kafidir. 



fl 



- i* "' - "i 11 i * i " in*»V i ''T' *1/*i **'. 



ttAllah iginizden iman edenleri yiiceltir; bunlardan kendilerine 
ilim verilmi$ olanlan ise, kat kat derecelerle yukseltir.n (58-Muca- 
dele: 11) 

Bu ayetin tefsirinde ibn Abbas (R.A.) Hazretleri buyuruyor ki: 
oAlimler lie cahiller arasinda yedi yuz derece fark vardir. Her derece- 
nin arasi da be§ ytiz senelik yol kadardir.n 

■^ J 1 ■■'• ' * "*■ } * * **" * **» j» • ''•■* 

«De ki, hi? bilenlerle Mlmeyenler bit olut mu?» (39 - Ziimer : 9) 



14 tHYAU 'ULOMTD - DlN — Cilt: 1 — RUB'U'L - IBADAT 



oKuIlan arasinda Allahu Tealadan - en 50k - korkanla'r alimler- 
dir.» (35-Fatir: 28) 

«De ki, benimle sizin aramzda Allah ve Mr de nezdinizde kitab 
bilgisi buluiuralann gahadeti kafidir.» (13-Ra'd: 43) 

nNezdinde kitabdan ilmi olan, dedi ki: Onu (Belkis'in tahtini) 
sen gozunii kirpmadan sana getiririm.n (27 - Neml : 40) 

Bu ayet-i celilede, bu muhim i§in ilim sayesinde ba§anldigina 
tenbih vardir. 



^J ^- Jiilv 'iX_5 'Jul 1 i^sy oi-ui Ji*S 



«Kendilerine ilim verilenler, yazik size dcdiler, inamp iyi igler 
yapanlar igin Allahu Teala'nin sevabi daha hayirhdir.n (25 -Ka- 
sas : 80) 

Bu ayet-i celilede de ahiretin derecesinin, ilim ile anla§ilabilece- 
gine tenbih vardir. 

i6>juji vi»iliu i* Jl >-uj V;^ ja.vidUL-5» 

«t§te misaller! Biz onlari insanlar i$in irad ediyoruz. Alim olan- 
lardan baskasi, onlan anlamaz.n (29- Ankebut : 43) 



1 inci KlTAB — 1 inci BAB — JLMlN FAZlLETt 15 



a A * _>0 






ojAii <lkJ ^ ^vi^i d)j J^vjj .A Jjj 

«Eger onu (o hiikmii) Peygamberlere ve kendi aralarradaki 
ulu'l - emirlerine (alimlerine) havale etselerdi (Peygamber bilecegi gl- 
bi) onlardan o hiikmfl oradan fikarabilenler de bilirlerdi.» (4 -Ni- 
si : 83) 

Hak Teal! hadiselerdeki hiikmunu anlamayi alimlerin cali§ip 
(jikarmasina havale buyurmakla, onlari peygamberler seviyesine yiik- 
seltmistfr. 



\Jt*JJ £J\*_y* l5jI>j £*uJ (♦^y p ^-0-*' "^ f^t*** 



l»» 



tSj^N^Pj 



«Ey Adem ogullan size, (§eytanm a§mak istedlgi) firkin yerleri- 
nizi ortecek bir libas, biz 1 de giyib siisleneceginiz bir libas indirdik. 
Takvaa libasi ise, o, daha hayirlidir» (7 - A'raf : 26) 

Ayet-i celilede «libas» kelimesinden murad i 1 i m 'dir. (Qunkii 
jlim, cehalet ayiplanm orter.) «Ris» ise y a k t n ve «Iibasu't-takva» 
h a y ft 'dir. 

* -Jpj^P oUJLii uDy ^ll£»- JjJ j c 

«Hak!katen biz onlara oyle bir kitab gondcrdik ki, inanacak her- 
hangi bin insan toplulugtina, dogtu yolu gosterraek ve rahmet olmak 
ichi, tarn bir ilim iizere onu kisim kisim ayirdik.n (7 - A'raf : 52) 

• , ,-'■'".# s -* .-•»-.• 

«Behemehal ontara hci §eyi bilerek habet verecegiz.» (7 - A'raf *. 7) 



16 1HYAU 'ULtMt'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - iBADAT 



«Fakat o Kur'an kendilerine bilgi verilenlerin sinelerinde yei'leg- 
mi§ acik ve parlak ayetlerdir.» (29-Ankebut: 49) 

Hak Teala yine buyuruyor : 

■ • *•■- 

«tnsam yaratti, ona a?ik soylemeyi belletti.n (55 -Rahman : 3, 4) 

HADiSLERE GELlNCE : 

Peygamber Efendimiz (S.A.) §6yle buyuruyorlar: 

j- ' * s ■■ ' - 

aAIlahu Teala kime iyilik dilerse, onu, din alimi yapar ve dininc 
zarar verecek seyleri ona bildirir, dogruyu gosterir.w (4) 

«Alimler, peyganiberlerin varisleridir.n (5) 

Peygamberlikten ttstiin riitbe olamiyacagma gore, bu mirasa sa- 
hib olmaktan btiyiik §eref tasawur edilemez. 

t t» *■ ' ' s ' ''**■','' 

«Yer ve gok ehli, alim i$in Allah'tan magfiret diler.n (6) 

tnsan kendi lie me§gulken, yer ve gok meleklerinin kendisi ichi 
lstlgfan, §upheslz en biiyiik sereftlr. 



(4) BuhSr! He Mdslim. Muaviye'den riv&yet etmiglerdir. Bakiniz Secrid-i Swife 
Tercemesi C. 1. sht. 77 

(6) Ebfi D&vud, Tirmizl, tbn MUce ve tbn Hibban, EbtTd-Derd&'dan sahih senedle 
rivSyet etmiglerdir. 

(6) EbG'd - DerdT dan 



1 inci KlTAB — 1 inci BAB — iLMlN FAZiLSTt 17" 

^— *■ •• *• 

. -" * ft •* •" -" .*■ e * 



«Muhakkak bikmet, serefli adaniin gerefini arttmr, boleleri de 
melikler seviyesine yiikseltir.» (7) 

Peygamber Efendimiz {S.A.) bu hadisi ile, Umin diinyadaki ehem- 
miyetini anlatti. Ahiret, ebedl ve daha hayirli olduguna gore, ilmin. 
oradaki faydasinin daha ustun olacagi agikardir. 

«tki haslet var ki, bunlar miiiiaftkta bulunmaz: Giizel siret ve 
ahlak ile, din ilmi.» (8) 

igi di§ina, sozii i§ine uymiyan bu zamamn baa din alimlerine 
bakip bu hadlsin dogrulugundan sakin §uphe etme. Qiinkii Peygam- 
ber Efendimizin (S.A.) din alimi buyurdugu kimselerden kasdi, senin 
zannettigin ibadet ve muamele alimi degildir. Bu ilim, ilerde ac,ikla- 
nacaktir. Bunun en edna [dii§uk] derecesi, ahiretin dunyadan hayirli 
oldugunu bilmektir. Bunu boyle bilip hakikaten inanan kimse, n i f a k ,. 
riya ve benzeri fena hallerden uzakla§ir. 

Yine Peygamber Efendimiz (S.A.) buyuruyorlar : 

-*" •.' . l •. f >•' "*'*..," 



ninsanlarm en efdali, bir mii'min alimdir ki, gerektigi zaman yar- 
dim eder, gerekmedigj zaman da kendi kendine kalir.n (9) 



(7) Ebi Nuaym *HUje> de rivSyet etmigtir. 

(8) Tirmizi, Ebd Hiireyre'den rivflyet etmistir. 

(9) Beyhaki *§n'abfi'l-lman> da rivdyet etmigtir. 

F. 2 



18 tHYAU "JLUMiD - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 



ntman ciplaktir, elbisesi takva, siistt utanmak, meyvesi ise ilim- 
dir.» (10) 

«Peygamberlik derecesine insanlann en yakini, alim ve mucahid- 
lerdir. Alimler, peygamberlerinin buyniklanna insanlan ir§ad eder- 
ler. Mucahidler ise, Pcygamberlerin buyrugu iizere, silahlariyle harbc- 
derler.» (11) 

«Bir kabilenin bliimii, bir alimin oltimiinden ehvendir.x (12) 

***** ^ I "^ . ^ **•*.*• ■*■ ** ^ 

(tlnsanlar, altun, gumiis. roadenleri gibi -ayn ayn deger tagi- 
yan- madenleidir. Miisliiman olmadan hatin sayilanlar, bllgin mib- 
tfiman olupca - Islamiyette de- h&tirlidirlar.» (13) 



(10) Hakim cTarih-i Nigabor* ' da rivayet etmistir. 

(11) EM Nuaym, Ibn Abbas'dati rivayet etmistir. 

(12) Taberanl, Ebfi'd-Derda'dan rivayet etmistir. 

(13) Buharl ve Muslim, - Ebu Hureyre'den rivayet etmiglerdir. 



1 inci KlTAB — 1 incl BAB — tLMlN FAZlL^Tl 19 



oKiyamet giiniinde alimlerin murekkebi, gehitlerin kani Ue tar- 
tUir.» (14) 

Yine buyuruyorlar : 






H* ** 



«t)mmetime ula?tirmak iizere, sunnetimden kirk hadis ezberie- 
yene, Kiyamet gtinii §ahid vc $efaat§i oIurum.» (15) 



ui **->-> 



ttDin'de alim olam, Allah korur ve ummadigi yerden nzkim ve- 
rb;.* (16) 



• . .' * ' .s 



itAUahu Teala, Ibrahim Aleyhisselam'a buyurdu ki: Ya Ibrahim! 
Ben alimim, her ftlimi severim.» (17) 

«AIim, yeryiiziinde AHahu Teala'nin giivendigi kimsedir.» (18) 



(14) Ibn Abdulberr, Ebfi'd-Derd&'dan rivfiyet etmigtir. 

(16) Ibn Abdillberr, Ibn Gmer'den rivSyet etmigtir. 

(16) Hatlb. €Tarih»inde rivSyet etmistir. 

(17) Ibn Abdillberr rivSyet etmigtir. 

(18) Am Abdfilberr, Muaz'dan rivSyet etmigtir. 



iHYAu -ULOMl'D - DlN — CUt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 



aOmmetimden iki simf duzelirse, butiin insanlar diizelmig olur: 
bozulduklari vakit, btitiin insanlar da bozulur. Bunlar da amirler tie 
alimiertfir.i) (19) 



J^ > -oil Jl ^^ UJp -ui Abjl V r>i Ja ^;l lil 



«Beni, Allahu Teala'ya bitaz daha yaklagtiracak yeni Him edine- 
medigim giiniin dogmasintia, benim igin hayir yoktur.a (20) 

Alimin, ibadet edenden daha kiymetli oldugunu anlatmak tizere*. 
de §6yle buyuruyorlar : 

«Alimin abid'e nisbetle degeri, ashabimdan - derece bakimindan - 
en kii$iigfi uzerine olan faziletim gibidir.n (21) 

Bakimz Hazret-i Peygamber (S.A.), ilmi, nasil Peygamberlik 
derecesine yiikseltmig ve tamamen ilimsiz ibadet olamiyacagi gibi, her 
ne kadar devam ettigi ibadette azicik ilmi varsa da, bilgiden soyul- 
mu§ amelin derecesini de, nasil diigiirmu§ oldu. 

i • y.* i • ■* • " 






nAlimin, ibadet edenden ustiinlugu, ondordiincii gecede, ayin di- 
ger yildizlardan iistunliigii gibidir.n (22) 



(19) Ibn Abdiilberr, tbn Abbas'dan rivayet etmi§tir. 

(20) Taber&ni Evsat'ta, Ebu Nuaym Hilye'de, Ibn Abdulber Hz. Aiseden. 

(21) Tinnizi, EM Umame'den. 

(22) EbQ Davud, Tirmizi, Nesei, Ibn Hibban. 



1 inci KtTAB - 1 taci BAB - iLWflN FAZlLETl 21 



tiKiyamet giiniinde uc simf insan gefaat eder. Bunlar da Peygam- 
berler, sonra alimler ve sonra da, §ehidlerdir.» (23) 

§ehadetin faziletine dair sSylenenle beraber, Peygamberlikten 
sonra §ehadetten de iisttin derece ilm'e verilmi§tir. 



-uijjj (. jj_m\ j. *J^-Ja J^ail .^io JUJ JoIo^p U» 









«Allahu Teala'ya yapilan ibadetlerin en iistunu din'de - 1 ikh'da - 
alim olmaktir. Hatta bir din alimi -iakih- §eytan nazannda, bfai 
abidden fenadir. Her binanra diregi oldugu gibi, Islam dininin djregi 
de ilimdir.» (24) 






ttDinimizin hayirli tarafi, kolayhgidir. Ibadetlerin hayirhsi da 
Din alimi olmaktir.» (25) 



» 



oAlira olan mii'min, ibadet eden mii'minden yetmi§ derece fis- 
tiindtir.» (26) 



(23) Ibn Mice OsmSn b. Affan'dan. 

(24) Taberani. 

(25) tbn Abdiilberr, Enes'den. 
(28) Ibn Adiyy, EbCt Hureyre'dun. 



22 tHYAU "CJLOmI'D,- DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - IBADAT 



«Six, din alimleri - fukahasi - 50k, okuyucu ve natipleri az, so- 
ranlan ax, cevap verenleri cok olan blr diyar ve zamandasmiz. Bu va- 
zlyet kar^isinda, amel, ilimden hayirlidir. Yabinda hit zaman gelecek, 
fittnder -fuhaka- azalacak, konugmalar gogalacak, soranlar cok ola- 
cak, cevap verebilenler az bulunacak. igte o zaman ilim amelden ha- 
yirudir.» (27) 



« 4JU- A-JW-^JiJI -S'^' 



y y 



«Alitn ile ibadet edcn arasinda yiiz derece fark vardir. Her dere- 
cenin atasi besili fcosu ati ile, yetmi§ senelik mesafedir.» (28) 



-tab -UJI : *JU j <Jp JiiJ^ JU VJj^j -Jwl tS l : J^** 



^^ 1 



Ojj 4 JjU JUJI *a *jijj J*Jl ^jUi OJ : -JU j>Jp JalJ*» 



(37) Taber&ni. 

(28) Irfahtat cEt-Tergib ve*(-Terbib»de. 




1 inci KtTAB ~ 1 inci BAB — iLMlN FAZlLETl 23 

uDenildi ki: Ya Resulallah, en efdal [ttstun] amel hangfeidir? 
Peygamber Efendimiz (S.A.) buyurdu : 

— Aziz ve Celil olan Allah'i bilmektir. Onlar : 

— Hang! bilgiyl kasdediyorsunux? dediler. Peygamber Efendi- 
miz (S.A.) : 

— Noksan sifatlardan miinezzeh, kemal sifatlariyie bezenmig 
olan Allahu Teala'yi bilmegi kasd ediyorum, diye cevab verdiler. On- 
lar : 

— Ey Allah'ra Resulii, biz amelden soruyoruz, siz ilimden cevab 
veriyorsunuz, deyiace, Peygamber Efendimiz (S.A.) : 

— lyi biliniz ki, Allahu Teala'yi bilerek yapilan az amel fayda 
verlr. Fakat cehaletle yapilan amel, cok da olsa fayda saglamaz. Bu- 
yurmu§laxdir.» (29) . 

■•* < t -'#-* " ' • /" ' ** *l * "»" 

i. -f, .^UJ Vi '^J y-Jj ^1 ^l *UJWl j*~ k J>ii. 
- . t'" * •-" * " ** * • i*-*" *• - i I • J* *1 ' * " I * 1 ' 

«Allahu TeaJa kiyamet giinu, btitiin kullarcm ve alimleri diiiltir. 
Sonia alimlere: Ey alimler, ben halinizi bilerek, ilmi size verdim; bu- 
nu size azab etmek icin vermedim. Kasurlannm bagigladim. Buyu- 
run Cennete...» (30) 

Islam bDyCklerInIn sozlerIne gelInce : 



Hazret-i Ali (R.A.) Kumeyl'e hltap ederek: «Ey Kumeyl, ilim 
maldan hayirhdir. Qtinkii mail sen koruyacaksin, fakat ilim seni ko- 
rur. tUm hakim, mal mahkwndur. Mai sarf etmekle azahr, ilim sarfi- 
yatla cogalir.» buyurmu§tur. Vine Hazret-i Ali (R.A.) : «Bir alim, 
gundQzleri oruclu oldugu halde harb eden, geceleri de ibadetle gegi- 
ren miicahid abid'den daha fistundtir. Bir alimin olumtt He Islam ale- 
minde agilan bo§lugu, onungibi yeti§ecek bir alimden ba§kasi dol- 
duramaz.» derai§tir. Yine Hazret-i Ali (R.A.) fair manzflmesinde §6y- 
le buyuruyor : 



(29) Ibn Abdiitberr. Enes'<ten. 

(30) Tabertol Ebu MilAn. 



54 tHYAU 'ULtiMl'D - DtN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 

oOvunmek ancak ehl-i ilme mahsustur. Qtinkii onlar dogru yol- 
4a oldublan gibi arzu edenlere de dogru yolu gosterirler. 

Herkesin derecesi bilgisi lie ol$ultir. Cahiller ise, alimlere dii§- 
mandirlar. 

Alim ol ki, olmeyesin. Qiin!:u insanlar oliir, fakat alimler diridir- 
ler.» 

Ebu'l-Esved: «llimden daha degerli bir sey olamaz; Qiinkii sul- 
tanlar insanlara hukm ederken, alimler sultanlara da hakimdir.» di- 
yor. 

tbn Abbas (R.A.) : «Siileyman Aleyhisselam mal, ilim ve hii- 
ktimdarhk arasinda muhayyer iken ilm'i terclh etti ve bu sayede 
diger Usisine de mallk oldu.» buyuruyor. 

tbn Milbarek'e sordular : / 

« — Kamil insanlar kimdir? tbn Mubarek : 

— Allmlerdir, dedi. Yine sordular : 

— Melikler kimlerdir? ibn Mtibarek : 

— Zahidler [Dunyayi terk edip Allah igin gahsanlar]'dir, dedi. 

— Al^ak seviyeli insanlar kimlerdir? diye sorulunca tbn Mubarek: 

— Din kisvesi altinda diinya menfaati sagliyanlardir,» diye ce- 
vab vermis ve alimden baskasim kamil insan saymamistir. Qunkii 
insanin diger canh mahluklardan aynligi, ilmi sayesindedir. Insan 
hangi hususiyetle digerlerinden aynlirsa, kemall de o sayededir. 
§upheslz, insanin diger manlukattan imtiyazli olmasi, giig ve kuv- 
vetiyle degildir! Qiinkii deve kendisinden kuwetlidir. Vttcud iriligiy- 
le de degildir. Qiinkii fil insanlarin hepsinden buyiiktiir. Yigitlikle de 
degil; rira arslan herkesden yureklidir. Qok yemesiyle de degil! Qun- 
ku fikiizun karni daha buyiiktur. Bunun gibi cinsi mtinasebet baki- 
mindan da degil. Qiinkii bu hususta da, en kiigiik manlukattan olan 
serge kusu, insanlardan daha kudretlidir. §u halde insan, ancak ilim 
Ijin [Allah'i bilmek igln] yaratilmis.tir. 

Diger bazilan: «Cahillerin kazanglan ile alimlerin zararlarinin 
ne oldugunu bilemedim» demisterdir. Hatta bu hususta Feygamber 
Efendimiz (S.A.) de soyle buyuruyorlar : 

, t \ _ * . it I 



< . (JUJ dii\ 4*&& U "jJu>- 



oKur'an'i okuyup anhyan bimse buna karsriik bagkasindaki var- 
figi daha ustiin gimirse; AUahu Teala'mn buyuttugiinu kuciiltmiis. 
trior.* 



X inci KITAB ~ 1 inci BAB - iLMtN FAZlLETl 25 

- . - i 

Feth-iMftsilt: «Yemek i^mekten kesilen hasta misali, gibi, 
ilim ve hikmetten mahrum kalb de olume mahkumdur» diyor. Bu soz 
■dogrudur; ctinku viicudun gidasi yemek i^mek oldugu gibi, kalbin 
gidasi da ilim ve hikmettir. Kalb de bunlarla yasar. llimsiz kalb Glu- 
me mahkumdur. Fakat asm korku, yaranm acisim duyurmadigi gi- 
bi, a§in diinya sevgisi de bu hissi ibtal etmistir. Olum, diinya tela- 
sesini kaldinnca, ayilan sarhos, veyk korkuyu atan insanin sizilanni 
aci aci duymasi gibi, bu hastalik da, butiin giplakhgiyle ortaya 51- 
kar, insan helak oldugunu anlar, tahassiir ic,inde kalir. Fakat ne 
fayda? Nitekim «tnsanlar uykudadir; oliince uyamrlar» buyurulmusjf, 
fakat bu son nedametin fayda vermiyecegi de anlatilmis.tir. Perdenin 
•aradan kaldinlacagi btiyiik gunden Allah'a sigininz. 

Hasan-i Basri: «Alimlerin mtirekkebi sehidlerin kaniyle 
tartilir ve agir gelir.» demi§tir. tbn Mes'ud (R.A.) : «Uim yok 
olmadan okuyun; ilmin yoklugu, alimlerin vefatiyladir. Varhgim 
kudretinde olan Allahu Teala'ya yemin ederim ki, Allah Ugrunda 
olen hakiki sehidler, alimlere verilen yiiksek dereceleri goriince, alim 
olmak iein tekrar diinyaya gelmegi arzu edeceklerdir. Dogrusu su ki, 
"kimse alim olarak dogmamis,tir. ilim, £ali§ip ogrenmekle elde edilir» 
buyuruyor. 

ibn Abbas (R.A.) : aBenim iein gecenin, azicik bir vaktini il- 
me ayirmak, biitiin geceyi ibadetle gegirmekten daha sevimlidir.» de- 
mistir. 

Hasan-i Basri: «Allahu Teala'nin, 

hEv Babbimiz, bize diinyada da hasene ver, ahirette de hasene 

ver.it (2-Bakara: 201) ayet-i celilesinde zikredilen diinyadaki hase- 
neden murad, ilim ve ibadet, ahiretteki hasene'den murad da Cen- 
nettim buyurmustur. 

Hakimin [olgun ki§ij birisine : «Neyi sermaye edinellm?» diye 
sormuslar. Cevabinda : «Gemi battigi zaman sizinle kalabilecek serma- 
yeyi se?in.» demi§tir. Gemi'nin batmasi insanin bliimiiyle te'vll edil- 
digine gore, kendisiyle kalacak sermayesinin de, ilim oldugu anlasUir. 

Diger banian: nHikmete uyan kimseye insanlar uyar ve onu 
Sncu kabfll ederler. Hikmet sahibleri, daima tazim ve htirmet gbrur.w 
uemislerdir. . 



26 1HYAU 'ULCMl-D - DlN — Cat : 1 — RUB'UX - IbADAT 

imam §afii: (Allah ona rahmet etsin) §6yle buyurmustur; 
atlmin hususiyetindendir ki, az da olsa ondan payi olan sevinir, ol- 
miyanlar da daima mahzun kahr.u 

Hazret-i Omer (R.A.) : « Ey insanlar! tlim Sgrenin, Al- 
lahu Teala htisn-I niyyetle okuyanlara yticelik hll'ati giydirir. Hata- 
lan varsa, bu hil'ati geri-almamak igin, kendisine tig def'a hitab eder. 
Bu hatalar dliinceye kadar devam etse de, yine boyle olur.» demi§Ur. 

Ahnef (Allah rahmet etsin) : aAliraler efendi olmaya layilc 
klmselerdlr. ilimsiz ululugun sonu zillettir.n demistir. 

S a 1 i m b. Cad: «Ben k&le idim. Beni iigyfiz dirheme sa- 
tin alan blr zat azad edince, kendime i§ aradim ve okumagi tercih 
ettim. tlim sayesindedir ki, aradan gok zaman gegmeden, beni zlya- 
rete gelen. padi§ahi kabul etmedim.» demi§tir. 

Zubeyr b. Ebubekir: «Babam Irak'da bana yazdigi bir 
mektfibda §6yle diyordu: Oku. Qunkii iliir, fakirliginde servet, zen- 
ginliginde ziynettir» demi§tir. 

Hz. Lokman da, ogluna ayni tavsiyelerde bulunmus. ve demi§tir 
ki: dOglum! Alimler meclisine devam et. Bahar yagmuru Ue yeri ye- 
sillendiren Allah, hikmet nUru ile de, mu'minlerin kalbini aydinlatir.n 

Dlger bazilan: «Alimin olumune, denizde baliklar ve havada kus^ 
tara vanncaya kadar her sey aglar. Daima simasi canlandinhr ve 
hatiralan anihr» demiglerdir. 

Zuhri: «ilim lafzi muzekkerdir. Onu hakiki yigitler sever» de- 
mistir. 

IMM OCiKKNMENtN FAZILETl 

AYETLER : 

dOnlardan bir kismi din ve §eri'at ilimlerihi ogrenmek i£in geri 
kalsin.» (9 - Tevbe : 122) . 

ffEger bilmiyorsamz zikr ehlinden (alimlerden) sorunuz.» (16 - 
Natal: 43). 



1 inci KlTAB — 1 inci BAB — iLtM OGRENMENtN FAZtLETt 27 



HADlSLER: 



iJ»Jl Jl Li> <j 'Jil iUU UJp <ui ^-Lk. UL.U* iU- ,y » 



^ ^ ^ 



«llim yolunu tutana Allah Cennet yolunu acar.» (31) 

nMeiekler, dgrenciden memnun oldukian igin kanatlanm iizerine 
gererler.n (32) 



ft 



«Bir sabah bir mes'cle ogrenmen, yiiz rekat nainaz kilmandan 
hayirhdir.» (33) 

tcllimden bir mes'ete ogrenmek, biitiin varligi ile dunyadan hayir- 
lidir.» (34) 



.' . . • » 



*>. 



(fllim, Qinde bile olsa ogreniniz.» (35) 
dtlim ogrenmek, her Miisliimana farzdir.» 



(31) Mtisltm. Ebfi Hureyre'den. 

(32) Ahmed, Ibn Hibban ve Hakim, Safvan b. Asal'dan 

(33) Ibn Abdiilberr, EbO Zer'den. 

(34) Taberani, EbO Zer'den. 

(35) tbn Adiyy ve BeyhSki, Enes'den, Taberani Ibn Mes'ud'dan ve tbn Abbas'- 
dan rlvayet eUnistir. 



28 lHYAO 'ULtMt'D - DtN — Cilt : 1 — EUB'U'L • IBADAT 



tttlim hazine, sua! anahtandir. Sorun ki, ogrcnin. Bir sual saye- 
■sinde doit ki§i ecir ahr. Buhlar da soran, cevab veren, dinlcyen ve 
Iranian sevenlerdir.» (36) 

(tCahilin cehaletinc susmasi, alimin dc ilmini saklamasi dogru de- 
gildir.i. (37) 

X * " t 

.: -u* auI^j ji jl ^a>. J j 
-oil J^j b Jjii t SjU*. *Jdl i^-ij u^i^ oJl 



« i*JL Vj OI^JI £jLj 



1 *"■ ■ 

Peygamber Efendimlz (S.A.) : 

— tlim meclisinde bulunmak, bin rek'at namaz, bin hastayi ziya- 
ret ve bin cenazeyi te§yi'den daha kiymetlidir, buyurduklannda, din- 
leyenler: 

— Ey Allah'in Resulii, Kur'an okumaktan da hayirli midtr? diyc 
soiunca, Peygamber Efendimiz cevaben : 

— Kur'an ilim ile fayda verir. Manasi anla§ilmadan bir fayda 
saglamaz, buyurmuglardir.- v 38) 



. (36) EM Nuaym, Ali'den. 
<37) Taborani, tbn MardOye'den. 
(38) tbn Cevzi, Mevzu&t'da 6raer'den. 



1 inci KiTAB — 1 inci BAB — tdM OCBENMENtN PAZlLETt 29 



*-*•,■: 



8 aO^-lj 4s»-JA 4Jj>JI (J sL-JVlj^ j 

«lslamiyyeti yasatmak i$in okurken olen kimse lie, Peygamberlcr 
arasinda bir derecelik lark vardir.» (39) 

tSLAM BtJYUKLERINiN SOZLERI : 

tbn A b b a s (R.A.) : «Zorluguna katlandim okudum, neticede 
ululuga erdim.o buyurmu§tur. Hatta tbn Malik, ibn Ab- 
bas hakkmda: «ibn Abbas gibisini gbrmedim. Qunkii yiizune bakan 
en giizel yuztt gormus,, sozunti duyan en tatli sozti dinlemi§, Jetvala- 
nni tedkik eden de, hakiki ilmi bulmu§ olur.» demi§tir. 

ibn Mubarek: nOkumadan ululuk isteyene §a§anm.» buyur- 
mu§tur. 

Bazi hakimler : «Hayatta en gok acxnacak iki ziimre vardir: Biri 
okumak istedigi halde bir gey anlayamiyanlar, digeri de her §eyi anla- 
digi halde okumak istemeyen kimselerdir.» demi§lerdir. 

Ebu'd-Derda (R.A.) : «Bir mes'ele ogrenmek, benim icin bir 
gece ibadetten daha sevimlidir.» buyurmu§tur. Ayrica «Alim ve ilim 
talibi hayirda beraberdir. Diger insanlar ise, bir kiymet ta§imaz. Yk 
Slim, ya talebe veya dinleyici ol; bunlann haricinde kalma, helak olur- 
sun.n demigtir. 

A t a : «Bir zikir ve ilim meclisi, yetmis. lehviyat meclisindeki ku- 
surlan kapatir.» buyurmu§tur. 

Hazret-i Omer (R.A.) : «Gundiizu oruglu, geceyi uykusuz 
ge$iren bin abid'in olumii; helal ve harami ayiran bir alimin oliimun- 
den daha ehvendir.» buyurmu§tur. 

imam § a t i 1 (Allah rahmet etsin) : nilim ogrenmek, nafile 
ibadetten makbllldur.w buyurmu§tur. 

tbn Abdl'l-Hakem (Allah rahmet etsin) ; ! m a m Ma- 
lik' ten okuyordum. Ogle vakti girince (nafile) namaz kilmak i?in 



(39) Darimr. Hasan'dan. 



30 . 1HYAU •ULCMl'D - DlN — CUt : 1 — RUBIJ'L ■ IBADAT 

kitablanmi topladim. Bunu goren hocam: «Eger hiisn-i niyyetle oku- 
yorsan, kilmak lstedigin namaz, okumaktan ustiin degildir, dedi.» di- 
ye nakl buyurmustur. 

EbO'd - Derda (R.A.) : «Sabahleyln ilim tahsiline gitmegi, muca- 
hede saymamak akilsizlik olur.n buyurmugtur. 

TALlMlN [lLtM OGRETMENIN] 
FAZlLETl 

AYETLER : 



* - ■* . «» -' 



« Ojj-^ ft&S ^J\ \j*>*j bl ^•J-IjjJ-^Jj* - 

«Okusunlar da digerleri (muharebeden) donduklerinde onlan 
korkutsunlar. Umulur ki, gekinirler.n (9 - Teybe : 122) 

Burada «inzar». kelimesinden ta'lim ve ir§ad murad edilmi§tir. 
^Uj V.4'1 V 1 ^ 1 *jJ* QjjUl Jl~? AIjUI S]j» 



«§u giinfi hatirla ki: Allah, Kitab verilenlerden §6yle bir sin al- 
nusti. Elbette onu insanlara anlatacak ve gizlemiyeceksiniz.» (3 - AM 

tmran : 187) 

Bii ayet okutmayi farz ktlar. 



*• i »- 



■ ■* - -s ' • " ' * ■*•- .'.-** 



Ǥuphesiz, onlardan bir feismi . bilerek hakk'i gizlerler.n (2 - Ba- 

kara : 146) 

Bu ayet-i celile hakk ilmi gizlemenin haram oldugunu beyan et- 
mektedir. Nitekim ltiz&mimda bildigine §ahidlik yapnuyanlar hakkxn- 
da da §6yle buyuruluyor : 



1 inci KiTAB — 1 inci BAB — TALjMt^ FnZlLETt ' 31 

- ' f- 






KBildlgini gizleyenin kalbi muhakkak ki gunahkardir.n (2- Ba-. 
Jcara : 283) 

Peygamber Efendimiz de bu husflsta goyte buyuruyorlar : 
^ *v w >- ^ ■ * *■ *« . ^ 

(tAUahu Teala LUm verdlgi alimlerden de peygamberlerden aldigt 
misak [soz] gibi, ilimlerini saklamayip insanlara a§iklamalan i?in, siiz 
alnu§tir.» (40) 

«Ben muslumanim deyip iyi ameller igleyerek AUah'a da'vet 
edenden daha guzel sozlii kimdir?» (41 - Fussilet : 33) 

lijujJl ilip^ij <«>^JLj iL' I *- Jl folu - 

«(tnsanlan) Rabbinin yoluna hikmetie, giizel ogiitle davet et!» 

<16 - Nahl : 125) 






«Ve onlara kitab ve hikmeti ogretecek...» (3 - Al-i imran : 48) 

HADlSLER : 

Yemen'e gSnderdfgi Mua^'a hitaben, Peygamber Efendimiz 
§8yle buyurmuglardi : 



(40) Ebfi Nuaym, tbn Mes'ud'dan. 



32 IHYAU 'ULOmI'D - DtN — Cilt ; 1 — KUB'U'L - iBADAT 






«Senin yiizunden Allahu Teala'nin bir kigiyi hidayete erdirmesl,. 
senin i^in biitiin varligi ile diinyadan hayirltdir.n (41) 






«tnsanlara ogretmek icin ilimden bir mes'ele ijgrenen kimseyc, 
yetmig siddik sevabi verUir.» (42) 

t s & Aleyhisselam da §6yle buyurmu§tur: 

«Kim ki ogrenir, ogrendigi ile amel edcr ve ogretirse, scmavatta 
[goklerde] tazimle anihr.u 



C" ,, , * *■*'■,• is ' s s \ 

s ! *sss I • o ■* I -*'» ■* ■*"■' "*" ** • 

t Ij-ul^ j lj-u*J LJp J-*i-ij : iUJUJI J>iJ t o>JI ^i>ol 



itKiyamct giinu, Allahu Teala abid ve raiicahidlere: 

— Girin cennete der. 
Alimler : 

— Bizltn ogretmcmiz sayesinde ibadet ve miicahede ettiler, de- 
yince Hak Teala : 

— Siz benim nezdimde bazi meleklcrim gibisiniz. fjefaat edin; 



(41) Im&m Ahmed, Muaz'dan. Aynca Buhari ve Muslim. 

(42) EbQ MansOr ed-Deylemi, tbn Mes'&d'dan. 



1 inci KlTAB — X inci BAB — TAUMIN FAZtLETl 33 

$efaatiniz makbuldiir buyurur. Onlar da §efaat edince Cennete girer- 

Bu gefaat hakki, her alime degil, bildigini ogreten alimlere ttiah- 
susdur. 

■ K. ( -- ^ ^ r .- ^~y - <- ■ - > '■'s 

i_*»i> Ui>i sUi*Jl i— 'U.Ij ^jtJ_) ^\Jj oLI efrlr'y. J' 

■- ' " " -\ - -' ' \- 

" £ f ' " £ "" " a" „"'£-' >o * 1* 

«Mubakkak ki, Allahu Teala verdigi ilmi insanlardan §ekip al- 
maz. Ancak aSimlerin olmesiyle ilimler de gider. Hatta din makaam- 
lan cahil ba§lann elinde kahr. Kcndilerine bagvuruldukta yanli§ fet- 
valar vermekle kendileri sapittiklan gibi insanlan da §a§ii'tirlar.» (44) 

*• i o „„•' * .■■- » --s *"-y / •. „ ,' > -" 

«3grendigi ilmi sakhyan alimi, Allahu Teala kiyamet giinu, ate§- 
ten gem vurmakla cezalandinr.n (45) 

•* .*'•--' *"' r "* **' r ** 

.i ju- SiU> Jjuo" uy "'-*4*j_ X.* dU ^i ji i$_l^j j 



«En giizel hediye, hikmctli bir sozii iyicc aiilayip, din karde§ine 
anlatmaktir. Bu aym zamanda bir senelik ibadcte de kar§iUktir.n 

(46) 



(43) Ebu'l-Abbas Ez-Zehebl, ibn Abbas'daii. 

(44) Buhari ve Muslim, Abdullah b. Amr'dan. 

(45) Ebfl DavQd, Tirmizf, Ibn Mace, tbn Hibban ve Hakim. EbQ Hureyre'den. 

(46) TaberanI, tbn AbbSs'dan. 

F. 3 



34 1HYAU 'ULLJMi'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 

oVj Im <uUJ- ^1^5 i Vi I4JU jiii. ^_>*-U UaJl « 

tiAllah'i hatulatan ve Allah'a yakla^tiran cihctleriyle, ogreten ve 
ogrenenden ba§ka, diinyada her ne varsa mel'flndur.n (47) 

^^^lU-J! i ^j>- 4*J>j\ j <j"i^. Lai j <u5o^U^ 4JU»w-^ ail jj -)> 

fl jj^\ ^LJl _U»Jp Oj-Ls-J _^Jl^J Cjy*}\ iJ S^j ^Aj>^- 



tcMuhakkak ki, AHahii Tcala, mclekleri, yer-giik ehli, hatta yuva- 
smda kanncalar, suda baliklar, insanlara iyilig-i ogretenlere dua eder- 
ler.u (48) 

fl <UU *u_L ■^.■j>- ^j03- '_■< Uiil SaJli a 1^1 *_L*JI alii U» 

nDuydugu hasen bit hadisi, din kardesine duyurandaii daha fay- 
dab kimse olamaz.» (49) 



-"^ s 



«Bir inuslumamn hayirli bir sozji ogrenip ogtetmesi ve onunla 
amel etmesi, bir senelik ibadetten hayirlidir.n (50) 

a Ulw C~i*j UJ'j i ^Liijj^Xj ft Vj* U! $ 



(47) Tirmizf ve Ibn Mace, Ebil Hiireyre'den. 

(48) Tirmizi. Kbu Umame'den. 

(49) Ibn Abdiilberr, Muliammed b. el-Miikendir'den. 

(50) Ibn Mubacek, Zeyd b. Eskm'den. 



1 inci KlTAB — I inci BAB — TALlMtN FAZlLETl 35 

«Bir gun Peygamber Efendimiz, biri dua ile me^gul olan ve digeri 
tiers okutmakta olan iki topluluk gordii ve dua edenler icin : 

— Bunlar Allabu Teala'dan istiyorlar. Allah dilerse verir, dilerse 
vermez, buyurdular, Okutanlar hakkinda ise : 

— Fakat bunlar ogretiyorlar. 2atcn, ben de muallim olarak gon- 
dcrildim, dediler.» (51) Softra ogretenlerin meclisine oturdu. 

^[^\ j^\ p^\ J^ Mh s^ c^ ^.^^^>.^ J^ 9 

,1" 1 la ■ -• I ^ * " ' s • *"* ^ ,8 J" * ' j. a 



8 > I I ^ « ^ I i« I 



«AUahu Teala'nin benitnle gonderdigi ilim ve hidayet, bol bir 
yagmur gibidir; dokiildugii topragin bir kismi stiyu igine alir, bol mik- 
tarda ot ve mahsul yeti§tirir. Bir kismi da sert ve corak olur, suyu 
icme almaz, fakat yuziinde tutar; insanlar icmek, sulamak ve ekim 
bakumndan bundan faydalamrlar. Bir kismi da yalgin ve kaypaktir, 
suyu icine almadigi gibi yuziinde de tutmaz, yagan yagmur, yuziinden 
siynlip gider; ne bir §ey bitirir, ne de kimscye faydasi olur.n (52) 

Birinci misal ile: Ogrendigiyle amel edene; ikinci misal ile amel 
etmeyip baskasina okutana; ugiincu misal ile de, her ikisinden mah- 
rum olana. misal verilmigtir. 

". i'» a >>****,„ „ « , , , 



(51) Ibh Mace, Abdullah b. Omer'den 

(52) Buhari ve Muslim. Ebti MOsa'dan. 



36 JHYAU 'ULOMi'D - DiN — CiU : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

nAdem oglu oliince amel defteri durulur. Ancak fig §eyden dcfte- 
rine sevab yazihr: Btfnlardan blrisi de, istifade edilen bilgidir.» (53) 

«Hayra delalct eden, onu yapan gibidir.n (54a) 

/"#-», « *' „ * " .* ' -* ' — (5 '" ^ a" "-' ■■* " ' *" > 

_^J i*S^ J>-j JP -Oil aUI J^-j' i.^wuSl ^i VI 0-»>- V»' 

uHeves edilecek iki kimse var: Birincisi Allahu Teala'nin kendi- 
siiie verdigi iliinlc amel cdip ba§kasma da ogretcn; ikincisi dc AUah'in 
verdigi serveti hayra sarfedendir.» (54b) 

^>ir**i. Oi^-H Jtf ?iJjU_U- j-° " 3 \'^3 till Cj-j ^UU-JpS 

«Hazret-i Peygamber : Allahu Teala'nin rahmeti benim vekillerim 
iizerine olsun, diye buyurmu§. Vekilleriniz kimlerdir? diyc sorulunca, 
sunnetimi yasatip Allahu Teala'nin kullarma ogretcnlerdir, ccvabim 
vermi§lerdir.» (55) 

Islam biiyiiklerittin siizleri : 

Hazret-i Omer (R.A.) : «Kim bir hadis iigretir vc ogrettigi 
hadisle amel criilirsc, amel eden gibi sevab kazamr.n buyurmu§tur. 

ibn Abbas (R.A.) : cdnsanlara hayn ogretenler i?m, deniz- 
deki baliklara varincaya kadar her §ey, Allahu Teala'dan magfiret di- 
ler.» buyurnm§tur. 



(53) Muslim, Ebu Hiircyrc'tlcn. 

(54a) Tirmizi, Enes'den. 

(54b) Buhari ve Muslim, Ibn Mes'ud'dan. 

(55) Ibn Abdiilberr, Hasen'den. ibn Abdiilberr. 



1 inci KlTAB — 1 inci BAB — TALtMtN FAZILETl 37 

Diger bazilan : «Alim, Allah He kul arasindadir; bu keyfiyete dik- 
tat etsin.» demisterdir. 

Siifyan-i Sevri, Askalan §ehrine gitti; orada bir mtiddet 
bekledigi halde, kendisine bir §ey soran olmayinca: «Bu diyarda ilim 
61mu§tur, artik benim beklememe liizum yok, vasita te'min edin gi- 
■deyim.B dedi. EJubhesiz bdyle ■ demesi, ogreticiligin iistiin degerine ve 
faziletine hevesi ve ilmin devammi saglaraak arzusundandi. 

Ata (R.A.): «Sald ibn Muse yyeb 'i ziyaret ettim ve 
kendisini aglar gdrdum. Sebebini sordugumda, kendisinden bir §ey so- 
rulmadigi igin agladigini sbyledi.» demi§tir. 

Yine bazi zevat : «Alimler zamanin i§iklandir. Her alim kendi 
asrini aydinlatir ve zamanimn ins&nlan onlarm lgigmdan aydmlanir- 
iar.o demi§lerdir. 

Hasan-i Basri (Allah rahmet etsin) : «Alimler olmasa in- 
sanlarm diger canh varliklardan farki kalmazdi. (punkti onlarm okut- 
masiyle insanlar insanlik seviyyesine ula§irlar.» buyurmu§tur. 

Ik rime : «Bu ilmin bir kiymeti var, deyince; nedir? diye so- 
ranlara: Onun kadrini anlayip koruyacak bir ehline vermektir.» . bu- 
,yurmu§tur. 

Yahya b. Muaz: <(Alimler, Muhammed Aleyhisselam um- 
metine anne ve babalarmdan da §efkatlidirler. £imku anne ve ba- 
balan onlan dtinya ate§inden, Alimler ise, ahiret atesjinden korur- 
lar.o buyurmu§tur. 

Denildi ki : ullim edinmek icin riayet edilecek usuller §unlardir: 
Siikut edib dinlemek, ezberiemek, bildigini tatbik etmek vc sonra da 
ba$kalanna ogretmektir.x 

Yine denildi ki: «BiImeycne iigret, btlenden ogren ki, bildigini ko- 
rumu§ ve bilmedigini 6grenmi§ olasm.» 

Muaz b. Cebel: Okuyup ckutanlar hakkmda §unlan soyle- 
mi§tir : «Okuyun dgrenin, zira Allah igin ilim edinmek Allah'a kar§i 
ta'zim ve ibadettir. Miiz&keresi tesbih, mubahasesi miicahededir. Bil- 
miyene ogretmek sadaka, liyakatlisine bolca okutmak Allah'a yakm- 
hktir. ilim, yalmz ve kimsesiz yerlerde sikintiyi gideren bir arkadag, 
dogru yola kilavuz, zorlukta kolaylik ve sabir merci'idir. ilim dostlar 
yanmda vezlr, yabancilara yakinliktn. Cennet yoluna i§ik tutar. ilini 
.sayesinde AIIahu'Teala bir kisim insanian yiikseltir, iyi i§lerinde izle- 
rinden gidilen rehber ve oncti yapar. iyilikleri anilir, eserleri kahr. 
.Melekler onlan sever ve kanatlanni tizerlerine gererler. Ya§ ve ku- 
rudan her ne varsa, denizdeki bahklar, karadaki canh varhklar ay 



38 IHYAU 'ULOMl'D - DlN - Citt : 1 - BUB'U'L - IBADAT 

ve yildizlara vanncaya kadar her gey, alimler icin Allahu Teala'dan 
magfiret dilerler. Qunku Him, kalb goziinu agar, karanlikta gozlere 
i§ik sacar, zayifhkta bedene kuvvet verir, insam yiiksek mertebelere 
ve ebrar derecesine ula§tinr. ilmi tefekkur, giindiiz orucuna ve gece 
ibadetine denktir. Allahu Teala'ya Itaat, ibadet, tevhid, saygi, gubheli 
§eylerden korunmak, sila-yi rahm'de bulunmak Dim ile olur. Helal ve 
haram ilim ile bilinir. ilim oncudur; amel ise ondan sonra gelir. iyile- 
re ilham olur; fenalar ondan mahrura olur.» Allahu Tealadan hiisn-ii 
tevfik dileriz. 

AKL1 DEJLlLLER : 

Bu bahiste agiklanmak istenen, ilmin fazilet ve nefasetidir. Fazi- 
letin ne demek oldugunu bilmiyen ve faziletten gayenin ne oldugunu 
anlamiyanlann, ilimde veya ilimden gayri §eylerde bir haslet ola- 
rak bulundugunu idrak etmelerine imkan yoktur. §iiphesiz ki, hik- 
metin ne demek oldugunu bilmeden, falan adam hakimdir veya de- 
gildir demek, sagmalamaktan ba§ka bir §ey olamaz. O halde, biz de 
faziletin ne oldugunu anhyahm. 

Fazilet, «fazl» kokiinden gelir; ziyadelik, artma ve cogaima ma- 
nasina, fazlalik demektir. Bir hiikiimde ortak olan iki §eyden birisine 
has bir ziyadelik olursa, i§te bunun digerine fazileti var denir ki, bu 
ziyadelik onun kemali olur. Mesela: At, merkebten efdaldir, denildigi 
zaman, bunlarm yuk ta§imakta ortak olduklan, fakat atin daha agir 
yiik tagimakta, diismana saldirmakta, ko§up ka$makta ve guzellikte 
merkepten tistiin ve kemalli oldugu anla§ilir. Hatta attan buyuk bir 
merkeb kabul edilse, yine bir deger ta§imaz. Qiinkii bu ziyadelik vu- 
cud bakimmdandir ki, bir kemal sayilamaz. Hayvan cismiyle degil, 
vasiflanyla degerlenir. Bu izahati anladinsa, atta dlger hayvanlara 
nisbetle fazilet oldugu gibi, diger sifatlara nisbetle de, ilmin bir fazi- 
let oldugunu anlayacagindan s.iibhe edilmez. Atin hizh gitmesi bir 
kemal degil, belki atta ayn bir hususiyet ve iistunlukttir. Amma ilim, 
zatinda hie bir §eye nisbet edilmeksizin mutlak bir fazilet ve kemal- 
dir. Qiinkii ilim, Allahu Teala'nm kemal sifati, melek ve peygamber- 
lerin §erefi ve mutlak bir fazUettir. Akilh atin, ahmak attan daha 
hayirh olmasi keyfiyeti, hie bir seye izafe edilmeksizin ale'l-itlak onun 
fazileti olmasi gibi. 

iyi toil ki, ragbet bulan ve nefis olan her §ey tig sebebden biriylu 
ragbet goriir ve begenilir : 

1 — Ba§ka §eyi igin, 2 — Zati igin, 3 — Hem zati ve hem de 
bagka sey icin. 

Elbette zati ism ragbet gOren, ba§kasi igin ragbet bulandan efda! 
ve s,ereflidir. Bagkasi icin sevilen altun ve gumu§tur. Bunlar, hadd-i 



1 inei KtTAB — 1 inci BAB — TALtMIN KAZiLETt 39 

zatinda insanm nig bir ihtiyacim gideremiyen birer maden pargasi- 
dir. Eger ticaret vasitasi olmasalardi, gakil ta§larmdan farkli sayil- 
mazlardi. 

Zati bakimindan heves edilen, Allahu Teala'mn cemaline bak- 
manm lezzetiyle ahiret saadetine ulagmaktir. 

Hem zati ve hem de dolayisiyle istenip heves edilen, mesela vii- 
cud sagligi gibi... insanm, ayaklannm sihhatli olmasini istemesi, zati 
bakimmdan olur. Aci ve sanci duymamasi gibi. Baska §ey igin olur. 
Arzu ettigi yere yuriiyiip gidebilmesi gibi... 

Bu itibarla iJme baktigin zaman onu, kendi zatinda tatli bulur- 
sun ve ilim de zati igin istenilir. Ustelik ilim ahiret saadetine vesile 
ve AUah'a yakla§tiran bir vasita olmasi bakimindan da gayri igin se- 
vilir. insan oglunun en buyuk rutbesi ve arzu ettigi §ey de, bu saadet 
ve bu saadete ula§tiran vasitadir. Bu da ilim ve ilme dayanan amel- 
dir. Amel de ilimsiz olamiyacagina gore, dxinya ve ahiret saadetinin 
asli ve biitun ibadetlerin efdali ilimdir. Nasil oimasin ki, her §eyin 
kiymeti neticesiyle olgiiliir. Ilmin neticesi ise, yiiksek makamlara er- 
mek, melekle§mek ve Allahu Teala'ya yakla§maktir. Buraya kadar 
anlattiklarimiz, ihnin ahirete ait olan faydalandir. 

Diinyahga gelince: izzet ve vakar, melikler [hukumdarlar]'e 
soz gegirme ve tab'an hiirmeti celb etme gibi hasletleri vardir. Turk- 
Ierin en akilsizlan ve Arablann eclafi bile, alimlerihe hiirmeti tabii 
bulurlar. Qimkii teerubeleriyle onlarm daha bilgili olduklarrm anu- 
yorlar. Yalmz insanlarda degil, hayvanlarda da, bu hassa mevcuttur. 
Hayvan da iistunlugu takdir eder ve bu anlayistedir ki, kendisinden 
iistiin olan insana 'itaat eder. Biitiin bu saydiklanmiz mutlak ilmin 
faziletidir. Halbuki ileride beyan edilecegi iizere, ilimler de kisimlara 
aynhr ve faziletleri itibariyle. de ayn kiymet ta§irlar. 

Bu izahatimizla, ilim ogretme ve ogrenmenin fazileti agiklanmis. 
oldu. Ilim her §eyden iistiin olunca, elbette onu ogrenmege galismak 
da en iistiin §eyi istemektir, bgretmek ise, en iistiin faydayi sagla- 
maktir. 

Bunun beyani soyledir: Insanlann maksadi, din ve dunyalikta 
toplamr. Dln'in nizami ise, dunyamn nizamma baghdir. gunku dun- 
y& ahiretin tarlasidir. Diinya; kendisini ebedi bir vatan taniyanlan 
degil, bir koprti ve bir misafirhane kabul edenleri, Allah'a ulastiran 
bir vasitadir. Diinyanin nizam ve imareti ise, insanlann galismalan- 
na baghdir. 

insanlann i§, san'at ve meslekleri ise iic. kisimda toplanabilir: 



40 SHYAU -ULtlMl'D - DIN — Cilt : 1 — RUB'UX - IbADAT 

Birincisi : Ya§ayabilmek igin zaruri olan i§lerdir ki, bunlar 
da ddrttur : 

1 — Yiyecek te'mini igin rengberlik, 

2 — Giyecek te'mini igin dokumacilik, 

3 — Mesken te'mini igin ingaat, 

4 — Cemiyetin sevgi, saygi, yardimla§ma ve beraberligini sagla- 
mak igin siyaset. 

tkincisi : Bunlara yardimci olup, yapilmalanna imkan veren 
i$lerdir ki, bunlar da ikiye aynlir: 

1 — Rengberlik ve san'at igin alet hazirhyan demircilik i§i- 

2 — Dokumacihga hizmet eden, hallaghk ve egirme i§i gibi.. 

tJciinciisu : Biltiin bu i§leri tamamlayip susleyen iglerdir. 
Bunlar da (rengberlikten alinan mahsulu ogiitup) pishmek, (giyim 
esyasim) dikmek, boyamak ve yikamak gibi iglerdir. 

Biitun bunlar diinya hayatma nisbetle, bir §ahsm uzuvlan mesa- 
besindedir ki, bunlar da iice aynlir: 

1 — Kalb, ciger ve beyin gibi asil uzuvlar. 

2 — Bu asil uzuvlara hizmet eden mide, damar, §erayin, sinir ve 
Veridler. 

3 — Bu asillari tamamlayip susleyen §eyler ki; deri, tirnak par- 
mak ve kas, gibi... 

Bu saydigimiz san'atlann en §ereflisi asillari oltip, asillaruun da 
en §ereflisi siyasettir. Bunun igindir ki, bu siyaset san'ati, mensjein- 
, de diger san'atlann aramadigi kemalati ister. Yine bunun igindir ki, 
bu san'atin sahibi, diger san'atlari kendine hizmet ettirir. 

Be§eriyeti islah ile diinya ve ahirette selamete ula§tiracak dogru 
yolu gosteren siyaset, dort mertebedir : 

Birinci ve en iistun mertebe: Peygamberlerin siyaseti, sevk 
ve idaresi olup; avam ve havass, biitun insanlarin zahir ve batinlan- 
na hukmetmeleridir. 

I k i n c i mertebe : Halife, melik ve sultanlann siyaseti ve her 
smif insanlara hukmetmeleridir. Fakat bunlar yalniz zahire hiikme- 
der, batina te'sir edemezler. 

t) 5 ii n c ii mertebe : AUahu Teala'yi ve dlnini bilen, peygamber- 
lerin varisi olan alimlerin siyasetidir ki, bunlar nig bir sinifin zahiri 
i§lerine kan?mayip kimseyi zecr ve men'edemiyecekleri gibi, umum 
insanlar da kendilerinden istifade edemez. Ancak munevver tabaka- 
nin batinma hitab edebilirler. 



I inci KlTAB — 1 inci BAB — TALtMtN FAZlLETl 41 

Dorduncii mertebe ; Vaizler'in siyasetidir. Bunlar da ancak 
insanlann avam kisimlarimn batimna hitab ederler. 

Siyasetin §u dort mertebesinde niibuwetten sonra en sereflisi, 
insanlan, helake suriikleyen, kbttt huylardan antip saadete ulastira- 
cak giizel huylar ile susleyen s.eyin, ilmin en buytik faydasi oldugun- 
da stibhe yoktur. iste ilim bgretmekten gaye de budur. 

ilmin diger san'atlardan ustun oldugunu soyledik. Bunun izahi 
ijOyledir: San'atm degeri tig sey ile bilinir : 

B i r i n c i s i : O san'ati bilmeye vesile olan gariza ve mizaca mii- 
racaat etmekle. Akii ve musbet ilimlerin, Iugat limine olan usttin- 
liigii gibi. $iinku miisbet ilimleri bildiren akildir. Lugati ogreten ise 
i§itme hassasidir. Akl'in isitmeden ustun oldugu asjkardir. 

i k i n c i s i : Umumi faydalanm diifjimmek ile, rencberligin ku- 
yuraculuga ustunlugiinu dusunmek gibi... 

tj^iincusii: Uzerinde i§lenen madde lie kuyumculugun deb- 
bagliga ustiinlugii gibi. Birisinde altun, digerinde ise, ijlii hayvan de- 
risi uzerinde is, gbriiluyor. 

§ubhe yok ki, ahiret yolunu aydmlatan dini ilimler, tarn akil ve 
keskin zeka ile elde edilir. 

ileride aciklanacagi gibi, akil, insan oglunun en ustun vasfidir. 
Qiinku Allahu Teala'mn emanetleri, akil sayesinde kabul edilir ve 
yine akil sayesindedir ki insan, Allahu Teala'mn rizasina mazhar 
olur. 

ilmin umumi faydalanna gelince; bunda hie. suphe edilmez. Qun- 
kti neticesi ebedi saadettir. 

Mahallinin serefine gelince: (Bu da gizli degildir.) Nasil gizli ol- 
sun ki, ilim ogretenler insanlann kalblerl ve akillan uzerinde tasar- 
ruf ederler. Yeryiizundeki en ustun yaratik insan, insamn en degerli 
cufc'ii ise kalbidir. ilim 6greten, kalfai olgunlastirmak, temizlemek, ci- 
lalandirmak ve rizayi ilahiye yaklas.tirmakla me§guidur. Binaena- 
leyh her cihetten, ilim efdaldir, §ereflidir. 

Hulasa ilim bgretmek, bir bakimdan Allah icin ibadet, baska bir 
bakimdan Allahu Teala'ya vekalettir. Hem de en biiyiik vekalet. Q un - 
kii Allahu Teala, en has sifati olan ilmi, alim'in kalbine yerle§tirdi. 
Alim, Allahu Teala'mn en degerli cevherlerlnin hazinedan gibidir. 
Bundan, butiin muhtaglara infakda izinlidir. Cennet-i me'va'ya ulas- 
tirmakta ve Allahu Teala'ya yaklastirmakta, Allahu Teala ile kullan 
arasinda vasita olmaktan daha ustun rutbe olabilir mi? Allah kendi 
Jutuf ve keremiyle bizleri de bu gibi kullanndan eylesin. 

Habibine ve biitun hayirh kullarma salat ve selam olsun. 



iKlNCt BAB 

BTJ BAB MAHMtJD VE MEZMftM [OGiJLEN VE YERILEN] iLtMLE- 
SIN AKSAM VE AHKAMI BEYANINDADIR. BURADA FARZ-I AYN 
VE FARZ-I KIFAYE OLAN ILtMLER JLE, KELAM .VE FIKIH iLMI- 
NlN, NE DERECEYE KADAR DlN iLMlNDEN SAYILACACH VE AHl- 
RET ILMiNIN FAZILETI ANLATILACAKTIR. 

FARZ-I AYN OLAN iLIMLERiN BEYANI 

Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki : 

IjJLa JT.Jp aJuJ JUJI ^JJ, )) 

«llim iigrenmek her miisliunana farzctu\» (56) 
Diger Mr hadisdc de : 



jjilj P3 pill 1>UM» 



«Ilim, Qinde bile olsa ogreniniz.» (57) buyuruluyor. 

Her muslumanm bilmesi farz olan ilmin hangisi oldugu husfl- 
sunda insanlar ihtilafa dii§mu§ ve bu hususda yirmiyi a§an fikir one 
siirulmugtur. Tafsilata girmeden bunlan §oyle htilasa edebiliriz. Her 
firka kendi mevziiunun ogrenilmesini farz-i ayn kabOI etmi§tir. Ke- 
1 a m c 1 1 a r a gore bilinmesi farz-i ayn olan, kelam ilmi'dir. Qiinkii 
Allahu Teala'mn v'arhgi, birligi, zati ve sifatlan kelam sayesinde bili- 
nir. Fakihlere gore: Fikih ilmi'dir. Qunkti ibadet ve muamele- 
nin helal ve haram kisimlariyle, mutlak helal ve haram fikih ilmiyle 

(56) tbn Mace Hz. Encs'den. 

(57) tbn Adiyy ve Beyhaki Hz. Enes'den, Taberani ibn Mes'ud'dan ve Ibn Ab- 
bSs'dan rivayet etmistir. 



44 lHYAU"'ULOMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUBUX - iBADAT 

dgrenilir. Bu ilimlerin gayeleri de ender tesadiif edilecek ince mes'e- 
leler degil, belki ferdlerin muhtac oldugu giinliik mes'elelerin hallidir. 
Tefsir ve hadis alimleri :Bu ilimden maksad Kur'an 
ve Hadis oldugunu sdylerler. giinkii diger ilimler bunlar sayesinde 
elde edilir. S o f i y y e ise lasavvuf ilmi'ni one surerler ki, bunlar da 
kollara ayrilir. Bir kismi, bu ilimden gaye, insamn kendi halini ve 
Allah katmdaki makaamini bilmesidir, derler. Diger bir kismi da in-, 
las ve nefsin afetlerini bilmek, lljeytan'm vesvesesi ile melegin ilha- 
mini ayirabilmektir derler. 

Diger bazilanna gore de, ilm-i batm'dir. Bu ilim de erbabina 
farzdir der ve bu suretle hadisi umumu sumuliinden cikarmis, olur- 
lar. Bunun gibi Ebu Talib-i Mekki de: «Mcbani-i Islam hadisi- 
nin tazammun ettlgi ilimdir» der. Bu («Mebani-i lslam» hadisi.) 

« . -an vi aji y oi s^ : ^— >- j>- ^y\ Jyi » 

(dslam dint lies esas iizerine kuruhiiustur: Allahu Teala'nin var- 
ligina, birligine sehadet gctirmek...» (58a) 

diye baslayan hadisdir. Qunku farz olan bu bes. seydir. Elbette bunla- 
nn farz olma keyfiyyetiyle tatblk sekillerini de bilmek farzdir. 

Bu hususda, §upheyi kaldiracak son sozun, bizim anlatacagmuz 
olacagi kanaatlndeyiz. O da Mukaddime'de anlattigimiz gibi, ilmin: 
Muamele ve Miikagefe ilmi olarak ikiye aynlmasi ve burada aranan 
ilm'in ise muamele ilmi olmasidir. 

Akil ve balig kullann yapmakla mukellef olduklan u? §ey vardir: 

1 — i'tikad [inanmak]. 

2 — Fiil [inandiklarim yapmak.] 

3 — Terk [Yasak edilenleri yapmamak]. 

Ya§ haddinin tamamlanmasi veya riiyalanmakla erginlegen akilli 
kimselere evvela farz olan §ey, anliyarak sehadet getirmek, yani Al- 
lah'in birligini ve Peygamberin risaletini tasdik etmektir. Bu sehadet, 
taklid ile de miimkiindur. Bunun icin delil aramaga, kiyas ve kaziy- 
yeler tertibe liizum yoktur. Gaye; sek ve supheden uzak, kat'i bir 
inanctir. Boyle bir inane bulundu mu maksad hasil olur. Bizzat 
Peygamber Efendimlz, Arab cahillerinin tasdik ve ikrariyle iktiffi, eder, 



(58a) Buliart ve Muslim, Ibn Omer'den. Tecrid-i Sarih Tercemesi C. 1, shf 



1 iiwi KlTAB - 2 nr: BAB — FARZ-I AYN OLAN tLIMLER 45 



aynca kendilerine delil ogretmezdi. Binaenaleyh inanarak ve anhya- 
rak sehadet getiren, ilk vazifesini yapmis. ve o an igin baska bir farzi 
kalmamiijtir. §ayet o anda olse, itaat etmis. bir mii'min olarak oltir. 

Bundan sonra gelen mukellefiyetler, ayn ve baska sebeblere da- 
yanir, ki bunlar herkes hakkmda zaruri degildir. Hatta 90k kimseler 
bazi mukellefiyetler haricinde kalirlar. 

Bu miikellefiyetleri icab efctiren sebebler fill, terk ve i'tikad ile 
alakahdir : 

Fill ile al&kali mukellefiyetler : 

. Ku§luk vakti, iman etmis. bulunan bir muslumanin ogleye kadar 
yagamasiyle kendisine yeni bir farzin diismesi gibi. O da ogle vak- 
tinin girmesiyle, §arti olan temizlik ile beraber, namazi bilmesidir. 
Hig bir ariza ve engeli yok iken, tarn ogle vaktini bekledikten sonra, 
namaz'm sart ve ruktinlerini vakit cikmcaya kadar ogrenemiyecekse, 
vakit girmeden hazirlanmasi farzdir, denirse de; farz olan amelin 
§arti olan bilginin farz olmasi, o amelin farz olmasmdan sonradir 
da denebilir. Buna gore de namaz bilgilerini namaz vakti girmeden 
ogrenmekle miikellef degildir. Diger vakit namazlan da bunun gi- 
bidir. 

Eger Ramazana kadar ya§arsa, kendisine yeni bir farz daha dii- 
§er. O da orug ile alakali hukiimlerdir. Oruc vaktinin imsaktan ak- 
§ama kadar oldugunu, farz olan niyet ile yemek igmek ve temasdan 
cekinmek oldugunu ve bu halm EJevval ayina kadar devam ettigini 
bilmektir. 

Sonradan zenginle§ir veya zengin olarak ergin olursa, kendisine 
yeni bir farz daha dusuyor. O da ne kadar zekat verecegi ve bunun 
hemen degil, artici o!!an malm, bir sene elinde kaldiktan sonra veri- 
lecegi gibi hukumlerini bilmesidir. Hatta her ce§it mal'm degil, an- 
cak kendi elindeki mal cinsinin zekatini ogrenmekle miikelleftir. Eger 
yalniz devesi varsa, deve zekatini bilmek yeter. Diger mallarda da 
hukum boyledir. 

(Hac farizasma gelince) ; bu fevri yani acele olmadigi igin hac 
mevsiminde hemen hac mes'elelerini ogrenmekte acele lazim degil- 
dir. (58b) 



(58b) §afi'i ve Hanbelilan* ve bizim imamlardan Mull a mm edV sore, huiriim 
b5yle olmakla beraber. Iniem-i a'znm, imam 1 Malik ve bir sfiziinde Ebii Yftsuf *fevrf 
yfini zengin bldugu senenin hac mevsimincle line etmek borgtur, tdiiri .OT.nahtir. Ancak 
hay&tinda hac etmek miinikiin olursa tehir mcs'uliyeti kalkar. giiphesiz mflzerct hal- 
leri miistesnadir.)) buyuruyovlar. 



46 IHYAU -UlX'Ml'D - DlN — - CJlt : 1 — RUB'UX - xBADAT 

Fakat islam ulemasina yaki§an, azik ve binit gibi gerekli imkan- 
lara sahib olana, haccin te'hiri olarak farz oldugunu bildirrriektir. 
Hatta 50k kerre hemen hac etmek isterse o vakit hac keyfiyetini de 
hemen ogrenmek farzdir. Ggrenilmesi farz olan, haccin erkan ve ve- 
clbeleridir. Sunnetlerini ogrenmek farz degil; sunnetler nafile iba- 
det oldugundan bgrenilmeleri de farz degil, nafile'dir. O anda asil 
haccin kendisine farz oldugunu ona duyurmamanm haram olup 
olmadigina dair soz, fakihlere aittir; bizi alakadar etmez. Yapilmasi 
gereken dlger farz-i ayn'larda da htikum boyledir. 

Terk edilmesi farz olan §eyleri ogrenmege gelince : 

Bunlari da hale nazaran ogrenmek elzemdir. Bu: da §ahsin vazi- 
yetine gore degigir. Qiinku: Bir dilsizin «§u sozii soylemek yasaktir» 
bir korun «suna bakmak haramdim, bir Bedevi'nin «§u yerlerde otur- 
mak memnu'dur» diye bgrenmeleri. farz degildir. §u halde yapilmasi 
gereken §eyleri ogrenmenin farz olmasi da §ahsiyyet itibariyledir. in- 
sanin yapamiyacagi yasaklardan degil, yapmasi miimkiin olan yasak- 
lardan ikaz edilmesi lazimdir. Mesela: Bulundugu muhitte miislu- 
manlar arasinda ipek giyen, baskasimn malim zorla alan veya na- 
musa tecaviiz edenler varsa, bunlann haram olduklanni ogretmek 
lazimdir. £?u anda degil, fakat ileride yapmak ihtimali olan kimse de 
ayni hiikumdedir. Hatta bulundugu muhitte icki ve domuz eti kul- 
lamliyorsa onun da bu yasagi yapmasini goz oniinde tutarak bunlann 
haram olduklanni ogretmek farzdir. Ogretilmesi farz olan her §eyi 
ogrenmek de farzdir. 

t'tikad ve kalb i§lerine gelince : 

iginde dogacak §ubheleri giderecek kadar ilim edinmesi farzdir. 
Eger §ehadet kelimesinin manasinda §ubhe ederse, bu §ubheyi izale 
edecek kadar ilim bgrenmesi farzdir. Eger kendisinde boyle bir §iiphe 
uyanmaz ve kendisi de heniiz Allahu Teala'nin kidemini ve ahirette go- 
riilecegini ve Allahu Teala'nin, hadisata mahal olmadigmi ve bunlara 
benzer i'tikad mes'elelerini bgrenmeden bltirse, mii'min olarak oldiigun- 
de icma vardir. Fakat insamn kalbine dogacak bu gibi hatiralar, bazan 
kendi tabiati ve diisjiincesinden, bazan da basjkalanndan duymakla- 
dir. Eger erginlik caginda, ?ocuk bbyle kelam munaka§alarinin alip 
yurudugu bir muhitte ise, layik olan kendisini bu felsefeden koru- 
mak ve evvela yalniz hakk'i ogretmektir. Qunkii: Bos. bir cevher olan ' 
o (jocugun kalb ve beynine evvela o suphe uyandiracak seyler doldu- 
rulursa bunlari atmak farz olur. Halbuki bu da bazan 50k giic. olur. Na- 
sil ki tefeciligin cogaldigi bir memlekette ah§ - veri§ eden bir mtis- 
lumanin, kazaneimn helal olabilmesi icm, mes.ru' kazanc, yollanni 



1 inci KITAB — 2 nci BAB — FARZ-I AYN OLAN tLlMLER 47 

ogrenmesi ve tefecilikten cekinmesi kendislne farz ise, farz-i ayn olan 
ilimler i?in de vaziyet boyledir. Bunun manasi, olan i§in keyfiyyetini 
bilmektir. Kim farz olan ilmi ve farz oldugu vakti bilirse, farz-i ayn 
olan ilmi de bilmis. olur. 

Sofiyyenin, farz-i ayn hakkinda: oMelegin ilhamiyle §eytanm 
vesvesesini ayirmaktiru demeleri de dogrudur. Fakat bu, herkes hak- 
kinda degil, ihtiyaci olana, gonliinde boyle §eyler dogan kimseye 
mahsustur. Vakta ki insan oglu 50k kerre kendini g6steri§, eekeme- 
mezlik ve benzeri kbtti arzulardan koruyamaz oldu ise, insani perisan 
eden bu hallerden de korunacak kadar bilgi edinmesi farzdir. Bu ilim 
kendislne nasil farz olmasm! Zira Peygamber Efendimiz bir hadlsi 
gerifinde §6yle buyuruyor: 

** t e 

-" 2- -^ 

«tJ9 §ey iusani helak eder: Son derece cimrilik, tamamen arzuia- 
nna uymak ve kiginin kendini begenmesi.» (59) 

Halbuki bunlardan kimse kendini kolay kolay kurtaramaz. ileri- 
de anlatacaginuz kibir ve benzeri gibi dlger kalbi hastahklar, Hadis-i 
§erifde agiklanan bu tic, esasa baglidir. Bu hastahklan tedavi, sahip- 
lerine farz-i ayndir. Bunlan tedavi igin de mahiyyet, mense' ve ala- 
metlerini bilip teshlslerini koyup tedavi carelerine ba§ vurmak gere- 
kir. gunkti: Fenahgi bilmeyen, fenaliga dii§ebilir. ilag demek hasta- 
ligi ziddiyle tedavi demektir. Te§hisi konulmayip ilaci bilinmeyen 
hastalik elbette tedavi edilemez. 

Bu muhlikat arasmda saydiklanmizm gogunu bilmek farz-i ayn 
iken ne yazik ki topyekun insanlar Iuzumsuz §eylerle vakit ge^irir de 
bunlan ihmal ederler. 

Musluman gocuguna inanmasi igin, §ehadet kelimesinden sonra 
bunun tamamindan sayilan: Oldiikten sonra dirilmegi, hisab'i, mi- 
zan'i, cennet ve cehennemi de ogretmek lazimdir. Bu gencin, Peygam- 
ber'in Allah tarafuidan gonderilmis. bir resul olduguna inandiktan 
sonra, teblig ettigi risaletin de ne demek oldugunu anlamasi lazim- 
dir. O da Allah ve Resuliine itaat edenin cennet'e, bunlan tammayip 
isyan edenin ise cehennem'e gidecegini bilmektir. 



(59) Bea&r ve Taber&ni, Enes'den. 



48 IIIYAU 'ULtMfD - DlN — Cilt : 1 - RUB'UX - tBADAT 

§u soylediklerimize dikkat edersen dogru yolun bu oldugunda 
s.tiphen kalmaz. Yine anlarsm ki insan oglu gece ve gunduz her halii 
karmda, ibadet ve muamelesinde kendisini alakadar eden yeni bir 
hadiseyle kar§i kar§iyadir. Her kar§ila§tigi ve kar§ilasacagi vak'alar 
igin de yeni bilgi edinmesi, sorup ogrenmesi lazimdir. 

Peygamber Efendimizin : tttlim ogrenmek her Miislumana farz- 
dir» buyurdugu hadisindeki «EI - ilmun kelimesindeki lam-i ta'rifinde 
ifade ettlgi gibi, bgrenilmesi farz olan ilimden gayesinin miisiuman- 
lar iizerine farz olan amel ilmi oldugu anla§ildigi gibi, bizim beyana- 
timizla da bunlann farz olma zamani aQiklanmis. oldu. Her §eyi ol- 
dugu gibi bilen ancak Allahu Teala'dir. 

FARZ-I KlFAYE OLAN ILlMLER 

Bilmis. ol ki, ilimlerin kisimlarim, §erhetmeden, farz olanlan ile 
olmayanlarmi ayirmak miimkiin olmaz. ilimler, esas itibariyle ikiye 
ayrilir: 

1 — §ER'i ILIMLER : Yani, hisab gibi akil ile, tababet gibi tec- 
rube ile, lugat gibi i§itmekle bilinmeyip ancak Peygamberlerden 6g- 
renilen ilimler. 

2 — §ER'i OLMAYAN ILIMLER : Yani diger vasitalar ile elde 
edllen ilimler. Bunlar da mahmud, mezmuin ve miibah olmak iizsre 
iice ayrilir. 

Mahmud olanlar, dunya isterini duzene koyacak, insanlann sih- 
hatini koruyacak ve ihtiyaglarim cevaptandiracak tib ve hisab ilmi 
gibi ilimlerdir, ki bunlar da farz-i kifaye ve fazilet olmak iizere Iki 
kisma ayrilir. 

Farz-i kifaye olanlar: Diinya isterini tanzim icin lazimdirlar. Ta- 
babet gibi ki, insan oglunun sihhatli olarak yagayabiimesi icin zaru- 
ridir. 

Hcsikb gibi ki, bu ilim de, ali§ - veri$, miras, vasiyet ve butiin 
muamelatta zaruridir. 

§u ilimleri bir beldede bilen bulunmazsa halk zorlukla kar$ila§ir 
ve hepsi birden mes'ul olur. Fakat ihtiyag nisbetinde bir veya. bir kac 
bilenin bulunmasi kafidir. {Artik hepsinin muhasib veya tabib ol- 
masma liizum kalmaz) ve bu suretle digerleri de bu vecibeden kur- 
tulmus. olur. 

Tib ve hisabm farz-i kifayeden olduklarma dair beyanatimiza 
gagmayin. Hakikat §u ki: Butun san'atlanh asillan aym hukumde" 



1 inci KlTAB - 2 nci BAB — §ER"! iLlMLERlN KISIMLARI 49 

olup farz-i kifayedirler. Rencberlik, dokumacihk, siyaset, dikicilik, 
tababet vesaire gibi... £unku: Bir memleketin tabibi olmazsa hasta- 
lik cogahr, insanlar i§inden gttcunden kalir, takattan kesilir ve niha- 
yet oliime mahkum olur. Derdi veren Allah dermamm da yaratti. 
Kullanna, o devayi bulacak kabiliyeti bah§etti ve faydalanmalan 
icin sebebinl de izhar ettir. Korii korune ihmal neticesi oliime mah- 
kum olmak dogru olmaz. 

Ogrenilmesi farz olmayarak fazilet sayilan ilimlere gelince : 

Bunlar da saydigimiz bu ilimlerin, cok ender lazim olacak en 
ince teferruatma inmektir. Elbette' ki bu da, lazim olan kisimlan 
anlamayi kolaylagtirmasi bakimindan bir fazilet ve ustunluktiir. 

Mezmum (olup yerilcn) ilimlere gelince : 

Bunlar dinde yeri olmayip, hi? bir fayda saglamiyan, sihr, tilsi- 
mat, §u'beze, telbisat gibi ilimlerdir. 

Mubah, (yanl ne yasak ve ne de ogrenilmesi mecburi) olan ilim- 
lere gelince; (pok ileri gitmemek §artiyle, eglence olmayan §iirleri 6g- 
renmek, eski tarihlerle me§gul olmak, bunlara misal olarak 2ikr edi- 
lebilir. 

Anlatmak istedigimiz §er'i ilimlerin hepsi inakbul'diir. Ancak, 
hakikatte §er'i olmayan bazi biigiler de araya kangirsa mezmum olur. 

Bunlarm sjer'i ilimlerden oldugu zannedilmis olraasina binaen, 
dini ilimler de inakbul ve mezmum olmak uzere ikiye aynhr. 

SERI iLlMLERIN KISIMLARI 

Makbul olan ser'i ilimler: Usui, liiru.', mukaddimat ve mutemmi- 
mat olmak uzere dbrde aynlir: 

BiRINCi KISIM — (Asil olan ilimler) : Kitab, Sunnet, Icma' ve 
Sahabenin yolu'dur. Kitab ve sunnet asil olmakla beraber, siinnete 
delaleti bakimindan ummetin ittifaki [icma'] da uciincii derecede 
bir asildir. Ashab-i kivam, vahye sahid olduklan gibi sonradan gelen- 
lerin bilmedigi bir cok geylere yetismislerdir. Bazan goruntisun anlat- 
tiklanm yazilar anlatamaz. Bu sebeblerden Slimier onlara uymagi ve 
izlerinden gitmegi uygun buldular. Bunun da muayyen yollari ve hu- 
stlsi sartlan var ki, burada onlarla me§gul olmak uygun dii§mez. (60) 



(60) Burada kiyas-i fukaha'dan bahsedilmiyor. Cunku: Kiyas, bu uc tanenin fer't 
ve usOl alhnlevinin vazifesidir; aym zamanda Hanefl'tere giire, kiyas. hiikmii isbat 
edemez, belki izhar ecter. 

F. 4 



50 iHYAU -ULOmI'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 

iKINGI KISIM — Fiiru' adini ta§ir ki, bu da bu asillardan gika- 
nlan Uimlerdir. Fakat bunlarin anlasUmasi soziin geli§igiizel mana- 
smdan degil, belki akl-i selimin tenbihiyle geni§leyen keskin zekanin 
kbnugulan sozlerden, o sbzle alakah ba§ka manalar cikarmasiyledir. 
Nitekim Peygamber Efendimizin §u hadisinden gikarilan mana gibi: 

I o 



« jL-ip y>3 LS^^'i^-^d ^ 



«Kadi, gadabli iken hiikiim vcrmcz.n (61) 

Gadab kelimesinin asil manasi, hi§im iken, bundan def-i tabii 
ihtiyaci, achk ve hastabgi varken hukum vermez manasini anlamis- 
lardir. 

Bu fiiru' ilmi de ikiye ayrilir : 

1 — Dunya iglerinin tanzimi ile alakali ilimler : Bunlari fikih 
kitablan anlatir ve bunlarla me§gul olanlara «[akih» adi verilir. Bun- 
lar dunya alimleridir. 

2 — Ahiret i§lerinin tanzimi ile alakah ilimler : Bunlar da kalb'- 
in, iyi ahlak kotii ahlak ve Allahu Teala katinda sevilen ve sevilmeyen 
hallerlni bildiren ilimlerdir. Kitabimizin son kismi bunu anlatir. Adet 
ve ibadette kalbden a'zalara sirayet eden halleri de bu kitabin birinci 
babi icine alir. 

tJQtiNCtJ KISIM — ilimlere mukaddime olup adeta ilimleri 
elde etmege birer alet kabilindendir. Lugat ve nahv ilmi gibi. Bunlar 
hadd-i zatinda dini ilimlerden degildir. Ancak Kur'an ve Hadis dini 
Jlimlerin anla§ilmalannda lazimdirlar. Qunkii : Kitab ve Hadis Arab 
llsani iizerine oldugundan, dinimizi anlayabiimek igin bu ilimlere 
muhtaciz. Bunun gibi yazi ogrenmek de lazimdir. §u kadar ki lisan 
kadar zaruri degildir. Qiinkii : Peygamber Efendimiz de iimmi idi 
[okuryazar degildi]. Hatta her soylenen ezberlenip unutulmasaydi 
yazi ihtiyaci da azalmisj olurdu. Fakat bu miimkun olamadigmdan ya- 
zi da zaruri bir ihtiyactir. 

DORDtJNCU KISIM — Bu saydigimiz tie. kismi tamamlayan ilim- 
lerdir ki, bunlar da biri Kur'an, dlgeri Hadis ile alakali olmak iizere 
ikiye ayrilir : 

Kur'an-i Kerim ile alakah tamamlayici ilimler lice aynlir ; 

1 — Kur'an-i Kerim'in okuma §eklini, harflerin okunu§ ve cikis. 
yerlerini bildiren ilim [Kiraat ve Maharicu'I - Hurui]. 



(61) Buh&ri ile Muslim. Hz. Ebu Bekir'den. 



1 inci KlTAB — 2 nci BAB — §ER'i IliMLERtN KISIMLARI 51 

2 — Kur'an-i Kerim'in manasini anlamakla alakah ilimler. Tef- 
slr gibi. Tefsir i§i de menkule dayamr. Yalniz Arab lisanmi bilmek 
yetmez. 

3 — Kur'an-i Kerim'in ahkamiyle alakah ilimler. Bunlar : Nasih 
(Kur'an-i Kerim ayetlerinin eski h'ukmunu kaldiran yeni htikum], 
mensuh [Kaldinlan htikum], amm [Qok manasi olan], has [Tek ma- 
nasi olan], nass [Konu§ma san'atiyle soziin manasi 50k agik olan], 
zaliir [Dii§iinmeden anla§ilan] gibi hususlar ve bunlarin bazilariyle 
amel edip bazilariyle amel etmemek keyfiyyeti beyamnda olan ilim- 
lerdir. Bunlan anlatan ilme «Usui-i fikh» denir ki, bu siinnete de §&- 
mildir. 

Hadls ve haberleri tamamlayan ilimler : Hadis alimlerini isimle- 
riyle, soylariyle, sahabenin isim ve sifatlariyle, ravilerde dogrulugu ve 
zayifi kuvvetliden ayirmak i<;in, ravilerin halini ve hatta miirsel ha- 
disi miisnedden ayirmak i^in ya§lanm bildiren ilimdir. 

tijte bu saydiklarimizin hepsi mahmud ve Sgrenilmesi farz-i kifa- 
yeden olan dinl ilimlerdir. . 

Eger «Fikh'i nigin diinya ilmine, fakihleri de diinya alimleri me- 
yanma kattin?» dersen, bil ki; Allahu Teala, Ademi topraktan gikardi 
Neslini de gamur suyundan ve atilan bir parca sudan yaratti ve onla- 
n babamn belinden ananin rahmine, oradan da dunyaya gikardi; 
sonra kabre, sonra da huzuruna, sonra ya cennete veya cehenneme 
atti. i§te baglangiglan, iste neticeleri ve varacaklan yerler. Diinyayi 
da, azik olmaga yarayacak kismmi almak igin, ahiret kazanci olarak 
yaratti. Eger insan diinyadan diiriist bir §ekilde faydalansa, dedi- 
kodu ye husumetler ortadan kalkar ve kendiliginden fikh ilmi de dti- 
gerdi. Lakin dunyaya tama' ile sanlmalan, du§manhgi dogurdugun- 
dan, onlan idare edecek hiikumete ihtiyag hasil oldu. Hukumet reisi 
■de bu hususda kanunlara muhtag oldu. I§te «fakih» bu siyaset kanun- 
larmi yapan ve halk arasmdaki geki§meleri kaldirmamn yolunu bilen 
araci bir kimsedir. Fakihler, milleti idare eden hukumet adamlarmin 
hocalan ve geki§melerde halki idare etmenin dogru yollanni gosteren 
kimselerdir. Omriime yemln ederim ki! Fikih ilmi [Hukuk] diinya 
ile alakah oldugu kadar din ile de alakahdir. Lakin din ile alakasi, 
-diinya vasitasiyladir. Zira tiDunya, ahiretin tarlasidir.» Din, diinya ile 
tamamlamr. Din ile sultanhk [devlet idaresi] arkada§tir, ikizdir. Din 
asil [kok]'dir, padi§ah [hukumet] onu korur. Koku olmayan yikilma- 
ga mahkum oldugu gibi korunmayan temeller de yikihr, yok olur. 
Miilkun tamamlanmasi ve korunmasi hukumetle miimkundur. Husfi- 
metlerde miilkii korumak ve nizami kurmak da fikihla halledilir. 

Halki, siyasetle idare, bizzat dinden olmayip, ancak din'in kendi- 



52 iHYAu 'ULOmI'D - DlN — Cilt: 1 — RUB'U'L.- iBADAT 



siyle tamamlanabilecegi geylere yardimci oldugu gibi, idare ve nizam 
yollanni bildiren fakih de bunun gibidir. 

Nitekim hacca gidenler haydutlardan korunmak icin muhafiza 
muhtactir; (muhafiz olmadan bu farizeyi yapamaz.) Fakat bunun 
hacc ile munasebeti cok uzaktir. £unku : Hacc baska, bu yola girmek 
ba§ka, hacci tamamlayacak olan yolda muhafaza ve korunmanm ka- 
nun ve hilelerini bilmek ba§ka bir §eydir. l§te fakihler de hacc yolcu- 
luguria gikan zatlann emniyetle yolculuklarim te'min icin korunma 
garelerini bildiren kimselere benzerler. Onun hacc ile alakasi ne dere- 
ce ise, fakihlerin de din ile alakasi o nisbettedir ki, dordimcii derecede 
kaliyor. Bu davamiza Peygamber Efendimizin su hadisi acikca §ahit- 
tir: 



a .« 1 



nlnsanlara ancak iic. kimsc fclvu vcrcbilir. Emir, mc'niur ve niii- 
tekellef.» (62) 

uEmiri), imam ve hiikumdardir. nMe'mum onun naibidir «Mute- 
kellef» ise, ihtiyac. olmadigi halde, kendi kendine yorulup taklid yolu 
ile fetvaya kalkigan kimsedir. 

Halbuki Sahabe-i kiram, ahiret ve Kur'an'dan soiulduklarmda 
hemen cevab verdikleri halde, fetva vermekten kacinir ve fetva i^ini 
yekdigerine havale ederlerdi. Hadis'deki «MiitekelIcf» yerine bazi riva- 
yette «EI - murain yazilmi§tir. Qunkii : Fetva igin tayin edilmedigi hal- 
de kendi kendine taklid lie fetvaya atilan kimsenin gayesi mal ve mev- 
ki talebinden ba§ka bir ,§ey olmadigi icin riyanin tarn kendisidir. 

Eger : <(Senin bu soylediklerin, diinya nizami icin olan cezalarda, 
diyet, kisas ve davalarda hakliyi haksizdan ayirmak gibi kisimlarda 
dogrudur. Fakat ibadetten olan namaz ve orug mes'eleleriyle muame- 
lattan olan helal ve harami ta'yin etmekte dogru olamaz. icQiinku : 
Bunlar tamamen dini'dir.n dersen cevaben deriz ki: «Bir fakihin ahi- 
ret amellerine en yakm olarak mevzu-i bahs ettigi s.eyler islamiyet, 
namaz, zekat, helal - haram olmak iizere iic'dur. Du§unursen bunlar- 
da da fakihin gorusjeri dunyadan oteye gecemez. Bunlann da diinyayi 
alakadar eden i§ler oldugumi anladiktan sonra artik digerlerinde r,ub- 
he kalmaz. 

(§imdi bu iic §eyi teker teker ele alarak diSnyevi olduklanni acik- 
layahm:) 

Fakihler, islamiyetin sihhat, fesad ve. §artlrmndan bahsederler; 



(62) ibn Mace, Amr b. guayb'den. 



1 inci KiTAB — 2 nci BAB — §ER'I iLtMLERIN KIS1MLARI 53 

ancak insanm soziine, diline bakar, ona gore hukiim verirler. Kalb ise 
fakihin idare ve tahakkiimu haricinde kalir. Qiinku: Bizzat Peygam- 
ber Efendimiz kuic. ku§anan kumandan ve ba§kanlan [Erbabu's-siiyuf 
ve's-saltana'yi] kalbe miidahaleden men' etmi§tir. Nitekim kelirae-i 
§ehadet soyleyen kimseyi oldurene: 

— Kelime-i §ehadet getirdigi halde nicin oldiirdiin? diye sorunca: 

— Ya Resulallah, korkudan soyledi, yoksa kalbinden inanmadi, 
diye oziir beyan etmesi uzerine Peygamber Efendimiz : 

«Kalbiiii yardm da baktin mi?» (63) dedi. 

(Yam: «Kalbi, senin vazifen degil, diline bak.» diye kalbi arama- 
dan men' ettiler.) Belki fakih, kilig altinda §ehadet getirenin islami- 
yetinin dogruluguna hiikmeder. Bununla beraber iyi bilir ki, tslami- 
yet onun kalbine i§lememi§, cehalet ve §a§kinhk perdesini kaldirmamis., 
niyyetine duzeltmemi§tir. Ancak kilicin sahibine i§a.ret ediyor, cunkii 
bir yandan malma el atihrken, ote yandan da kilic boynuna inmek 
uzeredir. i§te yalmz diliyle getirdigi §ehadet, boynunu ve malun kur- 
tarmi§ oluyor; bu ise diinyahktir. Bu sebepten Peygamber Efendimiz 
sjoyle buyuruyorlar : 

f / 

«Ben insanlarla «Lailahe illallahn deyincege kadar harb etmekle 
einrolundum. Bunu dediler mi can ve mallarini benden korumu§ olur- 
1ar.» (64) 

Peygamber Efendimiz, §ehadetin faydasmi, bunu ikr&r edenlerin 
mal ve canlarimn korunmasiyle beyan buyurdu. Ahire'tte ise malm 
fayda vermiyecegi meydandadir. Ahirette ancak kalbin ihlasi ve nuru 
fayda verir ki, bu da hkh ile alakali degildir. Eger bir fikh alimi bun- 
dan bahsetmek isterse, kendi ihtisasi haricinde kalan, tababet ve ke- 
lamdah bahsetmesine benzer. ' . 



(63) MOslim, Usftme b. Zeyd'den. 

(64) Buhari ile Muslim. Ebfi Hureyre'den. 



54 1HYAU ULUMi'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX • IBADAT 

Namaza gelince: Bir fakih nama-z kilan kimse, her ne kadar Allah 
huzurunda oldugunu unutur ve zihni ile car§idaki i§lerini ayarlamak 
ile me§gul olursa da Allah rizasi icin tekbir ahp zahiri §art ve erkamna 
riayet ederek kilanin namazinm sihhati ile fetva verir. Halbuki kalbe 
niiffiz etmeyen §ehadetin Allah indinde kiymetl olmadigi gibi bu na- 
mazm da ahirette bir faydasi yoktur. Fakih: «Bu namaz sahihdir.<> 
derken, evet Hak Teala'nin emrine uydu ve bu sayede ta'zirden ken- 
dini kurtardi demek ister. 

Hu§u-i batmi ve namaza kahbiyla girdigi gibi kalbiyle girme key- 
fiyyeti ki asil ahiret ameli budur. Zahiri ameller ancak bununla fay- 
da verir; fakih ise buna kansjmaz, ciinkii mevzuu di§indadir. 

Zekata gelince : Fakih, zenginin, vermekten yiiz gevirdigi vakitte 
padi§ahin zenginden cebren alacagi miktan, zenginin odeyip odeme- 
digine bakar. Zengin, bu muayyen miktan verdigi vakit, fakih de zen- 
gin icin: «Beraet-i zimmet etmi§tir» der. 

Hikaye edildi ki : Kadi imam E b u Yusuf, zekat borcunu du- 
giirmek icin sene tamamlanacagi sirada malini ailesine hibe eder r 
sonra da ailesi kendisine hibe eder ve bu suretle mal, bir scne bir elde 
kalmazmi§. Bu hal, tmam-iA'zam'a duyuruldu; imam-i A'zam da: 
«Evet, bu onun fikh bilgisindendir.n dedi. Evet bu, dunya fikhindan 
oldugu tasdik edildi. Fakat bu alimin ahirette zaran, her cinayetten 
tistundur; cunkii bu gibi ilimler zararh ilimlerdir. 

Helal ve har&ma gelince : Evet haramdan kacmmak dindarliktu*. 
Lakin bunun da dbrt derecesi vardir : 

1 — §ehadeti kabul olacak derecede vera'dir ki, bu kadanndan 
gekinrnezse velilik ve mahkemelerde §ahidlik hakkim kaybeder. Bu da 
agik olan haramlardan sakinmaktir. 

2 — Salihlerin vera'idir ki, bu da helal ve haram olmasi ihtimali 
dahilinde bulunan §upheli geylerden korunmaktir. 

Nitekim bu hususda Peygamber Efendimiz : 

«Sana ku§ku veren ve seni §iipheye diisj.uren geyleri birak da, giip- 
he vermiyen §eyleri yap.» (65) 
buyurmusjlardir. Ayrjca : 



(65) Tirmizi, Hasan b. Ali'den. 



1 inci KlTAB — 2 nci BAB — §ER'l tLtMLERlN KISIMLARI 55 






«Gunah, kalb'in titremesidir. (Yani; herhangi bir i§i yaparken) 
kalb'in huzur iglnde olmalidir. Eger kalb'in carpiyorsa o i§ makbul 
degildir.n (66) buyurmu§lardir. 

3 — Muttakilerin vera'idir ki, bu da harama sebep olmasi ihti- 
mali olan helah terk etmektir. Nitekim Peygamber Efendimiz bir ha- 
dis-i gerlfinde : 

o ^ 

,<f ^ - - 

*< ,*•> b <L» U-« 
'- • sJ 

«Ki$i, zararli §cylcrc dii§mek korkusundan, zaraisiz gibi goriilen 
geyleri terk ctmedikce muttakilerden olamaz.u (67) 

buyurmus.lardir. Mesela : Giybete du§mek korkusiyle insanlann vazi- 
yetinden bahsetmemek, §ehvetinin galeyani sebebiyle bazi yanli? yol- 
lara sapmak ihtimalini goz online alarak, esasinda helal olan, canimn 
her arzti ettigi §eyi yeroekten cekinmek gibi. 

4 — Siddiklar vera'idir. Bu da her ne kadar kendini harama dii- 
§urineyecekse de, Allah'a yakinligi artmayacak §ekilde omrunden bir 
cuz'iiniin bo§a gegecegi korkusundan, biitiin mevcudiyetiyle Allah'a 
teveccuh edip her §eyden yiiz cevirmektir. 

i§te vera'nin §u dort derecesi de - yalniz birinci derece haric - fa- 
klhlerin meslegi di§mda kahr. Birinci derece ise, maddl hayatta §eha- 
detinin makbul olup olmiyacagi keyfiyetidir ki bu, ahiretteki mes'u- 
liyyetten insam korumaz. Nitekim Peygamber Efendimizin Vabise'ye 
olan §u sbzii bunu te'yid eder : 

(<Sana her ne kadar fetva verseler bile, sen kalbine dam§. Yani : 



(66) Beyhaki, Ibn MeB'ud'den. 

(67) TircnizJ, Attyye es-Sa'di'den. 



56 tJIYAU 'ULOMi-D - DiN — Cilt : 1 — RUB'UX - IbADAT 

Muftiiler sana her ne kadar cevaz fetvasi verseler de, sen kalbine bak, 
eger kalbin huzur bulmadi ve tatmin edilmediyse vaz geg, o i§i yap- 
ma.» (68) 

Halbuki fakihler kalbin titremesinden ve kalb ile amel keyfiyye- 
tinden bahsetmezler; belki adalette aranan ,miktar ile kifayet ederler. 

Anla§ildi ki, fakihin biittin hukiimleri, ahiret yolu kendisiyle dti- 
zenlenecek olan diinya ile alakahdir. Eger bu arada bilmiinasebe kalbe 
mtiteallik bir §ey soylerse bu soz bi'1-asale degil, belki bi't-tebaiyyedir. 
Nitekinl bazan da mevzu arasina tababet, hisab, ilm-i nucum ve kelam- 
dan bazi sozler kan§tigi olur. Yine hikmetin nahiv ve §iire kan§masi 
gibi... 

Sufyan-i Sevri, Ulum-i zahirede bir imam iken : «Bu ilm-i zahirin, 
ahirette bir kari yok.» derdi. Halbuki §eref, geregiyle amel edilen ilimde 
oldugunda ittifak vardir. Bu ilmin, zihar [hanimini annesine benzet- 
mekteki hukum], li-'fin [sahitsiz zinada kari kocamn kar§ihkh la.net- 
le§mesindeki hukum], sclem [ticari muameledeki hukum], icare 
[kiradaki hukum] ve sarf [borQlann odeme mahallini gosteren 
hukiim] ilimleri < vugu nasil zannedilir? (Zaten fakihin me§gul oldu- 
gu buniardir.) Allah'a yakinhkigin bunlarla me§gul olmak ahmaklik- 
tan ba§ka bir §ey degildir. Amel, kalb ve azalar ile yapilandir. §eref 
de bundadir. 

Eger : «Sen tababet ile fikhi bir tutuyorsun, halbuki tib sihhat-i 
bedeni Utizam edinmesi bakimmdan tamamen dunyevidi'r; fikh ise 
diinyevi olmakla beraber, Allah'in emrine, nehyine uyulmasi bakimin- 
dan dini tanzim eder; aralarmdaki fark barizdir. Senin bunlan miisavi 
tutman Miislumanlann icma'ma aykmdir» dersen, bilmi§ ol ki : Ara- 
lannda fark vardir ve beyanatimizmdan da anla§ilacagi ve§hile miisa- 
vat lazim gelmez; belki fikh uc. yonden §erefUdir. 

1 — Fikh, Peygamber'den ogrenilmesi bakimmdan §er'i ilimdir. 
Halbuki tib s.er'i ilimlerden degildir. 

2 — Hasta olsun saglam olsun, ahiret yolculanndan nig biri fikh 
dan miistagni kalamaz. Fakat tibba, nisbeten ekalliyeti te§kil eden 
hastalar muhtachr. 

3 — Fikih ilmi, ahiret ilminin kom§usudur. Qunkii a'zalar ile amel 
keyfiyyetinden bahseder ki, bunlarin men§ei kalb ve kalbin halleridir. 
Amellerin giizelleri ahirette makbu.1 olan guzel huydan meydana ge- 
lir. Kotii i§ler de fena huydan meydana gelir. A'zalann kalb ile olan. 
alakasi gizli degildir; amma, saglanmk, hastalik kalbin vasiflanndan 

.. (68) imam Ahmed, Vabtse'den. 



I inci KlTAB ■• 2 nd BAB - AHlRET tLMtNlN KISIMLARI 57 

degil, bedenin vasfi olan mizac bozuklugundandir ki, kalb ile alakasi 
yoktur. Fikm ilmi tababete nisbetle §erellidir; ahiret ilmi de fikha nis- 
betle §erefli ve ustundiir. 

AtliRET YOLU iLMlNlN KISIMLARI 

Son haddine kadar tafsili miimkun olmamakla beraber, eger ahi- 
ret ilminin bir nebze tafsitini bilmek istersen agah ol ki: Ahiret yolumi 
gosteren Him, miika^cfe ve muamelc olmak iizere ikiye ayrilir. 

BiRINCi KISIM : Miikasefc ilmi admi alir ki, buna ilm-i Batm 
da denir. ilimlerin gayesi de budur. Hatta bazi arifler; «Bu ilimden na- 
sibi olmayamn son nefesinden korkulur.» demi§lerdir. En az hisse de 
bu ilm-i batim tereddutsiiz kabul edip, ehline havale etmektir. 

Ba§ka birisi : «iki haslet sahibine bu ilimden bir §ey agilmaz. O iki 
haslet de bid 'at [Dine muteallik, . sonradan icad edilen s,eyleri benim- 
semek] ve kibir'dir.» demistir. 

Yine denildi ki : «Bazan diger ilimler ile de tahakkuk eden bu ilim, 
kendisinde dtinya sevgisi olup §ehvetinin pesinden gidenlerde buluna-. 
maz.» Bu ilmi inkar edenin en kiiguk cezasi zevkinden mahrum olmak: 
tir. 

«Sen kaybcltiginin kaybina razi oV. Bu kayib oylc bir azabtir ki, ce- 
zasi igindedir.)} 

i§te bu Muka§efe ilmi, siddik ve mukarreblerin ilmidir. Bu ilim 
kotu huylardan arimlip temizlendigi vakitte, kalbe tecelli eden bir 
nurdan ibarettir. Bu sayede bir gok §eyleri goriir, adianni duyar miic- 
mel ve kapah olarak bunlan ma'nalandirmaga cjah§ir; derken kendi- 
sihe genis, ufuklar agihr; Hatta Allahu Tealanm, zat, sifat ve ef'al'i 
hakkinda hakiki marifet sahibi olur. Diinya ve ahireti yaratmakta ve 
diinyayi ahiret uzerine takdimdeki hikmetini anlar. Niibuvvet ve Pey- 
_gamberligin, vahy, melek ve sjeytamn ne demek oldugunu bgrenir Pey- 
gamberlere vahyin vasil olu§ keyfiyetini, S=>eytamn insana du§manlik 
§eklini meleklerin Peygamberlere gorunu§ keyfiyyetini, yer gok hazine- 
lerini ve bunlarin sahibini anlar. Bundan sonra da kalbi, melek ve §ey- 
tanih kalbe hucumlanm, melek'in ilharniyle, seytamn vesvesesi ara- 
smdaki farki, ahireti, cennet ve cehennemi, kabir azabini, sirat, mizan 
ve hisab'i bilir ve Hak Teala'nin : 




«Oku kitabim ! Bugiin sana kar§i, iyi hesiib goriicii olarak kendi 
nelsin yeter.» (17 - Isra : 14) 



58 iHYAu 'ULCMf'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'UL - IBADAT 



'i j^JU, IJb'J j-l^^Jl ^ 5 %lVI -UM jl , » 

«Eger bilseler, ya§ayi$ §uphcsiz ahiret ya§ayi§idir.» (29 - Anke- 
but : 64) 

me&lindeki ayetlerin manasim, anlar. Ayrica Allah'a mtilaki olup ce- 
m&l-i ba-kemalini mu§ahede etmenin, Allah'a yakinlik ve civanna er- 
menin, mele'-i a'laya _yukselip, melaike ve Peygamberlere arkada§ 
olmakla mes'ud olmamn, ehl-i cennetin bazilanmn bazilarmi, sema- 
daki yildizlar gibi yuksekte gbrmekle aralanndaki derece farkim, - taf- 
silinde soz uzayacak - bunlara benzer her §eyin ne demek oldugunu an- 
lar. Qiinkti bu sayilanlara, esas itibariyle inanmakta ittifak edenlerin 
anlarnalannda derece farki vardir. 

Bazilan, Allahu Tealanm cennette hazirladigi, gbzlerin gbrmedigi, 
kulakiarm duymadigi. hatir ve hayale gelmiyen §eyler temsili olup 
hadd-i zatinda cennette insanlar ile- esma ve sifattan ba§ka bir §ey 
olmadigim sandilar. Diger bazilan da bir kismimn, tarn lafizlarmm 
manasinda hakikatlar olup, digerlerinin temsili oldugunu kabul etti- 
ler. Bunun gibi bazi kimseler, Allah'i bilmenin son haddi, O'nu bilmek- 
ten aciz oldugunu i'tiraf etmektir zannettiler. Buna mukaabil bazila- 
n da Allahu Teala'yi bilmek babmda bir 50k §eyler iddia ettiler. Diger 
bir goklari da Allahu Teala'yi ma'rifetin haddi, herkesin anlayip bile- 
cegi gibidir, dediler. O da « Allah vardir, birdir», «Alim'dir» [Her §eyi 
oldugu ve olacagi gibi bilir, ilmi degi§mez], «Kadir'dir» [Her §eye giicii 
yeter], «Semi'dir» [Her §eyi duyar, i§itir], nBasir'dir» [Her §eyi gorttr], 
uMutekellim'dirn [Konusur] gibi Allah hakkmda inanilmasi gereken 
seylere inanmaktan ibarettir, dediler. 

iste bizim ilm-i muka§efeden gayemiz, Allahu Teala'mn sifat ve 
ef'alini bilmege perde olan bu gibi kir ve paslardan kalb ayinesmi te- 
mizleyip cilalandirma keyfiyyetini bildirmektir. 

Kalbin bu paslardan temizlenmesi de, §ehevi ve behimi arzulanm 
terkederek, biitiin halleriyle bize misal olan Peygamberlerin izinden 
yuriimekle miimkundur. Kalb'in cilalanmasi ve Hakka ybnelmesi nis- 
betinde bu ilmin nurlan kalb'de parlamaga ba§lar. Buna da ancak ile- 
ride agikhyacagimiz riy&zetle ve ogrenip ogretmekle eri§Uir. I§te bu, 
kitab sahifelerinde yazilmiyan ve ehlinden ba§kasiyle konu§ulmiyan 
bir ilimdir. Ehli de gizli ve mtizakere yoluyla buna i§tirak edendir. 

Peygamberimizin su hadlsden muradi da bu ilm-i hafl [gizli ilim] 
dir. 



1 inci KlTAB — 2 net BAB — AHlRET iLMlNlN KISIMLARI 59 



'■ '■ -- • ■-.■'•■ - ■ ^.. - B 



** ^* "" "" "" •* * S] x- 

l ^ 1 I -" 1 o c J 9 £ £ aft * . f <* ** \ ** 

M . JU:. .oib jij^-Vi Ui NJ U^ J >j ij^kj lip 

s _a>ij J . b- ; ut Ji! jli 4JJ» U-U-. JUj .Oil dbl UJLp I • j_o^J 

■ « 3bJ oUI J] 

«tlimlerden gizli gibi tutulan bazilan vardir ki, oiilan ancak arif-i 
bi'Uah olanlar anlar. Bu ilimden bahsettikleri vakit onlari, ancak ken- 
dlni begenen gtiruh techil edcr. Sakm Hak Teala'mn kendi fazhndan 
Him verdigi alimleri tahkir etmeyin. £unkii Hak Teala onlara o ilmi 
verirken Lahkir ctmedLn (69) 

IKfNCi KISIM : Kalb'in ahvalini bildiren, muamele ilmi'dir. 

Kalb'in mahmud [ogulenj halleri: Sabr, §iikr, havf [korku], reca 
[limit], riza, ztihd [diinya ile alakasmi kesme], takva, kanaat, comcrt- 

lik ile biitun nimetleri Allah'dan bilip ona baglanmak, iyilik, husn-i 
zan, guzel ahlak, iyi gegim, dogruluk ve ihlas halleridir. Bu hallerin 
hudud ve hakikatlerini, bunlara sahib olmamn sebeblerini, semere ve 
alametlerini bilmekle, zayiflayanlan takviye edip kaybolanlari iadeye, 
yarayan ilim, ahiret ilmidir. 

Kalb'in meamum halleri : Fakirlikten korkmak, kaderine kiismek, 
gill [hainlik], liikd [kin], based, gi§s [yaramazhk], benlik ve ovulme 
istegi, diinyahk igin uzun ya§ama arzusu, kibir, riya, unf [liizumsuz 
hiddet], bugz u adavet, lama', cimrilik, ragbet, bezah [buyuklenmek] , 
e§er ve batar [son derece ne§'e ve kibir], zenginlere saygi gosterip yok- 
sullar ile eglenmek, iahr, hcyla ve tenafiis [kendini begenmek, bsn- 
lik], mubahat [varligiyfe ogiinmek], hakki kabdl etniemek, luzCtmsuz 
seyler ile ugrasmak, gok konu§ma.yi sevmek, gosteris, i?in siislenmek, 
miidahene, ucub, kendi noksanlarim gormeyip ba§kalannda kusur 
aramak, ahiret du§iincesi ve Allah korkusunu gonliinden gikarmak, 
§ahsi igin intikam giiderken hak ve hakikate aiding etmemek, husu- 
met besledigi kimseye dost gdrunmek, Allah'm azabindan korkmar 
mak, ameline guvenmek, mekr, hiyanet ve hud'a, tiil-i emel, kasvet 
ve fezazet [merhametsiz ve kati yiirekli olmak], varhkta sevinmek, 
yoklukta iizulmek, insanlar. ile iinsiyet edip yalmzlikta mahzun ol- 



EtKi Abdurrahman esSulemi, Ebu Hureyte'den, «Erbain>de. 



60 IHYAU ■ULOMt'D'- DIN — Cilt : 1 — RUB'UX - iBADAT 



mak, ccfa [haksizlik], tig [kisa gorii§luIukJ , acelecilik^ hayasizlik ve 
merhametsizlik halleridir. i§te bu saydiklanmiz ve benzerleri, fena- 
lik tohumunu ekip kotii amel mahsuliinu yeti§tiren, kalbin mezmum 
hasletlerindendir. 

Bunlann mukaabili iyi huylar olup Allah'a kulluk ve yakmligin 
kaynagidirlar. 

Bu kotii huylarm mahiyet ve hududlanni, sebeb ve alametlerini. 
ve «tedavi garelerini bilmek, ahiret ilmidir. Ahiret ulemasina gore 
bunlan ogrenmek her miikellefe farz-i ayn'dir. Zahiri amellere riayet 
etmiyen, fakihlerin fetvasi geregince padi§ahlann kihciyle helak ola- 
caklari gibi ahiret limine kiymet vermiyenler de kiyamet giinti 
miilkiin gergck sahibi, Allahu Teala'nin kahr u galebesiyle helak ola- 
caklardir. 

Fakihlerin farz-i ayn dedikleri, dunya i§lerini tanzinr icindir. 
Bizim farz-i ayn dedigimiz ahireti diizeltmek igindir. 

Herhangi bir fakih'e bu anlattiklanmizdan birini, mesela tevek- 
kuTden, ihlasdan veya riyadan kaginma garelerinden sorsan durur ve 
cevap veremez. Halbuki bunlan da bilmek farz-i ayn olup ihmal edil-. 
mesi ahirette helaki mucibtlr. 

Eger fakih'e, li'an [yanf bir koca kansimn, zina ettigini iddia 
edip §ahid bulamadigi ve kadm da inkar ettigi vakit kan koca arasin- 
daki lanetle§me hukmu]'dan, zihar [erkek §ehvet hissiyle ailesini an- 
nesine benzetirse buna terettup eden hukiim]'dan, sebk [miisabaka]'- 
den, remy [atisj gibi seylerden sorsan, cildler dolusu cevaplar verir ki 
b'mur boyunca hig biri lazim olmaz; olsa da her yerde onu bilen bu- 
lunur. Geceli giindiizlu bu gibi §eyleri okumak, ezberlemek ve okut- 
makla ugra§ir dui-ur da miihim olan kisimlan ihmal eder. Kendisine 
bu yaptigm dogru degil denilse, hayir bu farz-i kifaye olan ilimlerden- 
dir der; hem kendisini hem de ba§kalarim sa§irtmi§ olur. 

Akli ba§inda olan hemen anlar ki, bu fakihin gayesi farz-i kifa- 
yedeki emrin geregini yerine getirmek olsa, evvela farz-i ayn'i ifa eder. 

Belki kendi yaptiklarindan daha muhim olan farz-i kifayeleri one 
alirdi. Nice memleketler var ki tabibleri hala zimuii [gayr-i muslimj'- 
lerdendir. Halbuki fikhin tib ile alakali hususlarinda bunlann §ahid- 
likleri makbul degildir. Buna ragmen musliimanlardan kimse bununla 
meggul olmaz. Fikih ilminde ve bilhassa hilafiyyat ve cedel ile ugra§ir- 
lar. Memleket bu gibi vak'alara fetva veren fakihler ile dolu. 

Ne olaydi bileydim, nasil olur da din fakihieri bir coklanmn bil- 
dikleri farzri kifaye ile ugra§ir durur da, hig ele ahnmiyan farz-i ki- 
fayeleri ihmal ederler? Bunun sebebi ancak, tib ilmi ile, vakiflar mii- 
tevelliligini almanin, vasi olmanin, yetim mail yeme'nin, kadiligi ye 



1 inci K1TAB — 2 nci BAB — AHlRET tLMiNtN KISIMLARI 61 



hakimligi iltizamin, emsaline ustiinlugun ve hasimlan ilzam'm kolay 
olamiyacagidir. Yaziklar olsun, fena alimlerin gertjegi gizlemeleriyle 
din ilmi mahvoldu. Yardirhcimiz ancak Allahu Teala'dir. Rahmani 
kizdmp, §eytani gulduren bu aldanmadan korunmak igin O'na sigi- 
ninz. 

Zahir alimlerinden vera' sahipleri [haramdan cekinenleri], batin 
alimlerinin ve basiret sahiplerinin ustunliigunu itiraf ederler. 
Imam §a,fii (R.A.), §cyban-i Rai'nin bntinde, mektebe 
giden bir cocuk gibi diz joker ve yapacagi isjleri kendisinden sorardj. 
Kendisine «Senin gibi bir zat boyle bir bedevi'den bilgi alir mi?». diye 
soruldugunda : «Bu adam bizim bilmedigimizi bilir.» cevabini verirdi. 

Ahmed b. ITanbel Ue Yahya b. Main, Ma'riif-i Kerhi'ye ba§ vu- 
rur, ondan sorarlardi. Nasil sormasmlar ki : Aleyhi's-sslatii ve's-selam 
Efendimiz hazretlerine : «Kur'an ve siinnette bulmadigimz bir vak'a 
ile kars.ila§tigimizda ne yapahm?n diye sormalan tizerine : 

«Onu salih kinisclcrdcu sorun ve onlann istisarcsinc arz cdin.n 
(69 a) buyurmu§tur. 

Bu sebebden denildi ki : Zahiri ilimlerde alim olanlar mulkiin 
ve yeryuzuniin susti, batin alimleri ise, gbklerin ve gbrunmcyen ale- 
min [melekutiin] ziynetidirler. Ciincyd-i Bagdad! diyor ki : «Hocam 
Seriyytissakati, yanmdan aynldigim. vakit kimlerle oturdugumu bana 
sordu. Ben de : oMutmsibi ile otururumw dedim. Seriyy : nEvet onun- 
la otur, onun edeb ve ilminden al fakaL kelam hakkindaki sozlerinc 
bakma, onu kelamcilara havale et» demi^Lir. Sonra yoniimu dbniince 
§6yle dedigini duydum : «AUah seni once hadisde (ve diger ilimlerde) 
alim ve sonra sufi kilsm, evvela sufi sonra alim yapmasin.n Bu sozti 
ile, hadis ilmini okuduktan sonra tasavvuf ile ugra§anm felah bula- 
cagma, ilimsiz tasavvuf a giren kimsenin helak olacagina i^aret . et- 
mi5tir.» 

Eger. ilmin tasnifinde, bu meyanda kelam ile lelsefcyi ve bunla- 
nn da makbul veya mezmum olus.Ianni nicin aciklamadm diye so- 
rarsan: Bilmi§ ol ki, kelam ilminin icine aldigi faydah deliller, Kur'an 
ile hadis'de mevcuttur. Bunlarin disinda kalanlar, ya ycrilen cekiy 
tirmelerdir, ki ileride aciklanacagi gibi bunlar bid'at'tir veya musa- 
gabe, mezhepler arasmda yekdigerini nakzeden, aktarma laflar ve 
kaba gurultulerden ibaretiir. Bunlarin gogu da tab'-i sclim'in aevme- 



(60a) Tabcrani Ibn Abbas 'dan. 



€2 JHYAU 'ULUMi'D - DiN — Cilt : 1 — EUB'U'L - iBADAT 

digi, kulaklann duymak istemedigi hezeyanlardir. Diger bir kismi da 
din ile alakasi olmayan seylerdir. Halbuki Sahabe ve Tabi'in devrinde 
bunlann hig biri yoktu. Bunlar ile ugra§mak tamamen bid'at'tir. La 
kin sjmdi hukiim degisti. Qunkii Kur'an ve hadis'in iktiza ettigi hu- 
kumlerden alikoyan bid'ad'ler gogaldi. Bu gibi eserler yazip §upheler 
uyandiran cemaatler turedi. Bunun igin kagimlmasi gereken bu ya- 
saga, zaruri bir hiikum ile ruhsat verildi. 

Hatta haddini a§mamak §artiyle, insanlan sa§irtmaya kalki§an 
bid'adcileri Uzam edebilecek kadar kej&m ilmi ogrenmek, farz-i kifa- 
yeden olan ilimler arasina girmigtir. Bunun derecesini, in§allah gele- 
cek babda aciklayacagiz. 

Felsefeye gelince : Felsefe miistakil bir ilim olmayip dort ciiz'den 
meydana gelmi§tir. 

Birincisi : Hendesc ve hisab'dir. Bu ilimlerden, yalmz ifrata ka- 
garak, bunlar ile mezmtim ilimlere gecenler men'edilir. Qtinku, bu 
ilimler ile ugrasanlann bazilan bunlardan bid'adiere sapmi§lardir. 
Bu sebeble, itikaadi zayif olanlan bu ilimlerden korumak, irmak kena- 
nnda dola§an gocugu suya du§mekten korumak, veya eskileri icin de 
makbul olmamakla beraber, islamiyete yeni intisab edenleri kafirler- 
ile ihtilatlan korumak gibidir. 

Ikincisi : Mantik'tir. Bu ilimde delil ile ta'riften ve bunlann §art- 
lai'indan bahsedilir ki, bunlar da, kelam ilmi icmdedir. 

C^uncusii : Ilahiyat'tir. Allahu Teala'mn zat ve sifatlanndan 
bahseder ki, kelam ilmi icindedir. Qunkii felasife bu hususda, baska 
bir ilim ile kelamcilardan ayrilrms. degildir. Belki aynhklari bazisi 
kiifru ve bazisi bid'ati mucib olan mezheplerindedir. Nitekim i'tizal 
[mu'tezilecilik] ba§h ba§ina bir ilim olmadigi, mensublan yine kelam- 
cilardan oldugu halde batil mezhepleriyle aynldiklan gibi felsefeciler 
de kelamcilardan boyle aynlmi§tir. 

Dordunciisii : Tabi'iyyal [Fizikj'tir. Bunlann bazisi, gergek din 
ve §eri'at manasina uymayan cahilane sjeylerdir. ilim degildirler ki, il- 
min kisimlarmdan sayilsmlar. Diger bazilan da maddenin husfisiyet, 
evsaf ve degi^ikliklerinden bahseder ki, bir nevi tababete benzer, iju 
kadar farkla ki, tabib hastalik ve sagligi bakimindan insan bedenine 
bakar. Tabi'atgilar ise, degi§ikligi ve hareketi bakimindan butiin ci- 
simlere bakar. Fakat tababet, fizik'ten ustiindiir. Qiinku tababete 
ihtiyac zaruri, fizik'e ise zaruri degildir. 

i§te yaptigimiz su agiklamadan anla§ildi ki bid'atcilerin, avami 
aldatmasindan avamin kalbini korumak igin kelam ilmi de farz-i kifa- 
ye olan ilimlerden olmu§tur. Demek ki, kelam ilminin dogu§u bid'at- 
lerin ihdasi sebebiyledir. Nitekim Arablann zulum ve haydutlugu se- 



1 inci KtTAB — 2 nci BAB — AHIRET ILMlKiN KISIMLAHI 63 

bebiyle hacc yolunda hacilann muhafiz bulundurmalari gibi. Eger 
Arablar bu girkin huylarmdan vaz ge^seler, hacilann muhafiz bulun- 
durmalanna Itiztim kalmazdi. Bunun gibi bid'at sahipleri de bo§ sbzle- 
rinden vaz gecselerdi Sahabeler (R.A.) devrindekinden fazlasma, yani 
Kur'an ve hadis dururken kelam ilmine ihtiyag olmazdi. 

Kelamci bilmelidlr ki, dindeki yeri hac yolundaki muhafizlik gi- 
bidir. Eger bu muhafiz yalniz koruyuculukla kalir, hac yoluna gir- 
mezse, hacilardan sayilamiyacagi gibi, kelamci da yalniz mtin&zara 
ve mtidafaa ile kalip ahiret yoluna girmedikge ve kalbini dtizeltme- 
dikce asla din alimleri safinda yer alamaz. Kelamci'mn dindeki yeri, 
avam tabakasimn da ortak olduklan inan^tan ba§ka bir sey degildir. 
Bu ise, dilin ve kalb'in zahir amellerindendir. Avam tabakasindan 
ayrilmasi ancak mticadele, muhafaza san'atiyledir. Fakat Allahu Te- 
ala'nm zat, sifat ve ef'aliyle, miikasefe ilminde acikladigimiz bilgiler 
kelam ilmi vasitasiyle elde edilemez. Belki kelam ilminin bunlara 
perde ve mani' olmasmdan korkulur. Bu ilimlere sahib olmak, Allahu 
Teala'nin, hidayete mukaddime kildigi miicahede lie miimkundtir. 
Nltekim ayet-i celilede soyle buyurulmustur : 



o .» 







nBizim ugrumuzda miicahede edenlere, gelince, elbette biz onlara 
yollaninizi gosteririz ve giibhesiz Allah, muhsinlerle beraberdir.n (29 - 

Ankebtit : 69) 

Eger : «Bu iz&hatm ile, avam'm akidesini bid'atcilerin suphele- 
rinden koruyan kelamcilan, hacilann mallarim Arab yagmacilann- 
dan koruyan muhafizlann seviyesine, fakihleri de mazlumu zalimden 
koruyan p&disahlar kaanunu muhatizliginin - derecesine indirdin. Bu 
iki rtitbe de din ilmine nisbetle cok dustik rutbelerdir. Halbuki bu 
timmetin tin almi§ faziletli alimleri, fakihler ve kel&mcilardir. Allahu 
Teal& katinda en degerli yaratiklar da bunlardir. Dinl ilimlere nisbetle 
?ok dtisuk olan bu derekeye onlari dtigurmek dogru olur mu?» dersen: 

Bilmis. ol ki! Hakikati insanlarda arayan, dalalet golunde sa§inr. 
Eger hakikat yolcusu isen Hakk'i bil ki, ehlini bileshi. Eger yalniz 
insanlar arasinda tin alan fazilet derecelerine bakar ve bununla kifa- 
yet edersen, Sahabeyi ve onlarm ustun mevki'lerini unutma. Bu andi- 
gimiz kimseler de onlarm ustunltigunde reybirligine varmi§ muttefik- 
tirler. O Sahabeler ki, derecelerine degil, ayak tozlarma bile eri§ilmez. 
Boyle iken bunlarm faziteti kelam ve fikh ile degil, belki ahiret yolu- 
nu gosteren ilimleriyledir. Resullerin Efendisi yiice Peygamberi- 



64 1HYAU 'ULUMt'D - DlN ~ Cill: 1 — RUITUX - 1BADAT 



mizin de §ehadet ettigi gibi, Hz. Ebu Bekir (R.A.)'in fazileti fazla na- 
maz kilmasi, fazla oruc tutmasi, cok rivayet edip cok fetva vermesi, 
veya kelamcihgi ile degil, ancak kalbine yerle§tirilen bir sirr iledir. 
Sen de bu sirri ara. Ciinku dcger lagiyan kiymetli cevher budur. Goru- 
niis.e aldanarak tafsili uzur olan bazi sebebler ile insanlann saygi gbs-, 
terdigi kimselere bo§ ver. Peygamber Erendimiz (S.A.) aralarmdan ay- 
nldigi, Allahu Teala'yi bilen binlerce Sahabe'yi (Allah onlardan razi 
olsun) bgmu§tur. Halbuki onlardan ancak bir tanesi kelam san'aiini 
bilmi§ ve hemen on kiisurdan ba§kasi fetva bile vermemi§tir. 

Abdullah b. Oraer hazretleri de bunlardan birisidir. Ken- 
disinden fetva isteyene "insanlann scvk u idaresini uhdesine alan pa- 
di§aha git ve bunu da onun boynuna gccir» derdi. Boyle demekle, fet- 
va i§inin vali ve sultanlara ait olduguna i§aret etmi§tir. 

Hazret-i Omer (R.A.) vefat ettigi zaman, Abdullah b. 
Mes'ud hazretleri: «ilm : in onda doku?a gitti.w dedi; bunun iizeri- 
ne: "Aramizda halen btiyiik Sahabiler vavken nicin bbyle sbylersin.« 
dediler. Abdullah b. Mes'ud da : «Ben bukiim ve fetva. rim- 
lerini degil, ma'rifet-i ilahiyyeyi kasd ediyorum.» diyc cevab verdi. - 

Goriiyorsun, kelam ve cedel"den hie bp.hsetmemi^tir. Ya sana ne 
oldu da Hazret-i Omer'in vefati ile onda dokuzu giden iimi ogrenme- 
ge heves etmiyorsun. Halbuki Hazret-i Omer, keJam ve ccdcl kapisi- 
m kapami§, Kur'an'da muareze eden ayetlerden sordugu icin D a - 
bi'a'yi kirbac. ile dogiip siirgiin etmi§ ve ihtilattan men'etm:§tir. 

'(Alimlerin mc:-hurlan, fakihler ile kela.mcilardir.ji sbzune gelin- 
ce: BHmis. ol ki Allah katmda fazilet sahibi olmakla, insanlar arasin- 
da iin almak ayri seylerdir. Mesela : Hazret-i Ebu Bekir 
(R.A.) 'in insanlar arasmdaki §bhreti, hilafetiyle, fazileti ise, kalbinde 
yerle§tirdigi ve biiyuttiigu sirr iledir.. Hazret-i Omer (R.A.)'in insan- 
lar arasmdaki §bhreti adaletiyle ise de, fazileti, kendisiyle bsraber 
onda dokuzu giden, Allah bilgisiyle, riyasetinde halka §cfkat ve ada- 
letiyle, Allah rizasnu aramasindadir. Bu da icinde sakh olan bir sirr'- 
dir. Diger gbriilcn islerinc gelince : Buniar, §bhret ve nam almagi se- 
ven, mevkl' kazanmak icin gbsteris. yapmak isteyenlerde de goriilebi- 
lir ve bbylelikle sohret, tehlikeli §eyde, faziiet ise, (Allahu Teala'dan 
baska kimsenin bilemiyecegi gizlilik icindedir. Fakihler ile kelajnci- 
lar, halife, kadi ve diger alimler gibidir. Buniar bir kac kisma ayni- 
mi§tir. Bir kismi gbsteris. ve alayis. aramayip, ilim ve fetvasiyle ancak 
Allah nzasini ve Peygamberinin siinnetine uymagi ister. Buniar, Al- 
lahu Teala'mn kendilerinden r&zi oldugu kimselerdir. Allah katmda- 
ki faziletleri de ilimlcriyle amel ettifeleri, fetvalanyla Allahu Teala'mn 



1 inci KlTAB — 2 nci BAB — AHIRET iLMlNtN KISIMLARI 05 

nzasini istedikleri igindir. Her ilitti ameldir; ciinkii kazamlmi$ bir i§- 
dir. Ama her amel, ilim dejjildir. Tabib bile, bilglsiyle Allah'a yakla- 
§ir ve bu sayede sevab kazamr;'bu yakmlik din bilgisiyle degil, belki 
meslekl bilgisiyle cali§malannda Allah nzasini gaye edinmesiyledir. 
Sultan da Allah icin, insanlarm idaresini deruhte ettigi icin Allah'm 
rizasma nail olur ve sevap kazamr. Bu onun din ilmini tekefful ettigi 
icin degil, ilminin geregiyle Allah icin amel ettigindendir. 

Allahu Teala'ya yaklasmanm lie yolu vardir. 

1) Yalmz ilim ile. Bu da mukagcfe ilmi'dir. 

2) Yalmz amel ile, bu da sultanlann adaletle insanlan sevk 
ve idare etmesiyledir. 

3} ilim ve amel ile. Bu da ahiret ilmini bilip i§lemekledir. Zira 
bunun sahibi hem alim ve hem de amildir. 

Kiyamet giinu hangi firkaya katilacagini du§iin! Muka§efe er- 
babi olan alim-bi'llah arasinda mi, yoksa Allah icin amel edenlerle 
mi, yoksa her ikisiyle misin? Nasibini her iki firkadan da almaga ca- 
li§. Qunkii bu kuru bir nam almak icih olan taklidcilikten gok daha 
miihimdir. Nitekim §air soyliiyor : 

ciGordiigiinii al, duydugun dedi - kodulardan vaz gee, giine§ par-. 
larken zuhalden ne beklersin?». 

§imdi sana gecmis, faklhlerin cyle giizel ahlaklanndan bahsede- 
cegiz ki, mezheplerini taklid edenlerin onlara nasil zuliim ettiklerini 
ve kiyamet giinii en biiyiik hasimlarimn onlar olacagmi anlami§ 
olacaksin. 

Cunkii o imamlar, ilimleriyle, ancak Allah nzasmi kasd etmi§Ier- 
dir. Ahiret alimlerinin alameti babmda aciklanacagi gibi, onlann ahi- 
ret alimi olduklan, hallerinden belli idi. Onlar, yalmz fikh alimi 
degil, kalb ilmi ve kalb murakabesile de ugra§irlardi. Fakat her biri 
tek ba§ina bir fakih olan Sahabe-i kirami fikha dair eser yazmaktan 
ahkoyan mani'ler imamlarm da kalbe dair eser yazmalanna engel 
oImu§tur. Bu mani'ler ma'lum olduklanndan aciklanmalarma luzum 
yoktur. 

§imdi biz islam fakihlerinin hallerini acikliyacagiz. Fakat, 
sozlerimizden de anlasdacagi gibi, gayemiz onlara gatmak degil, gd- 
runu§de onlann mezheplerini taklid ettikleri halde, amel ve ahlakla- 
riyle onlara muhalefet edenlerin vaziyetini agiklamaktir. 

Fikh ilminin reisi olup pek cok etbai bulunan, mezhep alimleri, 
bestir. Bunlar : Safi'i, Malik, Ahmed b. Hanbel, 
E i> u Hanlfe ve Sufyan-i Sevri' dirler. (Allah rahmet 
etsin). Bunlarm her biri abid, zahid, ahiret alimi ve diinyaca halkm 

F. 5 



66 1HYAU -ULUMlD - DlN — Cilt : 1 — RUffU'L - IbADAT 

muhtag oldugu fikh alimi idi. Bu fikh ilmi ile de, ancak Allah riza- 
sini dileyen kimseler idi. 

Zamamn fakihleri §u bes. hasletten, yalniz fikhm teferm'atinda 
miibalaga ederek paealan sivamakla onlara uydular. Qunku diger 
dort haslet, yalniz ahirete yarar, bu bir haslet ise hem diinya ve hem 
ahirete yarar. Eger bununla ahiret kasd edilirse, dunyaliga olan kari 
azalir. iste zamamn fakihleri §u be§ hasletten yalniz fikh'm teferru- 
atiyle me§gul oldular; bununla beraber o imamlara benzediklerini id- 
dia ettiler, nerde muhafiz bekcUer, nerde muhafiz melekler?.., i§te 
aradaki f ark. 

O imamlann fikh'daki bilgileri apagik meydandadir. Biz diger 
dort hasletlerine delalet eden hallerini anlatalim: 

I M A M § A F 1 ' i 

§u rivayet Imam Sjfafi'i (Allah rahmet etsin)'nin abid olduguna 
bir delildir: Merhum, geceyi uce taksim eder, bir kismim ilim, diger 
kismim ibadet ve diger kismim da uyku ile gegirirdi. Rebl'i diyor 
ki : «Hepsi namazda olmak §artiyle imam §afi'i Ramazan-i §erifde 
altmis, hatim indirirdi. Buveyti onun talebelerinden idi. Hocasi §a- 
fi'i'ye uyarak o da Ramazan-i §erifte her gun bir hatim indirirdi." 
Hiiseyn-i Kirabisi diyor ki: «Bir gok geceler imam §afi'i ile bir arada 
bulundum, gecenin ugte ikisini namaz ile gegirirdi ve elli ayeti geg- 
mezdi, elli ayeti gegince yuz ayete gikardi. Rahmet ayeti gelince, ken- 
disine ve biitun musliimanlara rahmet dilerdi. Azab ayeti gelince 
kendisi ve btitun musliimanlar igin kurtulus. dilerdi, korku ve limit 
kendisinde toplanmi§ti.» Gecenin iigte ikisini namaz ile gegirdigi hal- 
de elli ayetten yukan gegmemesi, Kur'an-i Azim'in inceliklerini bil- 
mesinin ve bunlari dii§unmesinin bir delilidir. imam §afi'i (R.A.) 
buyurur ki: «On alti senedir doyasiya yemek yemedim, gunkii doya- 
siya yemek yemek, bedene agirlik verir, kalbi katila§tinr, zekayi kay- 
bettirir, uykuyu geker ve sahibini ibadetten alikor.» Toklugun afetle- 
rini anlatan hikmetine, sonra ibadetteki cehd u gayretine bak ki, 
bunun igin yemegi azaltmi§tir. Nitekim aibadetin ba§i az yemektir.n 
denilmi§tir. Imam §afi'i diyor: «Ne yalan ne de dogru omriimde bir 
defa Allah'a yemin etmedim.n Bu, onun Allah'a saygismin ve Allahu 
Teala'nm yuceligine ve kudretine olan bilgisinin acik bir delilidir. 
Bir defa kendisine bir mes'ele soruldu; sukut etti. «Nigin sustun?» 
sualine cevap olarak: «Fazlletin sukutta mi, cevapta mi, rierede ol- 
dugunu anlayincaya kadar sukutu tercih ettim.n dedi. Fakihlere en 
ziyade musallat olan ve zaptedilmekte en gok isyan eden «DtL» ol- 
dugu halde, bak ki dilini nasil murakabe altina almi§tir. Bundan an- 



1 inci KITAB — 2 nci BAB — IMAM SAFtt ' 67 

lasdiyor ki, Imam §afi'i'nin konusmasi da, siikutu da ancak sevap 
kazanmak igin Idi. Ahmed b. Yahya b. Vezir diyor ki: «Misir'm Kan- 
diller <par§isinda imam §afi'i.ile gezerken, biri alimin biri hakkinda 
liizumsuz sozler sarfediyordu. Bunu goren £?afi'i bize donerek: «Bu gi- 
bi herze sozlerden dilinizi korudugunuz gibi, kulagunzi da koruyun; 
c.unku dinleyici, sbyleyicinin ortagidir. Fena insanlar kendi iglerinde- 
ki kOtii geyleri sizin gonullerinize aktarmak isterler. Fena insanlarm 
sozlerini dinleyenler giinahkar oldugu gibi, dinlemeyip reddedenler 
saadete ererler.n dedi.» 

imam §afi'i diyor ki: «Hakimin biri, digerine yazdlgi mektubda: 
"Bilgini isyan ile kirletme, sonra bilginler, ilmin aydinhgiyla yolla- 
nna devam ederken, sen isyaninm karanhgi i£inde kahrsin." demek- 
tedir.x 

Imam §afi'i : «Kalbinde, Allah sevgisiyle, diinya sevgisini topla- 
yabildigini iddia eden yalancidir.» (Qiinku bir gonulde iki a§k ola- 
maz.) buyuruyor. Humeydi naklediyor: «imam §afi'I bazi valilerle 
Yemen'e ve oradan da on bin dirhem hargiik ile Mekke'ye gitti. Sehir 
di§inda kendisine bir gadir kurdular. Ziyaretine gelenlere, parayi ta- 
mamen dagitmadan oradan aynlmadi. Bir def'a da hamamciya biiyiik 
ban§i§ler vermistir. Du§en karrujismi kendisine verene de elli dinar 
vermisti.» Buttin bunlar onun comertligini gosterir ki, buna benzer 
daha nice comertlikleri vardir. Ziihd'un basi da cijmertliktir. Qunkii 
bir §eyi seven ondan ayrilmaz, malini infak eden, diinyahgi kiigiim- 
seyen kimsedir. iste ziihd'un gercek manasi da budur. 

imam §afi'i'nin kuvvetli ziihdune, Allah 'dan son derece korktu- 
guna ve biitiin mesjgalesinin ahiret olduguna, §u rivayet gok a$ik bir 
delildir : «Bir gun Siifyan h. Uyeyne, rakik bir hadis rivayet ederken, 
dayanamiyan Sjjafi'i bayildi. Bunu gorenler, Uyeyne'ye, Ejjafi'i oldii de- 
diler. Uyeyne : «Eger oldii ise, zamanin en faziletli insam olmus- 
tur.» dedi» Bir de Abdullah b. Muhammed el-Belva'dan §u rivayet nakl 
olunuyor : nNebate'nin oglu Omer ile abid ve zahidlerden bahseder- 
ken, 6mer bana, "Muhammed b. idris-i §afi'i kadar (R.A.) supheli 
geylerden kafinan ve fasih konu§an bir insan gormedim." dedi..» 

Yine bir gun ben, §afi'i ve Lebil'in oglu Haris Safa tepesine $ik- 
mi§, duruyorduk. Salih el-Mura'nin talebesi oian Haris, yamk sadasi 
ile Kur'an-i Kerim'den : 

itBugiin nutuklan tutulacagi giindiir. tzin de verilmez ki, Sziir di- 
leyeler.n (77 - Murselat : 35 - 36) 



68 IHYAU 'ULUMI'D - DIN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

Ayet-i celilesini okuyunca imam §afi'i'ye baktim; rengi 
soldu, tuyleri diken diken oldu, dehs,etli bir sarsmti ile bayilarak yere 
diis.tu. Ayilinca : 

n — Allalum, yalancilardan ve gafillerin yiiz cevirmesinden sana 
sigininm. Allahim, ariflerin gonlit sana egilir, isteklilerin boynu Eana 
kar§i zelil olur. Ey rabbim, comertligini bana bagi§la, settar jsminle 
benim kusftrlanmi ort, lutfu kereminle kusurlarimi afv et.» dedi ve 
gitti. Biz de Mekke'den aynldik. Bagdad'a geldigim zaman imam 
§afi'i de Irak'da, yani o s,ehirde idi. Bir gun Dicle kenarmda abdest 
almak iijin oturmu§tum, bir adam. yanima geldi ve dedi ki: «Ey gene,. 
abdestini giizel al ki, AUahu Teala da sana diinya ve ahirette giizel 
muamele etsin.w Dondiim baktim, ardmda kalabalik olan bir zat gi- 
diyor; acele abdest aldim ve onu takib ettim. Bana dbnerek: «Bir di- 
legin mi var?» diye sordu. Ben: «Evet, bildiklerinden bana da ogret- 
menj istiyorum.» dedim. O da: «BiImi§ ol ki, Allah'a sadakatle kulluk 
edenler necat bulur. Dininden korkan yani:' Son nefesde imansizlik 
korkusunu saklayan selamet bulur. Bu gun diinyanin lezzetlerine go- 
nttl vermeyen, yann Allah'dan alacagi biiyiik miikafatlarla huzura 
erecektir. Dana ister misin?u dedi. 

«— Evet» diye istek gosterince : 

« — Kendisinde uc. haslet bulunan imanim olgunIa§tirrmstir. 

1 — Emi-i ma'vuf : AUahu Teala'nm emirlerini baskalarma ula§- 
tiran ve kendisi de kabul eden, 

' 2 — Nehy-i muiikei' : Allahu Teala'nm yasaklanndan baskalanm 
men'eden ve' kendisi de gekinen, 

3 — Allahu Teala'nm cizdigi cerceve di§ina gikmayip bunlan ko- 
ruyan.u diye devam etti ve: 

«— Daha soyliyeyim mi?» diye sorunca: 

H— Evet,» dedim. 

« — Diinyadan yiiz cevir, ahirete don, her i§inde Allah'a baglan 
ki necat bulasin.» dedi ve aynldi. Kendisini taniyamami^tim; kim ol- 
dugunu sordum, imam §afi'i'dir dediler.» 

(Kur'an-i Kerim'in ilahl beyanlan karsismda) imam Safi'i'nin 
nasil bayihp du§tugune ve bu va'z u nasihatine dikkat edersen, Al- 
lahu Teala'dan ne derece korktugunu ve nasil bir zahid oldugunu ko- 
layhkla anlarsin. Bu derece ziihd ve korku, ancak Allahu Teala'nm 
azametini bilmek ile mumkundur. Nitekim: «Kullari iginde Allah'dan 
en cok korkanlar, alimlerdir» buyurulmu§tur. imam Safi'l bu korku- 
yu, selem, icare ve benzeri fikh mes'elelerinden degil, belki biitun bil- 



1 inci KlTAB — 2 nci BAB — IMAM §AFll 69 

gilerin kaynagi olan Kur'an ve Hadis'deki ahiret ilmlnden almigtir. 
Qunku-btitun ahkam Kur'an'dadir. 

Kalbin sirlanna ve ahiret ilimlerine vakif oldugu da, kendisinden 
rivayet edilen su hikmetli sozlerinden kolaylikla anlas.ihr: 

Kendisine riya'dan soranlara hemen §u cevabi verdi : «Riya, 
alimlerin basireti [Kalb gozti] onune, heva-i nefsin diktigi bir fltnedir. 
Alimler nefislerinin arzusuna uyarak ona meyl edersc, amelleri mahv 
olur.» 

Yine buyuruyor ki : «Amelinde UCB'a diis.mekten korkarsan, ame- 
lin ile kimin nzasi, hangi nimetlere heves edip hangi azabdan kagtigi- 
m, hangi afiyete te§ekkiir edip ve hangi belayi hatirlamakta oldugu- 
nu dusun. Bunlardan yalniz birini gozoniinde bulundursan bile, ame- 
lini begenecek tarafin kalmaz. (Qunku onlara nisbetle senin amelin 
yok demektir.) » Bakmiz, kalbin buyiik hastahklarindan olan riya 
ile ucb'u ve ucb'un tedavi carelerini nasil agikladi. 

Yine §afi'I Hazretleri : «Nefsini korumayan kimseye ameli fayda 
verniez.)> buyurmustur. Yine (Allah rahmet etsin) : «Bilerek Allahu 
Teala'ya kulluk edenin sirri uyanir, sir [gizlilik] ruhdan ilerdedir,- 
yani ibadetinin ma'nevi zevkini duyar.n buyurmu§tur. «Her insamn 
■dostu ve diismam vardir. Bunun icin (yani dostunun mes'ud, diisma- 
nmin rezil olmasi igin) Allah'a kulluk et.» sbzu de onundur. 

Salih ve haramdan kacman bir sat olan Abdu'1-Aziz oglu Abdu'l- 
Kahir, imam §afi'i'ye vera'dan sorardi. Kendisi vera' ehli oldugundan 
Imam §afi'i (R.A.) ona iltifat eder, sbzlerini cevaplandinrdi. 

Bir gun tmam Ejafi'i'ye (ariflerin iiq makaami olan) sabir, mihnet 
ve temkin'den hangisinin daha makbul oldugu soruldu. §afi'i: «Tem- 
kin, Peygamberler derecesidir; once mihnet, sonra sabir ve daha sonra 
da temkin gelir. Baksana, Allahu Teala, Ibrahim aleyhi's-selami ewe- 
la imtihan etti, sonra temkin verdi. Musa aleyhi's-selami da evvela im- 
tihan etti sonra temkin, tahammvil verdi. Eyyub aleyhi's-selami imti- 
han etti, sonra temkin verdi. Suleyman aleyhi's-selami evvela imtihan 
etti, sonra temkin ve biiyuk mulk verdi. 

Binaenaleyh temkin, derecelerin en ustiiniidur. Nitekim Allahu 
Teala : 

«Ve iste bu suretle Yusuf'u o arzda temkin eltik.» (12- Yusuf: 21) 

buyurmu§tur. Eyytib aleyhi's-sel&ma da biiyuk imtihan ge^irdikten 
sonra kudret verildi. Nitekim : 



70 tHYAU 'ULOMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - iBADAT 






«Ve ona (Eyyub aleyhi's-selam'a) foiitiin ehlini ve beraberlerinde 
daha bir mislini bah§ettik.» (21 - Enbiya : 84) 

buyurmu§tur. imam § a f i ' i (R.A.) 'nin bu agiklamasi, Kur'- 
ftn'in gizliliklerinde miitebahhir olduguna ve Allahu Teala'ya yonelen 
Peygamberler ve velilerin derecelerini bildigine aijikga delalet eder ki,. 
butun bunlar ahiret bilgileridir. 

imam gafi'i'ye (R.A.) «tnsan ne zaman alim olabilir?» diye sor- 
mu§lar. CevjUbinda : «Okudugu her fenni iyice anladiktan sonra, di- 
gerine gecmek ve orada da eksiklerini tamamlamak suretiyle.n demis,- 
th\ 

Yunan hakimlerinden Calinus'a : «Bir hastaliga nigin muh- 
telif ilaclar tavsiye ediyorsun?» diye sormu§lar. C & 1 i n u s : «Ger- 
cekte hastaligin ilaci birdir, fakat diger ilactarm ona katilmasi o ila- 
cin zararh te'sirlerini azaltmak icindir. Tek ilac,, kendisindeki kuvvetle- 
bazan aksi te'sir ederek hastayi cldiirebilir. Fakat diger ila^lar onun 
bu kuwetini azaltir ve yalniz §ifa verici hassasi kalir.» demistir. Bu- 
nun gibi tek cepheli bilgi, insani ifrat'a sevkedebilir; fakat diger ilim- 
ler de ona kan§mca i'tidale doner. i§te bunlar ve daha bir cok mezi- 
yetleri, Imam §afi'i'nin ahiret bilgisi ve Allahu Teala'yi ma'rifetteki 
ustiin mevki'ine delalet etmektedir. 

Fikh ve fikhdaki miicadelesinde gayesi, yalniz Allah nzasi oldu- 
guna su rivayet agikga §ehadet eder : «Hastahgi sirasmda kendisini 
adyaret eden Rebi'i'ye: «Gayem, bana nisbet edilmeden, bildigimi in- 
sanlara duyurmak idi» dcmi§tii\» ilmin ve ilim ile iin almamn afetle- 
rini bildigine ve yalniz Allah rizasim niyyet ederek kalbinde bu gibi 
,un almaga asla iltifat etmedigine bak. imam §afi'i diyor ki: «Muna- 
zara ettigim hig bir kimsenin hataya dusmesini asla istemedim.» Yine 
buyuruyor: «Her kim ile konustumsa onun muvaffak olmasim, kuv- 
vetlenmesini, yardim gormesini ve Allahu Teala'nin onu koruyup rau- 
hafaza etmesini istedim.» Yine buyuruyor ki: «insanlar ile miinaka- 
§amda, Hakkin benim veya onlann lisamndan gikmasini hi? nazar-i 
I'tibara almadim.» (Yam: Hak bulunsun da, ister hasmin agzmdan 
giksm, ister benim agamdan.) Yine buyuruyor ki: «Ortaya koydugum 
gersekleri kabul eden kimseye kar§i saygi ve sevgiden ba§ka bir sey du- 
§unmedim, buna kar§i gergegi kuvvetlendiren delillerimi kabul etme- 
yip miikabere [bilerek inad] edenler de goziimden diistii ve onlan kal- 
btaiden siluim.» Butun bunlar imam §afi'i'nin likh ilmindeki muna- 
zaralaruida gayesinin Allah nzasi oldugunu agikga gostermektedir. - 



1 inci KlTAB — 2 nci BAB — IMAM MALlK - 71 

Gortiyorsunuz, sonra gelenler §u be§ hasletten yalniz fikhda ona 
uymakla kaldi. Asil gaye olan ihlasda aynidilar. Bunun icin Ebfl 
Sevr (Allah rahmet etsin.) : «Ne "ben ve ne de goren gozler' §afH 
gibisini g6rfir.» demigtir. 

Ahmed b. Hanbel (Allah ondan razi olsun); oKirk senedir kildi- 
gim namazlarda, Hjiafi'i'ye dua ederim.n demi§tir. Dua edenin insafina 
ve dua olunanm yuksek derecesine bak; bir de bu asirdaki emsal ve 
akran alimlerin birbirlerlne kar§i olan husumet ve dus.rnanligma baki- 
mz da alim aralanndaki farki bulunuz. Boylelikle, §imdiki fakihlerin 
onlara uyduklan hakkindaki iddialannda ne derece hatah olduklanm 
anlami§ olasimz. 

Ahmed b. Hanbel'in Imam § a f i ' i ' ye sik sik dua 
ettiglni goren oglu: «§afi'l kimdir ki, ona bu kadar dua ediyorsun?» ' 
diye sormusj. Ahmed: «Oglum, Sjiafi'i, diinyaya nisbetle gune§, insan- 
lara nisbetle afiyet gibidir.n demi§tir. §imdi diisun, bakahm bu zatlann 
yerini tutacak kimse var nudir? 

tax am Ahmed diyor. : cDivit'ine sarilan herkasin Imam §a* " 
fi'i'ye bir minneti vardir.» 

Yahya b. Sa'ld el-Kattan : «Kirk senedir kildigim 
her namazda, Allahu Teala'nm kendisine bahsettigi ilim ve dogru yo- 
la tevfik etmesi bakimmdan Jjjafi'i'ye dua ederim.» demi§tir. 

§ a f i ' i Hazretlerinin sayilamiyacak kadar hasletleri vardir. Biz 
bu kadarla kalalim. Bu yazdiklarimin cogu, Nasi* b. Ibrahim 
el-Makdisi 'nin, imam § a f i ' i hakkmdan yazdigi Menakib ki- 
tabiridan ahnmi|tir. Allah ondan ve biitttn miislumanlardan razi ol- 
sun. 

Imam maUk 

imam Malik de (R.A.) yukanda agiklanan be§ hasletle siis- 
lenmigtir. 

Kendisine : 

— ilim talebine ne dersin? diye sorulunca : 

— Qok giizeldir, fakat 6grenecegin, giinluk ya§ayi§mda sana la- 
zim olan ilim olsun, demi§tir. 

Dinl bilgilere o kadar ehemmiyet verir ve saygi gosterirdi ki, bir 
hadls rivayet edecegi zaman hemen abdest alir, sakalmi tarar, koku 
suruniir, vakar Icinde diz ustii oturur ve ondan sonra hadisi rivayet 



72 1HYAU 'ULtlMl'D - DIN — Cilt : 1 — RUB'U'L - iBADAT 

ederdi. «Ni?in boyle yapiyorsunuz?j> diye kendisine sorulunca : oPey- 
gamber Efendimizin miibarek agzindan sikan degerii sozlere saygi 
gostermek igin.n diye cevap verirdi. 

imam Malik buyuruyor ki : «ilim, fazla okuyup rivayet et- 
mek degildir; belki Allahu Teala'nin diledigi kimseye verdigi bir nur'- 
dur.» time olan bu saygi ve hurmeti Allahu Teala'nin yiiceligini kuv- 
vetle bildigine bir delildir. 

ilmiyle Allahu Teala'nin rizasim kasdettigine su sozii agikca de- 
lalet eder : «Dinde miicadele [Din mes'elelerinde miinakasa ve ada- 
vet] big k ir degef ta§imaz. (Mezmum bir haslettir.)» 

Yine faziletine, imam §afi'i'nin §u sozti de delalet etmektedir : 
«Ben Malik hazretlerine kirk sekiz mes'eleden sorulup da otuz iki ta- 
nesine "bilmiyorum" diye cevab vermis, oldugunu biliyorum.» ilmiy- 
le, gayesi Allah rizasi olmayip benlik olanlar "bilemlyorum" diyecek 
kadar semahat ve tevazu' gosteremez. Bu sebebden yine imam § a - 
fi'i: oAlimler arasinda imam . Malik, parlak bir yildiz gibidir, 
Malik kadar minnetdan oldugum kimse yoktur.» demi§tir. 

Rivayet olundu ki : (Halife) Mansur, cebren kanyi fco§a- 
maktan bir §ey lazim gelmedigine dair, hadis rivayetinden Malik 
hazretlerini men' etmi§ti. Sonra, bu mes'eleyi soran bir adami gizlice 
kendisine gonderdi, o da halk huzurunda : nCebren kansmi bosa- 
yanin kansi bog olmaz.n dedi. Bunun iizerine Halife, kendisini kam?i 
ile dogdugu halde yine rivayetinden vaz gecmemi§tir. Yine Malik: 
«Ki§i rivayet. ettigl hadisde yalanci olmaz, dogruyu soylerse, ihtiyar- 
hgmda hastalanmaz, akli kaybolmaz, hasseleri bozulmaz, ateh getir- 
mez.» demi§tir. 

Ziihd ve takvasina gelince : Emiru'l-mu'minin Mehdi, Ma- 
li k'e sordu : «Eviniz var mi?» Malik : dYok amma sana Rebi'a 
b. Ebi Abdi'r-rahman 'dan duydugum bir hadisi haber ve- 
reyim: oKisinin nesebi [ash] evidir.» Aym seyi Harunii'r - R e- 
§ i d de kendisine sordu. Ona da yok deyince, Harunii'r-Re§ld ev almak 
i?in kendisine ug bin dinar verdi. Parayi aldi, fakat kirk parasini har- 
camadi. Re§id, Hicazdan Irak'a donmek istedigi sirada, Malik (R.A.)'e: 
«Benimle gelmeni arzu ediyorum, ciinkii Hazret-i Osman 
(R.A.) insanlan Kur'an'a da'vet ettigi gibi, ben de islamlan Muvatta' 
[Imam Malik'in topladigi hadis kitabidrr.] kitabina davet etmek azmin- 
deyim.n Malik dedi kl: «insanlan Muvatta' kitabina da'vete imkan 
yok; zira Peygaraber Aleyhi's-selamm ashabi, kendisinden sonra her 
tarafa dagildilar ve hadis okuttular. Her §ehirde digerinde olmayan 



1 iiici KlTAB — 2 iici BAB — IMAM MALlK 73 

nice hadlsler duyulmu§tur. Halbuki Peygamber Efendimiz de bir mii- 
barek hadisinde: «Ummetimin ihtilafi rahmetlir.w buyurdular. Sizinle 
gelmeme de imkan yok. Zira yine Peygamber Efendimiz bir hadisinde: 






.uJU 



^yJju IjJlS" J *4^ J-T^ ^i*^ 

«Eger bilseler, Medinc onlar icin tlaha hayirhdir.» (70) 
Diger bir hadisinde de : 

«K6ruk, demirih ciirufunu ayirdigi gilti, Medine de yaramaz adant- 
lanm nefyeder.n (71) 

buyurmusjtur. i§te bunlar da verdigin paralardir, isterseniz aim, ister- 
seniz birakm. Yani siz bana yaptigmiz ikram karsjihgi Medine'den ay- 
nlmami teklif ediyorsunuz, halbuki ben, dunyayi, Resulullah'm §ehri 
olan Medine iizerine tercih etmem.» 

l§te imam M a I i k 'in dunya'da zuhdii boyle idi. Vakta ki 
ilmi etrafa tin saldi ve her taraftan bol hediyeler gelmege ba§ladi, bun- 
Iari tamamen hayir i§lere taksim ederdi. Bu derece comertligi, ziihdu- 
nun ve dunyaya meyli olmadigmm acik delilidir. Esasen ziihd, fakir- 
lik demek degil, kalbin mal'a meyletmemesi demektir. Nitekim Sii- 
leyman (AS.) buyuk bir varlik icinde yine zahidlerden idi. imam 
§ a f i ' i 'den rivayet edilen su vak'a da onun dunyaya kiymet verme- 
diginin acik bir misalidir. imam §afi'i (R.A.) diyor ki : ((Ma- 
li k 'in kapisinda Horasan atlanrun, Misir katirlarmm en guzellerini 
goriince : Malik'e: "Bunlar ne guzel" dedim. Malik: "Benden sana 
hediye olsun" dedi. Ben de: "Bir tanesini olsun kendine binek ola- 
rak birak" dedim Malik : oResulullah'in bulundugu beldenin top- 
raklarmi ben atimm tirnagina nasil cignetirim,» dedi. Malik 'in, 
biitiin hayvanlari birden §afi'i'ye hediye edi§indeki comertligi ile 
Peygamber Efendimiz'in medfun bulundugu Medine'ye olan saygisma 
bakin ki {saygidan hayvana binmemigtir.) 

Dunyahga kiymet vermeyip bilgisiyle Allah rizasim kasdettigine, 
kendisinden rivayet edilen §u hikaye acikca delalet eder : Buyuruyor 



(70) Buhari ile Muslim. Sulyan b. Ebi Ziibeyr'den. 

(71) Buhari ile Muslim, Ebu Hureyre'den. 



74 IHYAU 'ULCMt'D - DtN — Cilt : 1 — RUB'U'L • iBADAT 

ki: «Harunii'r-Re§id'in huzuruna giktim. Harunii'r - Re- 
qid: "Ya Eba Abdullah [Malik'in kunyesi], buraya gellp eocuklarimi- 
za, Muvatta' okutsan iyi olurdu" dedi. Ben de: "Allahu Teala Emiri- 
mizl yticeltsin, bu ilim [hadis] sizden yani Kurey§'den gikti. Eger siz 
bunu yuceltirseniz o yucelir, eger kiymet vermezseniz o da du§er; ilim 
kimsenin ayagma gitmez, ilmin oldugu yere gidilir" dedlm. Bunun 
tizerine Harunii'r-Resjd : "Dogru diyorsun" dedikten sonra. 
cocuklarina : "Siz de cami'e gidin ve diger kimselerle bir arada dinle- 
yin" diye emretmi§tir.» 

IMAM A'ZAM EBC HANIFE 

Ebu Hanife de ayni §ekilde abid, zahid, Allahu Teala'yi bilen ve 
ondan korkan ve Allah nzasmi dileyen bir zat idi. 

Abid oldugu ibn Mub^rek'in s.u rivayetiyle bilinir : ibn 
Miibarek diyor ki: «Ebii Hanife'nin muru'eti [her iyilige isti : - 
dadi] ve cok gece namazi var idi. Hammad b. Suleyman: «Ge"- 
ceyi tamamen namaz ile gecirirdi.» diyor. (Bu, hayatinin sonlannda 
idi.) » Diger bir rivayette, gecenin yansmi ibadetle gecirirdi, denili- 
yor. (Bu, ilk zamanlarmda idi). Bir gun sokakta giderken birisinin, 
Imam'i gbstererek: «§u zat, geceyi ba§tan sona ibadetle gegirir» dedi- 
glni duyduktan sonra butun geceyi ibadetle gegirdi ve ben: «Yap- 
madigim ibadetle vasiflandmldigimdan Aliah'tan utaninm.» dedi. 

Zuhd'une • gelince : R e b 1 b. A s i m ' dan rivayet edildi ki : 
« (Kufe Valisi) Yezid b. Omer b. Hubeyre, beytu'1-mali 
kendisine tesiim etmek iizere beni EbuHanlfe'ye gonderdi. 
Ben de Ebu Hanife'yi getirdim, bu vazifeyi kabul etmediginden yirmi 
kamci kendisine vurdu.» Bakiniz nasil, kamQilari yemek pahasina da 
olsa riyaseti kabul etmedi. Hakem b. H i § a m es-Sakaf i 
diyor ki : «E b & Hanife 'nin gok i'timada sayan bir zat oldu- 
gunu duyan Vali kendisine: "Haztne vekili olacaksin, kabul etmez- 
sen sirtina kamer vurulacak" dedi. Ebu Hanife ise onlarm azabini 
Allahu Teala'nm azabi tizerine tercih ederek bu vazifeyi kabul et- 
medi.» Yine rivayet olundu ki; I b n M ii b a r e k 'in yaninda Ebu 
Hanife'den (bir bakima aleyh-inde) s6z acildi; ibn Miibarek : «Butun 
varligiyla diinya. kendisine arzedildigi halde ondan kacan bir zat'in 
aleyhinde nasil konu§uyorsunuz? dedi. EJuca'in oglu Muhammed'in 
bazi arkada§Iarmdan rivayet ettigine gore, Emlru'l-mu'minin Ebu 
Ca'fer Mansu r'un onbin dirhem hediye gonderecegi Ebu Ha- 
nlfe'ye haber verildi. Ebu Hanife buna razi olmadi. Hediyenin gele- 



1 inci KlTAB - 2 nci BAB — IMAM AHMED VE iMAM SEVRt 75 

cegi gun, sabah namazim kildiktan sonra ba§im orttti ve kimse lie 
konusmadi. Kahtabe 'nin oglu H a s a n 'in adami hediye ile ya- 
runa geldi; fakat Ebu Hanife onunla konusmadi. Yamndakiler: «Bu- 
nun hali budur, arasira konu§ur» dediler. Bunun uzerine gelen adam 
«Ne yapahm?» diye sorunca, «§u beze baglaym da koseye koyun.u 
dediler. Sonra Ebu Hanife ogluna soyte vasiyyet etti: «Oglum, ben 61- 
diigum vakit beni defnettikten sonra §u deriyi Kahtaba'nin oglu Ha- 
san'a gbtiir, ve: «Bu, Ebu Hanife'ye biraktigm emanettir, de!» (Oglu 
da vasiyyetini yerine getirdigi vakit) Hasan: «Allah babana rahmet 
etsin, dini uzerine eok titiz idi.» dedi. 

Yine rivayet olundu ki: «Halife tarafindan Bagdad'm ba§ kadi- 
hgina da'vet edildiginde : «Ben kadihga selahiyetli degilim, senin de 
bu vazifeyi bana vermen dogru olamaz.» dedi. «Nic,in boyle dedin?» 
diye kendisine sorulunca : icEger dogru bir adam isem bu vazife ba- 
na yaramaz, eger yalanci isem, yalancilar kadi olamaz.» diye cevap 
verdi.» 

Ahiret yoluna, din ilmine ve Allahu Teala'yi ma'rifetteki limine 
gelince : «Dunyahktan yiiz sevirmesi ve Allahu Teala'dan son derece 
korkusu bunun agik delllidir. ibn Cureyh:«Ebu Hanife 
Nu'man b. Sabi t'in Allahu Teala'dan son derece korktugu- 
nu sizin Kufe'lilerden ogrendim.u dedi. §ureyk-i Naha'i de: 
« E b u Hanife, daimi du§tince ve uzun stikut sahibi, insanlarla 
az konusan bir zat idi.» dedi. Bu hasletler, batint bilgisinin ve dinde 
mtihim mes'elelerle ugrasmasmm en ac,ik delilidir. Kim ki siikutu ilti- 
zam eder, diinyaya meyletmezse ilmin butunune sahip demektir. Iste 
bu saydiklanmiz tic. Imam'in bir nebze terceme-i halidir. 

IMAM AHMED VE IMAM SEVEl 

Ahmed b. Hanbel ile Siifyan-i Sevri'ye (Allah 
onlara rahmet etsin) gelince: Bunlara uyanlar az, hele Sufyan-i Sev- 
ri'nin t&bi'leri daha azdir. Fakat bunlarm haram'dan kacmmalan, 
diinyayaarka donmeleri, vera' ve zuhd'leri daha meshurdur. Bu kitab 
onlann i§leri ve sozleriyle dolu oldugundan burada tafsilata girismege 
liizum yoktur. Sen bu anda §u iiq imam'in ahlak ve ahvaline bak 
ve du§un ki bu sozler, bu i§ler,.bu hal ve diinyadan i'raz etmek ve yal- 
mz Allah'a yonelmek sade fikh'in f iiru'dan olan selcm, icare, zifaar, ila, 
li'an gibi mes'eleleriyle miimkun miidur? Yoksa ba§ka bir ilim boyle 
bir netice verebilir mi? Bir bunlara bak da «Biz bunlara uyduk» diyen 
alimlerin yalanci veya, dogru sozlii olup olmadiklanm du§un. 



CgUNCt) bAb 

MAKBUL OLMADIGI HALDE AVAMIN MAKBUL SAYDIGI iLiMLER 
HAKKINDADIR. AYRICA BAZI ILIMLERfN HANGI CIHETTEN 
MEZMUM OLDUKLARI ILE, FIKH, ILIM, TEVHlD, TEZKIR VE HIK- 
MET GIBi BAZI ILIM ADLARININ MANACA NASIL DEGISTiRiLDl- 
GtNt VE SER'l ILIMLERDEN NE MAKBUL VE NE KADARIKIN MEZ- 
MUM OLDUGU BEYANINDADIR. 



MEZMQM iLiMLERJN YERiLMESiNiN SEBEBi 



«E§yayi oldugu gibi biimek ve tammak olduguna ve bu da ayni 
zamanda AUahu Teala'nm silatlarmdan bulunduguna gore, nasil olur 
da ilim mezmiim olur» dersen bilmis. ol ki, ilim bizatihi mezmum de- 
gil, belki iic, sebebden biriyle insanlar hakkinda mezmumdur. Bunlari 
a?iklayalim : 

1 — Sahibini veya, baskasim zararlandirmas: bakimmdan mez- 
mum olur. Sihir ve Tilsimat ilimleri gibi. Sihir vaki'dir. Kur'an bunu 
haber vermi§tir; hatta, 50k samimi olan kari-koca arasmi atjmak igin 
bir vasita olarak ona ba§ vurulur. Peygamberimize bile sihir yapilmi;; 
ve kendisi hastalanmigtir. Ce b r a il aleyhi's-selam'm haber ver- 
mes! uzerine kuyu dibinde tas. altmdaki sihir vasitasi gikarilrmstir. 
(Buhari ile Muslim, Hz. Aise'den rivayet etmi§lerdir.) 

Sihir, yildizlann dogu§ yerlerini hesab ederek maddelerdeki has- 
salari bilmekle istifade edilen bir nevi' ilimdir. O maddelerden, sihir 
edilecek adam'm heykeli yapihr, yildizlann dogumunun muayyen saa- 
ti beklenir, seri'ate uymayan fahis. ve kiifur sozler soylenerek §eylan'- 
dan yardim istenir ve biitiin bunlardan adet-i ilahi geregince sihir 
yapilan kisjde acaib nailer goriilur. tlim olmalan bakimmdan bunlari 
dgrenmek fena degilse de, bunlar insanlan zararlandirmaktan baska 
bir §eye yaramazlar. Fenaliga yol agan her §ey, fena oldugu igin bu 
Ilim de mezmumdur. Hatta, iyi bir adam'i oldiirmek isteyen bir za- 
lim'e, bulundugu yeri gostermek, bildigi sey'i oldugu gibi ifad'e etrhek 



78 llIYAU 'ULGMi'D - Dtti — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

bakimindan bir ilimdir, fakat zarar dogurdugu igin mezmumdur. Bu- 
tada yalan s6ylemek vacibdir. 

2 — Qok kere sahibine zaran dokunmasi bakimindan mezmum 
olur. ilm-i Niicum gibi. Bu ilim de zati bakimindan mezmum degil- 
dir. Qunkii bu iki kisimdir. Bir boltimti hisabdir. Kur'an-i Kerim, gu- 
ne§ ve ayin hisab ile seyrettigini natiktir : 



• i • - ■" -ii - ■" • . if 



«Gtine§ ve Ay hisab iledir.w (55 -Rahman : 5) 
Yine Cenab-i Hak buyuruyor : 



«Ay'a da menziller takdir ettik. Nihayet o eski hurina salktmmin 
egri $opii gibi bir hale donmu§tur.» (36 - Yasin : 39) 

Bir kismi da ahkam'dir. Bunun hiilasasi: Hadiselere sebeblerle 
delll bulmaktir. Bu ise, tabib'in nabiz yoklamasmdan, hastaliga delil 
bulmasina benzer ki, Allahu Teala'nin yarattklar uzerindeki adetini 
bilmek demektir. Fakat §eri'at bunu da yermi§tlr. Nitekim Peygamber 
Ef endimiz : 

uKader'dcn bahsedilince siikut edin, yildizlardan bahsedilince sii- 
kut edin, Eshab'dan bahsedilince siikut edin.» 

buyurdular. Yine Peygamber Efendimiz : 

olwVI y i vJVt ol->- : U">U c£-Uj .^l Ja JjW s 



1 inci KlTAB — 3 lined BaB — MEZMOM iLfMLERiN YERILMEStNlN SEBEBl 79 

«Benden sonra ummelim igin iic. §eyden korkanm : Imamlarin 
znlmunden, niicuma inanmaktan, kaderi yalanlamaktan.n (72) 

diye buyurdular. Omer b. Hat tab (R.A.) : i<tlm-i niicum- 
dan, kara ve denizde §a§mayacak ve yolu bulacak kadanni ogrenin; 
fazlasmdan vaz gegin.a buyurmu§tur. Hazret-i Omer'in bu iiimden 
men'etmesi iig cihettendir : 

E v v e I a : Bu ilmin 50k insanlara zararh olmasi bakimmdan- 
dir. Qunkti onlara, yildizlann seyri akabinde bu i§ler oluyor dendigi 
vakit, yildizlarin, bu iglerde miiessir birer ilah oldugunu zannederler. 
Onlan, iglerinden biiyiitur, onlara goniil verir, hayri serri onlardan 
bilir ve Allah'i unuturlar. Qunkti imam zayif kimseler vasitalara ba- 
kar. Halbuki gercek alim, Ay, Gune§ ve Yildizlar'm AUahu Teala'nm 
emrinde musahhar olduklarmi bilir. (Akidesi) zayif kimselerin Gu- 
ne§'in dogmasi akabinde Giines, i§igina bakmalan, kagit iizerinde du-. 
ran ve akilli diye farzedilen bir kanncaya benzer. Kannca kagit tize- 
rinde yazilan kara yazilan goriince «bunlan kalem yaziyor» der; ciin- 
kii ba§mi kaldinp yukardaki parmaklan, el'i ve bunlari harekete geti- 
.ren iradeyi, sonra yazici bir insani, sonra el, kudret ve iradeyi yaratan 
bir yaraticiyi goremez. insanlarin gogu da en asagi ve en yakin se- 
bebi gorebilir. Daha yukan gidip sebeblerin yaraticisini gormekten 
acizdir. i§te ilm-i niicura'un yasak olmasimn bir sebebi budur. 

Saniyen: Yildiz'dan gikanlan ahkamm, butiin insanlarin ne 
kat'i ve ne de siipheli olarak anhyacaklan sekilde sirf tahrain- 
den ibaret olmasi sebebiyledir. Bununla hukum, cehaletle hukiimdiir. 
Binaenaleyh yerilmis, olmasi ilim degil, cehil olmasi bakirmndandir. 
Bu ilim, idris aleyhi's-selamm mu'eizesi idi. (Oliimunden sonra) 
bu ilim de kesadlasjti ve bitti. Miineccimlerin verdigi bazi haberlerin 
zuhuru tesadufidir; giinku miineccim bazi sebeblere agah olabilirse 
de, bu sebeblerin akabinde olacak i§ler daha nice gartlara baglidir ki, 
bunlann igyiiziinu anlamak insanlarin giicii dismdadir. Eger Allahu 
Teala diger sebebleri de takdir etmisse isabet etmi§ olur ve dedigi 
gikar. Eger takdir etmemis.se miineccim 1 de hataya dtiser. Bu, soyle 
demek olur: insanoglu havanin karardigmi, yuksek daglardan bulut- 
lann sarktigini goriince bu di§ g6riinu§e uyarak yagmur'un yagaca- 
gini tahmin edebilir; fakat 50k kere tahmlni hilafma giine§ kizdinr, 
bulutlar dagihr, kaybolur gider.. Bazi kere de bir tarafta gunes, parlar, 
diger tarafta yagmur yagar. Demek ki yagmurun yagmasi igin yalniz 
bulut kaii degil, daha birgok sebepler var. Fakat bunlari biz anliya- 



(72) Ibn Abdulberr, Ebu Mihcen'den. 



80 IHYAU 'ULCMfD - DIN — Cilt : 1 — RUB'UX - IbADAT 



mayiz. Bunun gibi gemiciler, riizgarlardan edindikleri kanaata gore 
selamette olduklarmi zannederler; halbuki kendilerinin bilemedigi 
o nizgarlann daha nice gizli sebebleri vardir. Bazan tahminlerinde 
isabet eder selameti bulur ve bazan da hataya dii§erler. Bu sebebden- 
dir ki, bazi kere imam kuvvetli olanlar da nucum ilminden men'edi- 
lirler. 

S a U s e n : Bu ilimde belli ba^li bir fayda olmamasi sebebiy- 
ledir. Zira bunu bilmek ne onu duzeltebilir ve ne de mukadderati de- 
gi§tirebilir. Bu, bo§u bo§una en kiymetli sermaye olan insan omrunii 
tuketmektir. Kiymetli bmur sermayesini israf ise en biiyiik zarardir. 

* * # ** r 



«Peygamber Efendimiz bir adamm liajfina biiyiik kalabaligm top- 
landigim goriince : 

— Nedir 0? diye sordu. Onlar da : 

— Allamc. dediler. 
Peygamber Efendimiz : 

— Ne bilir? deyince. 

— §iir ve Arab soylanni, cevabmi verdikierindc : 

— Cehlmde bir zarar olmadigi gibi bilinmcsinde de bir kan ol- 
mayan bir ilimdif, diye buyurmu§lardir.» (73) 

Diger bir hadis-i §erifde §6yle buyuru!mu§tur : 

alliin, fiyet-i muhkeme veya siinnet-i kaaime vcya adil bir fariza- 
dir.» (74) 

Anla§iliyor ki yildiz ve benzeri ilimlere dalmak faydasizdir, cehfi- 
lete dalmak ve tehlikeli i§e atilmaktir. Zira mukadder akibete herkes 



(73) Ibn Abuulberr, Ebu I IurcyrcV.cn. 

(74j Eb& D&vud ve ibn Mace, Abdullah b. Amr'dan. 



1 inci KtTAB — 3 uncti BaB — MEZMUM iLtMLERlN YERlLMEStNlN GEBEBl 81 



ugrayacak ve kasmmak mumkiin olamiyacaktir. Tababet bunun aksi- 
nedir. giinku ona ihtiyac oldugu gibi bir 50k delilleri de bilinir. HattA 
ruya ta'biri de bunun gibi degildir. Her ne kadar tabir tahmini ise de,. 
Peygamberligin kirk alti cuz'iinden bir cilz' olmasi bakimindan bir de- 
ger ta§ir ve bazilari da bunu bilebilir. (75) 

3 — Kiginin mustakillen anlayip istifade edemiyecegi ilimler He 
ugragmasirun kendi hakkinda mezmum olmasidir. ilimlerin z&hir ve 
kolay anlagilan kisrmlarim ogrenmeden, ince ve getin kisimlariyle ug- 
ra§mak ve esrar-i ilahiyyeden bahsetmek gibi. Gerci kelamcilar ve 
feylesoflar ilahi sirlardan bahsettiler; fakat tamamen mahiyyetini 
anlayamadilar; bu hususta istiklaliyet kazanamadilar. Bu gibi esran 
ancak Peygamberler ve Veliler anlar. Binaenaleyh gerekli olan, insan- 
iari bundan men'edip geri'ate havale etmektir. Orada inananlan ikna 
edecek deliller vardir. Qok kimseler var ki daldiklan ilimlerden zarar 
gormu§lerdir. O ilimleri okumasalar dindeki mevkileri daha giizel ola- 
cakti. Kus. eti ve bazi tatlilann memedeki Qocuga dokunmasi gibi, 
bazi ilimlerin de bazi kimselere zararli oldugu inkar edilemez. 

Qok kimseler var ki, bazi hallerde cehalet onlar igin daha faydali- 
dir. Adamin birisi ailesinin socuk dogurmadigindan tabibe §ikayet 
etti. Tabib, hanimin nabzina bakti ve «Dogurmadigi iyi, gunkii bu ha- 
nim kirk gune kadar Clecekn dedi. Bunu duyan hammi deh§etli korku 
sardi, kederlendi; malini boldii, vasiyyetini yapti; kirk giin yemez ic- 
mez, matem iginde bir hayat gei^irdi. Kirk gun gejip de olmeyince ko- 
casi tabibi haberdar etti. Tabib de : 

— ^§imdi miinasebette bulunun, cocuk dogurur, dedi. Adam: 

— Nasil olur? deyince, tabib : 

— Hamm 50k §i§man oldugu ichi yag rahmin kapisini kapatmi§ti. 
Bildi m ki bunu oliim korkusundan ba§ka bir §ey zayiflatmaz, ben de 
kendisini oliimle korkuttum. §imdi zayifladi, yag eridi, gocugun dog- 
masina mani kalmadi, dedi. t§te §u kissa bazi ilimleri bilmenin (bazi 
kimseler hakkinda) zararli oldugu hususunda seni ikaz eder ve sana 
Peygamber Ef endimizin : 

sFaydasi olmayan bilgidcn Allah'a sigimnz.» (76) 

(75) Bu hususda Peygamberimizin hadisi olmakla beraber, esasen 23 senelik 
peygamberlik devresinin ilt alti ayi rfiya ile gegmigtir, ijte bu, niibuwetin kirk altida 
bin olur. 

(70) Ibn Abdiilberr, C&bir'den. 

F. 6 



82 IIIYAL 'I'LUMi'D - DIN — Cilt : 1 — RUIJ'ti'L - 1BADAT 

Mealindeki hadisinin manasmi da anlatmt§ olur. §u hikayeden 
ders al ve §eri'alm yasak ettigi bilgilerle ugra§ma, sahabe'ye (R.A.) 
sunnete uymakla kal; selam'et ordadir. Tehlike ise, bu gibi umur-i 
garibe ile ugra^makUidjr. «E;>yayi, oldugu gibi anlamak icin gali§ryo- 
rura; bundan ne zarar var» diye akil, mantik ve delillerine guvenerek 
boburJenme. iyi bil ki (bazi ilimierin iieride) sana getirecegi zarar, 
karmdan coktur. Qok sey var ki, onlan bilmekligin, eger Allahu Tea- 
la'nin Iutfu yeti§mezse, seni ahirette helak edecek zararlara yol agar. 
Yine bilmis ol ki, ilaglardaki hassalan yalmz tabibler bildigi gibi, kalb- 
lerin tabibleri de peygamberler ve ahiret hayatmin sebeblerine vakif 
olan aiimlerdir. Sakm, kendi aklinla onlara itiraza kalkisma; helak 
olursun. Akla gore parmakta gikan bir yaranin parmakta tedavisi ge- 
rekirse, tabib ba§ka yerden tedavisini emreder ki, akil bunu asla ka- 
bul eLmez. Qtinku damarlarm, bedendeki koklerini, dallanm, dola§- 
tiklan ve loplandiklan yerleri bilmez. Ahiret yolunda §eri'at'm siinnet 
ve adabmm inceliklerinde ve insanlarin, bilmesiyle mukellef olduklan 
inanclannda da dyle lalif incelikler var ki, bunlan §umuliyle anla- 
mak, aklm kuvvet ve ihatasi dis.inda kalir. Nitekim krymetli tatjlarda 
bir takim acaib hassalar vardir ki, hikmet sahibleri bile bunlardaki. 
hususiyetleri gozmekten acizdir. Hatta. miknatis'in demiri (gektigini 
biliyor, fakat) hangi kuvvetle qektigini bilemiyorlar. Kalbi temizleyip. 
cilalandirmak suretiyle islah ederek fazilet duygularmi tattinp insani 
Allah"a.yakla§tirmalan bakimmdan dini inane ve ser'i hiikumlerdeki 
acaib ve garib nailer, ilaclar ve ta§larda olan hassalardan daha ?ok 
ve daha buyuktiir. Tecriibe, bir vesile oldugu halde, ilaglardaki has- 
salan tamamiyle idrak edemiyen akillar, tecrube ile bir guna alakasi 
bulunmayan ahiret yas.ayi§indaki faydah §eyleri elbette tamamiyle 
anliyamazlar. Tecriibe buna yol bulurdu eger oliilerden bazilan geri 
doniip de kendilerini Allahu Teala'ya yakla§tinci iyi amellerin, uzak- 
la§tinci fena amellerin ve makbul inancm neler oldugunu haber ve- 
reydi ki, buna asla iimid ve imkan yok. Aklm menfaatinden, seni, Pey- 
gamberin dogruluguna ula§tiracak ve sbzlerindeki igaretleri anlatacak 
kadan yeter; luzumsuz seylerle aklim yorma, Peygamberin gosterdigi 
yola gir. Selamct, ancak oradadir ve's-selam. Bu sebebdendir ki, Pey- 
gamber Efendimiz : 



\£* j^ji ^ oi 5 . y£. ^\ y. OJ 



« 



«Gerc,ekten bilgi'nhi buzisi cehalet, soziin Imzisi da yorg«nliiktur.» 
Diger rivaycte gore: "agnliktir."» (77) 



(77) Ebll D&vud, Bureyde'den. 



1 inci KlTAB — 3 uncii BAB — MANaLARI DEGiSTtRlLEN iLlMLER 83 

buyurmu§lardir. JjJuphesiz ilim cehl olmaz; bazan cehalet gibi zararli 
olur. Yine Peygamber Efendimiz §6yle buyurmu§lardir: 

«Az muvaffakiyyet ?ok bilgiden hayirhdir.» (78) 

isa aleyhi's-selam da «AgaQlar 50k ama hepsi meyve vermez. 
meyveler <;ok ama hepsi tatli olmaz* ilimler 50k ama hepsi faydali ol- 
mazii buyurmuglardir. 

LAFIZLARIYLA DELALET ETTIKLEBt MANA DEGI§TiRlLEN 
ILiMLERIN AQIKLANMASI 

Bilmi§ ol ki, mezmum ilimlerin §eri'at ilimleriyle kari§tmlmala- 
rinin kaynagi, fena maksatlarla, onlarin ogulen adlanni tahrif edip, 
birinci asirdaki iyi insanlarin murad ettikleri manalann hilafina" 
nakletmektir. Bunlar da fikh, ilim, tevhid, tezkir ve hikmct olmak 
tizere ogulen bes. isimdir. Bunlar ile bezenenler, dinde riitbe sahibi 
kimselerdir. Ne yazik ki, bu lafizlar §imdi verilen manalarda nakle- 
dilmis, ve bu isimlerin onlara verilmesi §6hret buldugu iQin, gonuller 
bunlann manalariyle vasiflanan kimseleri yermekten nefret etmek- 
tedir. 

BiRlNCi LAFZ : Fikh'dir. Bu sozii, ba§ka manaya aktarmadi ve 
■degigtirmediler. Yalniz bu kelimeyi fiiru'-i fikhin fetvalardaki garlb 
mes'elelerini bilmege, illetlerinin inceliklerini anlamaga, bu hususda 
sozii uzatmaga ve bunlarla alakali makaaleleri ezberlemege isim ver- 
mekle hususile§tirdiler. Kim ki, furu'-i fikhin inceliklerini bilir ve on- 
larla fazla meggul olursa, ona daha fakihdir derier. Halbuki birinci 
asirda ahiret yolu ve nefsin afetlerinin incelikleri bilgileriyle amelleri 
bozan §eyleri bilmege, diinyahga kiymet vermeyip, ahiret nimetierine 
baglanmaga ve kalbini Allah korkusunun kaplamasma birden <<Fikh 
ilmi» denirdi. Nitekim Hak Teala'mn §u ayet-i celilesi bunu acikca gos- 
termektedir : 






(78) Kaynagi bulunamaiwsUr. 



84 tHYAU 'ULUMi'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

«Dinde fakih olup, kavm u kabileleri dondugii zaraan onlan kor- 
kutmalan i$in.» (9-Tevbe: 122) 

Korkutmak kendisiyle mumkun olan, i§te bu fikh'dir : Yoksa 
talak, itak, li'an, selem ve icare mes'elelerini bilmek degildir. Qunku 
bu mes'eleler lie ne inzar ve ne de korkutma olur. Belki, yalniz bun- 
larla ugrasjnak, kalbin korkusunu azaltir ve kalbi karartir. Nitekim 
bunlarla ugra§anlarda goriildugu gibi. Bu gibiler hakkmda Allahu 
Te&la soyle buyurmu§tur : 






«OnIar igin kalbler var ki, o kalblerle anlamazlar.» {7 - A'raf : 179) 

Buradaki «fikh» kelimesinden, «Fetvalan anlamazlar» degil, 
imanin ne demek oldugunu anlamazlar manasi murad edilmi§tir. 
Omrume yemin ederim ki, fikh ve fehm kelimeleri'nin ikisi de lugat- 
te bir manadadir. Arablar arasinda eski ve yeni §ivelerde ikisi de bir 
m&nada konusulur. Allahu Teala buyuruyor : 

if • -"•* . i/i-- j'j ( ; ,£ ' 

«Onlar, inamniz ki Allahtan daha ?ok sizden korkuyorlar. Bu ise 
anlayigh bir kavim olmadiklarradandir.n (59 - Ha§r : 13) 

Allahu Teala'dan korkulannin azhgi ve insanlann saldmsmi bu- 
yiitmeleri ftkih azhklanna havale ediliyor. Bak bakabm bunlann 
faklh olmamalan, fetvalarm cesitlerini bilmedikleri igin mi, yoksa 
bizim anlattigimizi bilmedikleri igin midir? Peygamber Efendimiz 
kendisini ziyarete gelen bir cemaat hakkmda fikih mes'elelerini degil,. 
tman, amel ve ahlak esaslarim ogrenmelerini ve iyi hasletlerini anlat- 
malan iizerine : 



«Alimdirler, hakimdirler, fakihdirler.n (79) 



(79) Ebfi Nuaym «HUye»de Suveyd b. el-H&ris'den. 



1 incl KTTAB — 3 Uncti BAB — MANALARI DEGtgTtRlLEN ttfMLER 85 

huyurmu§tur. (Halbuki bunlarm nig biri diger manada fikih mes'ele- 
lerini bilmezlerdi.) Ziihri Kabilesinden Ibrahim 'in oglu 
Sad' a (R.A.) «Hangi §ehir halki daha fakihdir?» «Allahu Teala'dan 
■daha 50k kbrkann diye cevap vermekle fikhin neticesine i§aret et- 
mi§tir. Qiinku ilmin batini meyvesi fetva ve hukiimler degil, takva'- 
dir. Peygamber Efendimiz bir hadisinde §6yle buyurmu§lardir : 



* . » 



* • "f If J"* * 9 ***** e 



. ■*i" 1" n *"' *•-'>' ". , ' -*-?f ' " * "1" if "■ • 



«Hazret-i Peygamber "Ey ummctim, size gercek fakih kim oldugu- 
nu bildireyim mi?" diye sorunca, bildir ya Resulallah cevabim almasi 
iizerine §6yle buyurdu: Allahu Teola'mn rahmetinden iimid kestinne- 
yip gazabindan emin kilmayanlar, ba§kasina meyletmek iizcre, Kur'- 
ani terketmeyen kimselerdir.n (80) 



. ^,-JUJI ^JLW Jj 5 j J* j£ JU; *»l Oj_^-Aj ^y £» J^Ji»oV» 
«^Uj ~,i jj*I u> ^ JJ v 



4 't 



(tSabahin ilk vaktinden, giin dogusuna kadar Allahu Teala'yi zik- 
redenlerle bir arada bulunmak benim icin, dort kole azad etmekten 
daha sevlmlidir.» buyurdugunu rivayet etmi§tir. (81) 

Bu mubarek sozunii r ivayet ettigi zaman Zeyd'er-Rakkagl 
veZiya d. en - Numeyrl'ye donerek: «Zikir topluluklan sizin bu 
toplulugunuz gibi, durmadan hadisler okuyup va'zetmek §eklinde de- 
gildir. Biz otururduk, imam miiz&kere eder, Kur'ani du§uniir ve dinde 
fakih olmaga sali§ir, Allahu Teala'mn bize verdigini tefekkuh ederek 
anlayarak sayardik ve Kur'an-i Kerim'in manalanm diigunmeyi fikih 
sayardika dedi ve Kur'an'in manalarim dugiinmek ile Allahu Teala'- 
nm verdigi nimetleri anlayarak saymayi «Fikih» diye adlandirdi. Pey- 
gamber Efendimiz buyurmugtur : 



(60) Eblj Bekir b. Lai «Mek&rlm-i Ahl4k»da. 
(81) Ebfl D&vud rivayet ctmistir. 



86 1HYAU 'ULUiUl'D - DiN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 



*' > f * • 1 • ~ S I t " *' " 

«Allah isin insanlaia husumet etmcyip, Kur'an'm bir 50k vecilile- 
ri oldugunu kabul etmedik?e. ki§i tarn manasiyle fakih olamaz.» (82) 

Yine bunun gibi Ebu'd - Derda'ya mevkufen bu hadise su ilave- 
vardir : 

«Sonra kendinc doner de Zat-i Bari hakkmda nefsini hcrkesden 
daha 50k levm cder.n 

Ferkad es-Senci Hasan-i B a s r i ye bir §ey sordu ve 
cevabini aldiktan sonra, «Fakihler, nicin senin fetvalarma itiraz 
ediyorlar?» diye sordu. Hasan: 

— Annen seni kaybetsin ey Ferkadcik, sen §u gozlerinle fakih mi 
gordiin? Fakih dedigin diinyaya arka verip ahirete yonelen, dinini 
koruyan, kusurlanm g'brebilen, Allahu Teala'ya karsi ibadete devam 
eden, her turlii §iibhelerden, muslumanlarm (ve hatta biitiin insanla- 
nn) lrzina goz dikmekten kendini koruyacak derecede hazer eden, sa- 
kinan, insaniarm inalina tamah etmeyen ve halka nasihatte bulti- 
nan kimsedir, dedi ve boylece fakihi anlatirken fikhin furu'lanna 
dair fetvalar veren kimselerden hiQ bahsetmedi. Bununla beraber fikih 
ilminin zahiri hiikumlerde fetva lie alakasi olmadigmi demek isteme- 
dim. Fetva ile de alakasi vardir. Fakat fetva ile alakasi umum ve $u- 
mul tarikiyle veyahut ahiret ilmine tabi olmasi bakimindandir. Hatta 
eskiler, bu fikih ilmine daha ziyade ahiret ilmi derlerdi. Bu ilmi yal- 
niz fetvaya tahsisden dogan kansikhk sebebiyle ahiret ilmi ve kalb'in 
halleri ihmal edildi. (Qunkii bu, kolay) fakat batm ilmi ise gizli, anla- 
§ilmasi gtic ve geregini i§lemek zordur. Batm ilmi ile kadilik ve reislik 
gibi dunya mevki'i, mansab ve servetlerine ulasmak zordur. EJeri'atte 
makbul olan «fikih» iiminin ismi vasitasiyle, E5eytan da bu ilmi onlara 
giizel goster^nege yol buldu. 



(82) ibn Abdiilbetr, §cdc!ad b. Evs'den. 



I inci KlTAB — 3 uncu BAB — MaNALARI DFX'; tSTIIflLEN iLIMLER 87 

iKINCI LAFZ : ilim, lafzidir. Aslmda, Allahu Teala'nin zatim 
ayetlerini ve yaratiklanna olan muamelesini bilmege, ilim denirdi. 
Hatta Hazret-i Omcr'in (R.A.) oliimunde ibn M e s ' u d 
(R.A.) : uilmin onda dokuzu oldii.» dedigi vakit ilim kelimesini «E1- 
ilmun §eklinde L [Lam] ile ma'rife olarak gethdi ve bu ilmi de Allahu 
Teala'yi bilmek ile acikladi. Halbuki onlar bu kelimeyi de hususi ma- 
nada kullanmakla degisttrdiler. gok kere ilim kelimesini fikih ve di- 
ger mes'elelerde kar§ilikh munazara manasmda kullandilar da, bu 
gibilere : Hakiki alim, fuhul-i ulema [alimlerin ustiinu] dediler. 
Bu gibi miicadeleye giremiyenler ise gercek bilginlerden sayilmayip 
alelade bilginler meyamnda kaldi. is,te bu da ilim kelimesinde degi- 
§iklik ve onu hususi manada kullanmaktir. Halbuki Kur'an ve hadls- 
de faziletlerinden bahsedilen bilgi ve bilginler Allahu Teala'nin zati- 
ni, ahkam, ef'al ve sifatlarini bildiren ilim ve alimlerdir. §imdi §eri'at 
ilimlerini layikiyle kavramami§, ancak mantik yoluyla miicadeleye 
girip hasmim ilzama kalkigan kimselere bu isim verildi. Tefsir, ha- 
dis ve mezhep ilimlerinde cahil oldugu halde, bu gibiler iistiin bilgin 
manasinda «alimlerin erkegi» diye sayildi ve bu hal pek gok ilim tali-" 
binin helakine sebeb oldu. 

UQtfNCU LAFZ : «Tevhid» dir. (Tevhld, aslmda butiin kemal si- 
fatlariyle Allahu Teala'nin birligini bilmek iken) §imdi kelam ilmin- 
den ve miicadele yollarini bilmekten, hasmin delillerini ciirutmeyi 
.iyice anlamaktan, bir.cok §upheler ortaya koyacak sorulan, ceneleri- 
ni ege - buke cevaplandiracak kudrette olmaktan ve hasmi ilzam iQin 
deliller tertlp etmekten ibaret oldugunu sandilar. Hatta. bunlarla ug- 
ra§anlardan bir kismi (Mu'tezile) kendilerine «AdI ve tevhid ehli» 
iinvanim verdiler. Kelamcilara da «Tevhid hUginleri* adini verdiler. 
Halbuki asr-i evvelde [Sahabe ve Tabi'in devrinde] kelam ilminin bii- 
tun hususiyetlerinden nig biri bilinmiyordu. Hatta boyle miicadele 
mevziiu acmak isteyenler §iddetle reddedilirdi. Ama Allahu Teala'nin 
birligini ifade eden ve ilk duyu§da kolayhkla anla§ilan Kur'an ayet- 
leri ise hepsinin malumu idi. Kur'an-i Kerimi bilmek, her s;ey bilmek 
demekti. Birinci asirdakilere gore : Tevhid, ekseri kelamcilarm anla- 
yamiyacagi ve sjiyet anlayan olursa onunla vasiflanamiyacagi bas/- 
ka ( bir manada idi. O da: Vasita ve sebeblere yonelmiyecek §ekilde 
her §eyi Allahu Teala'dan bilmektir. Ehl-i tevhid hayri da §erri de 
ancak 'Allahu Teala'dan bilir. Bu oyle yttce bir makaamdir ki, bunun 
meyvelerinden birisi de ileride hususi babmda a<;iklanacak olan nte- 
vekkiil»dur. Bunun neticelerinden birisi de insanlardan §ikayette bu- 
lunmamak, onlara kizmamak ve her i§de AUahu Teala'ya teslim olup 



88 1HYAU 'ULtSfli'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - 1BADAT 

hiikmiine nza gostermektir. Bu manada tevhld'in bir meyvesi, Ebu 
Bekir'in (R.A.) hastaligi sirasinda «tabib getirelim» diyenlere : 

— Beni hastalandiran tablbdir, diye verdigi cevapta goriihir. Di- 
ger bir zat da (yine Ebu Bekir'dir) hastalamnca : 

— Tabib hastaligma ne dedi? sorusuna cevap olarak : 

— Diledigimi yapanm, dedigini soyledi. Btitun bunlarin delille- 
ri tevhld ve tevekkul bahislerinde gelecektir; 

Tevhid, ic. iqe iki perdesi olan kiymetli bir cevherdir. Insaniar 
ozu tamamen unuttular da di§mdaki kabuga ve kabugu korumaga 
tevhid ismini verdiler. Birincisi yani di§ kabuk veya perde: Dil ile LA - 
IlAHE JLLA'LLAH demektir ki buna, Hiristiyanlann tasrih ettikleri 
teslisi bozan tevhid adi verilir. Fakat bu tevhid, igi di§ina uymayan 
munafikdan da duyulabilir. iklnci perde : Dil'in sbyledigi bu tevhid'i 
kalbin inkar etmemesi, belki bunu, iiiamp tasdik etmesidir. Bu ise 
avam tabakasinin tevhididir. i§te kelamcilar, tevhid cevherinin bu ic 
kabugunu bid'adcilerin kan§tirmasindan koruyabilirler. t)cuncusu 
ki ozdiir, vasita ve sebeblere iltifattan insani ahkoyacak §ekilde her 
§eyi Allahu Teala'dan bilmek ve ibadetini yalruz ona tahsis edlp ba§- 
kasma kuliuk etmemektir. Heva ve hevesinin ardindan stiruklenen- 
ler nefislerini ma'bud tamdiklanndan bu tevhid di§inda kahrlar. Ni- 
tekim Allahu Teala bu gibiler hakkmda: 

'« alys tJr'X ^^' <y £~>J j- 3 ' B 

uNefislerini ilah tamyanlari gijriir miisun?» (45 Casiye : 23) 
buyurmugtur. Peygamber Efendimiz de bu gibiler hakKmda : ' 

«yeryiizunde tapilan tannlardan, Allahu Teala'mn en 90k bugz 
ettigi heva-i nci's'dir.» (83) 

buyurmu§tur. Gergek §u ki: iyi dii§iinen kimse, put'a tapan ki§inin 
de heva-i nefsine tapmi§ oldugunu anlar. Qunkii gdnul ata dtnine 
meyleder iste kl§i de nefsinin meyline uymu§ olur. Zaten «HEVA» 
kelimesinin bir manasi da, nefsirr ah§kin oldugu §eylere dogru egllme- 
sidir. tnsanlara kizmak ve Insanlara yGnelmek de bu tevhid di§mda 
kahr. Qtinku her §eyin Allahu Teala'dan oldugunu bilen kimse, ba§- 
kasma ne kizar, ne de bir §ey umarak iltifat eder. t§te tevhid bu ma- 



1 inci KtTAB — 3 iincii BAB — MSNALARI DEfilSTlRlLEN ItfMLER 89 

kaamdan ibarettir. Bu makaam da siddikler makaamidir. Dustin de bak, 
simdi tevbid'i nasil degi§tirdi ve hangi kabugu ile iktifa ettiler de, 
dgulme manasindan iflas etmis. olan tevhid'in ogulen ismlne dayana- 
rak nasil bunu ogUlme ve ustunluk vesilesi tamdilar. Bu hal sabah- 
lejin erkenden abdest alarak kibleye dbnup : «Yuziimu, yerleri, gok- 
ler: yaratan Allah'a y6nelttim.» dedigi halde kalbi Allahu Teala'ya 
yorelmiyen kimsenin her gun yalan soylemesiyle namaza baglama- 
sincaki iflas eden haline benzer. Eger : «Yuziimu Allah'a y6nelttim» 
ded^inde «yuz» kelimesinden gergek yuz'unu murad ediyorsa gok 
fena cunku yuziinu Allahu Teala'ya degil, diger yonlerden alarak 
Ka'bt'ye cevirmi§tir. Ka'be ise, yerleri, gbkleri yaratan'in ybnii degil 
ki, onya donen Allahu Teala'ya yonelmis, olsun. Allahu Teala, yon- 
den v* mekan'dan munezzehdir. 

Ejer kalbini Allahu Teala'ya gevirdigini kasdediyorsa -ki zaten' 
aranan ve kendisiyle ibadet yapilmak istenen de kalb'dir - bunu bQy- 
le sOyleken kalbi bagka yonlerde, maddi ihtiya^lan ve sebebleri gbgal- 
tarak rial ve mevki' edinmek ic,in hileler pe§inde ve tamamiyle bun- 
lara yon>lmi§ bir §ekilde ise, yerleri, gokleri yaratan Allahu Teala'- 
ya nasil ve ne zaman yonelmis. oluyor? Halbuki : «Yuzumu, yerleri 
ve gOkler. yaratan Allahu Teala'ya y6nelttim» cumlesi tevhid'in ger- 
^ekligindei haber veren bir cumledir. Tevhid eden, ancak biri goriir 
ve ancak i bire (Allah'a) yonelir ki, bu da Allahu Teala'nin : 



"'>*', s a . o *" . •■-*'»< 



- . ill 



o>**t .(H-f^- L5 3 (^J a y ^ iT ' 

«AHah'i »e de, onlari birak kcndi batil sozlerinde eglensinler.n 
<6 - En'am : 91 

ferman-i celilesne uymak demektir; yalmz dil ile konusmak demek 
degildir. DU, ksbe tercumandir. Bazan dogru ve bazan da yalanc; 
olur. Allahu Tefca'nin nazargahi, dil'in tercumam oldugu kalb'dir. 
Tevhid'in kokti v. kaynagi da bu kalb'dir. 

DORDtJNCtJ .AFZ : Zikr ve lezkir'dir. Zikr hakkinda Allahu Te- 
ila: 

« Hatirlat, hatirU ma k mu'minlere fayda verir. » (51 - Z&ri- 
yat : 55) buyurmu^tur^iicr meclislerini ogen bir cok hadisler vardir. 
Nitekim bir hadis'inde eygamber .Ei endimiz soyle buyurur : 



90 1HYAU mUMfD - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - 1BADAT 

tc — Cennet bahgelerine ugradigmizda faydalamn - c,icek7crini 
koklaym - buyurunca sordular : 

— Cennet bah^eleri liangileridir, 

— Zikr meclisleri, buyurdular.n <84) 

Diger bir hadis-i §erifde §6yle buyuruluyor: 

Jl ijlSvi UjJ^ m--**^ sP^- J>*^ J^^* Ij'j ^1 
\ f $*-*• i * \ii '.*'*''<> *&.*■''■ « *' A'i ' £* ""■* ' 

i p& «.A \jj5* ? *U 

«Gercek, Allahu Teala'mn, insanlar i^in yarattig* melcklerden 
baska, bir de seyahat eden meleklori vardir.' Zikr mecliJerini bulduk- 
Ian vakit arkadaglarmi: "Geliniz, aradigmiz burada" iiye cagmrlar, 
toplamr, onlari ku§atji' ve dinlerlcr. Ey - iimmetim - illah'i anin ve 
nefsinize hatirlatin.» (85) 

i§te su zikri zamane vaizlerinin gogu, gordugiinii gibi, kisas, efar, 
§ath ve tamat olmak uzere dort §eye cevirdiler ve Unlara. devam et 
tiler. 

Kissalar ve hikayeler, bid'attir. Once gele'n ataler kissalari din- 
lemekten men'ed^erek, Hazret-i Peygamber, EbiT iekir ve 5mer dev- 
rinde olmadigim, sonradan fitnenin zuhuriyle k'salann da gayi' ol- 
dugunu soyIemi§Ierdir. 

Rivayet olundu ki, birgiin tbn firaer ('-A.) mescidden cik- 
u ve : «Beni mescidden gikaran §u hikayeci o*iu§tur; eger a olma- 
saydi ben de ?ikmazdim.» dedi. 



(84) Tivmizi, Enes'den, 

(85) BuliSri ile Muslim, Ebii Hureyre'den. 



1 inci KiTAB — 3 unci! BAB — MANALARI DEClSTiRILEN iLlMLER 91 



(§am Miiftusii) Zamre, Sufyan - l Sevri'ye: 

— Hikayeleri dinleyelim mi? diye sorunca Sufyan: 

— Bid'atlere (Yonunuzii degil) arkanizi <;evirin, diye cevap verdi 
(Horasanh) f b n A v n diyor ki : «1 b n S i r i n' i ziyaret ettim. 

ibn Sirln: 

— Bu giin ne haber var, diye bana sordu. Ben de : 

— Padisah, hikayecilerin hikaye anlatmalanni yasak etti, de- 
dim. I b n S i r i n : 

— Dogru harekette bulundu, dedi.it 

A' m e §, Basra cami'lerinden birine girdi. Orada bir hikayeci : 

— A'me§ bize boyle anlatti, diyerek hikayesine devam ediyordu. 
A' m e § bunu goriince dinleyiciler arasina girdi ve koltuklarim yol- 
rriaga ba§ladi. Bunu goren hikayeci : 

— Ey ihtiyar, (ilim meclisinde bu hareketten) utanmiyor mu- 
sun? deyince, A ' m e § : 

— Neye utanayim, ben temizlik yapmakla siinneti is.liyorum, sen 
ise yalan konu§uyorsun, i§te A'mes. dedigin benim, ben sana ne za- 
man biiyle bir §ey anlattim, dedi. Ahmed (b. Hanbel): «En 
gok yalan sdyleyenler, kissacilar ile fazla soru soranlardir» demi§tir. 

Hazret-i Ali (R.A.), hikayecileri Basra cami'lerinden ci- 
karmis,, fakat Hasan-i Basri'yi dinleyince, ona bir§ey de- 
memi§tir. Qiinkil Hasan-i Basri, ahiret hmini, oliimu du§iin- 
megi, kendi kusurlanni duzeltmegi, amellerin afetlerini, EJeytan'in 
vesvesesini ve ondan korunma carelerini anlatiyor, Allahu Teala'mn 
nimetle'rini ve bu nimetlerin'§ubrunu edadaki kusurlan hatirlatiyor, 
Dunya'mn adiligini, ayiplarmi, devami olamiyacagmi, vefasizhgmi, 
ahiret'in tehlike ve cetinliklerini agikliyordu ki, i§te §er'an ogulen ve 
Ebu Z e r r 'in rivayetiyle tesjvik edilen va'z da budur. 

§6yle ki, Peygamber Efendimiz : 

■ \' - * *•* - ■ - • "if -V '. * i "*m °i r - 
( j*-i?w» jf*a?-j '-..^a^jA .t_aJ) ojUp v> J,*^a,al -J^- ,~-k>*-* 



92 IHYAU 'ULOmI'D - DlN — CUt : 1 — RUB'U'L - 1BADAT 

«"Zikr ve ilim meclisinde bulunmak, bin rek'at namazdan, bin 
hastayi ziyaretten ve bin cenazeyi tegyi'den efdaldir." buyurunca : 

— "Ya Resula'Uah, Kur'an okumaktan da iistiin miidur?" diye 
soruldukta : 

— "Kur'an ancak ilim ile fayda verir." buyurmu§tiir.» (86) 

A t a (R.A.) : «Bir zikr meclisi, yetmis, eglence meclisinin gUna- 
him bagis,latir.» buyurmu§tur. t?i berbat di§i yaldizli olan kimseler 
bu gibi hadisleri keridilerini tezkiyeye mesned ederek va'z ve tezkir 
adini kendi hurafelerine [bo§ sozlerine] verdiler. Boylece ogiilen zik- 
rin yolunu unuttular da ziyade ve noksan ile birbirini tutmayan kis- 
salar ile ugrasarak Kur'an'daki kissalardan ayrildilar. Hikayelerin 
faydaksi olmakla beraber, dogru da olsa bazilannin zarari vardir. 
Hikayeciligi §i'ar edinenler, dogruyu, yalani, kar ve zarari birbiriiie 
katarlar. Bu sebepten hikayecilik yasak edilmi§tir. Bunun igin A fa- 
med b. Hanbel (R.A.) : nCogru da soylese, hikayeciye ihtiyac, 
yok» demlstir. 

Kissaci dogruyu s6yler ve kissalan din ile alakali, Peygamberlere 
ait kissalardan olursa bu gibi kissalan anlatmakta beis yoktur. Hi-' 
kayeci yalandan, bazi buyuklerin zelle ve ihmalini andiran, avamin, 
mahiyetini, kavrayamiyacagi hikayelerden son derece gekinmelidir. 
£iinktt avam tabakasi bu gibi hikayelerden cesaret alarak nNe yapa- 
lim, ben kusurlu isem benden 50k biiyuk olan su zatlar bu seyhler de 
§6yle boyle hatalar istemistir. Binaen^aleyh hepimiz kusurluyuzn de- 
mekle kendisini ma'zur gostermege cah§ir ve bu gibi hikayeler onla- 
n isyana te§vik eder. £j5u iki mahzurdan, yani yalandan ve anlagilma- 
si giic, olan hikayelerden kacinmak §artiyle kissa anlatmakta beis 
yoktur. Zaten bu mahzurlar kalkinca kissalar da, sahih kitablarda 
ve Kur'an'da bulunan makbul kissalardan olur. 

Bazi kimseler yalan da olsa halki hakka da'vettir zanniyle, iba- 
deti tesvik ederi zayif hikayeleri ardatmayi tecviz ederler. Halbuki 
bu, §eytan'in fitnesldlr. Zira dogrunun sahasi yalandan geni§tir. Al- 
lahu Teala'nin, Kur'an-i Kerim'de ve Peygamber Efendimizin miiba- 
rek hadis'lerinde anlattiklari kissalann, ya'zlarda uydurmalara ihti- 
yaci yoktur. Nasil ihtiyaci olsiin ki, va'zlarda yapmacik cumleler ve 
uydurmacik kelimelerle kafiyeli konusmalar bile yasak edilmisUr. 
S a* d b. E b i Va k k a s'm kafiyeli konusan oglu Omer, bir 
ihtiyaci icjn kendislne geldigi vakit : «Senin boyle konusman beni kiz- 
dirdi, Tevbe etmedikce dilegini asla yerine getirmem.n dedi. 



(86) Birinci Bab 'da gecmigtir. 



1 toci KtTAB — 3 iincii BAB — MANALARI DEGl§TlRiLEN iLlMLER 9a 

tJQ kelimede seci' yapan I b n Revah a'ya Peygamber Efen- 
dimiz : 






«Sakin seci'Ii konugma ey Revahe oglu.» (87) 
demigtir : 

Kacimlmasi gereken seci' iki kelimeden fazla olanidir. Bunun 
i^in (Haml b. Nabiga) dii§uk cocugun diyeti ile alakah olarak: 
icYemeyen, icmeyen, aglamayan ve sesi gikmayan icin nasil diyet ve- 
relim? Bu hederdir.n deyince ve bu ibaredeki kelimeleri seci'Ii olarak 
Hade edince, Peygamber Efendimiz : 



oy^r.c^i-^T: 



«A'rab'm seci'Ii konugmasi gibi var mi?.» (88) 
buyurdular. 

JjJi'rlere gelince: Bunlarin da va'zlarda 50k soylenmesi uygun de- 
gildir. Allahu Teala buyuruyor : 

« Oy^J J»j ^ ^ ^1 ji p\ . JjjWl f+*~J i\^\ j » 

«§airler, bunlann arkasma da capkiniar, sapkinlar dii§er. Gor- 
mez misin bunlar her vadide hayran olurlar?.» (26-§u'ara: 224-225) 

Yine Allahu Teala buyuruyor : 

«Ve ona (Peygamber'e) siir ogretmedik ve ona yaki§maz!» (36- 
Yasm: 69) 

Vaizlerin okudugu §i'rlerin, cogu aski, ma'§ukun cemalini visal'in 
huzGrunu ve aynhgin acisini anlatan seylerden ibarettir. Halbuki 
dinleyenlerin cogu, goniilleri giizel suretlere meyyal avam tabakasi 



(67) Bu ifade ile bulunamamigtir. 
(88) Muslim, Mugire'den. 



94 IHYAU 'ULUMt'D - DIN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 

insanlardir. Bu gibi ^i'rler, ancak onlann goniillerdeki asklanni ha- 
rekeLe gegirir, sehvetleri tutu§ur, cosar ve kaynagirlar. Bu gibi §i'r- 
lerin cogu belki hepsi, dini ifsltd eder. Yaki§ik alan, bu gibi §i'rleri 
degil, belki da'vasma delil olacak, nasihat ve hikmet oian jfi'rteri oku- 
maktir. Nitekim Peygamber Efendimiz: 






uGcr^ektcn, §i'rlerdcn bazilari hikmettir.» (89) 

buyurmusjtur. 

Eger dinleyicilerin hepsi, Allah sevgisine dalmis. havas tabakasi 
olup meclisde ba§kasi bulunmazsa o zaman, dis, goriinu§u insanlara, 
(Gergekde ise Allah'a) i§aret eden beyitleri okumakda beis yoktur. 
Cunktt her dinleyici, duyduklanni gbnliimin istegine gore anlar. Se- 
ma' bahsinde bunun hakikati anlatilacaktir. Bunun icmdir ki, C ti- 
n e y d, daima on ki§> civarmdaki topluluga hitab ederdi. Cemaati 
yirmiyi bulsa, daha fazia konusmazdi. Bu sebepten bir kere olsun ce-" 
maati yirmiyi bulmamigtir. 

(Basrah) tbn Salim'in evi onune kalabahk bir cemaat top- 
landi. nBunlar senin adamlarmdir, konusmani istiyorlar, konu§.» de- 
diler. i b n S a 1 i m : «Bunlar benim adamlanm degil, meclisin 
adamlandir, benim dostlanm havasstandir.» dedi. 

§alh'a gelince, §ath, kelimesinden, bazi sofiyyenin lead ettigi iki 
simf kelami kasd ediyoruz. 

1 — Ailahu Teala'ya olan a§klarmi ifade eden liizumsuz sozler ve 
zahiri amellerden mustagni kilan vuslat iddialandir. Hatta bazilari 
Ailahu Teala ile birle§ip aralanndan perdenin kalktigi, Ailahu Te- 
ala'yi gordiiklerini ve ilahi hitab'a mazhar olduklarim iddia edecek 
kadar ileri gitmisterdir. Onlar: «Bize Allah tarafindan boyle soylendi, 
biz de boyle dedik» demekle kendilerini bu gibi sozleri yiiziinden 
i'dam edilen Huseyn b. Hallac-i Mansur'a benzetmek 
istediler ve onun «Ene'I-hak» sozii ile Bayezld-i Bistami- 
nin aSubhani, Subhanio (kendimi tesbih ederim, kendimi tesbih ede- 
rim) demesini de delil -gosterdiler. Bu nevi* sozlerin avam uzerinde 
buytik zararlan vardir. patta bu sebepten bir cok giftgiler rencberlik- 
den aynldi ve bu gibi da'valar ile me§gul oldular. Cunkii insan tabiati 
bu gibi sozlerden zevk ahr. 



(89) Buhari. Ubeyy b . KSVdan. 



1 inci KITAB — 3 iincu BAB — MANALARI DE&STtRtLEN llJMI.KR 95 

Bu iddialarda, amelsiz yiiksek makam ve hallere ula§mak sure- 
tiyle nefsi tezkiye var. Ahmaklar bu gibi iddialardan gekinmez. Bu 
gibi muzahraf siirgmeleri soylemekten de kaginmaz. Bu sbzleri redde- 
dildigi vakit de «Bize k'ar§i inkar'in kaynagi, ilim ve cedeldir; ilim 
perde, cedel ise benlik i§idir, Bizim sbzlerimiz ise hak nurunun tecel- 
Usiyle i^den dogan sozlerdir» demekten gekinmezler. 

Bu ve benzeri sozler her tarafi istila etti ve avam tabakasma 50k 
biiyuk zararlan dokundu. Hatta bu gibi sozleri konu§anlan oldur- 
mek, Allahu Teala'hin dininde on. ki§iyi ya§atmaktan daha efdaidir. 

Ebu Yezid-i Bistami'ye gelince; Evvela ona izafe edi- 
len bu gibi rivayetler dogru degildir. Eger hakikaten kendisinden bby- 
le bir §eyier duyulmu§sa belki bunlan Allahu Teala'dan hikaye yo- 
luyla soyluyor. Bunlan kendine mal etmek dogru olamaz. Nitekim : 



«Ger<;ek ibadete layik Allah, benim, bana ibadet edin.» (20 -Ta- 
na: 14) 

ayet-i celilesini onun agzindan duydugumuzda bunu kendine mal et- 
mek dogru olamiyacagi gibi. 

2 — §ath'in ikinci manasi, anla§ilmayan kelimelerden meydana 
gelen ve hie. bir kan olmayan iistii kapah korkunc. bir takim ibareler- 
dir. Bunun iki sebebi var : Ya aklt muvazenesinin bozulrnasi ve haya- 
linin kan§masindan agzindan sikani kulaginm duymamasi sebebiy- 
Ie ne dedigini kendisinin de bilmemesidir ki, goklari boyledir. Veya- 
hud bir seyler anlayip cehaleti sebebiyle anladigim kaliplandinp ifade 
edecek kelimeler bulamadigmdandir. Bu gibi sozlerde bir fayda yok- 
tur. Qiinkii bu sozler, kalbi bulandinr, akli §a§irtir, zihinleri hayrete 
diisuriir veya dinleyenleri murad olunmayan manalan anlamaga 
sevk eder de herkes kendi kabiliyyetine gore te'villerde bulunur. Hal- 
buki Peygamber Efendimiz §6yle buyurmu§lardir: 

«Sizden biriniz bir cemaate, anlayatnayacagi §ekilde hitab eder- 

ae, c &ql cemaatte fitne uyandmr.n (90) 



(90) Ukayli «Zuaf&Kla. 



96 iHYAU 'ULOMi'D - DlN — Ciit : 1 — RUBTJX - JBADAT 



Yine Peygamber Efendimiz §6yle buyuruyorlar: 



:#-. 






1 <U**«)J 4U1 <— J-OsJ 



(tlnsanlara, anladiklanm soyleyin, anlamadiklarim terk edin, 
Allah vc Resuluniin yalanlamasmi mi istersiniz?» (91) 

i§te anladigini anlatamiyanlann hali budur : Anlamadan 
Konu§mak ise asla caiz degildir. t s a (aleyhi's-selam) : «Hikmetl 
ehU olmayana vermeyin, hikmete zulm edersiniz; ehllnden esirgeme- 
yin, ehline zulmedersiniz. tlaci yara iizerine koyan tablb glbi ohi- 
nuz.» buyurmugtur. Dlger bir ifade ile hikmeti ehli olmayana ver- 
mek cehalet; ehline vermemek ise zuliimdur. Hikmet'in hakki oldugu 
gibi ehli de vardir. Her hakk sahibine hakkmi verihiz. 

Tammat denen liizumsuz sozlere, §ath bahsinde anlatilanlar ka- 
tildigi gibi aynca muayyen bir manasi da vardir. O da ser'i sozleri,-- 
anla§ilan manalarindan ahp da hi§ bir faydasi olmayan anlasilmaz 
manalara nakletmektir. Batmi'lerin te'vil adetleri gibi. Bunun da Is- 
lam dininde haram ve zaran 50k bUyuktiir. gunkii Sahib-i §eri'atten 
bir haber olmaksizin ve akil delaletinin Icab ettirdigi bir zaruret bulun- 
madan, lafizlarin manalanni degi§tirmek sozlere olan i'timadi $tini- 
ttir, AUahu Teala ve Peygamber (S.A.) kelammin degeri kaybolur. 
(Qunkii kullugumuzu, bu emirlerin zahir manalarma gore ayarhyo- 
ruz). Bunlann iddiasina gore, anla§ilan manaya giivenmemek gere- 
kir. Baton mana icm bir kaide yoktur. Herkesin uydurmasma gore 
ayn ayn tevcihlere gidilebilir. i§te bu da islam dinine buyiik zaran 
olan bid'atlerdendir. Bunun saliklerinin gayesi, insan tabiati gara- 
bete meylettigi ve bundan lezzet aldigi igin, garib §eyler ortaya koy- 
makla zahirini te'vil ederek, seri'ati yikmak ve insanlan kendi batin 
ve batil inanslanna sevirmektir. Nitekim batmiyyeyi red icin tasnif 
edilen «MUSTAZHARiYYE» admdaki eserimizde bunu anlattik. 

Bu tammat ehlinin Kur'an'i te'villerinden bazi ornekler: 

«Fir'avn'a git; o, azdi.» (20-Taha: 24). 



<91) Buhfirf, Ali'den. 



1 inci KtTAB - 3 iincti BAB - MANALARI DEfilSTiRtLEN 1UMLER 97 

Bunlar diyorlar ki, «FiR'AVN» kelimesinden gaye, kalb'dir. Quit- 
kii insan iizerine tugyan eden kalb'dir. 

«Ve asani [degnegini] at, birak.» (28-Kasas : 31) 
Buna, da yaptiklan te'vil «AUahu Teala'dan baska dayandigin 
her §ey'i birak» §eklindedir. 

Hadisleri te'villerinden bazi omekler : 

«Ramazan'da gece yemcgine kalkiniz, ciinkti onda bereket var- 
dir.» (92) 

Onlara g6re: «Geceleri tevbe edin.» manasindadir. Buna benzer 
bir 50k te'villeri var. Hatta Kur'an'i ba§tan sonuna kadar te'vil et- 
mi§Ier ve zahlr manasmdan, i b n Abba s'dan ve diger alimler- 
den rivayet edilen manalardan ayrilmisjlardir. Bu te'villerin bazilari- 
nin batil oldugu kat'i olarak anla§ilir. «Fir'avn» kelimesine «kalb» 
manasi vermek gibi. Qunkii Fiivavn'in goriilen bir insan olup Musa'- 
nin (A.S.) kendisini da'vet ettigi, taribin §ehadetiyle bize kadar ge- 
len bir gergektir. EbuCehl ve Ebti Leheb de bunun gibi. 
Bunlar goz ile garulemeyen, §eytan veya meleklerden degiller ki te'- 
vil yollan aransin. «St)HCTR» kelimesini istigfar ile te'vil etmek de 
bunun gibidir. Qiinkii bizzat Peygamberimiz gece yemegi yer ve ; 
«Yeyiniz» buyururdu. 

Nitekim diger bir hadis'i serHde de §6yle buyuruluyor: 



tii'jCJuteiSnJji 



xMubarek gid&ya [gece yemegine ] buyurun.» (93) 

t§te bu te'villerin batil olduklan tevatiir ve hiss ile bilinir. Diger 
bftmlannin butlam da zann-i galib ile bilinir ki, bunlar hasseler ile 
a&kali olmayan seylerdir. Butiin bu gibi te'villerin hepsi haram ve 
sapiklik ve insanlarm dinini ifsad etmektir. Bu gibi batil te'viUef ne 



(92) Buh&rl He Muslim, Enes'dei 

(93) EM D&vud, Ne»el, Ibn Hibbu, trbu b. Sariye'dei. 

F. 1 



98 1HYAU "ULOMI'D - DiN - Cift : 1 - RUB'U'L - IBADAT 

Sahabe ve ne de Tabiinden ve ne de insanlara vaz u nasihate du§ktin 
olan Hasan-i BasrI gibi zevattan rivayet edilml§tir. Tamamen 
uydurmadirlar. Eger bu gibi te'viiler caiz olsaydi, o zaman Peygam- 
ber Efendimizin §u hadis-i §erifinin bir manasi kalmazdi: 

«Kur'an-i Kerim'i kendi arzusuna gore tefsir eden Cehennemdeki 
yerine hazirlansin.» (94) 

Eu hadis'den, Kur'an'in, dii§unce ve istinbat ile tefsirini yapma- 
mak gerektigi manasini anlamak dogru olmaz. Ciinkii oyle ayetler 
var ki. bunlar hakkmda Sahabe ve miifessirlerden be§, alti ve hatta 
yedi'ye kadar manalar rivayet edilmistir ve biitun bu manalann hep- 
si de Peygamber'den duyulmadigi bilinen bir gergektir. Hatta bu ma- 
nalar te'Ilf edilemiyecek §ekilde ayri ayn da olabilir. guphesiz bun- 
lar iyi anlayisj ve uzun du§uncenin mahsuliidur. Bu sebebdendir ki 
Peygamber Efendimiz, (Abdullah) b. Abbas (R.A.) hazretlerl 
i$in: 

• JjjUII -uJpj ui-^c5* H^*(H^I» 

«Allah'im f sen o'nu dinde anlayigh kil ve te'vili o'na ogret.n (95) 

diye dua etmistir. 

Yaratiklan, yaradan'a davet ediyorum zanniyle, bilerek lafizlan 
murad olmayan bu gibi te'villere gevirmegi uygun goren ehl-i tam- 
mat, hadd-i zatinde dogru olan bir soztt, Peygamberimiz soylemedigi 
halde soyledi deyip ona isnad edenlere benzerler. Dogru olan her 
mes'eleye bir hadis uyduran gibi, bu ise zulum ve sapiklik, ustelik. 
Peygamber Efendimizin: 

."-,. ^ **'*„^ *. * ■""•*.■: ,* *"* ■&'.' ■ -* '.', • * 

CjUJlj-* eJjtJt- l^JUl* IJUj»JI« Jp i— '-O Sr* " 

«BJr klmse, benim soylemedigimi, kasden, soyledi diye bana isnad 
ederse Cehennemdeki yerine hazirlansm.w (96) 



(94) Tirmizi, Ibn Abbas'dan. 

(95) Buhari, tbn Abbas'dan. 

(96) Buhar! ile Muslim, Ebft Hureyre'den. 



1 inci KlTAB — 3 flncii BAB — MANALARI DEClgllRtLEN iLtMLEH 99 

nadisindeki hale diigmektir. Hatta bu te'villerin fenahgi, bu gibi 
isnadlardan, daha 50k ve daha buyiiktur. Qunkii bu gibi te'viller, el- 
faza olan i'timadi sarsar ve Kufan-i Kerim'den istifade yollarmi ta- 
mamen keser. 

Verilen bu izahattan, §eytan'm insanlan bgiilen bilgilerden ye- 
rilen bilgilere nasil yonelttigini 6grenmi§ oldun. Biitiin bunlar, fena 
bilginlerin ilimlerln adlanni kendi arzulanna gore tefsir edip kang- 
tirmaianndandir. ilk asirda bu isimlerden maksadin hangi ilimler ol- 
dugunu aramadan ve bilmeden me§hur isimlere giivenerek bu zum- 
reye uyraak, §eref ve hikmeti, meslegi degil de, sadece adi hakim olan 
bir kimseden beklemek gibidir. Bu asirda tabib'e de, §air'e de, mu- 
neccime de hakim denmektedlr. Bu da, lafizlarm degi§mesini unut- 
maktandir. 

BE^iNCt LAFZ : dHikmetu soziidtir. 

Tabib'e, §alr'e, muneccim'e ve hatta gdk. daha du§iik kimselere 
de «bakira» ismi verilmekte'dir. Halbuki hikmet, Allahu Teala'mn 6g- 
■dtigu §eydir. Nitekim Kur'an-i Kerim'de buyuruluyor: 

^j,f !u$ al5UJt cjp_ 'J*'j iiC 'J* £&*Jf j^C » 

aHikmet'i diledigine verir; hikmet kendisine verilen 50k hayir 
•elde etmi§tir.» (2 - Bakara: 269) 

Peygamber Efendimiz bir hadis'inde §6yle buyuruyor: 
i X^i \aj LjjUI j* *J ^J- J^-jJi lf^-Uq <Sj*# ja iUT » 

«Hlkmetten bir kelime Sgrenmek, biitiin varhglyle diinya'dan 
hayirhdir.B (97) 

Dflgiin bak, birinci asirda hikmet ne idi ve gimdi nereye nakle- 
dildi. Digerlerini de buna benzet ve fena bilginlerin kangtirmalann- 
dan kendini koru. Bu gibi fena bilginlerin din'e olan zararlan, §ey- 
tanlann zararlanndan soktur. Qiinkti §eytanlar (kendi ba§lanna bir 
.gey yapamazlar.) bunlann araciligiyla MUslumanlann imanmi alma- 



(97) Yukanda gegnrfjUr. 



100 lHYAU 'ULOMt'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 



ga $ali§irlar. Bunun icin Peygamber Efendimize, «insanlann en fe- 
nasi kimdir?» diye soruldugu vakit cevap vermek isitemedi ve «AlIa- 
humme gafren» [Allah'im, magfiret et] buyurdu. Ta ki tekrar tek 
rar sordular : 

UjJjl i£& 'pit :JUi.<Jp lj J /'j&--«^ JilT> 

«Onlar, fena alimlerdir.n (98) 

buyurdu. 

i§te pgtilen ve yerilen bilgileri ve birbirine kan§malarinm se- 
beblerini ogrendin. Serbestsin istersen aklini ba§ina alir, Sahabe ve' 
Tabi'ine uyarsin, dilersen ucub ve kibir ipine sanhr da bu gibilerin. 
peginden gidersin. 

Selefin kabul ettigi ilimlerin cogu kayboldu. insanlann daidik- 
lan illmler ise hep sonradan icad edilmi§ §eylerdir. Elbette ki, Pey-^ 
gamber Efendimizin §u miibarek sozu dogrudur : 

„ \"-**\t ' ■* \ < t" " \-"> ,* ". -" **' ■*■«*-' j* ",• *.,"•*'*'-' 

y "V ' Vf i" '■*•■»■' -If *> 

(j""*"" tlr* •j-' L- ' i* ^y~*-l Oi-w'j ■Lsf-" - 

«tslam dtni garib olarak dogdu ve dogdugu gibi garib olarak so- 
necektir. Gariblere mujde olsun. Garibler kimdir? sorusuna ccvap> 
olarak: nBenim sunnetimden insanlann bozdugunu islah edenler ve- 
terk edilen siinnetlerl ya§atanlardir.» (99) 
demiglerdir. 

Diger bir rivayete gore de : 



(98) Dfirimi. 

(99) Muslim, Ebu Hur eyre 'den. 



1 lncl KtTAB — 3 uncfl BAB — OGCLEN lliMLERlN AgKLANMASI 



101 



«Onlar simdi sizin gittiginiz yolda olan kimselerdlr.w (100) 
dtye cev&p vermi§Ierdir. 

DIger blr hadls-i §erifde de : 
» * * ,* , *■ ■* ,■'■'*'■ * * ... - ■*,,** * * . ■" >* 






«Garibler, $okluk arasinda az olan ve iyi kimselerdir. Onlan sev- 
■meyenler, sevenlerden ?oktur.» (101) 

buyurmuglardir. O ilimler o derece garib kaldi ki onlan anan kim- 
seye du§manlik ederler. Bu sebepten Sevrl (R.A.): «Bir alimro 
etrafinda toplanmig 50k dostu oldugunu gordun mti, bilmi§ ol ki, o, 
safl degil, (riya lie) kangiktir. Qiinkii eger llminin geregiyle konugsa, 
dogruyu sSyleyecegi igin coklan da kendisine husumet besler, hepsi 
4ostu olmazdi.» dlyor. 

MAKBCL iLtMLERDEN OGtJLEN [MAIIMUD] MlKDARININ 

ACIKLANMASI 

BUmi§ ol ki ilimler bu i'tibarla u£ kisma aynhr : 

1 — Azi da, $ogu da yerilen, 

2 — Azi da, gogu da makbul olan ve sogaldikga daha guzel ve 
fazlletli olan, 

3 — Yetecek kadan makbul, fakat fazlasi makbul olmiyan ilim- 
ler. 

Bu, tipki bedene anz olan nailer gibidir. 

Azi da, £ogu da makbul olani var. Sihhat ve gtizellik gibi. 

Azi da, cogu da makbul degil: Qirkinlik ve kotii huy gibi. 

Yetecek kadar makbul, fazlasi ise makbul degil: Mai infak et- 
mek ve §ecaat gibi. Mal'in az'im vermek, iyi yerlere sarietmek mak- 
bul, hepsini harcamak, fena yerlere israf etmek mezmum; orta dere- 
cede kendini koruyacak kadar gecaat makbul, fakat haksiz yerde 
guna buna saldmnak Ise tehewur'dur, makbul degildir. 

I§te ilimler de bunun gibidir. 



(100) Ash buliw&mamigtir. 

(ltt) Ahmed. Abdullah b. Amr'dan. 



102 1HYAU 'ULtfMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - iBADAT 

1 — Azi da, gogu da yerilen ilimler, ne din ne de duny&'ya karr 
olan bilgilerdir. Bu gibi bilgilerin zarari, kanndan goktur. Sihir, 
tilsira ve nticum ilmi gibi. Bunlann bazilannin hie bir kan yok, belki 
insanin en kiymetll sermayesi olan omrunii bunlara sarfetmekte za- 
rar ve ziyam vardir. Diinyahk igin faydah oldugu sanilan diger bazi- 
lannin da zarari, kanndan goktur. Onun var oldugu zannedilen ka- 
n, zaranna nisbetle hig bir deger ta§imaz. 

2 — Azi makbul, gogu daha makbul olan ilimler ise: Allahu 
Teala'mn zatim, sifatuu, ef'alini, yaratiklar uzerindeki adetini ve 
ewela diinyayi sonra ahireti siralamaktaki hikmetini bilmektir. 

Zira bu ilimler, hem zati bakimindan ve hem de ahiret saadeti- 
ne yol olmasi bakimindan aramlan bilgilerdir. Bu hususda son had- 
dine ulasacagim diye gahsmak, Allahu Teala'mn azametini idrakteki 
kusurdan ne§'et eder. Qiinkii, o f bir deryadir ki onun derinligini kim- 
se olgemez; ancak herkes kendi kudreti nisbetinde o deryamn etra- 
finda ve sahilinde do!a§abilir. Onun kiyilanna dalabilenler, Allahu. 
Teala'mn ta'yln ettigi derecelere gore Feygamberler, veliler ve ilmin 
inceliklerini anlamis, gergek bilginlerdir. t§te bu ilim, kitaplarm sa- 
tirlanna girmeyen gizli bir ilimdir. Bu ilmi elde etmege yardim eden, 
erbabindan ogrenmek ve ahiret bilginlerinln ahval ve vaziyetini tetkik 
etmektir ki, bunlann alametleri ilerde agiklanacaktir. Bu, salikin ilk 
halidir. Daha sonra mticahede, riyazet, kalbi tasfiye ve dunya alakala- 
ruidan temizleme, Peygamber ve velilerin yolunu tutmak, bu ilmi el- 
de etmege yardim eder. Bununla beraber muvaffakiyyet yine AHah'm 
takdiri nisbetindedir. Fakat herhalde mucahede §arttir. Qunku hida- 
yetin anahtari mucahededir ve bu kapiyi mucahededen bagka bir kuv~ 
vet acamaz. 

3 — Yalmz muayyen bir mikdan ogtllen ve fazlasi makbul olma- 
yan illmlere gelince : Bunlar da birinci babda agiklanan, farz-i kifaye 
olan ilimlerdir. Bu iiimlerin her birinin iktisar'i, yani en azi, iktisadi, 
yani orta derecesi, istika'si, yani 6mur boyunca, ucu bucagi olma- 
yan, sonu gelmeyen kismi vardir. 

Sen, ya kendini lslah edenlerden veya kendini lslah ettikten son- 
ra ba§kasini diizeltenlerden ol, sakm kendini lslah etmeden ba§kasi lie 
me§gul olma. Eger kendini diizeltmekle ugra§iyorsan, vaziyetin icabi 
sana farz olan ilimleri ve bununla alakah temizlik, namaz, orug gi- 
bi zahir amellerl 6gren. Fakat en miihim olam, ekseriyetin ihmal et- 
tigi, kalbin vasiflanni ogrenmek, onlann ogiilen ve yerilen kisim- 
larini bilmektir. Qunkii big kimse kalbin kotii vasiflan olan hirs, ha- 
sed, riya, kibir, ucb ve benzerl fena hasletlerden siynlmi§ degildir. Bu 
hastaliklann hepsi oldiirucudiir. Bunlan ihmal edip, zahir ameller 



1 inci KtTAB — 3 uncu BAB — OGCLEN iLtMLERlN ACKLANMASI 103 

He ugra§mak, bedendeki yaralann ig'ini temizlemeden di§ini katran 
lie sivamaga benzer. Sokak tabiblerinin yaramn dis. kismini katran- 
lamayi tavsiyeleri gibi, mukallid alimler de kalbi temizlemegi bira- 
kip zahir amelleri tavsiye ederler. Ahiret bilginleri ise yarayi kokiin- 
den tedavi icin batin temizligini emreder ve fenaligi kokiinden kes- 
mek isterler. Qoklanmn batin temizligini birakip zahir amele, don- 
melerinin sebebi, kalbin temizlenmesinin zor ve zahir amellerin ko- 
lay olmasidir. Nitekim (kokii cigerlere dayanan). uyuzlu hastanin aci 
ilaclan icmekten cekinip di§ bedenini sivamakla me§gul olmasi gibi. 
Durmadan diganya ilac siirmesine ragmen hastahk artar. (Kalbi dti- 
zeltmeden yapilan ameller de bunun gibidir.) 

Eger ahiretl arayip kurtulugu arzu eder, ebedi helakden kacm- 
mak Jstersen «Rub'-i Miihlikat» ta anlattigimiz s.ekilde ic hastalikla-. 
rim ve tedavi carelerini bulmakla me§gul ol ki, bu sayede oRub'-i 
Miinciyat» ta anlattigimiz makbul makaamlara yiikselesin. Toprak, 
gall cirpidan ve diken gibi seylerden temizlenip diizenlendigi vakit 
yegillikler ve giizel kokulu otlar yeti§tirdlgi gibi, kotii huylardan te- 
mizlenen kalbin de iyi huylarla dolacaginda §uphe yoktur. Yabanci 
maddelerini temizlemedigin kirac bir topraktan mahsul alamiyaca- 
gindan, emeginin bosa gidecegi gibi, kalbini temizlemeden boguna 
farz-i kifayelerle ugra§ma. Bilhassa halk icerisinde bu ilimlerle 
meggul olan varken! Zira ba§kasinin iyiligine gali§irken kendini he- 
lake siirukleyen akilsizdir. Bu davram§, kendini oldurmek icin boy- 
nuna dolanmig yilan, koynuna girrais. akrep dururken, baskasmm 
iizerine konan sinegi kovalamak icin yelpaze arayan kimsenin hali 
gibi, en buyiik bir ahmakliktir. 

Farz-i kifayeler ile meggul olmak icin, once kalb'i temizlemek, 
gunahlarin gizli ve a§ikaresini terk etmek lazimdir. Bunda tamamen 
muvaffak olduktan sonra farz-i kifayelerle ugra§ ve orada da ehem- 
ml, muhim iizerine tercih etmek tizere, tertibe riayet et. Once 
Kur'an-i Kerim'i, sonra hadis-i §erifeleri sonra tefsir ve sonra da 
Kur'an-i Kerim'in nasih ve mensuh, rnefsul ve mevsul, ve miitegabih 
gibi diger ilimlerini ogren; Hadis'de de ayni §ekli takip et. Daha son- 
ra da furu' ile yani mezheplerin amel bilgileriyle ugra§, hilaf ve cidal 
ilimleriyle ugra§ma. Sonrausul-i fikih ile ve bunun gibi zamanin ve 
bmrun miisaadesi nisbetinde diger ilimlerle me§gul ol. Biitiin derin- 
llklerini, inceliklerini anlayacagim diye bir fen ile ugra§ma. £tinku 
ilimler cok, omiirler ise kisadir. Bu anlattigimiz ilimler alet ve mu- 
kaddimeler olup biz&tihi maksud degil, belki vasitadirlar. Vasita ile 
ugragirken gayeyi unutmamak lazimdir. Lugat ilminden de Arab li- 
sanim anlayip konugacak ve Kur"an ve Hadis'in garaib'ini bilecek ka- 



104 iHYAu 'ULOMfD - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - IbADAT 

dariyle kifayet et. Nahv'den de kitap ve sunneti anlayacak derecedeki 
bilgi ile iktifa et ve iyi bU ki her ilmin, iktisar, iktisad ve istiksa taraf- 
lan vardir. Dlgerlerini de bunlara kiyas edebilmen igin biz hadis, tef- 
sir, fikh ve kelam'da bu mertebelere igaret edelim. 

. Tefsir'de iktisar [kisaltma] Kur'an'm iki mlsli hacminde olan- 
dir. All el-Vahidi en-Nisaburi 'nin tefsiri gibi. Bu, veciz ki- 
taptir. iktisad, Kur'an-i Kerim'in tic. misli biiyuklugunde olarudir. 
Yine ayni zat'in «E1 • Vasitn adindaki tefsiri gibi. Bundaii fazlasi da 
omiir boyunca lazim olmayacak U2altmalardir. (Yine ayni zat'm 
«Basft» acLU tefsiri gibi.) 

Hadis'de iktisar: Hadis ilmine vakif bir zat'm duzeltmesiyle 
B u h a r i ve Muslim'i okumak gibi. 

Ravilerin adlanni ezberlemege gelince: Senden ewelkilerin on- 
lan bilmesi senin icfri de kifayet eder. Sana du§en, onlann kitapianna 
i'timad etmektir. B u h a r i ile Muslim'i okuyacaksin derken bun- 
Ian ezberleyeceksin demek istemedik; ancak gerektiginde oradan bu- 
lup alabilecek derecesi yeter. iktisad'i ise, dlger sahib, musnedlerdeki 
hadisleri de bunlar meyanina katmaktir. istiksa da, zayif, kuvvetli, 
sahih, sakim btitiin hadisleri ayn ayri riv&yet yollariyle, ravilerin ah-... 
valini, adlanni ve vasiflarmi bilmek uzere ogrenmektir. 

Fikh'da iktisar: «HuIasatu'l - muhtasar» adli eserde tertip etti- 
gimiz Muzeni'nin fikhini okumaktir. iktisad, bunun u§ misli bti- 
yukliigunde bir fikih kitabi okumaktir. Bu da «EI - Basitnden telhls 
ettigimiz «El-vasit mine'I-mezhebn adli eser gibi. istiksa ise «E1-Ba- 
sit» ve dlger uzun kitaplarda oldugu gibidir. (102) 

Kelam ilminin gayesi : Ehl-i sunnet'in Selef-i salihinden rivayet 
ettigi inane esaslarmi korumaktir. Bundan fazlasi, esja'nin hakika- 
tuu, baska yollardan aramaktir. iktisar derecede stinneti korumak, 
muhtasar bir kelam kitabini okumakla mumkundtir. O da bu kitap- 
ta bulunan wKava'idii'l- akaaidn kismi gibi. iktisad derecesi de, ytiz 
yaprak civannda olan bir kelam kitabi okumaktir. «E1-Iktis&d fi'l- 
i'tikadn adli eserimiz gibi. 

Kelam ilminin iktisad derecesine, bid'atciler ile munazara et- 
mek ve avami onlann ifsad etmesinden korumak i§in ihtiyac vardir. 
Bu da ancak bid'atleri taassuba varmiyan avama te'slr eder. Yoksa 
isterse azcik olsun mucadele usulunii bgrenen bi'dat sahiplerine bu- 
nun bir te'siri olmaz. Qunku bu gibileri kelam yoluyla ilzam etsen bi- 
le onlar taassublarmdan aynlmazlar. Ancak ilzaimm kendi acziyye- 
tine verir ve «ben aciz kaldim, bunu ilzam edecek bagka gareler varn 



(102) ImSm-i Gaz&li, gSfi'i oldugu ijin, §afi'i ftkih kitaplanndan Bmekler vpr- 
migtir. 



1 inci KJTAB — 3 iincii BAB — OGOLEN iLtMLERtN AgiKLANMASI 105 

der ve senin cedel'deki kudretin sayesinde tisttin geldigini zanneder. 
Ama, avam kisminm bu gibi miicadele ile hakikatten uzaklastirildigi 
vakit taassubu kuvvetlenmeden, yine boyle bir miicadele ile haklkat 
yoluna getirilmesi mtimkiindtir. Fakat taassubu kuwetlenince artik ■ 
onlan lslah umldi tehllkeye du§er. Zira taassub, inahclan yerlestir- 
mege sebeptir. Bu da fena alimlerin afetlerindendir. Cunkii onlar, 
hakki aciklamak icin son derece taassub gosterir ve muhaliflerine 
horluk ve hakaretle bakarlar. Bu da onlan misliyle mukaabeleye sevk 
eder ve bos. da'valanni gerceklegtirmek icin biittin imkanlanm sefer- 
ber ederler; fakat eger onlara tenhalarda tathhk ve yumusaklikla gi- 
<Iileydi ve taassub ve tahkirden ari da'valar nezaketle anlatilaydi di- 
Jekler yerini bulurdu. Ne yazik ki, rtitbe ve mevki ancak muhit lie 
olur; muhit edinmek ichi de boyle (yaygara koparmak), hasimlara 
Qatmak, taassub gosterip tel'ln etmek ile mumkun olabileceginden, 
tounlar da taassubu adet edinip, alet olarak kullandilar ve hareketle- 
rine de dini koruma ve miislumanlan mudafaa aduu verdiler. Ger- 
qek §u ki: Bu harekette olanlan taklid bile, insanlan helake suriik- 
ler ve bu gibi bid'atleri insanlann goniillerinde yerlestlrir. 

§u son asirlarda mezhepler arasmda tiireyen hilafiyat'a ve bu 
hususda selef devrlnde e§ine rastlanmayan uzun yazilar, tasnif ve 
mucadelelere gelince: Oldurucu zehirden kagar gibi bunlardan sakm 
ve bunlarin civanna bile yaklasma. £iinkti bu ilim, tedavisi olmayan 
fena bir hastalik gibidir. (Gurur bahsinde) afet ve tehlikelerini ac,ik- 
Iayacagmuz gibi btitun fakihleri, taassubla beraber benlik ve ogiin- 
meye surukleyen bu ilimdir. 

Onlar kendilerini kurtarmak i<;in «lnsanlar bilmedigi §eylerin 
dusmanidir.» darb-i meselini soylejlerse de sen buna kiymet verme. 
Bu hususda Sncekilerden daha cok tasnif, tahk!k ve miicadele ile 
aciklamalarda bulunmak suretile kiymetli vakitlerini harcadiktan 
sonra Allahu Teala'nm lutfiyle kusurlanni gortip biittin bunlan ter- 
kederek nefsinl lslah ile ugra§an kimsenin §u nasihatini dlnle! Fetva 
§eri'atin diregidir, §eri'atin gizli illetleri ancak Hilafiyat [Mezheblerin 
aynliklan mes'elelerini bilmek] ile bilinir, diyenlerin sbzune kiymet 
verme; zira mezheplerin illetleri kendi mezhep kitaplannda yazilidir. 
Ondan fazlasi Iiizumsuz miicadele ve miinakasadir. flk asirdaki bil- 
ginler ve Sahabe, fetva'da bu sonrakilerden daha usttin olduklan hal- 
de, bu gibi mucadeleleri bilmezlerdi. Mucadelelerin kari olmak soyle 
dursun, belki fikhin zevkini bozan zararh bilgilerdir. 

Fikih'dan geregi gibi zevk alan mufti'nin onun cok kerre miicade- 
le yoluyla ifade edilemiyecegi merkezindedir. Miicadeleyi §iar edinen 
kimse, zekasini hep bu yolda kullanir ve fikhin zevkine varmaktan 



106 1MYAU ULtMl'D - DlN - Cilt : 1 — RUB'U'L - SBADAT 

tenbellegir. Gereekte, cedel'e ghisenler, tin yapip mevki isteyen kim- 
selerdir. Buna bahane olarak da, gayesinin mezheplerin illetlerini 
arayip onlari agiklamak oldugunu gosterirler. Halbuki kiymetli 6m(ir 
sermayesi eedel yolunda giderken frkih ilmlnden mahrum kahr. 
{Qunku o fikha degil mticadelesine cah§iyor). Goriinmeyen cin §ey- 
tanlanndan korkma. (Zira sen onlara cephe almis, haldesin, diig- 
raanligimz a§ikardir. Onlar, Allah'in yardimiyle sana bir §ey yapa- 
maz.) Fakat (goriilen) insan §eytarUarmdan [fena alimlerdir] keri- 
dini koru; cunkii onlar, insanlari karanhga sevketmakte ve aldat- 
makta, cin §eytanlannin pabu?larim ellerine verecek kadar ileri git- 
mlglerdir. 

Htilasa: Akilli kimseler i?in makbul olan, bu alemde tek basma 
Allah huzurunda oldugunu, oliim'un, hisabin ve Kitabin, Cennet ve 
Cehennem'in oniinde oldugunu diisjunerek, bunlardan yarayi§H ola- 
m alip zararli olam atmaktir ve's-selam. 

Baza kamil kimseler alimin birini (oldukten sonra) ruyalarmda 
gormu§ ve: «0 miicadele ettigin ilimler ne oldu? Onlardan bir kar 
gordttn mu?» diye sormuslar. O da avucunu agip uflemi§, yani onlar 
kiil olup dagildi gitti (heba'en mensura oldu); ancak gece karanli- 
ginda Allah i?in kildigim iki rek'at namazdan fayda gordum.n de- 
mi§. Peygamber Efendimiz bir hadis-i §erifinde: 

«Dogru yola girdikten sonra, miicadele etmedikce hie bir kavim 
sapmaz.» (103) 

buyurmustur. Sonra Peygamber Efendimiz : 



S& 



sj^S'j^yM ttftiZ £ 



(103) TirmizI ve tbn M4ce, EbG UmSme'den. 



1 inci KtTAB - 3 uncii BAB - OOOLEN IlIMLERIN AC3KLANMASI 10T 

■ «Bunu sana siri bir cidal olarak firlattilar, dogrusu onlar ?ok 
husumetci bir kavimdir.» (43 - Zuhruf : 58) . 

ayet-i celileslni okumugtur. 

Peygamber Efendimiz, AUahu Teala'nin: 






«Onlar ki, kalblerinde zeyg [yamikhk, egrilik] vardir.» (3 - Al-i 
tmran: 7) 

ayet-i celilesindeki «Zeyg» kelimesinden murad-i llahlsi Allahu Te- 
ala'nin: 

„•-*•<• f 

(lOnlardan kac.inm.» (63-Miinafikun: 4). 
diye emr ettigi mucadelecilerdir, buyurmugtur. 

Bazi selef [ilk asnn biiyukleri] cedel ve miinazarayi [Tartigma] 
zemmetmek iizere diyorlar ki: «Son zamanlarda oyle insanlar gele- 
cek ki, amel kapisi onlara kapanacak ve miicadele kapisi a^ilacaktir.t 

Bazi rivayetlerde §6yle nakil olunur ki : 

«Siz bir zamandasimz ki, bu zamanda size amel ogretilmi§tir. 
llerde bir kavim gelecek, onlara da cedel ogretilecektir.n (104) 

Meghfir bir hadis : 

i '^M\ iftff j£- if Si joSJf JS$ • 

«Allahu Tcala'nra en qok bugz ettigi, mucadelede direnen kimse- 
dir.» (105) 



(1(H) Kaynagi bulunamamigtir. 

(105) BuhSri ile Muslim. Hz. Aige'den. 



108 JHYAU 'ULOMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUBUX - IbADAT 

Diger bir hadisde §6yle buyuruluyor : 

«MiicadeIeyi 6£renen kavim, amelden uzaklagir.n (106) 



(106) Kaynagi bulunamami|tir. 



DORDUNCt) BAB 

tNSANLARIN HILAF iLMtNE YONELMESlNlN SEBEBt iLE MtNA- 

ZARA VE CEDEL'lN AFETLERiNIN GENl§ §EKtLDE AQIKLANMASI 

VE BUNLARIN MUBAH OLMASININ §ARTLARI BEYANINDADIR 

Bilmi§ ol ki, hilafet vazifesini Peygamberimizden sonra Hule- 
f a-i Ra§idin [Ebit Bekir, Omer, Osman ve Ali] (R.A.) der'uhde 
etmi§lerdi. Bunlar, Allahu Teala'yi bilen, ilahi hukumlere vakif olan, 
gercek imamlar idi. isttgaresi gereken bazi mes'eleler mustesna, huktim 
ve fetvalannda kimseye ihtiyaglan yoktur. Bunun i§in devirlerinde 
alimler tamamen ahiret ilmine hasr-i nefs etmi§ ve yalmz onunla 
meggul olmu§lardi. 

Diinya iglerinden, insanlan alakadar eden huktimler ve fetvalar- 
dan gekinir ve fetva vermemek igin kendilerini mudafaa ederlerdi. Si- 
ret ve ahlaklanndan rlvayet edildigi gibi biitun imkanlariyle Allahu Te- 
ala'ya yonelnu§lerdi. 

Vakta ki hilafet, fetvaya gucii yetmeyen ehliyetsiz ellere gegti, 
faklhlerden yardim dilemek ve hiikiimlerinde fetva almak igin, her 
hallerinde onlan beraberlerine almak zorunda kaldilar. 

Tabi'in [Peygamber Efendimlzi gOrmeyip sahabeye yetisen] bil- 
ginlerinden selefin yolunu tutan ve Sahabe'nin usfiltine riayet eden 
bir kismi kalmi§ti ki, onlara kadilik ve fetva icin miiracaat edildigi 
vakit kacimr ve sekinirlerdi. Bu sebebden hallf eler, vaztfe vermek 
igin onlan zorlamaga mecbftr oldular. 

Fadi§ahlar'in alimlere yonelmesini, alimlerin ise bunlara iltifat 
etmediklerini goren zamanin insanlan, padi§ahlar tarafindan verilen 
mevki'leri elde etmek igin ilim ogrenmege yoneldiler. Fetva ilmine 
$ahgtilar ve kendilerini hukumdarlara takdira ettiler; onlarla bulus- 
mak icin iltimaslar aradilar ve onlardan vazifeler, hediyeler istediler. 
Kiniisi umdugunu buldu, kimisi de bulamadi. Dilegi yerine gelen is- 
teme alcakligindan kendini kurtaramadi. tste boylelikle faklhler ara- 
mr halde iken, kendileri aramaga ba§ladi. Padi§ahlardan cekinmekle r 
onlara yonelmekle, yiice iken kucuk dugtuler. Ancak her asirda Alla- 
hu Tefcla'mn yardimina mazhar olan bilginler mustesnadir. 



110 1HYAU 'ULtiMt'D - DtN - CUt : 1 - RUB'UX - IbADAT 

Kaza ve hukumlerde fetvalara ihtiyag, fazla oldugu igin o asirda 
en gok fetva ve huktim ilimlerine yoneldiler. 

Sonralan Islam akaaidine dfiir bazi sozleri i§itip onlan dinlemege 
meyleden amirler ve ba§kanlar peyda oldu. Padi§ahlann bu temayii- 
ltinii gorenler «KeIam» limine daldilar. Bu babda bir 50k eserler ya- 
zip miicadele usullerini kurdular, makaalelerinde muhalefet yollari- 
ni agtilar. Boyle yaparken, dini koruyup stinneti miidafaa ettiklerini 
ve bid'adcileri horluga du§urmek istediklerini zan ve iddia ettiler. Ni- 
tekira onlardan once fetvalarla ugra§anlann, giiya insanlara aciraak 
ve onlara ogtit vermek igin gayelerinin dini korumak, Musliimanla- 
Tax dint iglerinl boyunianna almak oldugunu sandiklan gibi. 

Dana sonra bir simf ekablr zuhur etdi; bunlar da ma'mureleri 
harabeye cevirecek kadar agik husumetlere ve kanh miicadelelere yol 
agtigi igin, kelam'da miicadele kapismin acUmasmi uygun bulmadi- 
lar da, fikh'da mucadeleye ve-bilhassa imam §afi'i He imam-i 
A ' z a m mezheplerinin hangislnin daha iistun oldugunu munaka- 
§aya meylettiler. Bunu gorenler kelam ve dlger ilimleri terkederek. 
Imam § a f i ' i ve tmam Ebu Hanife arasindaki ayn- 
liklar tizerinde durdular da, tmam Malik, Sufyan-i Sev- 
ri ve Ahmed b. Hanbel ve dlgerlerinin igtihadlanni in- 
itial ettiler. Boyle yaparken de, gayelerinin seri'at'm inceliklerini agik- 
layip mezheblerin illetlerini yerlestirfnek ve fetva usulunii geni§Ietmek 
oldugunu sandilar. Bu hususta bir gok garib mes'eleler bulup gikar- 
dilar, kitablar yazdilar, ce§it §e§it miicadele yollan buldular ki, bu 
hal §imdi de devam etmektedir. Gelecek asirlarda ne olacagini ve 
Allahu Teala'nm mukadderati neden ibaret oldugunu bilemeyiz. 

t§te bilginleri, bu ilimiere sevk eden, biiyiiklerin bu ilimlere tema- 
ytiUerinden ba§ka bir §ey degildir. Eger padi§ahlar ve ekabir dlger 
Imamlar'in mezheblerine veya ba§ka mezheblere meyletse onlar da ona 
yonelirlerdi ve gayemiz AUahu Teala'ya yakla§mak igin din ilmiyle 
ugra§maktir der ve bunu mudafaadan geri kalmazlardi. 

BU GlBt MUNAZARALARI ASHAB IN ME§VERETINE VE SELEF'lN 

KARglLIKLI KONUgMALARINA BENZETEREK ONLAR iLE 

KARI§TIRMANIN AQIKLAMASI 

Bilmi§ ol ki, bunlar, insanlan bu yola cekerek: «Bizim mubahase- 
den gayemiz, gercegi agiga gikarmaktir. Zira aranan gercektir. tUmde, 
manayi bulmak icin, dugttncenin ve fikirleri kar§ila§tirmanin fayda ve 
te'siri buyiiktur. t§te Sahabe-i Kiram'in da (RA.) adetleri bQyle idi.» 



1 inci KlTAB — 4 fincii BAB — HlLAF iLMt VE MONAZARANIN AFETLERl HI 

•derler. Nitekim mirasda, dede ile kardeg mes'elesi (106a), garap igen- 
leri had mes'elesi (106b), ictihadinda yanilan Imam'a tazminln borg 
olmasi, Omer'den (R.A.) korkarak gocugunu diisiiren bir kadina 
<5mer'in diyet vermekle hiikm olunmasi ve dlger feraiz mes'eleleri ve 
benzerl mes'eleler ile Safi'i, Maliki, Ahmed b. Hanbel, Muhammed b. 
Hasan, Ebu Yusuf ve digsr alimlerden (Allah onlara rahmet etsin) nak- 
ledilenler gibi. 

Sana yapacagim §u agiklama ile, bu kangtirmalanni kolaylikla an- 
layacaksm. Hakki aramak igin yardimlasma, dinin icabindandxr. Fakat 
bunun sekiz garti ve alameti vardir. 

1 — Bu kabil aragtirmalar farz-i kifaye'den oldugu igin, farz-i 
ayn'lan bitirmeden bununla ugrasmamak. tizerinde farz-i ayn borglan 
dururken, hakki aramak igin farz-i kifaye lie ugra§iyorum diyenler 
yalancidir. Bu vaziyet, kuma§ dokuyup dikmekle ugragan bir beyna- 
mazm, bunu yapmaktaki gayem: «insanlan i <;iplak namaz kilmaktan 
kurtarmaktir.» demesine benzer ki, bu da bazan boyle olur ve vukuu' 
da miimkundur. Nitekim fakih'in, hilaf ilminde bahsedilen nadir 
mes'elelerin vukuu'nun mumkiin oldugunu zannetmesi gibi. Muna- 
zara ile ugra§anlar ise kendilerine farz-i ayn olan bir 90k seyleri Ih- 
mal ederler. Bir kimse, derh&l iadesi gereken bir emaneti varken onu 
odemeden en buytik ibadet olan namaz kilmaga baglasa bile, Allahu 
Teala'ya asi olur. Kiginin muti' sayilmasi igin, vaktine, tertibine ve 
sartina riayet etmeden yalmz yaptigi i§in ibadet cinslnden olmasi 
kafi deglldir. (ibadet olmasi igin butun bunlara riayeti garttir.) 

2 — Bu mtinazaradan daha miihim bir farz-i kifaye olduguna 
kani' olmayacak. Eger bundan daha miihim bir farz-i kifayenin var- 
hgi kanaatinde iken, hala munazara ile ugragirsa (Muhimmi ehemm 
tizerine tercih ettigi i§in) gunahkardir. Bu, gurada taraflanna bakil- 
mamig, susuzluktan oltime mahkum olanlara su bulmak imkani var- 
ken, kan almak ilmiyle ugragan klmsenin haline benzer. Sanir ki, bu 
farz-i kifayedlr. Eger bir memlekette bu meslek erbabi olmasa insan- 
lan glume mahkum olur. Kendisine bu i§i yapan daha bir goklan var 
dense, cevabinda : uBaska bilenlerin bulunmasi bunun farz-i kifaye- 
ligini kaldirmaz.n der. Igte memlekette ihmal edilmls. daha miihim 
farz-i kifayeler dururken, munazara ile ugraganlann hall, susuz- 



(106a) Ebu Bekir (R.A.) varislerden dede ile kardeg bulundugunda, dede'yi baba 
yerine tuttu. tmam-i A'zam da bunu kabOl etti. Zeyd b. Sabit, hangisi karh ise onu 
kabQl etti. Safi'i de, bununla fetva verdi. 

(106b) §arab Scene 80 degnek vurulur. BuMri'deki rivayete gore bir kistm bunu 
kabul etti. 40 degnek de vurulur. Musb'm'deki rivayete gore dlger bir kismi . da bunu 
kabul etti. 



112 1HYAU 'ULtMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - iBADAT 

luktan olume mahkum klmseler varken onlara bakmayip kan alma- 
yi bgrenmege ugra§an kimsenin vaziyetine benzer. 

Fetv&'ya gellnce : Musluman memleketlerinde fetva verecek bir 
50k kimseler bulundugu halde nice farz-i kifayeler vardir ki fakihler, 
bunlan ihmal etmis, ve asla taraflanna bakmamislardir. Bunlann en. 
muhimlerinden biri de tababettir. Oyle ki, 50k memleketlerde §er'i hii- 
kumlerde soziine itimad edilir musliiman tabib yoktur. Boyle iken fa- 
klhlerden his biri bu mevzuyu ele almaz. (107) 

Yine bunun gibi, emr-i ma'ruf, nehy-i miinker, farz-i kifaye'den 
iken, mun&zara eden kimsenin meclisinde, (erkeklere, giyilmesi yasak 
olan) ipek elbiseyi giyen (ve benzeri)* yanlis. hareketlerde bulunanlar 
varken bunlara aiding etmez de, vukuu'u 90k ender olan, olsa bile onu 
bilecek daha nice kimseler bulunan bu gibi farz-i klfaye'ler ile Allahu 
Teala'ya yaklasacagini zanneder. E n e s (R.A.) rivayet ederek 
der ki : 

1 j^jii-jt j_ 



«Peygamber Efendimize : «Emr-i ma'ruf, nehy-i miinker ne xaman 
terk ediiir?» diye sorulmug, cevabinda: «Hayirh adamlanmzda gevsek- 
lik, [mudafaada cekimserlik] hali goriildugu, fena adamlanmzda fu- 
hu§ ve zina cogaldigi, idari igleriniz kiicuklerin ve ayak takimimn eli- 
ne ge?tigi, fikih ilmi de rezil kimselerin eline dugtiigu zamanu buyur- 
mu§tur.» (108) 

3 — Bu gibi miinazaraya girecek olan bizzat miictehid ve kendi 
re'yi lie fetva verebilecek seviyede olmali; §afi'i, Hanefi gibi imam- 
lann mezhebiyle miinazaraya girip i§ine geldigini bir imam'dan, i§ine 
geldigini diger imam'dan almak suretiyle olmamah, Sahfi.be ve tmam- 
lann yaptxgi gibi olmalidir. 



(107) Nitekim imam Ejafi*! (R.A.) : *Bu miihim igi gayr-i muslimlere biralonakla 
mtisIiimSnlar, ilmin ligte birini kaybetmiglerdirn demigtir. 

(108) tbn Mace. 



1 inci KtTAB — 4 uncu BAB - HtLAF iLMl VE MONAZARANIN AFETLERI US 

ictihad mevkiine yiikselemiyenler, bu asirda olanlar gibi, kendl- 
lerine sorulan mes'eleye, ancak bagh bulunduklan mezheb imam'in- 
dan naklederek cevap verirler. Eger imara'inin ictihadim zayif bulur- 
sa, onu terk etmesi caiz degildir. Binaenaleyh ba§kasmin ictihariiyle 
fetva veremeyecegine, mezhebi de bilinmis. olduguna gore, daha mii- 
cadele etmesinde ne kar var? Eger bir mes'elede suphe ederse uygun 
olan: «Ben bunu anlayamadim, belki bagh buluhdugum mezheb ima- 
minui bu babda bir cevabi var, fakat ben bilemiyorum; cunkii ben 
ba§h bagina bir muctehid degilim.» demesi lazimdir. Miinaka§asi ya- 
pilan mes'elede mezheb imam'inm iki sozii varsa bazan bir tarafa 
meylederek benim nazanmda bu daha uygundur diyebilir. Halbuki 
§imdiki miibahaseciler bu gibi mes'elelere asla yakla§maz da ayrilik- 
lan kat'i olan mes'eleler uzerinde dururlar. 

4 — Vuku' buimui veya yakinda vukuu'u muhtemel olan mes'ele- 
ler munakasa edilmelidir. Zira Sahabe-i Kiram (R.A.) butun mesve- 
retlerini yeni olmus. veya yakmda olmasi ihtimali mevcud bir hadise 
icin yaparlardx. Halbuki §imdiki miibahaseciler, insanlann muhtag 
olduklan mes'eleler uzerine degil, belki geli§i- giizel mucadele mev- 
zuu olacak, davul sesi gibi her tarafa duyurup adam toplayacak lii- 
zumsuz mes'elelerin miinakasasmi yapar, sik sik goriilen vak'alara 
hie. temas etmezler, ve bunlar ihbaridir; yani nfalanca rivayet etti, 
falan kitapta yaziyor, bunlar kose bucak mes'eleleridir, Bu gibi top- 
lulukta bunlar konusulmaga degmeyen §eylerdir,» derler. Miibahase- 
deki gaye, hakki aramak olup hakikati bulmakta selefden gelen ha- 
berlere dayamrken «Bu mes'ele ihbaridir veya bu ko§e bucak mes'e- 
lesidir, meclisde konusmaga degmez» diyerek bu gibi mes'eleleri terk 
etmeleri cidden §ayan-i hayrettir. 

5 — Miinazaramn buyukler huzfirunda ve halk arasmda ol- 
maktan ziyade, tenha yerlerde olmasmi tercih etmektir. Zira tenha 
yer, akh bir noktaya teksif eder. Zeka ve du§unceyi toplamaga, gerce- 
gi anlamaga daha elverishdir. Halk arasmda miibahasede riya [gos- 
terisj tehlikesi ve hakli haksiz, ustun gelme hirsi uyanir. Halbuki sen 
bilirsin ki, munazaralanni meclislerde ve buyukler huzurunda yap- 
mak lstemeleri Allah igin degildir. Bunlar arkada§i He ba§basa kalm- 
ca hie de konu§maz; hatta sorduguna bile cevap vermez. Ama buyiik- 
lerden biri gelse veya bir cemaat bulunsa hile babmda hi? bir §ey bi- 
rakmaz, soz ebesi olmak igin her §eyi sayar d6ker. 

6 — Munazara edecek olan, gerc,egi aramakta kaybmi arayan 
kimse gibi olmalidir. Kaybim kendisinde veya yardimcisinda bulmasi 
arasmda bir fark gozetmemelidir. Munazara ettigi zati diisman degil, 
yardunci tammahdir. Kaybettigini bulduran kimseye tesekkiir ettigi 

F. 8 



'114 tllYAU -ULUMt'D - DlN ~ Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT /' 

i 

gibi, hatasmi bildiren ve gersegi gosteren zat'a da aym §ekilde tesek- 
kiir etmeli, ona ikram etmeli ve kendisi de memnun olmalidir; onu 
kQtulemcmelidir Sahabe'nin (R.A.) mu§averesi boyle idi. Hatta 
Hazret-i 6mer.(R.A.) cemaat huzurunda hutbe'de iken bir ka- 
din soziinii red edip hatasindan dolayi kendisini ikaz edince, Haz- 
ret-i Omer: nBir erkek yanildi, bir kadin dogruyu buldu.» diye- 
rek memnuniyetini acikladi (109). 

Hazret-i A li'den (R.A.) bir mes'ele soruldu. Hazret-i 
Ali (R.A.) cevap verdi. Adam «OyIe degil, boyledir.a deyince : Haz- 
ret-i A 1 i : «Ben yamldim, sen dogruyu buldun. Her alimin ustiinde 
alira vardir.» buyurdu. 

(Kufe Valisi) Ebu Musa'l-E§'ari hazretlerine bin sor- 
du : 

— Muharebede oldurxip neticede blen neredtdir? Ebu Musa : 

— Cennettedir, demesi uzerine, bunu duyan ibn Mes'ud 
Hazretleri : 

— Belki Vali suali anlayamadi, bir daha git, diyerek adami tic 
def 'a Ebu Musa 'ya gonderdi. ttcunde de Ebu Musa: 

r— Benim bildigim bundan ibarettir, deyince, ibn Mes'ud : 

— Eger Allah yolunda hakki bularak olduruldii ise cennetliktir. 
demesi uzerine, E b u M u s a : 

— Dogrusu budur. Bu alim varken benden bir §ey sormayin, dedi. 
t§te dogruyu arayanlar boyle insafh olur. 

Eger bu mes'eleyi §imdiki bayagi bir fakih'e anlatsa ibn M e s - 
u d 'un soziinii kabtil etmez ve hemen i'tiraz ederek, ibn Mes'ud- 
'un : «Eger hakki bularak bldurduyse» sbziinii reddeder ve «Buna lu- 
zum yok, cunkii bu herkesin bildigi bir §eydir.» derdi. 

Bugiinkii miinazaracilann vaziyetine dikkat edersen gorursiin 
ki, hakikat, hasmimn sozunde tecelli edince yuzfi karanr, rezil olur, 
biitiin imkanlanyle ona ustiin gelme garesini arar, kendisini ilzam 
edeni, Smrii boyunca yerer ve kotiiler. Sonradan da guya gerc,egi ara- 
makta kendisini Sahabe'ye benzetmekten de utanmaz. 

7 — Munazara ettigi yardrmcisimn (sureta, hasmi ise de, gaye 
gercegi aramak olduguna gore, aslmda hasim suretinde yardimcidir.) 
ba§ka delile, bir §upheden baska stipheye gecmesine engel olmamak. 



(109) Hazret-i Omer, hutbesinde «Peygamber zamaninda mihr [Nikfih 
paralari] 400 dirhemi gecmiyordu. Nedir siz arttirip duruyorsunuz? Artan kismim ha- 
zlne'ye alacagim.* deyince, Kureyg hammlarindan bir tanesi bu hususda Ayet-i Kerl- 
me'den delil getirerek nikah paralarinin arttinlmasinda bir mahzfir olmadigim sdyleyip, 
Omer'in soziinii reddetti. Bunun uzerine Hazret-i Omer de: «AIlah'im, sen afv et, her- 
kes Omer'den fak!hdir.» diyerek yine aym minberde sozunden dondu ve gercegi kabiil 
etti. 



1 inci KtTAB — 4 uncCi BAB — HtLAF iLMl VE M0NAZARANIN AFETLERl 115 

Eskilerin miicadelesi boyle (samimi) idi. Bunun gibi mucadele ara- 
sindaki: «Bu soz beni ilzam etmez, tenakuz'a dustiin.» gibi, lehine ol- 
sun, aleyhine olsun, bid'at sozleri c,ikanp atmalidir. Qtinku gercege 
■donmek daima bo§ soztt nakzeder. Binaenaleyh ewelki soziinu bozu- 
yor diye kabfll edilmemesi dogru olmaz. Halbuki §imdiki meclislerde 
cereyan eden miinazaralar hep bu gibi mubahase ve miicadeleler ile 
geger. Hatta delil getiren bir asli kaaidenin kendi kanaatinca bir 
illet ile ma'Wl oldugunu iddia eder. Hasmi «Bu kaidedeki hukmiin bu 
illetle ma'lul olduguna delilin nedir?» Diye sorunca: «Bu hukiim as- 
linda §u illet ile ma'luldiir. I§te bu hiikiimden benim anladigim bu- 
<dur. Senin daha kuvvetli delilin var ise anlat da onun iizerinde dura- 
hm»-'der ve «Bu mes'elede senin anlamadigm daha baska manalar 
vaf f akat ' anlatmam, ctinkti anlatmasi bana du§mez» demekle taar- 
ruzunda direnii*. «Madem ki bildiklerin var, onlari soylemen lazim.» 
ifler. i'tiraz eden anlatmamakta israr eder ve: «Anlatmak bana dii§- 
mez» der. Munazara meclisi, bu gibi bo§ sozlerle sona erer. Bu miskin 
bilmez ki, oBilirim fakat soylemem veya soylemek benim borcum d^- 
gil.» dedigi, serl'ata karsi sirf bir yalancihktir. Zlra eger bir sey bii- 
miyor ve yalniz hasmini ilzam icjn boyle soylUyorsa, bu adam bilme- 
digi halde «Bilirim» demekle fasik ve yalancidir. Allahu Teala'ya asi 
•olup hismina ugrami§tir. Eger gerfek biliyorsa, §er'S bir hiikmii giz- 
lemesi bakimindan yine fasiktir. Halbuki ogrenmek i$in din karde^i 
Jcendisinden soruyor. Verecegi cevap dogru ve saglam ise, onu hemen 
kabul edecek; zayif ise, zayifhk cihetlerini anlatacak ve din kardegi- 
ni cehalet karanhgindan ilim aydinhgina ula§tiracak. Sorulduktan 
.sonra, dini bir mes'eleyi bildirmenin vacib oldugunda ihtilaf yoktur. 
Onun: «Bunu sOylemek benim borcum degil.» demesi laf ile guresj 
tutmakta oldugunu ve hlle yolunda kendi arzu ve istegiyle icat ettigi 
•cedel §eri'atinde l&zim degil demek istedigini gosterir. Yoksa §erl'at-i 
Muhammediye g6re, bildigini bildirmesi lazundir. Soytememekle ya 
yalanci, veya fasik mevkiine duger. 

Sahabe'nin mii§averesiyle selefin fetva iglerini birbirlerine ha- 
Tale etmelerine bakl Onlarda buna benzeyen bir §ey var mi? On- 
larda bir delilden diger delU'e, kiyas'dan hadis'e, haberden ayet'3 geg- 
mek isteyene hie miidahale edilmis, midir? Belki biitun miinazaralan 
bu kabildendir. gttnkii {gergegi aramakta olan) onlar, hatirlarma ge- 
len her §eyi oldugu gibi soyler ve onun muhakemesini yaparlardi. 

8 — MUnazarayi, kendinden istifade edilmesi umulan alimlerle 
yapmahdir. Halbuki (Buguniin munazaracilan) gergegin, hasmimn 
sbziinde tecelli etmesi korkusuyla daima kendilerinden kiijukleriyle 
munaka§a eder ve bo§ §eyleri onlara yutturmak isterler, ekabir ve 
«fazil ile mubahaseden kacmirlar. 



116 1HYAU -*ULtSMl'D - DIN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

Munazara igin*- §u sekiz §arttan ba§ka daha nice ve ince §artlar 
varsa da bu sekiz sart, Allah i?in miinaka§a edenle, bagka bir gaye 
ugrunda munazara edenleri sana tamtmak i§ln kafldir. 

Kisaca bilmls, ol ki: En buyiik dusman'i olup daima kendisini he- 
i&ke gSttirdugu ve kalbini kapladigi halde, §evtan ile mucadeleyi' terk. 
edip ictihad mes'elelerinde ba§kasiyla miicadele eden, ister isabet et- 
sin, ister isabet edenlere miikafatta ortak olsun, §eytanlarm eglencesi 
ve halis insanlar i$in bir ibret levhasi olurlar. A§agida sayacagjimiz 
Metlerin karanhklanna daldigi icta, §eytan da sevinmis, olur. Allah'- 
dan yardim ve hidayet dileriz. 

munAzakanin zararlari VE MDNAZARADAN 

DOftACAK KOTO HtYLARIN AQXKLANMASI 

iyi bil ki: Hasmina ustunluk ve onu susturmak, insanlar arasin- 
da yucelit ve fazllet elde etmekle bobiirlenmek ve bu sebeble insanlan 
kendine cevirmek igin yapilan mtinaka§alar, Allah yamnda biitun kotii 
huylarin kaynagi olup, buna kargilik §eytan'in ho§una giden bir h&l- 
dir. Bu gibi mucadelenin, diger ahlaki hastaliklardan olan kibir, ucb, 
based, kendini tezkiye, makaam sevgisi ve benzerlerine nisbeti, §arap- 
icmenin, zina, kazf £ Namuslu kadina iftira], adam oldiirmek ve hir- 
sizlik yapmaga olan nisbeti gibidir. tgki ile diger (adam oldiirme ve 
benzeri gibi) fenahklardan birini yapmaktan muhayyer olan bir kim- 
se etcki ehvendir» diye bunu tercih ettikten sonra, sarho§lugun te'si- 
riyle diger biitun fenaliklan irtikap ettigi gibi, mvinazaralarda iistun 
gelmegi ve bununla ovunmegi seven ve makaam as.iki olan kimsedeki 
bu hal, biitun fenaliklan kendisinde toplar ve kendisini her turlii kS- 
tuluklere surtikler. Bu huylarin kotii olduklan Kur'an-i Kerim ve Ha- 
dis delllleriyle eserimizin «MUHLlKAT» bahsinde agiklanacaktir. 

Fakat biz burada miinazaranin dogurdugu asil fenauklara kisaca 
i§aret edelim : 

1 — Hased [gekememezlik] : Miinazaranin dogurdugu hastalik- 
lardan birincisi hased'dir. Hased hakkmda Peygamber Efendimiz §6yte 
buyurmuslardir: 

«Ate§ odun'u yaktigi gibi, hased de sevaplan mabveder.n (110) 



(110) Ebfl Davdd, Ebfl Hureyre'den. 



1 inci KtTAB — 4 Uncii BAB — HlLAF tLMl VE MONAZARANIN AFETLERt 117 

Halbuki miinazara eden kendisini hased'den asla kurtaramaz. 
£unku bu adam bazan galib ve bazan da maglub olur. Bazan kendi 
sozu ve bazan da hasimnm sozu ogiilur. Dtinya'da bulundugu miid- 
detce ya kendisi kuwetli bilgi ve anlayiijla oguliir, veya baskasi daha 
iyi anhyor ve daha giizel ifade ediyor diye ogiilxir. Mutlaka bu nimetln 
baskasinda kaybolmasmi ve butiin insanlarm kendisine yonelmesini 
ister ve boylece kendisinden ustiin olana hased eder. Halbuki hased, 
yakici bir ate§tir. (Ate§, yakacak bir §ey bulamazsa kendisini yakar 
tiiketir) . Hased hastahgina miibtela olan, dunya'da da azabdadir. Ahi- 
ret azabi ise daha biiyuk ve §iddetlidir. Bu sebebden ibn Abbas 
(R.A.) : ollmi, buldugunuz yerde aim, fakat fakihlerln birbiri hakkin- 
daki sozlerini kabul etmeyin; cunkti onlar, agilda birbiriyle oynayan 
tekeler gibidir.» buyurmugtur. 

2 — Kibir ve bobiirlenme, insanlara iistiinliik taslama. Peygam- 

ber Efendimiz bir hadisinde soyle buyuruyorlar : 



ffKibir edeni, Allah al$altir; al^ak goniillii olan'i yiikseltir.n (111) 

Peygamber Efendimiz bir hadis-i kudsi'de de, Allahu Teala'nin 
soyle buyurdugunu haber veriypr: 

«Ulu1uk, gomlegim, biiyiikluk ciibbem'dir. -Bu iki vasif yalniz 
liana mahstistur.- Banlarla benimle miinSzara'ya kalkigani helak 
«detim.» (112) 

Miinazara eden emsal ve akranina kar§i kibir'den ve bulundugu 
derecenin tistiine §ikmaktan kendini alamaz. Hatta munazaracilar 
dfigusmege kadar gider, ben bas. tarafta, sen asagi taraf ta oturdun di- 
ye birbirlerine boburlenirler. Sadre'ye gecmekten bguniir, geride kal- 
maktan cam sikilir, daima one gegmegi isterler. Bunun igin de atlmin 
§erefini korumak istiyorum ve esasen mii'min kendini zillete du§Ur- 
mekten men edilmi§tir.» diyerek ma'zeret beyan ederler ve : 



(111) Hatib, Omer'den. 

(112) Ebfi D&vud, tbn Mice, Ibn Hibban, EMS Hureyre'den. 



118 IHYAU ■ULUMi'D - DiN — Cilt : 1 — RUB'D'L • IbADAT 



• •* see-* $ • ^ s 9 f °? a t 

-*■ - ' $■ y ^- ^v 

ctMti'min kendini hakir tSiigiirmekten nehy cdilmi§tir.» (113) 

Hadisi He Allahu Teala ve Peygamber Efendimizin bgdugii teva- 
zu'a zillet, yasak ettikleri kibr'e de izzet adim verirler. insanlari azit- 
mak i?in isimleri degi§tirir. Nitekim hikmet, illm "ve dlger kelimeleri 
degi§tirdikleri gibi. 

3 — Hikd [Kin] : Munazaraci, kincilikten kendisini kurtaramaz. 
Peygamber Efendimiz : 

«Mu'miii, kinci olmaz.» (114) 

buyurmu§Iar. Hikd'i zemmeden bir 50k rivayetler vardir. Bir miina- 
zaraci diisunemeyiz ki: Hasminin soziine ba§ sallayip kendi sbziinde 
duraklayan ve husn-i kabul gostermiyen kimseye kin tutmasin. Mut- 
laka ona kin tutar ve bu kini iginde buyiitiir. Son gayreti nifakmi 
gizlemektir. Fakat nasil olsa bu nifak sizarak harice c,ikar. Munazara 
eden kendisini bu hastahktan nasil kurtarabilir? Qunkii butiin din- 
Ieyicilerin kendi soziinu ustiin tutmasina ve her halinde begenilme- 
sine dinleyenlerin ittifaki du§iinulemez. Hasmindan, azicik olsun so- 
ziine kiymet vermemek halini goriirse, olunceye kadar gikmayacak 
sekilde kalbine kin tohumu ekilir. 

4 — Giybet : MQnazara'mn afetlerinden birisi de giybet'tir. Al- 
lahu; Teala, giybeti olii etini yemege benzetmisjtir. Munazaraci devamli 
olarak olii eti yer. Qiinku hasminin soziinu anlatmaktan ve onu ko- 
ttilemekten kendini alamaz. En son koruma c&resi, onun hakkindaki 
hikayelerinde yalan soylememektir. Fakat ifadedeki noksanlanm, ac- 
zini ve faziletinin noksan oldugunu mutlaka soyler. Zaten giybet de 
budur. Eger yalan soylerse o zaman iftira etmis, olur. Yine bunun gibi, 
kendi soziinu dinlemeyip hasmina meyleden ve hasminin soziinu ter- 
c!h edene de saldirmaktan kendini alamaz. Hatta ona da anlayi§siz- 
hk, ahmakuk ve cehalet nisbet etmekten geri kalmaz. 



(113) TirmizI, Ibn Mace, Ebii Hureyre'den. 

(114) Kaynagi bulunamamigtir. 



1 inci KlTAB — 4 tincii BAB — HlLAF iLMl VE MONaZARANIN aFETLKRI 119 

5 — Tezkiye-i nefs : Munazara'nin afetlerinden biri de kendinl 
tezkiye ve bgmektir. Halbuki Allahu Teala Kur'&n-i Kerim'de: 

« ^jiJl ,y*j *-Ap1 y» -^-jljI \jS jj !Mj » 

itKendinlzi tezkiye edip durmaym, muttakiler'in kim oldugunu O 
(Allah) bilir.» (53-Necm: 32) 

buyurmu§tur. Hakim'in birisine: nDogru soz'iin cfrkin'i hangisidir?» 
diye sormu§lar. Hakim: «insamn kendini ogmesidir.n diye cevap ver- 
mistir. Halbuki miinazara eden: «Benim bilgim fazladir, hasmimi ye- 
nebilirim, iazilet bakinundan daima emsalime tistunum.» demekle ken- 
dini ogmekten kurtulamaz ve miinazara esnasmda bazan ogiinmek ye 
bazan da soziiniin revag bulmasi ifin : «Bunlari ben bilmez miyim, 
benim akli ve nakli ilimlerde ihtisasim var, ben usul bilirim, hadis ez- 
berimdedir.n gibi. sozler soylemekten kendisini alamaz. Halbuki a§in 
derecede benlik ve ogiinmek §er'an ve aklen yerilen bir harekettir. 
(Bundan gekinmek lazim gelir.) 

6 — Tecessus : Miinazara afetlerinden birisi de tecessiis [casus- 
luk] ve insanlann gizli kusurlanm aramaktir. Halbuki Allahu Teala: 

«Insanlann kusurlanm ara§tirmayin.» (49 - Hucurat : 12) 

buyurmu§tur. Miinazara eden daima akranmin surgmelerini ve hasmi- 
nm kusurlanm ara§tmr. Hatta memleketine boyle bir munazaraci'nm 
geldigini duydugu vakit onun bedeni anzalanna, kelligine, ala'ligma 
vanncaya kadar gocuklugundan i'tibaren biitiin kusurlanm ve gizli 
hallerini bileceb adam arar. Liizumunda oiiu rezil etmek igin btitiin 
noksanlanm kendisine sermaye edinir. Sonra onun ustun gejeeegini 
sezdigi vakit, eger maskeli konu§anlardan ise, ima yolu ile kusurla- 
rina i§aret eder. Bu bulu§u zahiren giizel goruliir. Eger dili uzun ve 
eglence'den §eref duyan kimse ise, ima yolu ile degil, a§ikare onu ter- 
zil etmekten gekinmez. Nitekim kendilerini fuhul-i ulemadan sayan 
biiyuk miinazaracilann bu yola ba§vurduklan hikaye edilmektedir. 

7 — Miinazara afetlerinden yedincisi de bagkalarmm kederlen- 
mesine sevinmek, sevingjerine iizulmektir, (Qiinkii hasmi, iistun gelir 
sevinirse kendisi miikedder olur, hasmi maglttp olursa kendisi sevi- 



120 1HYAU 'ULttMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - 1BADAT 

nlr). Halbuki kendisi igin sevdigini, din kardesi icin sevmeyen kimse, 
mti'minlerin ahlakindan uzakta kalir. Faziletini aciga sikarmakla 
emsaline kar§i tistiinluk isteyen kimseyi, hasmimn stirsmesi elbette 
sevindirir ve aralarmda, kumalar arasinda oldugu gibi husumet olur. 
Kumalardan bin, digerini daha uzaktan goriince kalbi carpip benzi 
soldugu gibi, munazaracilar da birbirini gordiigu vakit, galibiyet - 
maglubiyet korkusuyla adeta azgin bir §eytan veya saldiran yirtici 
bir hayvan gormus gibi alurlar. Nerede din alimlerinin bulu§tuklan 
vakit yekdigerinin istirahatini te'mine calismakla kurduklan unsiyyet, 
nerede onlardan nakledilen, darlikta ve geni§likteki yardimlagma ve 
karde§lik? Hatta imam §afi'i (R.A.) : «fhm, fazilet ve akil 
sahipleri arasinda yakmlik ve dostluk vesUesidir.» buyurmusstur. O 
boyle derken ilimleri ile birbirine dii§man kesilenlerin, his cekinme- 
den onun mezhebinden olduklanni iddia etmelerine akil erdiremem. 
Birbirine ustuniuk iddiasinda bulunup dunirken, aralannda iinsiy- 
yet oldugunu diisunmek miimkun mudiir? Nerde? Qok uzak. Bir §e- 
yin fena olmasi igin, seni iyilerin ahlakmdan uzakla§tinp kotiileriu 
huyiariyie ahlaklandirmasi kafidir. 

8 — Mtinazara afetlerinden biri de miinafikliktir. Miinafikhgo 
kotulugunu anlatmak icin §ahid dinletmege hit; de lttzum. yoktur. Mu- 
nazaracilar, nifak'a mecburdur. Zira munazaracilar, hasimlariyle, ha- 
simlannm dostlan vs adamlariyle bulu§tuklan vakit, dilleriyle on- 
Iara kar§i saygi, samimiyyet ve dostluktan baska bir §ey gostermez- 
ler. Halbuki bunun yalan ve nifak i§i olup samimi olmadigim hitab 
eden ve muhatab olan ve hatta her duyan aniar. Onlar dil ile dost 
oiurJarsa da kalb ile du§mandirlar. Bu cirkin vasiftan Allahu Teala'ya 
sigimnz. Peygamber-i zisan Efendimiz bir hadis-i §erifinde : 

j; = '- j^--- >^ --?- , -* -- -- -- °, ?* ^ .<■',? * V .< , 



-Up aUI *»_jO . fU'-'yi J \**j?lajj ^»_UJLj l_wic-L_jj 

«tnsanlax ilim iigrenip ameli terk ettikleri, di] ile sevi§ip igclen hu- 
sflmet beslBdikleri \e sila-i rahml terk ettikleri vakit, Aliah onlara la- 
net eder; kulaklaoni sagir, gbzlerini de fcor eder.x (115) 



1 inci KtTAB — 4 iincii BAB — HlLAF iLMt VE MOrtAZARANIN AFETLEBl 121 

buyurmu§tur. Bu anlattigimizin dogrulugu, bu halleri mii§ahede ile 
sabit olmu§tur. 

9 — Munazara afetlerinden biri de hakk'i kerih goriip kabOl 
etmemek ve haksiz oldugu halde miicadeleye haris olmaktir. Hatta 
mucadelecinin en ho§lanmadigi §ey, hakikati hasmimn ifade etmesi- 
dir. Hasmi dogruyu soylese de, btitun gayretleriyle inkara kalki§ir; 
onu curiitmek i$in her ge§it tiileye ve her <;areye ba§ vurur. Boylece 
mticadelecilik kendisinde o kadar tabiilegir ki duydugu her soze, hat- 
ta seri'atin hiikumlerine, Kur'an'm delillerine bile i'tiraza kalki§arak 
onlan da birbirine katar. Halbuki (Hakk'a §oyle dursun) batil'a kar§i 
■da miicadele mahzurludur. Zira, Peygamber Efendimiz, batila kar§i, 
hakk ile olsa da miicadeleyi terk etmegi te§vik etmek iizere §6yle bu- 
yurmuglardir: 

>l* ... 



- s ' tf >"" • i**"' *"i *'-t ■" *t\ 0> " > - i" fr ' r \," • " 

-*' ti T 8 f . .**■■ J', *l ■? '- $ fist- \s"*\\ "\ ' • ' ' 



«Haksiz oldugunu anlayip miicadeleden vaz gecen kimseye, Alla- 
hu Teala Cennet'in kenar yerinde bit ev bina eder. Kim ki hakli oldu- 
gu halde miicedeleyi terk ederse, Allahu Teala ona Cennet'in en iyS 
yerinde bir bina in§a eder.» (116) 

Allahu Teala, kendisine yalan isnad eden ile, hakk'i tekzib edenl 
bir tutmu§tur. Nitekim Kur'an-i Kerim'de: 

iiAllah'a yalan Isnad eden veya hakk'i yalanlayandan daha zalim 
jkim olabilir?» 

buyurmu§tur, Diger bir ayet-I celilede ise: 

i - ''-' ■* ".^ •* ^ if. T 



« 






«AUab/a yalan isnad edenden veya kendisine ulasan dogru haberi 
yalanlayandan daha zalim kim olabilir?» (39-Zumer: 32) 

Buyurmusjtur. 



- (116) Tirmizi, tbn Mfice, Enes'den. 



122 tHYAU 'ULOMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

10 — Afetlerden biri de riya'dir. Riy&, Hakk'in nzasini unu- 
tup halkin teveccuhiine mazhar olmak ve goniillerini kendisine cevir- . 
mek i£in c,alismaktir. ileride Riya kitabinda asiklanacagi gibi, riya, 
insanlan en biivuk giinahlan irtikaba sevk eden fena bir hastahktif. 
Munazaraci'nm gayesi, Un almak ve insanlann ovgusune mazhar ol- 
maktan bagka bir §ey degildir. 

§u saydigimiz on tanesi, munazaracilarin ahlaki hastahklannm 
biiyuklerindendir. fnsanlar arasinda degeri olmayanlar ve boyle mas- 
kelenmeyip daha ileri giderek birbirini dogecek; ta'n edecek, yakasini 
yirtacak, sakaundan tutacak, anasma sovecek, hocalanna kiifredecek, 
a§ik£a her tiirlu fena sozleri soyleyecek kadar ileri gidenler miistesna, 
miinazaracilann ileri gelenleri §u on hastaliktan kendilerini asla kur- 
taramazlar. Ashnda bazilan aQikc,a kendiainden ustiin 'veya' dusuk 
olan, memleketinden uzakta bulunan, gecjm sebebleri ayri ayri tilan 
kimselere kar§i bu hastaliklann bir kismindan kurtulabilirler; fakat 
dereceleri bir olanlar, asla bu afetlerden kendilerini alamazlar. 

§u saydigimiz on fena hasletten, aynca on rezalet dogar. Biz. 
bunlarin tafsili ile sozii uzatamayiz. Ancak isimlerini saymakla kala- 
lim. Unf, gazab, bugz, tama', mal ve mevki' sevgisi, hasimlarina tis- 
tunluk hirsi, miibahat [Basjkasma kar§i iistunliik], cger [A§in kiif- 
ran-i ni'met - nankbrluk], batar [Son derece sevinmek], servetle- 
rinden dolayi zenginlere saygi, mevki' alma iimldiyle padi§ahlara yal- 
takhk ve hazine'den yemek igin ohlara meyletmek, binek ve giyimde 
israf'a varacak sekilde siislenmek, kibr ederek insanlan kttgumsemek, 
liizumsuz §eyler ile ugrasmak, fazla konu§mak, mernamet ve sevgi'nin 
kalb'den cikmasi ve gafletln kalbi kaplamasi. Hatta munazaracilar 
oyle bir hale diiser ki, ne kildigini, ne de okudugunu hatirlar; kim'e 
karsi kildigini bile hatirlayamaz. Namaz'in huzur ve hu§u'unu duymaz- 
lar. Bununla beraber dmiirlerini gtizel ibare okumak, kafiyell konus- 
mak, ender ve garib rivayet ve hikayeleri ve buna benzer ahirette hie 
kan olmayacak munazara ilimlerini bgrenmekle gegirirler. Munazara- 
cilarin dereceleri var; her biri derecesine gore ayrilir. Buna ragmen - 
en dindar ve alim mUnazaraci da §u hastahklardan kendisini koruya- 
maz. Son c&resi, bunlan gizlemek ve nefis mucahedesi yapmaktir. 

Bilmis, ol ki, su saydigimiz rezaletler, nam ve s6hret kazanmak 
isteyen, makaam'a ulasmak, servet ve ululuk te'mmi igin ugrasan vaiz- 
ler, hatta kadihk, evkaf idareciligi, emsaline ustiinluk isteyen fetva- 
cilar ve mezheb ilimleriyle ugraganlar igin de aynidir. 

Hulasa : tlim ile Allah nzasindan ba§kasini isteyenler . i$in hti- 
kUm aynidir. ilim, alimi bas,i - bo§ birakmaz. Ya ebedi f elakete, veya 
ebedi saadete ulagtinr. Bu sebebdendir ki Peygamber Efendimiz : 



1 inci KtTAB - 4 Cincii BAB — HlLSF tLMt VB MOnAZARANIN AFETLERI 123 



«jU_Uj 4)1 Aiut^y jJIp i.UJaJI ^ l^iip^lljl lill 

wKiyamet gununde en agir azabi gorecek olan, Allahu Teala'nm 
ilminden kendisini faydalandirmadigi alimlerdir.n 

Buyurdu. Goruluyor ki (Kalb gbziinu a?madigi i$in) ilimsiz ame- 
Un, kar yerine kendisine en btiyuk zarari dokunmustur. Basba§a ka- 
laydi - ilim, ne lehine ve ne de aleyhine olaydi - camna minnet, fakat 
nerede.. tlmin tehlikesi buvukttir. ilmin talibi ebedl miilk'un ve dai- 
mi ni'met'in talibidir. Ya bu mulk'e veya helake kavu§ur. Bu adam, 
dimya'da servet pesmde ko§an'a benzer; eger kazanamazsa kendisini 
zilletten kurtaracagini iimid etmez, belki o dehsetli giinde butun giz- 
li ahvali aciga gikacak ve rezil olacaktir. 

«Eger makaam sevgisi olmasa ilimler de ortadan kalkardi. Bina- 
enaleyh insanlan ilm'e tesvik bakimindan miinazarada fayda var.» 
dersen, cevaben deriz ki: Evet, soyledigin bir bakima dogrudur, fakat 
da'vaya medar olmaz: Zira §evgan, top, topac, kus. oyunu ve benzerj 
oyunlar va'd edilmeyeydi gocuklar mektebe heves etmezdi. Bu boyle 
olmakla onlari sevmek makbuldiir denemedigi' gibi, riyaset sevgisi ol- 
masa ilim kaybolurdu demek, riyaseti isteyen necat buldu manasi- 
na gelmez. Belki bunlar, Feygamber Efendimizin : 

«AIlahu Teala bu dini, din'de nasibi olmayan bir taklm kimselerle 
de te'yid eder.» {117) 

«Ger$ekten, Allahu Teala bu dini facir kimselerle de kuvvetlen- 
dirir.n (118) buyurdugu kimseler meyamria girer. 

Riyaseti isteyen helakdedir. Eger riyaset sevgisini gizler ve za- 
hirde eski alimler gibi gortintir, diinya sevgisini terk'e davet ederse, 
baskalan onun sebebiyle diizelebilir ki, bu da kendisini yakip, baska-- 
sipa i§ik veren lambaya benzer. Gayrin salahi kendi helakindedir. 

(117) Nesei, Enes'den. 

(118) BuhSri ile Muslim, Ebu Hureyre'den. 



124 3HYAU ■uLtlMi'D - DlN — Cili : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

Eger insanlan fenaliga davet ediyorsa kendisini de, baskalanni da 
yakan ate§'e benzer. 
Alimler Hqe aynhr. 

1 — Kendisini de, bagkasmi de helak edtnlerdir. Bunlar, a?iksa 
dunyalik isteyip insanlan diinyahga tesvik eden alimlerdir. 

2 — Kendisini helak edip ba§kasim kiirtaranlardir. Bunlar go- 
riinuste dtinyayi terk edip insanlan ahiret'e davet ederlerse de ger- 
$ekte gayeleri halkin teveccuhune raazhar olmakla mevkl kazan- 
maktir. 

3 — Kendisini de, ba§kalanni da mes'ud eden alimlerdir ki, bun- 
lar zahir ve batinlariyle insanlan Allah'a davet edenlerdir. Bak baka- 
Iim, sen hangi kisimdansin? tlmin ve amelinle neyi kasd ediyorsun? 
Allah nzasi icfoi olmayanlan, Allahu Teala'mn kabul edecegini zan- 
netme, Riya Kitabi'nda ve butiin «Muhiikat» bahsinde sana, supheni 
izale edecek bilgiler, verilecektir in§aallah. 



BE§iNCt BAB 

MUALLlM [HOCA] tLE TALEBE'NIN EtAYET. EDECEKLERl 
EDEBLER BEYANINDADIR 

TALEBENiN RfAYET EDECEffl ADAB 

Ogrenci'nin riayet edecegi bir 50k adftb ve vazifeleri vardir ki 
bunlar, on kisimda toplanabilir. 

1 — Her §eyden evvel, kalbini biitun fena hallerden va kotu va- 
siflardan temizlemektir. Qiinkii ilim ogrenmek, kalbin ibadeti, sirr'in 
namazi ve Ig hasselerin Allahu Teala'ya yaklagmasidir. A'zalar'in va-" 
zifesi olan namaz, a'zalan her turlii pislikten temizlemeden kabul ol- 
madigi gibi, batml ibadet ve kalbi ilim ile tezyin de, ancak kalbi her 
ttirlii kotu sifat ve vasiflardan ve fen& huylardan temizledikten son- 
ra kabul olur. Nitekim Peygamber Efendimiz : 



■* ** £* *■ -* £ .- 

« JiUiUl j* ^jl 



,--0 



«Din, temizlik iizetfne kurulmu§tur.» (119) buyurdu. 

Temizlik, zahir ve batm temizligidir. Allahu Teala Kur'an-i Ke- 
rtm'de: 






«Mii$rikler pisdir.n (9 - Tevbe : 28) 

buyuruyor ve §u gersegi ifa.de ediyor ki, pislik ve temizlik yalniz dig'a 
bagli degil, i£ ile de alakalidir. Mu§rik, yen! hamamdan ?ikmi§ ve te- 
miz elbise giymtg olmasi bakitnmdan temiz olabilir, fakat cevheri ve 



(119) Bu ifftde ile bulunamami§tu\ 



126 IHYAU -ULOMi'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - JBADAT 

ma'neviyati pistir. Pislik, nefret edilen ve kendisinden uzaklasrtan bir 
§ey oldiiguna gore ig pisliklerden kac,inmak daha mUhimdir. £Unku 
batm pisligi, burada pislik olmakla beraber, ahirette de insam helake 
goturiir. Bunun ichi Peygamber Ef endimiz bir hadis-i §erif de : 

• US- «j &; &»dr 'fi&4 • 

«K6pck bulunan eve melek girmez.» (120) buyurmustur. 

Kalb, meleklerin indigi ve eglendigi bir evdir. Gazab, §ehvet, kin. 
hased, kibir, ucb ve benzeri kotu huylar iiren kopeklerdir. Bu gibi kfl- 
peklerle dolu bir kalb'e melekler nasil girsin? (Qunkii temiz olan- 
lar, temiz yerde bulunur, pislige kansmazlar.) Allahu Teala ilim 
nurunu melekler vasitasiyle kalbe akitir. Nitekim ayet-i celilede : 

■ i" ,* ' • •%,*»' it, -"ifJ"^-" ? "' -* • ' ,i» ,**-' 

* * *' p s r 



«Ya bir vahly He, ya bir perde arkasindan, yahud bir el$i gonde* 
rib de kendi izniyle dileyecegini vahyetmesi olmadikga AUahin hi$- 
bir be§ere kelam soylemesi (vaaki) olmami§dir.» (42 - §ura : 51) 
buyurulmu§tur. Bunun gibi kalb'e gonderdigi ilmin rahmetlerine de 
miivekkel melekler vardir. Bunlar kotu sifatlardan uzak, temiz ve 
mukaddes kimselerdir. Bunlar ancak temiz yerlere inerler. Kendile- 
rinde olan rahmet hazineleriyle ancak iyi ve temiz yerleri ta'mir eder- 
Ier. Bunu soylerken hadls'deki «Beyt» kelimesinden murad kalb, 
«Kelb» kelimesinden murad gazab ve diger kotti sifatlardir demek 
istemiyorum. Ancak bu Hadis'de buna da tenbih ve i§aret vardir de- 
rim. Zahir manayi, batin manaya degi§tirmekle, sozu, asil manasin- 
da kullandiktan sonra buna da tenbih ediyor demek arasmda buyiik 
fark vardir. Batiniyye firkasmm ayrildikian bu inceliktedir. (Onlar, 
kelimeyi asil manasindan alir, baska manada kullamrlar.) Bizim an- 
lattigimiz iyi alimlerin kabul ettikleri i'tibar yoludur. 1'tibar, ibret 
almak demektir; yani asil manayi kabul.etmekle beraber ondan ba§- 
ka bir mana da sikarmaktir. Nitekim baskasi bir belaya ugradigi va- 



(120) Buhari ile Muslim, Ebu Talha el - Eusari'den. 



1 inci KlTAB — 5 inci BAB — MUALLlM iLE TALEBENlN EDEBLERl 127 

kit, dunya'nin inkilab ve degi§iklik diinyasi oldugu icjin, bu belanm 
kendisine de gelebilecegini diisunerek akil sahibinin ondan ibret al- 
masi gibi. Baskasindan kendisine, kendisinden de dunyanm esasina 
ibret almasi ogiilen bir ibretlikdir. 

Sen de insanlann in§asi olan «Beyt» [Oda] kelimesinin mana- 
sindan, AUahu Teala'mn in§asi olan kalbi i'tibar et. Sureti icm degil 
de ahlaki olan yirticihk ve pisligi baknmndan yerilen «kelb» kelime- 
sinin manasmdan, bu sifatlarda olan rflhu i'tibar et. 

Bilmis ol ki, gazab ile dolmu§, diinyaya dalmis. ve diinyalik pe- 
sjnde ko§an, insanlann seref ve haysiyyetleri ile oyniyan kalbler, sy- 
rette kalb ise de manada kelptir. Halbuki basiret nuru, suretleri de- 
gil, raanalan miilahaza eder. MaddS alemde suretler, manalara galib- 
dir. Manalar suretterin igindedir. Ahirette bunun aksine olarak, su- 
retler manalara tabi' ve manalar galibdir. Bunun ifindir ki, her in- 
san, manevi sureti uzerine ha§rolacaktir. Nitekim Peygamber Efen- 
dimiz soyle buyuruyorlar : 

((Insanlann §ereflerini paymal etmege 9alisanlar kelb suretinde, 
mal du§kiinleri kurt suretinde, benlikcHer kaplan suretinde, riyaset 
agiklan arslan suretinde ha§rolacaklardir.» 

Bu hususu ifade eden daha bir 50k naberler oldugu gibi, basar ve 
basiret sahipleri de buna §ehadet etmigtir. 

Eger : «Seviyeleri 50k du§iik kimseler var ki, bir 50k ilimler elde 
etmi§lerdlr.*> dersen, cevaben deriz ki: Onlann bllgisi ahirette faydasi 
dokunacak, saadeti saglayacak gergek ilim olmaktan 50k uzaktir. Zi- 
ra ahirette kari dokunacak ilmin belirtilerinden biri, Isyanm oldiiril 
cii bir zehir oldugunun bilinmesidir. 6ldurucii oldugunu bilen kim- 
senin zehir ictigini hi? gordtin mu? Boyle sureta alim geginenlerden 
duydugun bir hadisi dilleriyle kabul ederken kalblerinden tereddiid 
etmeleri, ilim naittma bir §ey degildir. Nitekim IbnMes'ud (R.A.) : 
silim, fazla rivayet etmek demek degil, belki AUahu Teala'nin kalb'e 
ilka ettigi bir nurdur.» buyurmu§tur. Diger bazilan da: nilim, ha§yet- 
tir.» dediler, Zira Allahu Teala : 

. « 2UJUJI eiLp j* AJJl^Lkj UJU 

iiAlIahu Xeala'Uan (en cok) korkanlar. alimierdir.n (35 - Fatir: 
28) 

buyurmugtur. «ilim, ha§yet [korku]'dir» diyen, ilmin en mtihim husu- 
siyetine i§aret etrm§tir. Bu sebepten bazi gergek alinuer, ba§kalannm: 



128 1HYAU 'ULtlMl'D - DtN — Cilt : 1 — RUB'U% - lBADAT 



oBiz ilmi, ba§ka gaye ugrunda okuduk, fakat ilim, baskasi icm olmak- 
tan iba'etti ve ancak Allah icjn olmagi kabul ettl.n sozlerinin manasi, 
«tlim, blzden yuz gevirdi, hakikati bize asiklanmadi, bizim elde edebil- 
digimiz, ancak elfaz ve zahir manasi oldu, demektir.» dediler. 

Eger dersen ki: «Usul ve furu'da un almi§ alimlerin fuhtllinden 
sayilan nice muhakkik, fakih alimler tamrim ki, kotii ahlaklanndan 
temizlenmemi§Ier, arinmamis,Iardir,» Cevabinda deriz ki: tlimlerin de- 
recelerini ve ahiret ilmini bildikten sonra, bunlarm me§gul olduklan, 
ilim olmasi bakimmdan faydasi 50k az olan §eyler olup, bu gibi ilimle- 
rin kannm, -eger Allah nzasim niyyet ederse- daha ziyade anael ba- 
kimindan olabilecegini anlarsin. Bu cihete yukanda i§aret edildi. in- 
§aallah ileride daha genis, tafsilat verilecektir. 

.2 — Dunya ile alakasini azaltip yurdundan ve ailesinden uzak- 
la§mahdir. Qunbu dunya alakasi ve aile gailesi tahsil'e mani'dir. Hal- 
buki Allahu Teala bir insamn iginde iki kalb yaratmami§tir (ki, iki t-a- 
rafi idare etsin). Ne zaman akhni ba§ka tarafa bolersen gercekleri an- 
laman azalir. Bu sebepten: «Butiin kuvvetini ilme baglamadan, ilim- 
den bir §ey alamazsm.» denilmi§tir. Sen biitiin varligmi ilme bagladi- 
gin vakit onun bir cuz'iinu alman yine guphehdir. Dagimk fikir, cuyu 
boliinen bir dereye benzer ki, bir kismim toprak iger diger bir kismi 
havaya kan§ir; derken bahgeyi sulamaga yeti§mez, kurur gider. 

3 — ilimle kibirlenip, hocaya ukalahk etmemektir. Bilakis biitiin 
mevcudiyetiyle her hususda hocamn emrine girip onun biitiin dgutle- 
rini, cahil bir hastamn selahiyyettar tabibi dinleyip kabul etmesi gibi, 
dinlemeli ve kabullenmelidir. Ve yaki§an daima hocasina kar§i algak 
gdnullii olup ona hizmeti bir §eref telakki etmektir. § a ' b i diyor ki : 
«Bir cenaze namazmi kildiktan sonra binmesi i$in, Zeyd b. S a - 
b i t 'e katinni yaklastirdim. O sirada Abdullah b. Abbas 
gelerek ozengiyi tutmak istedi. Bunu goren Zeyd: "Ey Resulu'llah'in 
amcazadesi, ozengiyi birak." dedi. ibn Abbas: "Biz, alimlere bu §ekilde 
muamele ile emrolunduk." dedi. Bunun iizerine Zeyd, ibn Ab- 
bas 'm elini optu ve: "Biz de, Resul'un ehl-i beytine boyle yapmakla 
emrolunduk." diye mukaabelede bulundu.n 

Bir hadls-i §erilde Peygamber Efendimiz §6yle buyurmu§lardir. 

t^\ ^ yj Vi jJUill ^jitf yOU? J, ^J % 

«Zillet, mii'minlerin ahlaki degildir; ancak ilim talebinde olabi- 
lir.» (121) 



(121) Ibn Adiyy, Mufiz'dan. 



1 inci KlTAB — S inci BAB — MUALLtM 1LE TALEBENlN EDEBLERl 129 

HUlasa, talebelerin hocalarma kar§i kibirlenmeleri dogru degildir. 
Hocaya karsi kibrin belirtilerinden biri de, istifade igln yalmz me§- 
hurlan secmektir. Bu, ahmakhgin ta kendisidir. Zira ilim, kurtulus. ve 
saadet'in sebebidir. Kendisine saldiran arslandan kagip siginacak yer 
arayan klmse, sigmagi gosterenin iinlii veya iinsiiz olmasina bakmaz. 
Halbuki Cehennem ate§inin, Allahu Teala 'yi bilmeyenlere saldin§i, her 
nevi yirtici hayvan'm saldmsmdan fenadir. Hikmet, mu'minin yitigi- 
dir. Nerede eline gec,erse onu ganhnet bilir; kim olursa olsun, iendi- 
sini o yitige ula§tiran'a tesjekkuru, boynuna bori; bilir. Bu sebebden 
denildi ki: 

«Sel, yukseklere diisman oldugu gibi, ilim de kibr eden ogrenci- 
lerin du§manidir.» 

Ilim, ancak tevazu' gostermek ve dinlemek ile elde edilir. Allahu 
Teala: , 



* 'i **-* " 

«Dogrusu bunda dii§uncesi olanlara yahut akillati ba§larmda 
olarak kulak verenlere biiyuk ogiit var.» (50- Kaf : 37) 

buyurmu§tur. Kalb sahibi demek, yaratih§ta bilgiye kabiliyetll ve an- 
layi§h olmak demektir. Bundan sonra yalmz anlayish olmak yetmez. 
Ta ki i§inden hazirlamp, kendisine soylenenlere kar§i te§ekktir ve te- 
vazu' gostererek can kulagi ile dinlemedikce. 

Talebe, hocasma kar§i, yagan bol yagmuru tamamiyle icine alan 
yumugak toprak gibi olmah ve hocamn ogiidunii tamamen kabul et- 
melidir. Hocamn, kendisine ogrettigi her §eyi hemen kabullenmeli, 
kendi kanaatini atmahdir. Hocamn goruniisteki hatasi, kendi dogru- 
sundan daha karhdir. Zira tecriibe, kulaklara garib gelen bir 50k in- 
celiklere insani ulagtinr. gok atesh hastalar vardir ki, tabib ona ewe- 
la yine hararetini daha da yiikseltecek ilac. verir de sonra tedavisine 
gider. §uphesiz tababetten haberi olmayan buna §a§ar. Pakat tabl- 
bin gayesi, onu ilacin sadmesine dayanabilecek bir hale getixmektir. 

Allahu Teala, Hizir ve Musa (A.S.) kissasiyle buna tenbih 
ederek §6yle buyuruyor. Hizir (A.S.) dedi ki: 

F. 9 



130 1HYAU 'ULUMl*D - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - tBADAT 






's f 



«§iiphesiz sen benimle sabredemezsin. Havsalamn almadigx §eye 
nasil sabredeceksin?.» (18-Kehf: 67-68) 

Sonra da kendisi agiklayincaya kadar sakit durmasini §art kosa- 
rak : 

nEger bana labi' olacaksan bana hi$ bir seyden sorma, ta ben sana 
ondan bir siiz agincaya kadar.» (18-Kehf: 70) ' 

demi§tir. Sonra aynlmalanna sebep oluncaya kadar sabredemedi de 
durmadan tekrar tekrar sordu. 

Hiilasa: Kendi g6rii§unu hocasimn goriisu iizerine tercih eden 
her talebe mahrumiyet ve htisrandadir. 

Eger dersen ki : Allahu Teala : 

«Eger bilmezseniz, bilenlerden sorun.» (16-Nahl: 43) 

Buyurduguna gore, soru sormak emr-i ilahidir. (Buna gdre hoca- 
ya sual neden mahzurlu olsun?) Bilmis, ol ki bu, dogrudur. Fakat 
hocanm izin verdigi kisimlarda sorulur. Henuz anlayamayacagin sey- 
lerden degil; bu gibi mes'elelerden sormak iyi degildir. Bu Sebebden- 
dir ki, H i z i r aleyhi's - selam, M u s a aleyhi's - selam'i suaiden men'- 
etmi§tir. Yani zamam gelmeden sual sorma. Hoca senin nereye kadar 
selahiyetli oldugunu ve onlarin sana ne zaman aciklanacagmi bilir. 
Heniiz anla§ilamiyacak §ekilde olan §eyden sorulmaz. Hazret-i Ali 
(R.A.) buyuruyor: oKendisine fazla su&i sorulmamak, cevabmda in&d 
etmemek, yoruldugu vakit zorlamamak, kalkacagi zaman etegine sa- 
nlmamak, gizli soylenenleri kendisine duyurmamak, yaninda giybet 
etmemek, surgmesini beklememek, bir hatasi olursa ma'zur kabul et- 



1 inci KtTAB — 5 inci BAB — MUALLtM iLE TALEBENlN EDEBLERl 131 

mek, alim'in hakkidir.» AUah'in emirlerine riayet ettigi miiddetce, 
kendisine Allah icin saygi gosterilmesi ve §ahsmin tlstun tamnmasi, 
ontinde oturulmamasi ve ihtiyacinin halk tarafindan giderilmesi, 
.alim'in hakkidir. 

4 — ilim tahsilinde bulunan kimse, ilm'e ilk girdiginde ister dtin- 
vevi Ister uhrevi olsun, insanlann ihtilaflanna kulak asmamalidir. 
■Qiinku bu gibi ihtilaflar, akhm bocalatir, zihnlni kurcalar, kanaatinl 
§a?irtir, anlayj§dan kendisini iimidsizlige dusuriir. Bunun icin yapa- 
cagi ilk i§, hocasi'mn kabul ettigi dogru yolu iyice anlamak ve ondan 
sonra diger mezheb ve §upheli §eyleri aragtirmaktir. Eger hocasi miis- 
takil bir mezheb'e bagh olmayip gelifji ~ giizel her mezheb'den ve ara- 
lanndaki aynliklardan bahsederse ondan vaz gecsin. Qiinkii onun sa- 
pitmasi diizeltmesinden 50k olur. Zira kor'un, korleri idare edip onlara 
yol gostermege selahiyeti yoktur. §ahsiyeti boyle kan§ik olan kiinse- 
ler, hayret korltigiinde ve cehalet sahrasinda sayihrlar. 

tlm'e yeni giren kimseyi §iipheli Sjeylerden men' etmek, yeni Mus- 
liiman olani kafirler arasina girmekten men' etmege benzer. Kuvvetli 
bir alimi §iipheli §eylere bakmaga tegvik ise, kuvvetli bir Musliimani 
{islamiyeti a§ilamak igin) kafirler arasina girmege tesvike benzer. 
Bunun icin korkaklarin dusman saflanna saldirmasi men' edilir ve 
cesur olanlar buna te§vik edilir. Bu inceligi anlayamadiklanndan bazi 
zayif akillilar, kuvvetli bilginlerden rivayet edilen bazi musamahalar- 
da onlara uymanin caiz oldugnnu zannettiler. Bilemediler ki kuvvetli 
alimlerin vazlfeleri, zayiflannkinden ayridir. i§te bundandir ki bazi- 
lari: «Beni bidayette goren siddik, sonralari goren ise zindik olur.» 
demistir. Qunkii nihayette farzlanndan gayri ameller, zahirden batina 
Intikal eder. GSrenler de tenbellestigini ve ihmal ettigini zannederler. 
Halbukl bu makaam, kalbini masivadan cekip Allahu Teala'ya rabt 
etmek ve devamb olarak amellerin efdali olan AUah'i tezkir makaami- 
<lir. 

Zayiflann, kendilerini kuwetlilerin di§ gbrunu§lerine benzetmeleri 
bos, bir seydir. Bu bir bardaga bir parca pislik attiktan sonra: «Bu- 
tiin pislikler denize atihrken ben su kiictik bardaga azicik pislik at- 
timsa ne lazim gelir? Koca denize caiz olan, elbette bu bardaga da 
caizdir.B diye oziir dilemege benzer. Deniz biitun azametiyle o necase- 
ti suya cevirir ve o necaseti kaplamasiyle, necaset kendi sriatim alir. 
Fakat az necasetin bir bardak suya galebe calarak suyu kendi vas- 
fina gevirdisini bilemez. i§te bu gibi sebeblerden, ba§kasina caiz go- 
rUtmeyen 50k §eyler, Peygamber Efendimize (S.A.) caiz gorulmustur. 



132 £HYAU 'ULUMl'D - DlN - Ci!t : 1 - RUB'U'L - IbADAT 



«Hatta kcndisine dokuz kadin miibah oldu.ii (122) 
gtinku kendisiride, cok da olsalar kadinlari arasinda adaJet ede- 
cek kuvvet vardi. Fakat bagkalan bu adalete giic getiremez; aralann- 
da haksizlik eder de onlarm nzasini ararken Allah'a isyan eder. Azab 
meleklerini, kamci vuran insanlara benzeten aldanmi§tir. 

5 — Talebe ogiilen ilimlerin hie. bir fennini ve nev'ini terk et- 
memelidir. Hi; olmazsa gaye ve maksatlarim anlayacak kadar onlara 
bakmau ve sonra imkan buldugu takdirde onlardaki bilgilerini geni§- 
letmelidir. Aksi halde ehemmi, miihim uzerine tercih etmeli, onunla. 
me§gul olmali ve dlgerlerinden Iazim olan kismmi almakla kifayet 
etmelidir. Cunkii ilimler birbirine bagli ve yardimcidir. Ayni zaman- 
da bu kadar bilgi ile o, ilm'e diigmanlik etmekten korunmus, olur. 
Qunku insanlar bilmediklerinin dii§m&nidir. Nitekim Allahu Teala 
Kur'an-i Kerim'de §6yle buyuruyor: 






«Muvaffak olamayinca da gSyle diyeceklet: Bu eski bir yalan.w- 
(46-Ahkaf: 11) 

§air de §6yle diyor : 

«Aci bulur agzinda tadi olmayan hasta; 
Ictlgi suyu, ab-i hayat olsa da tasda.» 

Ilimler derecelerine gore ya, ki§iyi Allahu Teala'ya ula§tirir, veyk 
ula§tirmaga bir nevi yardimci olur. Maksud'a yakmhk ve uzakhgi ba- 
kimindan ilimlerin muayyen dereceleri vardir. ilim tahslllnde olanlar, 
hudud bekgileri gibi onun muhafizlandir. Her biri icm bir derece 
ve Allah nzasini kasd ettigi takdirde, derecesine gore ahirette muka- 
fat vardir. 

6 — Geli§i - giizel bir ferine dalmayip, ehemmi tercih ederek ter- 
tibi g6zetmelidir. §u kisa omiir biitiin ilimleri elde etmege yetmedigi- 
ne gore, en dogrusu her fenden gtizelini almak ve ondan bir koku ile' 
iktifa ederek biitiin kuwetini, ilimlerin en makbulu olan ahiret limine 
baglamaktir. Yani muamele ve muka§efe kisimlanna calumahdir. 
Muamelenin neticesi, miika§efe, mukagefenin gayesi de Allahu Teala'yi 



(122) Buhari ile Muslim, Ibn Abbas 'dwi. 



1 rod KlTAB — 5 inci BAB — MUALLtM 1LE TALEBENlN EDEBLERt 133 

bilmektir. «Allahu Teala'yi bilmektir.» derken: Avam kismmin agiz- 
dan aldigi veya veraset yoluyla sahip oldugu i'tikadi veya hasimlarma 
kar§i kelamcilann takindiklan mticadele yollarmi degil, belki muca- 
hede ile batinini temizliyerek, hakkinda Peygamberimizin: «Eger alem- 
lerin imaniyle tartilaydi agir gelirdi.» buyurmak suretlyle sehadet et- 
tigi E b fl Bekr' in imani seviyyesine yukselen ki§inin kalbine 
Allahu Teala'nm ilka etigi nurun semeresi olan bir nevi' YAKlN'i 
kasd ediyorum. 

Buna gore avam'in i'tikadi ile, bu i'tikaddan farki olmiyan ancak ■ 
soz san'ati ile KELAM admi alan, kelamcilann bu gibi tertiplerinden 
JJazret-i fimer, O s m a n, A 1 i ve diger Sahabe (R.A.) aciz ' 
degillerdi. Hatta E b u Bekir, gogsune yerlestirilen sir ile onlara 
iistun idi (Fakat onlar bu gibi §eylerle ugra§mazlardi) . Sahib-i SjSert'at 
Peygamber aleyhi's-selam'dan, bu (E b u B e k r 'in Imam agir ge- 
lir) gibi sSzleri duydugu halde, sonra rastgele duyduklarini kui;umse- 
yip begenmiyen, «BunIar sofiyye'nin uydurmalari ve ma'kul olmayan 
bo§ sozleridir» diyenlere §a§anm. Sana yaki§an bu makamda teenni 
ile hareket edip agir davranmaktir. Qunkii burada sermayeyi kaybet- 
mek tehlikesi var, o halde fakih ve kelamcilann sermayeleri haricinde 
kalan ve Ebu Bekr 'in ustiin sayildigi o sun ogren. Seni o sirra 
ulagtirabilecek olan senin ona olan hirsmdir. 

Hiilasa: llimlerin en sereflisi ve gayesi Allahu Teala'yi bilmektir. 
Bu da dibi Kulunmayan bir denizdir. insanlardan bu hususda en tis- 
tun mertebeye yukselenler Peygamberler, sonra veliler ve sonra bun- 
Ian ta*kib edenlerdir. 

Hikaye olundu ki, eski ma'bedlerin birinde ellerinde birer yazi bu- 
lunan iki hakim'in heykelleri var. Birisinde soyle yazar. «Her seyi en 
guzel ve en mukemmel sekilde yapsan bile, Allahu Teala'nm birligine 
ve her §eyi yaratan olduguna inanraadiktan sonra bir sey yaptigini 
•sanma.n Dlgerinde de : cBen Allahu Teala'yi bilmeden, icerdim fakat 
kanmazdim. Allahu Teala'yi bildikten sonradir ki icmeden kandim.» 

7 — (Tertibe riayet). Bir fenni bitirmeden ondan sonraki fenne 
gecmemek. Zira ilimler zaruri bir tertib ve tasnife baghdir. Bazilan, 
-diger bazilanna yoldur. Onlardan ge^ilmeden digerlerine gegilmez. 
Muvaffak olanlar tertib'e riayet edenlerdir. Nltekim Hak Teala buyu- 
Tuyor : 

fl 4J_>!>L _ (i>. "J^-Uj ^bSOl -jsLlj) j^JJI b 
-,>■"' 

tcKendilerine kitab verdiklcrimiz, onu hakkiyle okurlar.n (2 - Ba- 

Jtara: 121) 



134 llIYAU 'ULOMt'D - DIN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 



Yani ilim ve amel ile iyice anlayip tatbik etmeden baska fenne- 
gecmezler. Okuyan ki§inin, her okudugu ilim'den gayesi onun daha 
tistime cikmak olmahdir. Mensuplan arasinda ihtilafin bulunmasini 
veya bazilarinm hatasim veya ilminin geregiyle amel etmedigini go- 
rerek herhangi bir ilm'in bozukluguna hukiim vermemelidir. 

Cok kimseler gorursun ki, «Bunlann ash olaydi erbabi onlari an- 
lardi.» diyerek akli ve fikhi ilimlere i'tibar etmezler. Bu suphelerin 
halli uMi'yara'I-ilmB adh eserimizde gecmistir. Diger bir kismmi go- 
riirsiin ki, bir tabibin hataya diigmesi sebebiyle topyekun tibbi inkar 
ederler. Diger bir zurrireyi bulursun, bir miineccim'in dedigi rastgeldi 
diye miineccimlerin dogruluguna inamr. Diger bir kismi da, bir tah- 
min dogru cikmadi diye ilm-i niicumu inkar eder. Bunlartn hepsi de 
hatadir ve herhangi bir §eyin dogru ve yanligligim (baskalannin 
ciiz'i mus.ahedeleriyle degil) kendi nefsinde bilmemektendir. Her ilmi. 
herkes layikiyle anlayamaz. Bunun ic,in Hazret-i Ali buyurur ki : 
«Gercegi bil ki ondan.sonra ehlini bilmis, olasin.n 

8 — ilimleri ijereflendiren, degerlendiren sebebleri bilmektir. 
ilimlerin degeri iki ;jey ile blguliir : 

Netlcesi'nin yiiceligi, 

Delilinin kuvvet ve saglamhgi. 

Neticesi ile olculere misal din ve tib ilimleridir. Din ilminin neti- 
cesi, ebedi yasayis,! te'min, tib ilminin neticesi ise muvakkat ya§ayi§i 
saglamaktir. Buna gore, din ilmi, tababetten ustundur. 

DeliUnin kuvvet ve saglamhgiyle olgiilenlere misal hisab ye nu- 
cum ilimleridir. Delil daha saglam ye kuvvetli oldugu igin, hisab ilmi; 
nticum ilminden daha sereflidir. Hisab tib ile oleuliirse, gayesi baki- 
mindan tib; delili bakimindan ise, hisab tibdan §erefli gelir. Fakat ne- 
ticeyi diisunmek daha dogrudur. Bu sebebdendir ki, her ne kadar qo- 
gu tahmini ise de tib ilmi, hisabdan sereflidir. 

§u verdigimiz izahattan anla§ildi ki, ilimlerin en yticesi Allahu 
Teal&'y!, Meleklerini, Kitablanm ve Peygamberlerini bildiren ilimlerle- 
bu ilimlere ulashran diger ilimlerdir. Buna g6re senin de ragbet ve 
hevesin bu ilimlere olmahdir. 

9 — Talebenin dokuzuncu vazifesi de okumakfan - gayesinin bu 
anda kalbini kotii huylardan aritip, faziletlerle siislemek, gelecekte ise 
mukarreb meleklerin civanna yukselmek ve Allahu Teala'ya tekarriib 
olmasidir. Bilgisiyle riyaset, servet, makam, du§uk adamlarla miica- 
dele ve emsalierine ustiinluk. gayesini gutmemelidir. Gayesi Allah n- 
zasi olunca, buna en elverigli olan ilmi aramahdir, ki bu da ahiret il- 
midir. Bununla beraber mukaddimede farz-i kifaye'den saydigimiz,. 
lttgat, nahv, fetvfi. ve benzeri ilimleri de ku$umsememelidir. Biz, ahiret. 
ilmini fazla ogerken, sakm bu ilimleri kucumsedigimiz anla§ilmasm.. 



1 inci KlTAB — 5 inci BAB — MUALUM iLE TALEBENlN EDEBLERI 135 

Btittin bu ilimlerln sahipleri olan aiimler, du§man karsismda muhafiz 
g5zcu ve Allah yolunda miicahede eden gaziler glbidir. Bunlardan bir 
kisini bi'lfi'il dtisman lie dogiisur, .diger bir kismi gozleyici ve yardunci 
olur, diger bir kisnu yiyecek iceceklerini saglar, diger bir kismi da 
hayvanlan korur, ki gayeleri ganimet olmayip Allah nzasi olduktan 
sonra hepsi mtlkafat alir. Her bakimdan aiimler de bunlar gibidir. AI- 
lahu Teala alimleri ogerek soyle buyuruyor : 

« o£.jJ 'JUJl IjJjf Od*^'5 }& \£*~ &-&'& £% » 

«Sizden iman edenleri Allah yukseltir, Him vcrilenleri ise, kat kat 
dereceler ile yiikseltir.» (58 - Miicadele : 11) 

Diger bir ayet-i celilede de §6yle buyuruluyor : 

i .,"*'• * - "./ 



y- 






dOnlar (Allah nzasina tabi' olanlar) ise Allah indinde derece de- 
recedir.n (3-Al-i imran: 163) 

Fazilet, aralannda nisbidir. Padisahlara nibetle sarraflan ku- 
ctimserken siipurgecilere nisbet edildiklerinde de ku?umsenmeleri la- 
jom gelmez. Yuksek rtitbeden dii§en kimsenin kiymetinin tamamen 
kayboldugunu sanmamah. tjstun rutbe, derecelerine gore, evvela Pey- 
gamberler, sonra veliler, sonra gergek -alimlerde daha sonra da iyi kim 
seler igindir. Zerre kadar iyiligi olan mukafatmi, zerre kadar fenaligi 
olan da kargiligini bulacaktir. Hangi ilim olursa olsun, kim ki ilmi lie 
Allahu f eala'yi kasd ederse ilmin kanni bulur ve o ilim, sahibini yttk- 
seltir. 

10 — illmlerin, gayeye olan nisbetlerini ogrenip ona gore oku- 
yacagmi segmektir. Yakin ve yiiksekte olani, uzakta olan uzerine ve 
ehemmi muhim uzerine tercih gibi. «Ehemm» demek mutlak degil, 
yani hadd-i zatinda ehemmiyetli olan demek degil, senin iQin ehemmi- 
yetli olan demektir. §iiphesiz senin igin ehemm olan, diinya ve ahireti- 
ni alakadar edendir. Vakta ki Kur'an'm aeikladigi ve ayan mertebe- 
sine ytikselecek derecede basiret nuru'na sahip olanlann sehadet etti- 
gi gibi, dunya ve ahiret'in ikisini bir arada toplamak senin igin mtim- 
kfln olamryacak. Ger^ekde ehemm olan ebedi kalacak olan ahiret il- 
midlr. O zam&n dtinyli senin i$in bir misafirhilne, bedenin merkep, 
ilimlerin de seni maksadina ula§tiran bir vasita, maksadin her ne ka- 



136 IHYAU -ULUMfD - DIN — Cilt : 1 — BUB'UX - IBADAT 

dar kadrini bilenler az ise de, Allahu Teala'ya ulasmak olur. Nimetle- 
rin hepsi aradadir. 

tLlMLERlN MERTEBELERl 

Allahu Teala'ya miilakatin saadetine ve avam tabakasi ile kelam- 
alarm anladigi gibi degil de, Peygamberlerin anlayip istedikleri gibi. 
zat'in cemaline bakmak saadetine nisbetle, ffimler tic mertebede dii- 
guniilur. Verecegimiz §u misal He, bu dereceler daha kolay anlastfir. 

Koleye denildi : «Eger hacc edersen hem azad, hem de padisah 
olacaksin, yok eger hacc ic,in hazirlandiktan sonra bir engel olur da 
hacc edemezsen kolelik bagindan kendini kurtaracaksin, fakat padi- 
§ah olmak saadetine ulasamryacaksin.n §imdi bu vazifeyi alan kole- 
nin tic me§galesi var : 

1 — Azik, su ve binit gibi vasitalann tedariki, 

2 — Yola girmek ve konak konak mesafeleri kat'ederek ana yurt- 
tan uzaklasmak, 

3 — Haccm erkaniyte meggul olmak ve vazifeyi ifa ederek ihram 
dan giktiktan ve veda tavafini yaptiktan sonra azad olup padigahliga 
hak kazanmak. Sebeblerini hazirlamaga basjladigindan tamamlayin- 
caya, yola girdiglnden Kabe'ye gidinceye, Kabe'ye gifctikten hacc va- 
zifelerini tamamlayincaya kadar her makamda bir cok menziller var- 
dir. Haccin ruktinlerini ifaya ba§layamn padi§ahliga olan yakinligi 
daha yeni azik tedarik etmekte olan ile bir olmadigi gibi, yola cikan 
ile de bir degil, belki her ikisinden de daha yakmdir. tlimler de aynen 
bunun gibidir. Bir kismi ayni azik ve vasita hazirlamaya benzer ki 
bunlar da tib, fikih ve dunyada bedenin dtizelmesine yarayan diger 
ilimler gibi. Diger bir kismi da, yola girip mesafeleri agmaga benzer. 
Bu da kalbi k6tii huylardan temizlemek ve Allahu Teala'mn tevfik 
etttklerinden baskasinm erisemedigi yuksek makamlara eri§mektir. 
t§te bu, taiik'a siilfik [Batml yola girmektir], 

Kalbi temizlemenin ilmini bgrenmek, yollann istikamet ve mesa- 
felerini ogrenmek kabilindendir. Yola girmeden yalmz yollan ve ko- 
nak yerlerini bilmek bir kar saglarmyacagi gibi, ahlak duzeltmege ca- 
hsmadan yalmz ahlak ilimlerini bilmek de bir deger tagimaz. Bununla 
beraber bilgisiz bir ise ba§lamak da miimkun degildir. 

tfcuncii kisim da bi'1-fi'ilhac i§ini icra gibidir. Bu da Allahu 
Teala'mn zatim, sifatlarmi, efalini ve meleklerini ve mtika§efe ilmi- 
nin agiklamalannda anlattigimiz Himlerln hepsini bilmektir. 

Ey ahiret yolcusu, igte kurtulus, ve ebedl saadete ula§mak bura- 
dadir, Yalniz kurtulu§ ise : Gayest hakka, selamete ulasmak olan her 
dogru yola giren icin mumktindur. Fakat saadete ulasmak ise ancak 



1 inci KlTAB — 5 inci BAB — iLtMLERlN MERTEBELERf 137 

Allahu Teala'yi bilen ariflere mahsustur. Civar-i ilahide ve Cennet-i 
Naim'de huzur'a kavusup ebedi nimetlere ulasan mukarrebler bun- 
lardir. Bu zirveye ulasmayan yolculara yine necat ve selamet vardir; 
fakat ewelkiler gibi iistiin derecede degildir. Nitekim Hak Teala Kur'- 
&n-i Kerim'de §6yle buyuruyor : 

uMukarreblerden olanlar igin istirabat, temiz rtzik ve ni'metlerle 
dolu Cennet vardir.n (56- Vaki'a : 88, 89) 

Bu, ustiin vasiflara ve olgunlara itjarettir. 



^> 



S 



«Defterleri saglarmdan verilen veya iyilik sahibi olanlar'a: Ey ye- 
min sahipleri sizlere sagcilardan selam.» (56 - Vaki'a : 90, 91) 

Bu da iklnci sinifa girenlerin de selamete erecegini ifade eder. 
Kim ki maksada yOnelmez ve biitun mevcudiyyetiyle buna sanlmaz 
veya bu yola ubfidiyyet iijin degil, pe§in gayeler igin girerse, bu solcu- 
lardan yard giinahkarlardan, amel defteri solundan verileceklerden ve 
sapikhkta olanlardandir. Bunlara kurulacak sofrada «hamim» [yutu- 
lamiyacak sicak su] vardir; glrecekleri yer de Cehennemdir. 

Bilmis ol ki anlattigimiz, hakikl alimler i5i.11 hakiki yakin'dir. Ya- 
ni onlar basiret nuru ile bunu goriir ve bilirler ki, o basiret giJzu, ba§i- 
mizdaki goziimuzden daha kuvvetlidir. Onlar, yalmz dinlemek saye- 
sinde tabi' olduklan takllt mertebesinden bu makam'a yukselmisler- 
dir. Bunlarm hali, verilen haberi tasdik ettikten sonra mti§ahede 
ile gerseklestiren kimsenin haline benzer. Digerleri ise, nukmii 
gtizelce tasdik ve iman ile kabul etmi§, fakat gormekle hazzxni alama- 
mi§tir. Saadet, muka§efe ilminden sonradir. Mtikasjefe ilmi de ahiret 
yoluna giris. demek olan muamele ilminden sonra gelir. Sifatlann mer- 
h&lelerini gegip, yerilen nitelikleri atmak yoluna girmek, stfatlar ile 
alakah ilimleri bildikten sonradir. Bu kotii huylann tedavi yollanni 
toilmek ve bu yollara girmek, selamet-i beden ilminden sonra gelir. 
Sihhi sebeblerin miisaadesi ve beden'in selameti i?in, yiyecek, giyecek 
ve mesken gibi muhta? oldugu sjeyleri te'min etmek de bir araya gel- 
mek ve yardimlasma ile miimkundur. Bu da bir sultan'in vticuduna 



138 iHYAu 'ULdal'D - DlN - Cilt : I — RUB'UX - 1BADAT 

vabestedir. Bu cemiyeti adaletle sevk u idare edecek kanunlan hazir- 
lamak da fakihlerin faoynuna borctur. Saglik esbab'rm te'min de ta- 
. biblerin vazifesidir. ilimleri, beden ve din ilimleri olmak uzere ikiye- 
bolen ve ilm4 edyan ile fikhi kasd eden, bu sozti ile batmi ilimleri de- 
gil, zahiri ilimleri kasd etmi§tir. (Me§hur olan mevzu hadis'dir. Dog- 
rusu imam gafi'i'nin sbzu oldugudur.) 

KALBE DAtR BIR SOZ 

Eger «nicjn tab ve filuh ilimlerini yolcunun binit ve. azigma ben- 
zettinn dersen; bilmi§ ol ki: Allahu Teala'ya yakinhk igin §ah§an be- 
den degil, kalb'dir. Kalb derken, yiirek dedlgimiz et parcasim kasdet- 
miyorum, belki benim mevzuum olan kalb, hasselerin [be§ duygumuzj 
onu anlayamiyacagi 'Allahu Teala'nin sirlarmdan bir sir ve ilahi bir 
letafettir. Bazan buna ruh-i inSani, bazan «nels-i mutmainne» denir 
§eri'atte ise buna «kalb» denir. Qunkii, hissin idiak edemedigi bu §ey 
sirrin ilk binitidir. Bunun vasitasiyle beden o latifeye binit ve alet 
oldu. O sirrm perdesirii kaldirmak muka§efe ilmine aittir. Haibuki 
muka§ef e ilmi bu hususda bahil davranmis. ve o sirri agiklamasma mu- 
saade edilmemisjtir. Bu mevzu'da en son sbylenebilecek: «0, §u gorii- 
len varhklardan yiice, kiymetli bir cevher ve bir emr-i ilahidir.n demek- 
ten ibarettir. Nitekim Allahu Teala Kur'an-i Kerim'de : 



«Sana ruhdan da sorarlar; de ki run, Babbiniin emri (citmlesi)n- 
dendir.n {17-isra: 85) 

Buyurmu§tur. Gergi butun varliklar, Allahu Teala'ya nisbet edi- 
lir. Fakat bu ruh'un nisbeti, dlger a'zalarin Allah'a nisbetinden daha 
§ereflidir. «Halk» [yaratmak], emr [tedblr ve idare], hepsi Allah'm 
drr. Ama tedbir ve idare demek olan emr daha yiicedir. 

Yer ve goklertn kabul'e cesaret edemedikleri, Allahu Teala'nin 
emanetini yiiklenen ve bu sayede yer ve goklerden iistun riitbeyi ka- 
zanan bu kiymetli cevher «Emru alemindendir. Bu sbzumuzden de 
ruh'un kidemi anlagilmasin. Zira ruh'un kidemine kail olan felasife 
ve onlara uyanlar sbylediklerini bilmeyen aldanmis, kimselerdir. Bu 
mevzu, saded di§i oldugu igin bu soz'ti burada keselim de davamiza 
gelelim. Biitiin bunlarOan gaye, i§te bu latifedir ki, rabbinin emrin- 
den . oldugu igin rabbine gitmegi kasd eder. Ondan geldi ona gider. 



1 inci KlTAB — 5 inci BAB — lR§AD EDlCt MUALLlMlN VAZlFESt 139 

I , ._._-.._ . , , , , 1- •••-—— >->- 1 ,—-.—. ... _ , F. .,..,_ 

Beden ise onun biniti ve vasitasidir. Allah yolunda o ruh'a beden, 
hacc yolunda haci'ya deve veyahud bedenin muhtac. oldugu suyu ta- 
§ryan kova gibidir. (Yani suyu kova ta§idigi gibi, ruhu da beden ta- 
§ir.) Her ilim ki, gayesi bedenin saghgim korumaktir, o ilim bu bini- 
tin ihtiyaglarmi saglar. Tib ilminin boyle oldugunda suphe yok. 
£unku Ub ilmine bedenin sagligi icin ihtiyag vardir. Tek bir insan 
olsa da tababete muhtagtir. Fakat fikih tib'dan aynhr, giinkii tek ba- 
§ina yagiyan bir insan olsa fikhm bir cok mes'elelerine ih- 
tiyaci olmazdi. Ne care ki, insan oglu yalniz bannamiyacak 
bir halde yaradilmistir.. Zira tek ba§ma yemek, giymek, mesken ve 
bunlar icin alat ve edevati saglamasina imkan yoktur. Bu sebeple bir 
araya toplanmaga ve yardimlasmaga muhtactir. Nezaman ki, insan- 
lar bir araya toplandi ve §ehvetleri sebebiyle miinazaalar, kavgalar 
oldu, ic. mizaclannm bozulmasi ve bedeni hastaliklan kendi helakle- 
rine sebeb oldugu gibi, hari?ten gelen dedikodularin te'siri ile de bir- 
birini oldiirmege ba§ladilar. ie, bozukluklari tababet diizelttigi gibi, 
6.1% diizensizlikleri de adalet ve siyaset diizeltir. insanlarin saglikian- 
m bildiren ilme tib, muarnele ve i§lerinde de diizeni saglayan ilme 
fikih adi verilir ki her ikisi de ruhun biniti olan bedeni korumak 
icindir. Kalbini lslah etmeden ahlakmi diizeltmeden yalniz tib ve 
fikih ilimleriyle ugras,an kimse binitinin [devesinin] suyunu, yiyece- 
gini satin ahp da yalniz onlarla me§gul olan ve hacc ydluna girmeyen 
kimsenin haline benzcr. Omriinii, fikih miicadeleleri arasinda kelime- 
teri incelemek ile geeiren kimse, hacc igin gotiirecegi su tulumunu 
saglamla§tirmak igin onu dikmege yarayan ipleri hazirlamakla ugra- 
san kimseye benzer. 

Bu gibi fikihcilar ile, miikasefe ilmine isal tfden islah-i kalb ile 
ugrasanlar arasindaki fark, yalniz deve, kova gibi seyleri satin almak 
ile ugrasan kimse ile, hacc yoluna giren ve hatta haccm bazi erkani- 
ni ifa eden kimse arasindaki fark gibidir. 

tste once bunu diisun ve sonra da avam ve havass'in muhalefet- 
lerine ragmen £ok gayretler netieesi bu mertebeye ulasan ki§inin na- 
sihatmi kabul et. 

ilim taliblerinin vazifelerine dalr bu kadan kafidir. 

IR§AD EDlCl MUALLlMlN VAZlFELEBl 

Bilmis, ol ki, servet kazanmakta oldugu gibi, illmde de insanin 
dbrt hali vardir. Mai sahibinin, istifade hali var, bu hali ile ser- 
vet kazanir. Tutumlulugu hali var, bununla zatim ihtiyacdan kurta- 
nr, kendini bakmasi hali var, bununla da kazancihdan faydalanmis ■ 



140 1HYAU 'ULCMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUBU'L - IBADAT 

olur, bagkalarma infaki var, bununla da comert ve fazilet sahibi olur ki, 
en §erefli hali budur. ilim de, mal gibi elde edilir. ilmi aramak ve ka- 
zanmak hali var, ilme sahip olma hali var, bu sayede baskasina sor- 
maktan kurtanr, aydinlanma hali var, ki bununla ogrendiklerini dii- 
§uniir ve onlardan faidelenir. Bir de baskasini ogretme hali var, bu da 
en sereflisidir.. Kim, ogrenir, ogrendigi ile amel eder ve baskalanni 
ogretirse, manevl alemde saygi ile anihr. Bunlar: Giine§ gibidir, hem 
kendisi nurludur ve hem de baskalanni aydinlatir, misk gibidir fcen- 
disi de giizel kokar ba§kalanna da giizel koku sa$ar. Bildigi ile amel 
etmeyenler: (Sahifeleri ilimle dolu) defter gibidir; Ba§kasina kan 
var fakat kendisi bir §ey' anlamaz. Bilegi-ta§i gibidir. Bicagi biletir 
fakat kendisi kesmez. tgne gibidir. Ba§kasini giydirir fakat kendisi 
daima ciplak durur, lamba fitili gibidir baskasma 151k verir fakat ken- 
disi yanar. 

Nitekim ilminden istifade etmeyip baskalanna faydasi doku- 
nan kimse hakkinda §air : 

«0 ancak lamba fitilidir, kendisi yanarken baskasini aydmlatir.» 
demigtir. 

(Kendisini ilimle kemale eristirdikten sonra) ogreticilikle me§gul 
olmaga basjaymca btiyiik bir i§i boynuna aldigmi ve serefli i§e giri§- 
tigini bilmeli ve bunun icm de muallimlige uygun olan edeb ve neza^- 
kete riayet etmelidir. Binaenaleyh muallimin riayet edecegi yedi va- 
zlfe vardir. 

i — Babanin evladina olan sefkati gibi, ogrencileri eslrgemektir. 
Nitekim Peygamber Efendimiz bir mubarek sozunde soyle buyuru- 
yorlar. 



'I e-U^J jJt^Jf 'jL ^J Ul l^Jl ». 



«Ben, sizin i§in, tjocuguna kar§i bir baba gibiyim.» (123) 

(Anne baba cocugunu diinya ateskiden korudugu gibi) Peygam- 
ber Efendimiz de ummetini ahiret ateginden korur. Ahiret ate§inden 
korumak ise, daha muhimdir. Bu sebeptendir ki, muallimin hakki an- 
ne baba hakkindan ustiindur. Anne baba gecjci olan §u hayatin var- 
hgina, muallim ise ebedt saadetin te'minine yesiledir. Hoca olmayay- 
di babasindan elde ettigi, ebedl yokluga mahkum idi. Ahirette ebe- 
dt hayati kazandiracak olan ancak muallimdir. Muallim demekle ahi- 
ret ilimlerini, veya diihyahk icin degil de ahiret i?in diinya ilim- 



(123) EbO D&vud, Nesei, Ibn M3ce. EbO Hureyre*den. 



1 inci KlTAB — 5 inci BAB - lR§AD EDlCl MUALLTMlN VAZtFESl 141 

lerini ogreteni kasdediyorum. (Allah icin insanliga bir hizmet gayesi 
olmayip da be§eriyeti tahakkiim altma almak ve) Diinyahk igin okut- 
mak hem kendisini hem de okuyani helake siiruklemek demektir. Bu 
gibi ilimden Allah'a sigminm. 

Bir ailenin cocuklan karsriikli giiven, sevgi ve saygi iginde mak- 
sada dogru ilerleyecekleri gibi, bir hocanm talebeleri de boyle kar§i- 
Ukli sevgi ve saygi icjnde olmalidirlar. Eger gayeleri ahiret ise, zaten 
ba§ka §ekil olamaz. Eger gayeleri dtinyalik ise, aralannda kin ve $e- 
kememezlikten baska bir sey bulunmaz. Zira gercek Slimier ve ahiret 
cocuklan diinya'dan Allah'a giden yolda Allah'a dogru yolculuk ha- 
lindedirler, dunya'nin yil ve aylari yol tizerindeki misafirhaneler me- 
sabesindedir. §ehir ve kbyler arasi yolculukta arkadashk, dostluk ve 
sevgi vesilesi olunca, ya Firdevs-i A'la'ya [Cennetin en yiice katma] 
yolculuk edenler arasinda sevgi saygi nasil olmasm? Halbuki ahi- 
ret saadetinde asla darhk yok, bu sebeptendir ki ahiret yolcularl ara- 
sinda niza' olmaz. Bilgiieriyle riyaset umanlar Hak Teala'nin : 

«Mii'minler ancak karde§tir.» (49 - Hucurat: 10) 
Ayet-i celilesi gereginin di§mda kahp : 

« jJL}\ vj jop >ij J-a~ *&h ^vr» 

ccBuradaki dostlar, o gun, yek digerine diigmandir, ancak miitte- 
kiler degil.» (43-Zuhruf: 67) 

Ayet-i celilesi §umulune girerler. 

2 — Ta'lim ve ifadelerinde Sahib-i §eri'at Peygamber Efendimi- 
ze uymaktir. Ogretnte kar§ihgi ucret istememeli, talebeden mtika- 
fat ve hatta tes.ekkur bile beklememelidir. Ogrettigini ancak Allah 
icbi ogretmell ve gayesi Allahu Teala'ya ula§mak olmalidir. Her ne- 
kadar Sgrencilerin minnettar olmalan gerekirse de, kendisine boy- 
■ le bir hak tanimamah, belki kalblerine ilim tohumunu ekmekle Allah'a 
yaklasmak icin gonullerini tamamiyie kendisine bagladiklanndan fa- 
zilet ve minneti ogrencilerde bilmelidir. Onlann bu hali, ekip blgmek 
ic,in tarlasim sana ariyet olarak veren kimseye benzer. Tohumu 
eken tarla sahibinden daha karh oldugu gibi tjocuklann kalblerine 
ilim asihyanlar da onlardan daha karhdir. Hal boyle iken daha ogre- 



142 1HYAU 'ULUMi'D - DfN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

ticiligi nasil minnet sayarsin; halbuki mualHmin alacagi miik&fat 
ogrencinin sevabmdan ustundiir. Eger Sgrenci olmazsa sen bu rmika- 
fati alamazdm. Miikafatim Allah'dan ists. Nitekim AUahu Teala : 

«De ki ben bunun (risaicti teblig) iizcrine sizdcn iicret istemem; 
benim eciim ancak Allab iizerinedir.» (11 -Hud: 29) 

Buyurmu§tur. Qttnku mal ve dunya varliklan bedene hizmet 
eder. Beden de nefsin binitidir. Halbuki hizmet olunan ilimdir. Ciin- 
kii nefsin yiiceligi ilim sayesindedir. ilim ile mal isteyen nalinlerinin 
altim kendi yiizuyle temizleyen gibidir ki, hizmet olunani hizmetgi, 
hizmetciyi de hizmet olunamn yerine koymus. olur. Bu ise kafayi 
asagi ayaklan yukan cevirmektir. Boylece bilgi ile dunyalik sagla- 
mak isteyenler kiyamet gunu suglular ile Allah huzurunda ba§lari 
egik olan kimselerdir. Hiilasa gergekte fazilet ve minnet muailim 
icindir. 

§imdi bak! Din idaresi nasil kimseler eline gecti. Kendilerine dai- 
mi bir gelir saglamak ve bir mevki elde etmek igin sultanlann hiz- 
metine kos,ar, paralar harcar ve her tiiiiii zillete kaUamrlar. Bumi 
yaparken de gayelerinin Allah'a yakla§mak oldugunu zannederler. 
Eger boyle yapmasalar taraflanna bakan olmazdi. Bundan sonra da 
muailim ogrenciden her tiirlu yardimi, hatta hakh haksiz, dostuna 
dost, dtismanina dus.man olmagi, her halinde kendisine acik bir hiz- 
metci ve biitun isterinde emrine amade bulunmasim ister. Eger ilim 
talibi bunlardan birini yerine getirmezse onu yerer ve en bliyiik bir 
dii§man 'tamr. Bir alim icin en biiyuk alcaklik bu dereceye diismesi 
bununla ogiinmesi ve sonra utanmadan benim okutmaktaki gayem, 
ilmi yaymakla, dine yardim ve Ailah'a yakla§maktir, demesidir. §u 
aldanmisjlarm fena niyetlerine delalet eden bu alametlere bak da ib- 
xet al. . 

3 — Muailim, talebeye nasihatte kusur etmemeli, en ince tefer- 
ruatina kadar her seyi oldugu gibi bildirmelidir. Mesela: Heniiz ehll 
olmadigi bir mevkie talip olmamak, ilimlerin zahir manalarmi anla- 
madan ince ve gizli manalariyle me§gul olmamayi anlatmak... gibi. 
Sonra bilgi edinmekten gaye kemale ermek ve bu sayede Allah'a yak- 
lasmak olup, benlik, miicadele ve mevki elde etmek olmadigini a§ila- 
mak ve imkan nisbetinde bu gibi halierin ijirkin olduklanm talebe- 
nin kafasina yerle§tirmek gibi. Fena kalbli bir alimin diizelttigi, boz- 



1 inci KlTAB — 5 inci BAB — lR$AD EDtCt MUALLIMlN VAZlFESt 143 

■dugundan fazla olamaz. Eger talebenin gayesi ilmi yalniz diinyalik 
ve enaniyet igin elde etmek olup okudugu ilimler, fikih ilminin furu- 
•daki ihtilafli mes'eleleri, kelamdaki firkalann miicadeleleri, muame- 
latdaki fetva mes'eleleri iee, hemen talebeyi bu ilimlerden men'etmeii- 
■dir. ZIra bu saydigim bilgiler ne abiret ilmi ne de: «Biz ilmi baska 
maksatla okuduk, fakat illm Allah'dan ba§kasi icin olmagi kabul et- 
medi.» denen ilimlerdendir. Boyle olan ilimler, tefslr, hadis ve ilk zat- 
■larm me§gul olduklari ahiret ilmi, nefsin ahlakini bildiren ve islah 
eden ilimlerdir. Bu ilimleri baska maksatla okumakta da beis yoktur. 
■Qergi bunlari va'zetmek ve insanlan ardina takmak igin okur. Fakat 
bu ilimleri okurken veya okuduktan sonra diizelmek ihtimali vardir. 
Qunku bunlarda Allah'm azabmdan korkutan, diinyayi kugiilt-up ahi- 
reti yiicelten bilgileri ogrenmek vardir. Bu bilgilerin okuyarun niyeti- 
ni duzeltme ihtimali kuwetlidir. Hatta insanlara va'z ettigi mes'ele- 
lerden kendisi de ders alabilir ve insanlann, kendisini begenip mev- 
M kazanmagi sevmesi ku§ tuzaginin efradma atilan tanelere benzer. 
d taneleri alacagim diye kafese du§en kus gibi, bir vaiz de bu haki- 
katleri baskasma anlatirken neticede kendisi de ayilabilir. 

Allahu Teala insanlara, neslin devarm igin sehvet verdi. tlmin- 
yasamasma sebep olsun diye de makam sevgisi verdi. 

tste bu nizam su saydigimiz ilimlerde bulunur: 

Yalniz kelamdaki mucadele fikih mes'elelerinin incelikleri ve 
bunlardaki' muhalefet ile ugrasmak gallet, kalb kasveti sapikUkta^ de- 
Tram ve mevki arzusundan ba§ka bir §eyi saglamaz. Ne ola ki Allahu 
Teala'mn rahmeti ulasa veya dlger dini ilimlerden biri bunlara ek- 
lene, bunun en buyuk delili tecriibe ve mugahededir. Gez gor ve bu- 
■gunkti alimleri tetkik et bunu kolayhkla anlarsm; Allah yardimcimiz 
■olsun. 

Sufyan-i Sevri'yi (R.A.) mahzun gbren arkada^lan sebe- 
binl sorduklarinda: «Biz insanlara ticaret vasitasi olduk. Gelir biri 
bizden okur da gider, kadi, vali veya unlii bir kahraman olur. i§te 
uzuldiigum cihet budur.a diye cevab vermistir. 

4 — Muallimligin ince hususiyetlerinden biri sayilan bu vazifesi 
de dogrudan dogruya ve tahkir mahiyetinde olmayip, ima ve sefkat yo- 
luyla ogrenciyi kotii huylardan men'etmektir. Qunkii kusuru agikca 
soylemek haya perdesini yirtar, sahibine fenalik cesareti verir ve 
kendisini bulundugu halde israr etmege tesvik eder. Biitiin muallim- 
lerin mur§idi olan Peygamber Efendimiz: 



144 IHYAU 'ULUMt'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 



J ■* 






> ** 



«Eger insanlar deve kigim pargalamaktan men'edilse, bunda 
mutlaka bir gey var deyip herkes onu kirmaga kalki§irdi.» (124) 

Buyurdu. Adem ve Havva kissalan bunun a$ik delilidir. Zaten bu 
kissanin bildirilmesi, kissayi anlatmak isin degil, ondan ibret almak' 
igindir. Aym zamanda ima yoluyla ikaz, kaniil vicdanlan, zekl zibin- 
leri zekalanndan bir §ey kagirmamak hevesile, bu imadan manalar 
gikarmaga sevkeder de bunu anladigina sevinir ve icabini yapar. 

5 — ilmin bazi §ubelerinde ihtisasi olana yaki§an, diger ilimleri 
yermemektir. Mesela lugat ilmiyle ugra§anm fikih ilmini, fikh oku- 
tanin- hadis ve tefsiri yermesi gibi. Bu ilimleri yermek igin «onlar hep 
nakle dayanir, kocakan i§leridir. Qiinkii kafayi saligtiracak bir taraf- 
lan yok» derler. Bunun gibi kelam okutanlar da, fikih ile ugra§ma- 
yi yerer de derler ki: «Fikih furu' kelam ise asildir; kadinlann ayba— 
§i adetlerini anlatan bir ilim ile, Rahman'in [Allahu Teala] sifatla- 
rindan bahseden ilim denk blur mu?» i§te bu g6ru§ muallimlerin 
kaginmalan gerekli, yerilen huylanndandir. Uygun olan, bir ilmin ho- 
casi ogreneilerine, diger ilimleri de ogrenmek igin kolayhk goster- 
mesidir. Eger bir kac. fenni okutacaksa siraya koymali ve tertibe ria- 
yet etmelidir. 

6 — Talebeye kabiliyeti nisbetinde hitab etmektir. Aklinin kav- 
rayanuyacagi ve 'nihayet nefretle §a§inp kalacagi incelikleri agma- 
mali ve Peygamber Efendimizin: 



«Biz Peygamberler, herkese seviyesine gore muamele yapmak ve 
anlayabilecegi §ekilde hitab etmekle emr olunduk.» (125) 



(124) Kaynagi bulunarcamigtir. 

(125) Ebii Dfivud, Hz. Aise'den. 



1 inci KlTAB - 5 inct BAB - lR§AD EDlCt MUALLlMIN VAZlFESt 145 

Dusturuna uymahdir. Eger anlayi§i tamam ise, o zaman her ger- 
5egi aciklamalidir. 

Diger bir hadis'de Peygamber Efendimiz §oyle buyuruyorlar: 

olT VI LjJ^si 4iiL-V ^o»*j Cy. i-uJ S-Tdi 

1 . & * * 

• .*" "7" "-"- 



«tnsanlara akil erdiremediklcri bir hadis'i anlatmak bazilan ichi 
fitne olur.» 

Hazret-i Ali (R.A.) gogsune is,aret ederek: «Burada istedi- 
gin kadar bilgi var, anlayip ta§iyabilecek birisi bulunsa.» buyurmu§- 
tur. Hazret-i All dogru soyledi. iyiierin kalbleri, gizli §eylerin ka- 
birleridlr. Alimin, her bildigini herkese agiklamasi dogru olamaz. 
Sbylediglni anladigi halde ondan faydalanmaga selahiyetli olmayan 
talebeler hakkinda hiikum bbyle olunca, sbyleneni anlayamayan kirn-" 
seler hakkinda ise, elbette daha muhimdir. isa aleyhi's-selam: 
«Cevher gibi kiymetli ta§lan, ■ adi hayvanlann [domuzlann] boynu- 
na takmayinu buyurmu§tur. Hikmetin kiymetli taglardan daha iistiin 
oldugunda sjiiphe yok, binaenaleyh hiikmiinu cjrkin gorup ondan ho§- 
lanmayanlar o adi hayvanlar [domuz]'dan fenadirlar. Bu sebepten 
§6yle denilmi§tir: Herkesi kendi akbnin ayariyle 61? ve kendl bilgi- 
sinin terazislyle tart ki, sen ondan selamet bulasin, o da senden istl- 
fade etsin. Eger boyle hareket etraezsen herkesin ayan ayri oldugun- 
dan daima inkar He kar§ila§irsm. 

Alim'in birine bir §ey soruidu, cevap vermedi. Sonra adam «Sen 
Peygamber Efendimizin: 

« _jU J* * t>Jj LjjwU j-*CiJl f jj *&- UiLJ UJp lis" ji B 

«Faydah ilmi gixleyen, kiyamet giinii (boynuna) ategten bir gem 
vurularak (mah§er yerine) gelir.» 

Buyurdugunu duymadin mi?» Alim: «Gemi birak da git, eger 
anlayan bir adam sorar da soylemezsem o zaman bana gem'i vurur- 
sun.n dedi. Zira Allahu Teala Kur'an-i Kerim'inde: 

F. 10 



146 illYAU -ULCmJ/D • DIN — Cilt : 1 — RUB'UX - 1BADAT 



^ji; 






«Akh olmayanlara malimzi vcnncyin.n (4 - Nisa: 5) 
Buyurmu§tur. Malda hiikum boyle olunca ilimde de yapilacak 
§eyin boyle oldugunda s.ubhe kalmaz. Selahiyettar olmadigi igin ken- 
disine zaian dokunacak, haiini bozacak kimselere ilmi vermektense 
vermemek daha iyidir. Hakki, sahibine vermemek ne kadar zuliim ise 
bakki olmadigi geyi vermek de en az onun kadar zulumdiir. Nitekim 
§air mealen soyle diyor : 

uHayvahlann boynuna inci takamam, incinin kiymetini bilme- 
dikleri igin onlarm online inci sagmak, cobam zengin eder. Eger Al- 
lahu Teala lutfeder de ilimde hikmete elverisjli olani bulursam sevgi 
He ona ogretirim, aksi takdirde bildigim bende kahr. Zira ehlinden 
ilmi saklamak zuliim oldugu gibi, ehli olmayana vermek de ilmi kay- 

betmek demektir.n 

• ■ 

7 — Kabiliyetsiz talebelere ancak anlayabileceklerini anlatmak 
ve burada senin anliyamiyacagin daha nice mes'eleler var demekle 
kendisinden saklanmis. incelikleri aciklamamak gerekir. Qunkii bu hal 
onun anlayabilecegi §eylerde de hevesini kirar, zihnini kurcalar. Her- 
kes AUahu Teala'mn kendisine verdigi akla razi, hatta akh en zay;f 
ahmaklar akillanni en ziyade begenen kimseler olduklanndan, her- 
kes kendisini ilmin inceliklerini anlamaga selahiyettar zannederek 
hocasmin kendisini kiskandigi kanaatma varir. Bunun icindir ki, 
avam tabakasindan, §eri*atin huktimlerini kabill edip selefLen anlatil- 
digi gibi, te'vilsiz bir imana sahip ve hali diizgiin olan ve fazlasim an- 
lamaga giicu yetmeyen kimseye (kelam mes'elelerini acip) i'tikadim 
sarsmak dogru olamaz. Belki en dogrusu onu kendi haline birakmak- 
tir. £iinku ona o ihtilaflar delilleriyle anlatihrsa avamhktan cikar. 
Bununla beraber arilayamadigi icin havass zumresine de giremez. 
Bu sefer isyan ile kendi arasmdaki perde kalkar ve iyi bir insan iken 
muannid bir seytan olur da, hem kendisini hem de bagkalanm sapitir. 
Binaenaleyh avam tabakasiyle bilglnlerin ince gerceklerine dalmak 
dogru olmaz. §u dogrusu, onlara ibadet kisimlarmi bildirmek ve ug- 
rastigi isjn mahiyctini ve bu hususta emaneti nasil koruyacagim 6g- 
renmek ile iklifa etmek, Kur'an'in haber verdigi gibi kendilerine Cen- 
net hevesi ve Cehennem korkusu a§ilamaktir. Onlara siibhe uyandi- 
racak hig bir agiklamada bulunmamalidir. Qok kere kalbine takihr,. 
onu cevjremez, fenahga yonelir ve helak olur. 



1 inci KtTAB — 5 inci BAB — IB§AD EDiCl MUALLtMIN VAZlFESI 147 

Hulasa: Avam tabakasina miibahese kapismi aemak dogru de- 
gildir. £iinku bu onlan insanlann maisetine medar olacak cahs- 
malanndan alikor. 

8 — Hocanin bildigi ve ogrettigi ile amel etmesi lazimdir. I§i, so- 
zunii yalanlamamahdir. Zira bir kimsedeki ilim, ancak basiret ehli 
tarafindan anlasulabilir. Amel ise gbzle gorulebilen bir hal oldugun- 
dan insanlann dikkatini daha 50k geker. Amel, bilgiden aynhrsa 
kendisinden guven kaybolur. Kendisinin yedigi sey: nOldurucu ze- 
hirdir» diye insanlari bundan men'etmek isteyen kimse ile, insanlar 
eglenir ve o §eye hevesleri artarak derier ki, eger bu, iyi ve tath bir 
§ey olmasaydi bu adam bbyle yapmazdi. 

Mur§id naki§, ogrenci ise nakis. yeridir. Nakis. olmadan nak§ edi- 
lemez. Diger bir benzetme ile hoca agac;, talebe ise golge gibidir. 
Agac, egri olunca golge dogru cikar mi? Bu sebepten denmisjtir ki: 

dSakin kendin yaptigm i§ten ba§kasim men'etme! Boyle yap- 
makla biiyiik hata istemis. olursun.n Bu hali zemm etmek iizere Allahu 
Teala da Kur'an-i Kerim'de: 



i*3s*u-o 



*■*% "-•*•"* # ?- *.■&'., •* *A*5 



• " «" h "1 tt • T -1 



uKendinlzi unulur da ba§kalarina 1111 iyiligi emredersiniz?» (2 - 

Bakara: 44) 

Buyurmu§tur. Bu sebeptendir ki alimin giinahdaki cezasi cahilin 
cezasmdan daha coktur. Qunkii alimin surgmesiyle alem surfer. «Fe- 
na bir adeti icad edene, kendi gunahi yazildigi gibi, (brnek oldugu 
isin) una uyanlann gunahi gibi de giinah yiikletilir. Bu sebepten 
Hazret-i Ali (R.A.) buyuruyor ki: «Benim belimi kiran iki ki- 
§ldir : Birincisi asjkare isyin eden alim, ikincisi, ibadete sarilan ca- 
hildir.n Cahil, ibadetiyle insanlari sapittigi gibi alim de isyaniyle sa- 
pitir. Her s.eyi Allah bilir. 

' » » 



Basla : Sogijt Ofeel - Istanbul 



ALTINCI BAB 

iLMtN AFETLERl VE AHIRET ALIMLEHtYLE 
FENA ALIMLERlN ALAMETLERI BEYANINDADIR 

tlim ve alimlerin faziletlerini bildiren bazi ayet ve hadisleri yu- 
kanda zikr etmi§tik. 

Fena alimler hakkmda da, Kiyamet giiniinde en agir azab'a ug- 
rayacaklanni bildiren biiytik korkutmalar vardir. 

Miihim da'valardan birisi de diinya alimleri, yani gayeleri yalmz 
diinyahk, servet, riltbe ve mevki' elde etroek olan niaddiyat§ilar ile, 
aliiret alimlerini ayirmaktir. Peygamber Efendimizin §u miibarek sSz- 
leri, bunian ayirmaktadir : 

« «ui~ 'if i£& "J *j£ 'SllsJf Yy. £/•& ^Ul xddl » 

((Kiyamet giiniinde en agir azabi gorecek olan, Allahu Teala'nin 
Urainden kcndisini faydalandirmadigi alimlerdir.n (126) 

Yine Peygamber Efendimiz : 



«%.£ -uk, "o^t J£- lL)U t*J$ bjQir 



«Knl, bildigi ile amel etmedik?e allm o!amaz.» (127) 

Buyurmu§tur. Yine Peygamber Efendimiz bu mevzuda §6yle bu- 
yurmaktadir : 



(126) Hadis yukanda gecmigtir. 

(127) Ibn Hibban, Ebft'd - Derda'dan. 



1 inci KlTAB — C nci BAB — 1LMIN AFETLERt 151 

"Onlar kimdir? Kimleri hasdediyorsunuz?" Sualinc ccvalicn: "Sapi- 
tan imamlardir." buyumiu§tur.» (132) 

a I-Uj *^1 «i»Vj> «^j. -J t^-X* ,^>i rtJj ,1*-^ abjl <y » 

. «llmi cogaldigi halde ahlaki diizelmeyen, Allah'a uzakhklan 
baska bit' §ey cldc edemcz.w (133) 

fsa aleyh.i's-selam alimlere hitaben: «£3u gece yiiruyenlere [iba- 
det edenlere] ne zaman (Allah'a) giden yol'u gostereceksiniz. Halbuki 
siz hala saskinlararasmdasmiz.il buyurmustur. 

Bu anlattiklanmiz ve diger rivayetler ilmin buyitk tehlikelerine 
delalet etmektedir. Zira alim, ya ebedi helak veya ebedi saadet ile kar- 
§i kar§iyadir. Eger ilim ile saadeti bulamazsa selametten mahkum 
olur. 

Hazret-i Omer (R.A.) : «Bu ummet hakkmda en cok kork- 
tugum, ilim silhibi olan munafiktim buyurdu. KBilgili miinafik nasil 
oIur?» sualine : «Lisanlariyle alim, kalb ve amelleriyle cahil olmak- 
Ia.» diye cevab vermistir, 

Hasan (Allah rahmet etsin) : «Hukema'mn yeniliklerini, alim- 
lerin ilmini toplayip da, amel babmda sozii irjine uymayan sefih kim- 
aelerden olma.» buyurmu§tur. Ebu Hureyre'ye (R.A.) biri : «i]im 
ogrenmek isterim, fakat sonra kaybederim diye korkuyorum.» demesi 
iizerine Ebu Hureyre: «Asil ilmi kaybetmek bu dii§uncc ile onu ogren- 
memektir.» diye cevap vermistir. Ibrahim b. Uyeync'ye «En 
50k pisman olan kimdir?» diye sorulunca: uDunya'ca yaptigi iyiligi 
takdir edilmeyen, ahirette ise, alim oldugu halde ameli son derece nok- 
san olan kimsedim diye cevab vermi§tir. H a 1 i 1 b. Ahmed (Nahv 
alimi) : «lnsanlar dbrt kisimdir.» diyor. 

1 — Aniar ve anladigini bilir (yani bildigi ile amel eder); bu 
alimdir, buna uyun. 

2 — Anlar fakat anladigini bilmez. Bu gafildir. Bunu ikaz edin. 

3 — Bilmez fakat bilmez oldugunu bilir (Buna cehl-i basit der- 
ler) ; bu yol ariyor, buna dogru yol'u gostcrin. 

4 — Anlamaz, fakat anlamaz oldugunu bilmez (Bilirim zanne- 
der, buna cehl-i miirekkeb derler, tedavi kabii] etmedigi igin); onu 
terk edin. 

Siifyan-i Sevri (R.A.) : «ilim, ameli da'vet eder; eger amel 
geldiyse ne giizel, gelmezse ilim de goc eder.» buyurmustur. 



(132) Ahmed, EbO Zer'den. 

(133) Ebfl Mansur ed - DeylemL 



152 lHYAU "ULOmI'D ■ DlN — Ciit : 1 — RUB'UX - tBADAT 

Ibn M u b a r e k : «Alim, okumaga devam ettigi mtiddetge alim- 
dir. Ne zam&n alim oldugunu zanneder ve ilmini arttirmaktan vaz ge- 
$erse i§te o zam&n cahil olur.» demi§tir. 

Fudayl ise §oyle diyor: «Ben tig kigiye acinm : 

1 — Bir kavim'in ulusu iken kugilk dii§enine, 

2 — Zengin iken fakir olana, 

3 — Diinya'nm elinde oyuncak olan alime.n 

Hasan : «UIema'mn azabi, kalblerinin 51timu iledir. Kalbleri- 
nin dlumii de ahiret ilmiyle dunyalik istemektir.» Bu husflsta §air §oy- 
le diyor: 

aHidayeti verip sapikligi alana §a§anm. Bundan daha §a§ilacak, 
dinini verip diinyayi alandir. Bunlardan da daha §a§ilaeak gey, bagka- 
smm.dunyaligi igin kendi dinini satandir.» 

Peygamber Efendimiz bir hadisinde : 

i oIJlp 5-LiJ 

nAlim, oylc azaba dflcar olur ki, azabimn $iddctinden Cehennem 
haiki onu ziyaret eder.n (134) 

Buyurarak facir alimi kasd etmi§tir. 

Usame b. Zeyd (R.A.) diyor ki: «ResululIah'in §6yle dedigini 
igittim: 

jUJI Aa\ «U (JoJali ^f-jJlj jU>Jl jJ'Aj U5" i^i jj- 3 ^ ■ 

-*- * £ ^ •* ** 



«Kiyamct giinii alimi gotiirtirler; Cehennem'e atilir, bagiisaklan 
Cikar ve degirmen geviren merkep gibi onunla doner. Cehennem halki 
ziyaretine gider vc :«Bu gektigin nedir?» diye sorarlar. Alim: «tyiligl 



(134) Bu iffide ile kaynagi bulunamamigtir. 



1 inci KITAB — 6 hci BAB ~ iLMiN aFETLERI 153 

emrettim, kendim yapmadim; fenahktan men' ettim, keudim yaptim 

(l§te cezasmi <;ekiyorum) « diye ccvab verir.w (135) 

Alim'in azabimn boyle kat kat fazla olmasmm hikmeti, bilerek 
isyan etmesindendir. Bu sebebten Allahu Teala goyle buyuruyor: 

«§iiphe yok ki, miinafiklar Cehennem'in en alt tabakasindadir.» 

(4-Nisa: 145) 

Ciinkii onlar bildikten sonra ink&r ediyorlar. Yine bu sebebden 
Yahudileri de Hiristiyanlardan fena taniyor. Halbuki onlann ?ogu Al- 
lahu Teala'mn evladi var demediler. Allah, UQ'un iicuncusudur deme- 
diler. Ancak onlar Peygamberlerimizi bildikleri halde inkar ettiler. 
Nitekim Kur'an-i Kerim'de : 

„ • '-!*:•( '.*.•' !'■>-" J . "•* 

i ' S ' . - " 

«Qocuklarini bildikleri gibi onun Peygamberligini bilirterdi.n (2 - 

Bakara : 146) 

Buyuruluyor. Diger ayet-i celllede de §6yle buyurulmu§tur: 

■■(V^ilSolJp -Oil 4jJd* t <j tjjJS ly^pL. *-*£l>- UJJ » 

«BiIdikleri kendilerine gcldigi zaman onu inkai' ettiler. Allah'm 
la'neti kafirler iizerinedir.n (2 - Bakara : 89) 

Bel 'am b. Baiir kissasmda soyle buyurulur: 
,ss»ts - s '* *■>-• * s~ f ,"o"r -*./?"'*. • °1" -Mr 



iuJLi tfju £JUJU UJU oU-Jl cS-Ul LJ p^jlU JJI j 1 

« i^. ^^ i x ^4^. v 1 * j-*^ ^1 '-r J ^ 1 cP^ ^^ n 



(135) Buharl ile Muslim. 



154 1HYAU 'ULOMl'D - DIN — CiU: 1 — HUB'UX - IBADAT 

nOnlara o herifin kissasim da oku ki, ona ayetlerimizi sunmu§- 
tuk da o, onlardan siynldi (ikli; derkcn §eytan kendisini arkasma 
takdi da sapiklardan oldu. Egcr dileseydik, onu o ayetlcrle yiikseltir- 
dik ve lakin o, yere (alcakliga) saplandi ve hevasinin ardtna diislti,. 
artik onun mescli §u kopegin meseline bcnzer ki: Dzerine varsan di- 
lini salar solur, biraksan yine dilini salar solum (7-A'raf: 175, 176) 

i§te facir alim de bunun gibidir- Bel'am'a Allahu Teala'nm 
kitabindan ilim verildigi halde sehvetlere daldi da kopege benzetildi. 
Yani bu gibilere hikmet verilsin verilmesin, daima sehvetlere susa- 
mi§tir. 

I s a aleyhi's - selam : «Fena alim, suyun agzindaki tas/a benzer. 
Kendisi suyu icmedigi gibi bahcelere suyun akmasma da engel olur. 
Yine kotti alim pislik iizerinde biten ot'a benzer: Disansi parlak,. fa- 
kat icerisi pislik kokar. Yine fena alim mezara benzer: ' Digardan <ji- 
cekli tiirbe fakat icerisi kemiklerle doludur.n 

Biitun bu rivayetler, yalniz diinyalik igin bilgi edinenlerin cahil- 
lerden 50k azab gbreceklerini a?ikga ortaya koymaktadir. Kurtulusa 
erecek ve umdugunu bulacaklar ise ahiret alimleridir ki, bunlarm 
da alametleri vardir. 

AHlBET ALiMLERiNlN ALAlVIETLERt 

1 — tlmiyle diinyalik istememek. Qiinkii alimlerin en kiiguk de- 
recesi, Dunyanm (Allah yaninda) hakir, adi ve lezzetlerinin gecici 
oldugunu, ahiret'in yiiceligini, devamini, ni'metlerinin safiligini ve 
miilkunun azametini, diinya ve ahiret'in, bir araya toplanmasi miim- 
kiin olmayan iki zid olduklarini bilmektir. Bunlar birer kuma gibidir: 
Birini memnun ederken digerini kiisturursun. Terazinin iki gdzii gi- 
bidir: Birini agdinrken digerini yegnikletirsin. Dogu ile Bati gibidir: 
Birine yakla§irken digerinden uzaklas.irsm. Birisi dolu digeri bo§ iki 
bardak gibidir: Birinden oburiine suyu aktanrken digeri bo§a!acak- 
tir. Biitiin bunlan bilmelidir. 

Dunyanm adiligini, mihnet ve mesakkatini, lezzetlerinin keder- 
Ierle kangik oldugunu, sonra iyiliklerinin tez kaybolacagim bilemi- 
yenler ahmaktir. Tecrube ve musahedelerimiz ism ic. yuztinun boyle 
oldugunu gbstermektedir. (Elbette bunu anlamayanm akh yoktur.) 
Akli olmayan Slim olabilir mi? Ahiret'in devamini ve yiiceligini bil- 
meyen ise kafirdir. Imam olmayan alim olabilir mi? 

Diinya'nin ahiret'e zid oldugunu ve bunlan bir araya toplamaya 
calismanin bos, bir sey oldugunu anlamayan ise, biitun Peygamberle- 
rin seri'atterine cahil ve belki basmdan sonuna kadar Kur'an'm hii- 



I inci KtTAB — 6 nci BAB — AHtRET ALtMLERlNIN ALAMETLEHt 155 

kumierine kafirdir. §u diis.uk derecede bulunan kimse nasil olur da 
alimler zumresine katilabilir? Butun bunlan bildigi halde ahireti, 
Diinya uzerine tercih etmeyen §eytan'in esiri olup §ehveti kendisini 
oldtiren, sekaveti kendisini yenen kimsedir; alimler arasina nasil gi- 
rebilir? 

Davud aleyhi's- selam'm haberlerinde Allahu Teala'dan hikaye 
plarak §6yle buyuruluyor : «Arzulanm sevgim uzerine tercih eden 
alim'e verecegim cezamn en kiic-ugu, bana yalvarmasimn tadim ona 
haram etmektir. Ya Daviid, Dunya sevgisi kendisini mest eden alim'i 
' benden sorma, bu gibiler, bana muhabbetten insanlara mani olurlar; 
kullarimin, bana gelen yollarini keserler. Ya Davud, beni arayan biri- 
ni goriirsen yani bulursan ona hizmetgi ol. Ya Davud, bir kagagi ba- 
na iade eden zati, basiretli ve anlayish yazanm. Kimi anlayi§li. ya- 
zarsam ona asla azab etmem.» 

Bu sebebten Hasan (R.A.) diyor ki : «Ulemanm cezasi, kalb- 
lerinin olmesldir. Kalblerinin olmesi ise, ahiret ameliyle diinyalik is- ' 
temeleridir.» Yine bu sebebten Yahya b. Muaz da §oyle bu- 
yuruyor: «ilim ve hikmetin ,nuru, kendileriyle diinyahgin istenmesi 
halinde kaybolur.u 

Sa'd b. Miiseyyeb (R.A.) : o^mirleriyle du§iip kalkan 
alim, e§kiyadir.» buyuruyor. 

Hazret-i 6 m c r (R.A.) : «Alim'i dunya'ya meyleder gordii- 
niiz mil, din'iniz adiria onu tohmetleyiniz. Qunkii herkes sevdigi seyt 
dalar.» buyurmus.tur. 

Malik b. Dinar diyor ki: «Bazi eski kitablarda okudum 
ki: Allahu Teala buyuruyor: nDunya'yi sevdigi vakit alim'e verecegim 
en kiicuk ceza, kalbinden bana munacat sevgisini c-ikarmaktir.» 

Birisi kardesligine yazdigi mektubda: «Sen alim oldun, sakin il- 
minin aydinhgmi gunah karanligi ile sondiirme, sonra ilim sahipleri 
ilmin i§igi ile yol alirken sen karanlikta kahrsin.x diye yazmi§tir. 

Yahya b. Muaz er-Razi, diinya alimlerine §6yle hi- 
tab ediyor: «Ey alimler! Koskleriniz Kayserlerin saraylari, evleriniz 
Kisra'nm evi, elbiseleriniz Vezir Tahir'in elbiseleri, ayakkabilari- 
mz Calut'un ayakkabilari, binitleriniz Karun'un binitleri, 
kap - kacak, mefrusatmiz F i r ' a v n ' m rnefrusati, yeyip icmeniz 
Cahiliyet devrinde oldugu gibi. Tuttugunuz yol seytanet yolu, nerde 
kaldi islamiyet?» 

§air de §oyle diyor : 

«Coban, koyun'u kurttan korur, goban kurd olursa koyun'un hali 
ne olur?» 

Diger bir §air de sunlan soyluyor: 

i<Ey yemegin tuzu demek olan memleket alimleril Her §eyi bozuV 



156 1HYAU -ULOMI'D - DlN — Cilt : 1 - RUB'U'L - IBADAT 



maktan tuz korur, tuz bozuldugu zaman onu hangi sey diizeltebilir?» 
Bazi ariflere sordular : «Gimahdan zevk alan kimsenin Allahi bil- 
medigine hUkmedebilir misiniz?» Cevabinda : «Dunyayi ahiretten tts- 
tun tutanlann, Allahu Teala'yi (hakkiyle) bilmediklerinde asla stib- 
he etmem.» demi§lerdir. Halbuki Diinyayi tercih etmek, giinahtan 
tad almaktan 50k daha ehvendir. 

Ahlret alimlerl arasina girmek igin yainiz serveti terk etmenin 
yetecegini sanma. Zira mevki' talebi maiden fenadir. Nitekim B i § r , 
bu gibiler hakkinda: «Bize Diinya kapilanndan bir kapi hadis okudu,» 
demisttr. Yine buyurmustur ki: «Bir kimse bize, hadis anlat dedigi 
zaman anla ki, bize kolayuk goster demek istiyor.» Bi§r on kiisur 
zenbil dolusu kitab gommus,tur. Yine Bi§r : «Nefsim konusmami 
arzu ediyor. (Bunun igin anlatmak istemiyorum.) Nefsimin bu istegi- 
ni yenebilsem o zaman anlatirdim.» demi§tir. Yine Bi§r ve baskala- 
ri soyle diyorlar: uistegin oldugu vakit anlatma, isteksiz oldtigun 
vakit anlat. Qiinkii ir§ad selahiyeti ve ifade riitbesinden alinan tad 
Diinyadaki butun zevklerin ustiindedir. Bu hususda §ehvetine uyan- 
lar, maddi insanlardir.w Bu sebebten Sevri diyor ki: «Konu§mamn 
fitnesi servetten ve ailenin doguracagi fitneden ustiindiir. Ne cesa- 
retle sen konu§ma fitnesinden ka?inmiyorsun. Halbuki Peygamberle- 
rin Efendisine soyle buyurulmustur: 

«Eger biz sana sebat vermeinis. olsaydik, sen onlara az bir §ey 
roeyl edeyazdmdm (17-isra: 74) 

Sehl diyor ki : nllmin hepsi diinyaliktir. Ahiret igin olani ken-r 
disiyle ,amel edilendir. Amelin hepsi havadir. Ancak Allah nzasi igin 
olan ba§ka.» Yine Sehl buyuruyor : cdnsanlar hep oliidur, yalmz 
Slimier olii degil; alimler de sarhostur, yalmz amel edenler mustes- 
na; amel edenler de aldanmi§tir, yalmz ihlas ile amel edenler ba§ka; 
ihlas ile amel edenler de netlceyi bilinceye kadar korkudadir.» 

Ebu Suleyman ed-Darani (R.A.) diyor ki : «Ki§i ha- 
dis arastirdigi, evlendigl veya gegim igin yola giktigi vakit Diinya'ya 
meyletmistir.» Burada «Hadls ara§tirma» ile, ahirete elveri§li olma- 
yan (Zayif) hadisleri ve isnadlanni ara§tirmayi kasd etmigtir. 

t s a aleyhi's-selam: «Varacagi yer ahiret iken Dunya '- 
ya dGnen kimse, nasil alimlerden olabilir? Amel igin degil de yalmz 
bagkasina anlatmak igin ilim ogrenen, nasil alimlerden olablUr?» bu- 
yuruyor. 



1 inci KtTAB - 6 nci BIB - AHlRET AUMLERlNiN ALAMETLERt 157 



S&lih b. Keys&n el-Basri diyor ki : «Bir cok buyiiklere 
yeti§tim; onlar siinneti bildigi halde fenalik edenlerden Allahu Te- 
ala'ya siginirlardi.n 

Ebu Hureyre (R.A.) Peygamber Efendimizden §6yle rivS 
yet ediyor: 






« 



«Kendisiyle Allahu Teaia'mn nzasi kazamlacak olan bir ilmi, 
dunyalik igin arayanlar kiyamette cennet kokusunu alamazlar.» (136) 

Allahu Teal&, fen& 3,limleri, ilim ile diiny&Iik elde edenler diye 
vasiflandirdi. Ahiret atimlerini de hu§u' ve zuhd ile vasiflandirmi§tir. 
DiinyS alimleri hakkinda §6yle buyuruluyor: 

«Vaktiyle Allah kendilerine kitab verilen okur yazarlarm §oyle 
misakim aldi: Celalim hakki i?in onu nas'a anlatacaksmiz, ketm et- 
miyeceksiniz, derken onlar onu omuzlanmn arkasina attilar da niu* 
kaabilinde biraz para aldilar.» (3 - Al-i imran : 187) 

Ahiret alimi hakkinda da §6yle buyuruluyor: 

Ǥubhesiz ehl-i kitab i$inden kimi de vardir ki, Allah's iman et- 
tiklerl gibl indirilene de iman ederler, Allah'in ayatini bir kac. paraya 



(136) Ebft D&vud ve tbn Mflce. 



158 IHVAU 'ULUMt'D - DlN — Cilt : I - RUB'LL ■ 1BADAT 



satmazlar. I§te Imnlann, Rablarinm indinde echieri vardir.» (3 - Al-i 
tmran : 199) 

Selefden bazi alimler diyor ki : nAlimler, Feygamberler arasinda 
hasr olacaklar. Kadmlar ve bilgisiyle diinyalik isteyen fakihler ise, 
padi^ahlai' arasmda ha§r olacaklardrr.» 

Ebu'd-Derda (R.A.) Peygamber Efendimizden (S.A.) §6y- 
le rivayet etmi§tir : 



s 



,-' >"*it '■ * m" " ."'if < \ "■ **\" *,if *'l 

' .*■ ' '• * if ' *'?»''-*,'-' r'fr • 'r f ••"-' tf 
>'." ' «. * ^", <''?vj ^ , '• ' '. c > ,-r * 

«Aziz ve Celil olan Allaliu Tcala Pej gambcrlerden birisine vahy 
ederek buyurdu ki: Din ugrunda olmavip ba^ka maksadlar icin fakih 
olanlara, aniel gayest olmayaii ilini ugrcncilerine, ahirri itmiylc diin- 
yalik isteyenlere, di$ardan koyun derisinc buriinmiis. icleri kurt gibi 
olanlara, dillcri baldan tatli, fakat kalbleri sabir ot'undan aci olanla- 
ra, bana hile edip benimle eglenenlerc soyle; onlara. Onlar'a oyle blr 
bela kapisi acarim ki, halim insantan da hayrctlc birakir.n (137) 

Dehhak, tbn Abbas'dan (R.A.) rivayet ederek diyor ki : 

«Resulu'llah buyurdu ki : 

«Bu iiininct'iu alimleri iki ki$fdh' : Birincisi Allah ona ilini verdi, 
o da kar§ihgiiida para ve iicret aliuadan iusaulara tigretti vc okuttu. 
t$te buna giiklcki ku§lar, ilcnizdcki baliklar, karadaki hayvanlar vc 
kirainu'I-kalihin mclcklcri dua edeilor. Kiyanict gimunde Peygamber- 
lere arkada^ olacak derecede yiice vc efendi olduklari lialdc Allah'm 
huzurana (ikarlar. tkincisi de, Allahu Teala'nin kendisine ihsan ctti- 
gi ilini ite cintrilik edip onu Allahu Teala'nin kullarma iicret mukaa- 



(137) ibn Abdiilberr. 



1 inci KlTAB - 6 nci BaB — AHiRET ALtMLERtNtN AL.AMETLERI 159 

bili okutan alimdir. Iste bu da Kiyamet giinjinde agzina ate§ten bir 
gcm vuruhnus oldugu lialde getirilir ve bir dcllal: «Bu adam falan og- 
lu falancadir. Allahu Tcala'mn Diinyada kentiisinc verdigi ilmi baska- 
lanndan kiskandi, ancak para ve ucrct karsriigi okuttu.» diye iinlen li- 
ve insanlar hisabtan kurluluncaya kadar azaba ducar olur.n (138) 

Bundan daha fenasi rivayet edilen §u hikayedir: «Musa aiey- 
hi's-selam'a hizmet eden bir adam daima : "Musa S a f i y - 
yul'lah §byle dedi, Musa Neciyyu'll ah bbyle buyurdu, 
MusaKeJimu 'Hah boyle anlatti." diye bir 50k servet elde 
etti. Bir ara Musa aleyhi's-selam bu adami kaybetti, ne kadar ara- 
di ise de izini bulamadi. Bir giin bogazindan ip bagli siyah bir domuz 
oldugu halde bir adam Musa aleyhi's - selam'a geldi. Hazret-i 
Musa ondan da bu adami sorunca : "Aradigm adam bu domuzdur." 
dedi. Musa aleyhi's-selam: "Ya Rab, §unu insan kiligma bir eevir 
de domuz olmasmm sebebini kendisinden sorayim." diye Allahu Te- 
ala'dan dileyince, Allahu Teala : "Ya M u s a , A d e m ' in ve A d e m '- 
den sana kadar gelenlerin duasmi yapsan da bu dilegini kabul etmem, 
ancak nicin suretini gevirdigimi sana haber vereyim: "O, din ile dun- 
yalik pe§inde ko§tugu icin bbyle oldu" buyurdu. » 

Bundan daha fenasi Muaz b. Cebel'in (R.A.) mevkuf ve mer- 
fu' olarak Resulu'llah'dan rivayet ettigi su hadisdir: - 

((Aliiii'iii Ktnclcrinden biri de, konu§mayi siikut etmekten fazla 
sevmesidir. Halbuki sozde, sbyliyenin de emhi olamiyacagi, siislemek 
ve ilave etinck gibi hatalar, siikut ta ise, selamet ve Him vardir. Alhnler- 
den oyleleri var ki, bilgilerini herkestcn kiskamr, kimsenin bilgili ol- 
masini istemez vc kimseye bir §ey bgrctmezler. Iste bu gibi alimler 
Cehennem'in birinci tabakasindadir. Alimlerden bazilan da, Sultanlar 
gibi, bazi sozlcrj dinlenmcz vcya bazi haklan kaybolursa kizarlar. Iste 
bunlar da Cehennem'in ikinci katindadir. Bazi alimler ise, niikteli hi- 
kayelerini ve ozlii bilgilerini zenginlcre ve biiyuklere anlatir da, ona 
muhtac olan fakirlcrc - tenezzul edip • anlatnmzlar. Bunlar da Cehen- 
nem'in iiciincu tabakasindadir. Alimlerin diger bir kismi da kendilerine 
miiftu siisii vererek yanlis fetvalar vcrirler. Halbuki Allahu Teala bu 
gibi uydurma fetvalara biigz eder. Bunlann da varacagi Cehennem'in 
dorduncii tabakasidir. Diger bir kisim alimler, bilgilerini cogaltmak 
icin Yahudi ve Hiristiyanlann sozlerini de kendi sozlcrine katarlar. 
Bunlar da Cehennem'in bc§inci tabakasindadir. Alimlerden oyleleri de 
vardir ki, bilgilerini, insanlar arasinda iistiinliik, hazakat ve bir tin 
vesilesi sayarlar, Bunlann da varacagi Cehennem'in altinci tabakasi- 



(138) Taberani. 



160 1HYAU 'ULOMl'D - DlN — Cilt : 1 - KUB'UX - 1BADAT 

dir. AlimleriJi diger bir kismi da, benlik ve kibr'c liurtinur, va'zlatmda 
sert davramr, yapilan va'zlan diiilemcktcn cekinirlcr, Bunlar da Ce- 
hennem'in yedinci tabakasindadn. Karde§im, o haldc siikutu tercih ct 
ki, §eytan'a siikut He galcbc calarsin. Bo§ yerc giilmekten, liizumsuz 
yere gitmekten sakin.» (139) 

Diger bir hadisde de §6yle buyuruluyor : 

I <*p yu r-U>- AD' -Up OJj i»* 

«Bazi kimselerin medh u senasi, §ark ile Garbi doldurdugu halde 
Allah katinda sivrisinegin kanadi kadar deger ta$imaz.» (140) 

Rivayet olundu ki : Bir adam, mecli&inden ayrildiktan sonra 
Hasan-i Basri'ye Horasan'dan icjerisinde be§ bin dirhem bulu- 
nan bir kese ile ince kuma§tan on takim elbise takdlm edip «Bu nafa- 
ka, bu da giyecektim deyince, Hasan: «Allah sana afiyet versin, 
nafaka ve elbiseni al; benim bunlara ihtiyacim yoktur. Bu gibi mec- 
lislerde (Him kiirsiisunde) oturup da insanlardan bu gibi §eyleri ka- 
bul edenler kiyamet giinu (bu yaptiklarmdan) hie bir karlan olmadi- 
gi halde Allahu Teala'nm kar§isina gikarlam cevabmi verdi. 

Cabir'den (R.A.) mevkuf merfu' olarak Hazret-i Peygamber'in 
§6yle dedigi rivayet ediliyor: 

«Her alim'in meclisinde olurmayin; meclisine gireceginiz alim, si- 
zi fena olan be? haslettcn, iyi ©Ian be§ haslete da'vet eden alim olsun. 
Onlar da: §ubhe'den yakin'e, riyadan ihlas'a, Diinya'ya ragbetten 
zuhd'e, benlikten atcak gonulluliige, dugmanhktan oasihate, ve dostlu- 
ga da'vettir. Allahu Teala buyuruyor: -Karun- biitiin ziynetleriyle kay- 
mine cikli. - O'nun bu ihti§aimm goriip - diinyahk isteyenler "Ne 
olurdu Karun'a verilen - mal - gibi bize de verileydi. O'nun btiyiik his- 
sasi vardir" derler. -Buna kar§ilik - ilim sahibleri, "Veyl size, iman 
edenlere Allahu Teala'nm vcrecegi miikafatlar daha hayirhdir" derler.u 

Allahu Teala ilim ehlini, iiAhireti Diinyaya tercih edenlem diye 
ta'rif etmigtir. 

Ahiret alimlerinin alametlerinden birisi de, i§inin soztine uyma- 
sidir. Kendisi yapmadigi §eyi bagkasina buyurmamalidir. 



(139) EbCi Nuaym ve Ibn Cevzi «Mevzuat»da zikrelmi;lerdir. 

(140) Bu ifade ile kaynagi bulunamami;Lir. 



. 1 incf KlTAB — 6 ma BAB — AHtRET ALlMLERlNlN ALAMETLERt 161 



tcYapmadiginiz geyi yaptik demeniz, Allah katiuda buyiik gazaba 
sebeb olur.» (61 - Saff : 3) 



(I 






«Kendinizi unuttugunuz halde insanlara iyiligi mi eraredersiniz?» 

(2 - Bakara : 44) 

§ u ' a y b aleyhi's - sela-m kissasinda yine Allahu Te&la buyuru- 
yor : 

«Sizi nehy ettigim - yapmayin dedigim §eyde sizden aynlmagi dtt- 
gunmedim - ben de sizinle beraber yapmiyorum.» (11 - Hud: 88). 

«AUah'tan korkun, Allah size ilim ogretiyor.n (2 - Bakara : 282) 

«AlIah'tan korkun ve bilin ki...» (2 - Bakara : 196) 

«Allah'tan korkun ve iyi dinleyin,» (5 - Maide : 108) 

Allahu Tea-la, is& aleyhi's -sel&m'a: «Ey Meryem'in oglu, once ken- 
dine va'z et, kendin soyledigini yapiyorsan ondan sonra insanlara 
va'a edersln, yoksa benden utan,» trayuimustur. 

P A 



162 1HYAU 'ULOMf'D - DiN — Cilt : 1 — RUB'U'L - 1BADAT 

Peygamber Efendimiz bir hadisinde §6yle buyuruyor : 

^jUh ^Ui ^jjj ^y^ ig^S" - ^j^ b 

«isra gccesinde, dudaklati aleglen makaslatla kcsilcn bir takmt 
insanlar gordiim. "Siz kimsiniz?" diye sordugnmda, onlar: "Iyiligi 
emrcder ve kendimiz yapmazdik, fcnaliktan men'eder, hallmki kcndi- 
miz yapardik.'' diye ccvab vcrdiler;» (141) 



uCminctimin helaki, fena alimlcr ve cahii abidlcrdendir. Feiiala- 
nn en fenasi fena Slimier, iyilcrin en iyisi isc iyi alimlerdir.w (142) 

Buyurmu§tur. 

Evza'i (R.A.) buyuruyor: «Mezarlar, kafirlerin pis kokusun- 
dan §ikayet£i oldu. Allahu Teala mezarlar'a vahy ederek fena alimle- 
rin mideleri, onlann kokusundan daha fen& oldugunu bildirdi.» Fu- 
dayl b. Iyaz (R.A.): "Kiyamette putperestlerden once fena alimle- 
rin hesabma bakilacagim duydum.» buyurmu§tur. Ebu'd - Derda 
(R.A.): '(Bilmeyene bir veyl, bilip de yapmayana yetmifj veyl.» bu- 
yurrau§tur. §a'bi diyor ki: «Kiyamette bir kistm Cennetlikler ba- 
zi Cehennemllkleri ziyaret eder ve "Sizin okutup terbiye etmeniz z&- 
yesinde Allahu Teala bizi Cennet'e koydugu halde siz Cehennbm'e 
ne sebeble konuldunuz?" diye sorarlar. Onlar: "Biz iyilikle emreder- 
dik, fakat kendimiz yapmazdik; fenahktan men' eder, kendimiz ya- 
pardik. I§te bu sebebden Cehennem'e girdik." derler.» 

Hatem el - Asamm (R.A.) : nKryamette en biiyiik hasreti 
Sekecek olan, ogrettigi ile ba§kasi amel edip kurtuldugu halde kendisi 



(141) tbn Ilibban, Enos'den. 

(142) DSrimi. 



1 iiici KtTAB — 6 nci BAB — AHtRET ALJMLERiNlN ALAMETLERt 163 

amel etmeyip helak olan alimdir.» demi§tir. Malik b. Dinar 
(R.A.) da: «Alim, bildigi ile amel etmedigi zaman, yagmur damlasi- 
nin yalgm kayadan kaymasi gibi va'z u nasihati gbniillerden silinir gi- 
der.H demi§tir. §air diyor : 

«Ey insanlara va'z eden! Tohmet iginde sabahladin, 

Qiinkii onlar igin ayib saydiklanni sen yaptin, 

Butun gayretinle onlari men' etmege gah§tigiri fenahklan, 

Omrume yemin olsun ki, hep irtikab ettin onlari, 

Ayibladigin Diinya'ya goklan heves eder, 

Halbuki senin ona hevesin hepsinden beter.» 

Diger bir §air de §oyle diyor. 

flSakin irtikab ettigin fenaliktan ba§kalarmi men' etmege kalki§- 
ma; boyle yapmak senin igin biiyiik ayib olur.» 

Ibrahim b. Edhem: «Mekkede bir ta§ gordiim, iizerin- 
de, "Beni gevir, benden ibret al." diye yazih idi. Ta§'i gevirdim ve ar- 
kasmda "Bildiginle. amel etmedigin halde bilmedigini benden nasil 
istiyorsun." diye yazih oldugunu gordiim." diyor. ibnu's - Semmak : 
nAllahu Teala'yi gok hatirlatanlar var ki, kendileri gafil; Allah ile gdk 
korkutanlar var ki, kendileri, Allah/a kar§i cur'etkar; AUah'a gok yak- 
lagtiranlar var ki, kendileri Allah'tan uzak; pek gok AUah'a da'vet 
edenler var ki, kendileri Allahu Teala'dan kagar; gok Kur'&n okuyan- 
lar var ki, Allahu Teala'nin ayetlerinden siynlmi§lardir. (Bunlardan 
kendilerine hisse ayirmaz ve' ibret almazlar.)» buyurmu§tur. 

> Ibrahim b. Edhem: «S6zumuzii agik sbyledik, hataya 
du§medik, fakat amelimizde hatS- ettik, guzelle§tirmedik.» buyurmu§- 
tur. 

Evza'i : «Gbsteri§ geldigi zaman hu§u' gider.» demi§tir. 

Mekhul, Abdu'r -Rahman b. Ganem 'den rivayet 
ederek Ejbyle anlatiyor: Abdu'r -Rahman diyor ki: «Sahabe'den on ki- 
§i bana §oyle anlatti: Kuba mescidinde ilim miizakere ederken, Re- 
sulu'llah gikageldi ve buyurdu ki: 

«1 stediginiz kadar okuyun, bildiginizle amel . ettnedikge, Allahu 
Teala size miikafat vermez.» (143) 



(143) Ibn Adiyy. 



164 1HYAU ULCMl'D - DIN - Cilt : 1 - RUB'U'L - IBADAT 

I s a aleyhi's - sel&m : «ilmi ile amel etmeyenler, gizli zina edip 
de a§ikare dogurmak stiretiyle rezil olah kadinlara benzerler. ilmiyle 
amel etmeyenleri Kiyamet giinimde biittin yaratiklann huzurunda 
Allahu Teala rezil eder.» buyurmu§tur. 

Muaz (R.A.) : «Alim'in siinjmesinden kaginin; gUnkii alimin 
insanlar yamnda btiyiik bir mevki'i var, onu ornek tanir, bu hatasm- 
da da ona uyarlar, (ve hepsi hataya du§erler.)» demi§tir. 

Omer {R.A.) : «Alim, hataya du§tiigti zaman, alemden bir ce- 
maat da onunla hataya dii§er.» buyurmu§tur. Yine Omer (R.A.) 
«Zamaiun bozulmasi lig sebeb iledir. Bunlardan btti de alimin hata- 
sidir.o buyurmugtur. 

tbn Mes'ud (R.A.) buyuruyor ki: «Bir zaman gelecek insanlarda 
samimiyyet kalmiyacak, Iman'in verdigi zevk bozulacak; i§te o zaman 
okutan da okuyan da ilimden fayda gormiyecek ve alimlerin kalbleri 
tnzlu, corak yer gibi olaeaktir. Yagan yagmtir damlalannm boyle bir 
yere fayda vermiyecegi gibi (Alimlerin gonliinde de Bim damlalan bir 
zevk uyandirmiyacaktir.) Bu da alimlerin goniillerinin Diinya sevgi- 
sine meylettigi ve Diinyayi ahiret iizerine terclh ettikleri zamandir,. 
I§te bu zaman Allahu Teala hikmetin kaynaklarlm onlara kapatir ve 
gonullerinde hidayet l^iklanni sonduriir. O zamanin alimleriyle go- 
riigtugun takdirde dilleriyle Allah'dan korktuklanm ifade ederken is- 
lerinde fenahklar goriilur. O gunlerde diller zengin, fakat gonuller 
fakirdir. ibadete layik ancak kendisi olan Allahu Teala'ya yemin ede- 
rim ki, bunun sebebi, okutanlann da okuyanlann da gayelerinin Al- 
lah nzasi olmadigindandir.» 

Tevrat ve incil'de §6yle yazar : «Bildiginiz ile amel etmedikge, 
amel etmiyeceginiz ilmi aramayin.» Huzeyfe (R.A.) : nOyle bir 
zamanda bulunuyorsunuz ki, sizden biriniz bildiginin onda dokuzu 
He amel edip birird terk ederse helake gider. Oyle bir zaman gelecek 
ki, o zaman bildiginin yaimz onda biriyle amel eden kurtulacaktir. 
£unku o zaman, amel edenler §ok azalacaktir.» buyurdu. 

Bilmi§ ol ki, alim, kadi gibidir. Kadilar hakkmda Peygamber 
Efendimiz §oyle buyurmu§tur : 

,*-ii • - -*• , "\-'\\' f * 1"* ''- * " IT '■- M -' 
**.. . * ■*', *ix- 'f ." •' "."- ■ ,-' 



1 inci KtTAB — 6 ira BAB - AHfRET ALtMLERlKlN ALAMETLER! 165 



icKadilar ii§ kisimdir. Birincisi bilerek adaletle hiikmedendir. Bu 
kadi Cennetliktir. lkincisi, bilerek veya bilmeyerek zulm lie nukme- 
dendlr, bu da Cehennemlikiir. t};unciistt Allahu Teala'ma emriyle de- 
£11 de bagka §ey ile hiikmedendir; bunun da yeti Cehe,inemdir.» (144) 

Ka'b (Allah ona rahmet etsin) : «Ahir zamanct,? jyle Slimier 
olacak ki, insanlan zimd'e davei edecek, fakat kendilerinde ziihd uk- 
mina bir §ey olmiyaciktir; insanlan korkutacak Xakai. kendiiarj|icie 
korkudan eser kalmiyacaktir; insanlan biiyiiklere gijnul vermaawi 
men'edecek, fakat kendileri biiyiiklerden ayrilmiyacaklarcbr; tiilVrrylK 
Dunyayi yerecek, fakat zenginlere yakla§ip, fukaradan yiiz cevii -■ eek- 
lerdir; kadinlarm erkeklerine muhaleinti gibi, ilimlerihe muha'elet 
edecekler, dostlanni baskalan ile gorselti. uilara kizacaklardir. I§te 
bunlar, zalimler ve Allahu Teala'mn du§manlandir.»> diyor. 

Peygamber Efendimiz: 

— Muhakkak . e j*ian, col- ;;r ahi, ilim ile me§gul etmek sftretiy- 
le amelden ahkor, Y,.yurunc< 

— Bu, nasil olur? diye s^. . . r. Peygamber Efendiniiz de ceva- 
binda : 

— (jfeytan : ilim ogren, ogrenmecien amele luzum yok, der ve dfti^ 
ma ilmi tegvik eder, ameli sona birf>T*t;rir, derken adam amel etmeden 
oliir gider, buyurmu§tur. 

Seriyyti's-Sakat! . diyoi ki • nilm-i zahire fraris oldugu 
halde onu terk ederek ibadet igin uzlete sekilen bir zat'a, bunun sebe- 
bini sordum. Cevabinda : Riiyamda biri, 'Allah seni zayi' etsin, ne 
zamana kadar bu ilmi zayi' edeceksin? dedi. Ben de kendisine: "Nasil 
zayi' etmek, kaybetmek? Mutemadiyen okuyup ezberlemekteyim." di- 
ye cevap verdiglmde, adam : "Ilmi korumak, onunla amel etmektir." 
deyince ben de okumayi biraktim ve amel'e ba§Iadim, diye cevab ver- 
di.» 

Ibn Mes'ud (R.A.) «ilim, cok §eyler bilip rivayet etmek 
degil, Allah'tan korkmaktir.» demi§tir. Hasan - i Basri (R.A.): 
oistediginiz kadar okuyun, Allah'a yemin ederim ki, amel etmedikge 
size ecir yoktur. Ahmaklann gayeleri ilvayei:, ulimlerin gayeleri ise 
dir&yettir. Yani bildiklerine riayet etmektir. » bu;-irniu§tur. 

Malik (R.A.) : aNiyyet sahib, olursa, ilmi ijgrenmek de giizel, 
yaymak da gtizeldir. Fakat sen gunliik ya§ayi§mda sana lr- -— jlan- 
lara bak ve onlar (izerine hi? bir §eyi tercih etme» bvyiuv^. 

ibn Mes'ud (R.A.) : oKur'an, kendisiyle amel olunmak igin 
nazil oldugu halde siz onun okunmasini amel saydims. v 
takim insanlar gelecek ki, onu siingu gibi dosdogra cikarac. 



(114) Mhkb-i Siinen Biireyde'den. 



166 1HYAU 'ULOMi'D-DiN - Cilt : 1 — RUB'U'L - iBADAT. 

harflerin mahretilerine son derece riayet edecekler, giizel okuyacaklar; 
fakat onlar sizden hayirli degillerdir.n buyurmustur. 

Bildigi ile amel etmeyen alim (kullanmadigi halde) derdine der- 
man olacak ilaclann adlanni sayan hastaya, veyahud bulaniadigi 
halde tatu yemekleri sayip duran ac. kimseye benzer. Bu gibiler igin 
Allahu Te&Ia: 



ao_*X^U ^'Jl p3% » 



ttVasiflandirdtguuz §eylerdcn dolayi sizin igin veyl vardir.» 

buyurmu§tur. Haberde geldi ki : 



*■$ 



iittrnmetim icin korktugum §eylerden bin, alhnhi hatasi ve mii- 
nafigm Kur'an iizerinde miicadelesidir.u (145) 

Ahiret alimlerinin alametlerinden biri de dedikodusu, miicade- 
Iesi 50k, faydasi az olan ilimlerden kagmip, taati te§vik eden ve ahi- 
rette kan olan ilimleri bgrenmektir. Ameli te§vik eden ilimlerden yuz 
gevirip, miicadele ilimleriyle ugra^an, dar vakitte mutehassis tabibi 
bulan hastamn, kendi hastaligini birakip da tababetin inceliklerin- 
den ve ilaglarm hassalarmdan bazi seyler sormakla tabibi me§gul et- 
mesine benzer. Bu ise sirf ahmakliktir. Rivayet olundu ki: 

«Resulu'Ha"h'a biri gelerek: «Ey Allah 'm Resulii, bana garib ilim- 
lerden ogret.» derii. Peygamber Efcndimiz de: 

— llm'in csasmdan 11c biliyorsun? Diye sordu. Adamcagiz: 

— llm'in esasi ncdir? Diye sorunca, Peygamber Efendimiz: 

— AHahu Tea'a'yi biliyor musun? Diye sordu. Adam: 

— Biliyorum, dedi. Resulu'llah: 

— O halde Allah'a kar§i 11c kulluk ettin? Adam : 

— Eh, Allah'm diledigini, dcdi. Resulu'llah: 

— Oliimti bildin mi? Adam: 

— BUdim, Resulu'llah: 

— Oliim icjn nc hazirladin? Adam: 

— Eh Allah ne diledi ise. Resulu'llah; 



C145) Taberani, EbQ'd - Derda"dan. 



1 inci KlTAB — G na BAB — AHlRET ALtMLERlNtN ALAMETLEEl 167 

— O halde git bunlan takviye et de ondan sonra gel; ben de sana 
ilmin garib kisimlanm ogreteyim, buyurdu.n (146) 

Alimin ogrendigi §eyler, § a k i k - i Belhi' nin tilmizi H a - 
tem el-Asamm' dan rivayet edilen cinsden olmahdir. § a k i k , 
Hatem 'e sordu: 

— Kac. senedir benim yanimdasin? Hatem: 

— Otuz iic. senedir. § a k i k : 

— Bu muddet zarfmda benden ne ogrendin? Hatem: 

— Sekiz mes'ele bgrendim. § a k i k : 

— inna li'llahi ve inna. ileyhi raci'un! Omrum seninle gectigi hal- 
de benden aneak sekiz mes'ele mi bgrenebildin? Hatem : 

— Evet hocam, ben yalan konu§mayi sevmem, ancak sekiz §ey 
ogrenebiidim. § a k i k : 

— Bu ogrendigin sekiz sey nedir? Soyle dinleyelim. Hatem: 

1 — Baktim ki, herkesin ayri ayn bir dostu var. Fakat butiin 
dostlar, nihayet mezar basmdan geri dondugu icin ben, hi? birine gii- 
venmedim, ancak mezarimda da bana arkadas. olacak iyi amelleri 
kendime dost segtim. § a k i k : 

— <pok giizel. ikincisini soyle bakalim. Hatem: 

2 — Allahu Teala'nin : 






a 



o 



l£jCj\ ^ 4_^J| 



dAlIah'in azametinden korkup nefsini, arzu ve isteklerinden ah- 
koyanin varacagi yer Cennettlr.w (79-Nazi'at: 40, 41) 
mealindeki ayet-i kerimesini du§undum, hak oldugunu bildim ve'nef- 
simin behimi arzularim yenmege cali§tim ve bu suretle Allahu Teala'- 
ya itaate devam ettim. 

3 — Baktim ki, herkes elindeki kiymetli sermayesini koruyor, 
kasalarda sakliyor, kaybolmamasi igin her careye bas. vuruyor. Hal- 
buki Allahu Teala'nin : 



•»'V . * 






Ud 



(146) Ibn Sinn! rivayet etmigtir. 



168 IHYAU 'ULtlMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - JbADAT 

«Slzin elinizde olan her gey tukenecek, ancak Allah katinda olan 
bakidir.» 

ayet-i celilesini dugiindum ve ben de kaybolmamasi i$in kiymetli ka- 
bul ettigim biitun varlijhmi Allah'a emanet ettim; O'nun nzasi ug- 
runda harcadim. 

4 — Baktim ki, insanlann her biri m&l, haseb, geref ve neseb ara- 
maktadir. Anladim ki bunlar bir gey degil. Allahu Tealft'nm: 

• ■*-' "f i ." ' • ;'>'-"— *- 

H 







«AIlah katinda en keremliniz, en gok muttaki oIammzdir.» (49 - 

Hucurat: 13) • 

ayet-i celilesine baktim da, Allah katinda kerlm olmak l$ln mali, 
mansabi degil, takvayi sectim. 

5 — Baktim ki, insanlar miitemadiyen birbirine saldinyor, yek- 
dlgerini tel'in edip duruyorlar. Sebebini, hased denilen cekememez- 
likte buldum; sonra Allahu Teala'mn: 

s LJ-UISLiJlLi *+X~** »-$^~i b*-~* t^^* 

«Biz, onlann dtinya nayatindaki gecnnlerini taksim ettik.n 

ayet-i celilesini diisundum ve anladim ki bu taksimat, Allahu Teala'- 
nm takshnidir, bunda kimsenin te'siri yoktur. Ben de Allah'in taksi- 
mine razi oldum, hased hastaligim attim ve kimseye du§manlik et- 
medim. 

6 — insanlann birbirine du§m£n olup birbirlerini dldurdiikleri- 
nl gordiim. Allahu Teala'nin: 

«Asil dii§mammz seytandir. Onu diisman taniyin.» 

ayet-i celilesini dugundiim ve asil diismamn §eytan oldugunu an- 
layinca, yalniz onu diisman tamdim ve ba§ka kimseye adavette bu- 
lunmadim. 

7 — Baktim ki, Insanlar §u bir lokma ekmek i$in helal - haram 
demeden her tiirlu zillete katlamyorlar. Allahu Teala'mn : 



1 inei KtTAB — 6 nci BAB — AHtRET AIjMLERtNtN ALAMETLERl 169 



uBiitiin yaratiklann nzki Allah uzerincdir.» {11. -Hud: 6) 
ayet-i kerlmesini diisundum. Benim de bu canli varliklardan birl ol- 
mam hasebiyle, nzkima Allahu Teala'nm kefil oldugunu an- 
ladim; isteklerime bakmadan, Allahu Teala'nm bende olan hakki lie 
me§gul oldum. 

8 — Baktim ki, insanlardan blr kismi servetine, ticaretine; bir 
kismi sihhatine olmak iizere, kendileri gibi bir yaratik'a tevekkul et- 
mekte [gilvenmekte] ve ona bel baglamaktadir. Allahu Teala'nin: 






aAIlah'a tevekkul edene [giivenene] Allah yetcr.» (65-Talak: 3). 
mealindeki ayet-i celilesini du§undiim ve ben de (fani olan ba§ka 
§eylere degil) ancak HazreM Allah'a tevekkul ettim ve O'na baglan- 
dim. O da bana yeter. i§te senden cgrendiklerim bunlardir. Dedi. Bu- 
nun uzerine §aklk : 

— Hatem, Allah seni muvaffak etsin; dogrusu ben, Tevrat, in- 
cil, Zebur ve Kur'an-i Azimi tedklk ettim, biitiin dini i§Ieri ve hayir 
Segitlerini §u sekiz mes'ele iizerinde devreder gordiim. §u seklz esasa 
riayet eden ddrt kitab'm hukmQyle amel etmi§ olur. Dedi. 

tlmin bu nev'iyle me§gul olup bunu anlayanlar ancak ahiret 
alimleridir. Dtinya- alimleri ise, giicleri yettigi kadar mal ve mansab 
elde etmekle me§gul olur da, Allahu Teala'nm Peygamberleri vasi- 
tasiyle teblig ettigi ahiret llimlerini ihmal ederler. Dahhakb. Mu- 
zahlm: «Ben onlara {o ahiret alimlerine) yeti§tim. Onlar birbirle- 
rinden ancak takva ve vera'i ogrenirlerdi. fVmdiki alimler ise kelam 
mucadelelerini ogrenmekle me§gul olurlar." demi§tir. 

Ahiret alimlerinln alametlerinden biri de, yemek, i?mek, giymek, 
ev ve ev duzeninde israf'a varmamak, hepsinde iktisada riayet ederek 
eskilere benzemek ve hepsinde aza kanaat etmektir. Butun bunlarda ik- 
tisada riayet ettikge Allahu Teala'ya yakmligi artar ve ahiret alimle- 
ri arasinda mevki'i yukselir. 

Ha t em 'el - Asamm'in ashabmdan olan Ebu Abdi'l- 
lah el - Havvas'dan rivayet edilen $u hikaye buna s.ehadet et- 
mektedir. 



J70 1HYAU 'ULUMfD - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 

Ebu Abdi'llah el-Havvas diyor ki: «Aramizda Bi- 
te m oldugu halde sirtlarinda yalmz ytin cubbeleri bulunan azaksiz, 
dagarciksiz 320 ki§i ile hacca gitmek uzere yola ijiktik ve Rey §ehrine 
ugradik. Burada misafirperver, fakirleri sever, tiiccardan bir zata mi- 
safir kaldik. Bizi agirladi. Sabah olunca Hatem'e: 

— Burada hasta bir fakih var, onu ziyarete gidecegim, arzu 
ederseniz siz de te§rif edebilirsiniz, dedi. Hatem: 

— Hastayi ziyaret sevab, fakihin yiiztine bakmak ise ibadettir, 
siz kabul ettikten sonra ben de gelirim, dedi. Hasta olan zat da Rey 
Kadisi Muhammed b. Mukatil idi. Evin online geldigimizde 
baktik ki, mukemmel bir konak. Bunu goren Hatem hayret ederek: 
«Alim bir zata miitevazi' bir ev kifayet ederdi.n diye kendi kendine 
soylendi. t?eri alindilar. Mefrus&tla siislenmis. genis. bir sofayi goren 
Hatem'in hayreti biraz daha artti., Nihaj^et yatak odasina kabul 
edildiklerinde, Hatem bakti ki hasta, yumusak bir dosek iizerinde 
yatiyor, ba§i ucunda hizmetgisi elinde yelpazeyi salliyor. Tacir, has- 
tamn ba§i ucunda oturdu, hal ve hatinm sordu. Hatem ise ayakta 
bekliyordu. Hasta kendisine oturmasini is&ret etti. Hatem kabul et- 
medi. «0 halde bir isteginiz mi var?» diye hasta kendisinden sorunca," 
Hatem : 

— Evet sizden bir sualim var, dedi. Hasta: 

— Sor bakalim, deyince, Hatem: 

— Yatak iginde otur, ondan sonra soracagim, dedi. Hasta da otur- 
du. Hatem: 

— Kimden okudun? diye hastaya sordu. Hasta: 

— Buyuk alimlerden, onlar da Resulu'llah'in ashabi'ndan. 

— Onlar kimden aldi? 

— Resulu'llah'dan. 

— Ya Resulu'llah kimden aldi? 

— O da Cebrail 'den, O da Hazret-i Allah'dan, dedi. H a - 
tern : 

— Cebrail aleyhi's - selam vasitasiyle, Allahu Teala'dan Peygam- 
ber'e ondan ashabina, alimlere ve onlardan da sana gelen ilimlerde 
evi daha buyuk ve i^erisi daha siislii evi olanin Allah katmdaki kiy- 
meti daha iistiindur diye bir §ey duydun mu? Diye sordu. Hasta: 

— Hayir, dedi. Hatem: 

— Ya, nasil ogrendin? Hasta : 

— Diinya'dan yuz gevirip ahiret'e teveccuh eden, yoksullara yar- 
dim edip ahireti igin hazirlanan kimsenin, Allah katinda mevkfinin 
daha ustun oldugunu ogrendim. Hatem: 



1 inci KlTAB - 6 nci BAB — AHtRET ALtMLERiNIN ALAMETLERt 171 

— O halde sen kime uydun? Peygambere (S.A.V.), Ashabi'na (R.- 
A.), ve salihlere mi, yoksa Firavn'a ve tugla-kireg ile ilk in§aatl 
yapan Nemrud'a mi? Ey fena alimler! is,te dunya dii§kunu ca- 
hiller sizin gibileri gorur de «AlimIer bbyle olunca biz nigin daha ileri 
gitmeyelim, derlem dedi ve Mukatil'in hastaligina hastahk kata- 
rak huzurundan gikti. Rey halki Mukatil ile Hatem ara- 
sinda gecen bu macerayi duyup Hatem'e; «Kazvin'deki Tanafisl- 
ler'in bundan da daha muhte^em ya"§ayi§lan vardim dediler. Hatem 
de Kazvin'e miiteveccihen yola cikti. (Kadi Muhammed Ahdeb- 
et-T a n a f i s ! 'nin) huzuruna girdi. Kadi'ya ; 

— Ben acemi bir kimseyim, Allah sana rahmet etsin, nasil abdest 
alacagimi bana ogretir misin? Dedi. Kadi memnuniyetle kabul ederek 
hizmetgisine su getirtti ve a'zasmi iiger kerre yikamak suretiyle ab- 
destini aldi ve : 

— tste boyle abdest ahrsin, dedi. Hatem: 

— Dur, mtisaade et, goziinun Sniinde ben de bir abdest alayim, 
deyince Tanafisi kalkti. Hatem, abdest almak icin oturdu. Ha- 
tem, abdest a'zalarmi tiger kerre yikayacak yerde dort kerre yikadi.. 
Bunu gdren Tanafisi: 

— israf ettin, dedi. Hatem: 

— Nigin? Diye sorunca, Kadi : 

— tjg kerre yikayacak yerde dort kerre yikadin, dedi. 
Hatem : 

— Siibhana'llah, sasriacak §ey, sen biitun bu tantana ve debde- 
benle isr&f etmiyorsun da ben bir fazla su dokmekle mi israf ettim, 
deyince, T a n 4 f i si, H 4 1 e m'in maksadini anladi ve (teessiirunden) 
kirk giin evinde kapandi kaldi. 

Hatem, Bagdad'a geldigi zaman halk basma topiandi ve ken- 
disine : 

— Ya EbS. Abdi'r-Rahman, sen lisam peltek bir Acem oldugun 
halde nasil olur da seninle her konusam ilzam edersin, dediler. Ha- 
tem: 

— - Evet, bende iig haslet var, bunlar s&yesinde hasimlanma iisttin 
gelirim: Hasmim dogruyu bulunca sevinirim, hat&ya diisunce mahcub 
olurum, hasnumi techilden gekinirim, dedi. Ahmed b. Hanbel 
bunu duyunca : «Bu, akilli bir insana benziyor, ziyaretine gidelim.u 
dedi. Vakta ki yamna girdiler, Ahmed b. Hanbel: 

— Ya Eba Abdir'-Rahm&n, Dunyadan nasil selamet bula- 
biliriz? Diye sordu. 

Hatem: 

— §u dort haslete sahib olmadan diiny&da huzur ve selamet bu- 
lamazsm; tdnsanlann kusOrlanm bagi§larsm, onlara kar^i kusur et- 



172 1HYAU 'UlX'MTD - DiN — Citt : 1 - RUBU'L - 1BADAT 



mezsin, elinden gelen ikrami onlara yaparsin, onlardan bir §ey bek- 
leraezsin. t§te ancak boylelikle selameti bulursun.o Dedi. Sonra yoluna 
devfim ederek Medineye gitti. Medine halki kendisini kar§iladi. H li- 
te m Medinelilere : 

— Burasi hangi sehirdir? Diye sorunca," Medineliler : 

— Burasi Resulu'llah'in bulundugu Medine sehridir, dediler. 
Hatem: 

— Resulu'llah'in koskunti bana gosterir misiniz, orada teberrii- 
ken namaz kilmak istiyorum, dedi. Medineliler : 

— Resulu'llah'in kogkii yoktu, O'nun sade zemln kat bir meskeni 
vardi, dediler. Hatem: 

— O halde Ashabmin ko§klerini bana gosterin, dedi. Medineliler: 

— Onlann da evleri zemin katlardan ibarettir, kosjkleri yok, de- 
diler. Hatem: 

— O halde burasi Resulu'llah'in degil, Fir'avn'm sehridir dese- 
nize, deyince, (Canlari sikilan Medineliler) Hatem'i Vali'nin 
huzuruna sikardilar ve Vali'ye : «Bu Acem Medineye Fir'avn'm §ehri» 
diyor, diye §ikayet ettiler. Vali bunun sebebini sorunca, Hatem: .. 

— Acele etme; ben garib bir Acem'im. Bu §ehre girince "burasi 
kimin §ehridir" diye sordum, onlar da: "Resulullah'in Medine'si" oldu- 
gunu haber verince, ben de : Resulu'llah'in koskiinii sordum, dedi ve 
butun konustuklanni anlattiktan sonra Allahu Teala'nm : 



f A 



j *• 



5^1»'i -Oil" J>-j ^ LSsJolS" jUU » 

Ǥiiphesiz, Resulu'Ilah'ta sizin i?in guzel ornekler var.n (33 - Ahzab: 
21) 

ayetini okudu ve : «Siz kimi ornek aldiniz? Resulu'Hah'i mi? Yoksa 
ilk tugla kirec. in§aati yapanlardan Fir'avn'i mi?» dlyerek onlari 
ilzam etti. Onlar da Hatem'i serbest biraktilar.n 

iste Hatem 'in (R.A.) hikayesi bu. ileride sirasi geldikce se- 
lefin ahlaki ve miitevazi* halleriyle (israf'a varan) sus ve zlyneti 
terk ettiklerine dair tafsilat verilecektir. 

$OBHELi §EYLERE DC§MEK KORKUSU tLE 
Ml!BAHDAN QEKtNMEK 

. Dogrusu §u ki: Mubah ile siislenmek yasak degildir; fakat onunla 
fazla me§gul olmak, onu tabiat haline getirir ve bir daha aynlmasi 
gti§ olur. Halbuki susii, zlyneti devam ettirmek, gun&m irtikab ettireh 



1 inci KlTAB — 6 na BAB - HAKIKl ALlMLERlN INSAFI 173 



miidahene'yi, insanlann oturup kalkmalarindaki adetlerine riayeti, 
onlari taklid ve benzeri hatali §ey!ere bag vurmagi gerektirir. En dog- 
rusu bu gibi hatali §eylere ba§ vurmagi gerektiren siislerden gekin- 
mektir. Qunku dimyaliga boyle dalip da sus ve ziynetiyle ugrasanlar 
elbette kendilerini dtinyanin pengesine kaptirmis, olur. Eger Diinya'ya 
dalmakla beraber ondan kurtulug miimkun olsaydi, Resulu'llah buna 
daha layik olacagindan terk-i dunya'da mubalaga etmezdi. Hatta 
sirtindaki damgali istemeli (mutarraz) elbiseyi, hutbe okurken (ken- 
dini me§gul eden) parmagindaki altun yuziigii eikanp atmi§tir. Daha 
fair goklari var ki bunlar da sirasi geldikge anlatilacaktir. 

HAKlKi ALlMLERiN tNSAFI 

Rivayet olundu ki : Y a h y a b. Yezld en-flevfe-lt, 
Malik b. Enes'e (R.A.) soyle bir mektub yazdi : «Rahman ve 
Rahim olan Allah adiyle ba§lar, ilk ve son gelenlerin efendisi Muham- 
med'e salat u selam ederim. Y a h y a b. Yezid b. Abdi'I- 
Meli k'den, Malik b. E n e s'e. Amma ba'du: Ogrendim kt, 
insanlar her taraftan sana gelip sOziinii kabul ve seni imam tanidik- 
lan halde, sen ince kumas,lar giyer, yufka ekmekleri yer, yumu§ak 
dosekler uzerinde t oturur, kapina da bekgi diker ve miisaadesiz yam- 
na kimse almazsin. Ya Malik, Allah'tan kork, tevazu goster. Bu 
mektubu sana nasihat olsun diye yaziyorum. Allahu Teala'dan baska 
kimse bunu bilmez. Sana selam.» 

Mali k'in cevabi mektubu : 

aRahman ve Rahim olan Allah adiyle ba§lar, Hazret-i Muham- 
med, al ve ashab'ina salat u selam ederim. Malik b. Enes'- 
den Yahya b. Yezi d'e. Amma ba'du : Mektubunu aldim, bu- 
nu Allahu Teala'ya kar§i edebli olmak icjn sefkatle yazilmis, bir nasi* 
hat mektubu olarak kabul ettim. Allah takvanizi artftirsin, verdiginiz bu 
hayir ogtid ile sizi miikafatlandirsm. Rizasina ula§mak igin Allah'- 
tan tevflk dilerim. Zira kuvvet ve kudret ancak yuce Allah'indir. Mek- 
tubunda yazdigin gibi yufka yiyor, ince giyiyor, yumus.ak minderde 
oturuyor ve kapimda nobet^i tutuyorum: hepsinden Allahu Teala'ya 
tevbe ederim. Allahu Teala Kur'an-i Kerlm'de : 

«S6yle, Allah'm kullari ic,in gikardigi ziyneti ve nzkin temizlerini 
kim haram edebilir?» 



174 1HYAU "ULOmI'D - DIN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IBADAT 

buyuruyor. (Boylece, bunlann miibah olduguna i§aret etmek istedik- 
ten sonra) bu, boyle olmakla beraber ben iyi bilirim ki bunlann hep- 
sini terk etmek, iglerine girmekten daha iyidir. Mektiib'dan bizi unut- 
ma, biz de sizi unutmayiz, sana selam.» 

i§te imam M i 1 i k 'in insafi... Butiin bunlann miibah ol- 
masiyle fetva verdikten soma hepsini terk etmenin hayirli oldugunu 
soyledi ki, ikisinde de haklidir. Taklid ve ikiyiizluluk yapip gergevesini 
a§mayacak ve mekruhlara ta§miyacak §ekilde miibah'in simrlarini bil- 
mege giicii yeteni ve imamlik mevki'ine ytikselen M a 1 i k gibi bir 
zatm bu ogiitleri kabuldeki semahatini du§iinun... Halbuki ba§kalan- 
mn, miibah'i ayirmaga da giicii yetmez. O halde miibah'dan istifa- 
deye meyl etmek biiyiik bir tehlike ve miibah'a dalmak, havf ve has- 
yetten uzakla^maktir. Halbuki alimlerin hassesi ha§yet, ha§yetin hu- 
susiyeti de tehlike'den sakmmaktir. 

SULTANLAR ILE DU§tfP KALKMAKTAN KAQINMAK 

Ahiret alimlerinin alametlerinden biri de, padi§ahlardan uzak- 
la§maktir. Ayn kalmaga imkan buldugu miiddetge onlara yakla§ma- 
malidir. Hatta yakla§salar bile alimin, onlardan uzakla§masi lazimdir. 
Zira Diinya, tath bir yesUliktir, yulan sultanlann elindedir. Sultan- 
lar, zalim olduklan halde, onlarla bulu§an alimler, sultanlann go- 
niillerini ho§ etmek ve rizalanni kazanmak kiilfetine katlanmak zo- 
rundadirlar. Halbuki dindar kimselere gerekli olan, onlarin zuiiimle- 
rini kabul etmemek, zuliimlerini a?iklamakla onlan zuliimden vaz ge- 
c.irmek icjn tazyik etmek ve bu nevi ef'al ve davrams,larmi kbtulemek- 
tir. Onlarla dii§up kalkan, ya Allahu Teala'nm kendisine verdigi ni'- 
meti kii^umseyerek onlarin siis ve ziynetlerine meyleder veya zulum- 
lerini reddetmeyip siikutu kabul ederek ikiyuzlii olur. Yahut onlarin 
ef'al ve ahvalini ogecek ve gbnullerini hos edecek uydurma sozler arar 
ki buna, buhtan ve iftira. denir. Yahut da diinyaliklanndan faydalan- 
mak ister. Bu da sirf haram'dir. Helal ve haram bahsinde, caizeler, 
hediye ve iicretler gibi, sultanlardan ahnmasi caiz olanlar anlatilacak- 
tir. Hulasa: Sultanlaria dii§up kalkmak, fenalik kapisini acjmak demek- 
tir, Halbuki ahiret alimlerinin yolu ihtiyati tercihtir. 

Peygamber Efendimiz : 



:f • ' - - .'■' 



■ *■ -- > * #• 



j^jl j+j t Jip J-j^aJI £o! ^_j U>- LIj Jf 
* "* * ■• ' * i 



1 inci KlTAB — 6 nci BAB ~ SULTANLARLA DOgOP KALKMAK 175 



■ - . 

JLflJ 



uQoide ya§ayan kaba ve ha§in olur; av ardina dii§en §a§ar; Sultan 
kapisma giden fitneye dii$er.» (147) 

buyurmu§tur. Diger bir hadis'de de : 

olleride bir takim amirler ba§iniza gelecektir ki, bazi emirlerini 
kabOl edecek bazilarim hikar edeceksiniz. inkar edenler bctaet edecek, 
sevmiyenler selamete erccek; fakat kabul edip onlara uyanlan Allah 
rahmetinden mahrum kilacaktir.n (148) 

Stifyan-i Sevri: nCehennem'de bir dere var, orada 
yalniz, melikleri ziyaret eden okuyucular bulunacaktir.» dedi. H u- 
zeyf e: oFitne yerlerinden satanm.n deyince «Neresidir?» sofu- 
suna cevaben «t)mera kapilan».demi§ ve uSizden biriniz onlarin yam- 
na girer, soyledigi yalam tasdik eder ve onda olmayan §eyleri onun 
hakkinda sbyler.o demi§tir. Enes (R.A.)'in rivayet ettigine gore Fey- 
gamber Efendimiz : «Sultanlar arasina girmedikce, alimler, Allahu 
Teala'run kullan iizerine Peygamberlerin eminleridir. Sultanlar mec- 
llsine girdiklerinde Peygamberlere kar§i hiyanet ederler. Onlardan sa- 
kinin ve oiilara yana§maym.» buyurmu§tur. 

A' m e §'e «<?ok talebe okutmakla ilmi ihya ettin.n dediklerin- 
de. «AceIe etmeyin, cunkii talebenin ii$te biri tam alim olmadan blur, 
diger uste biri de sultan kapilanna hiicum eder ki onlar, insanlarin 
fenalanndandir. Geride kalan iicte birinin de pek azi kendini kurta- 
rabilir.» demi§tir. Bunun icto Sa'd b. Museyyeb (R.A.) : 
«Padi§ah kapilsunda aksamlayan alimden sakinm. Qiinkii o, haydut- 
tur.» buyurmu§tur. E v z a ' i «AHahu Teala'run gok bugz ettigi, 
amil'i [valiyi] ziyaret eden aiimdir» buyurmusUir. Peygamber Efen- 
dimiz de : 



(147) Ebfi Davud ve Tirmm, tbn Abbas'dan. 

(148) MUslim, Ommii Seleme'den. 



176 1HYAU 'ULOMfD - DIN - Cilt ; 1 ~ RUB'U'L - IBADAT 



&& *M 'M'> ' ^ '*& '*$ ^ '** 



itAlimlerin fenasi, emirler'in ayagina gidenler, emirler'in iyisi, 
aUmleri ziyaret edenlerdir.n buyurmus,tur. " 

M e k h u 1 - i D 1 m e § k i (R.A.) : «Kur'an okuyup dinde fa- 
klh olduktan sonra, bir §ey ahrim timidiyle padigahlar sohbetine gidip 
onlara yaltakhk edenler, attiklan adunlar kadar Cehennem deryasi- 
nm derinliklerine dalmis, olurlar.n demi§tir. 

S e m n u n : «Meclisinden arandigi zaman: «Fadi§ah'in yanm- 
dadir.o diye cevab verilmi§ olmasi kadar, alim i$in firkin bir §ey ola- 
maz.M dedikten sonra: «Diinya'yi seven alimi gordugiinuz zaman, dlni- 
nlz namina onu su?landinn denildigini i§ittim» demi§tir. «Ben bunu 
kendimde tecriibe ettim. Sizin de bildiginiz gibi kendisine kar§i daimS. 
§iddet gosterdigim ve arzulanma muhalefet ettigim halde her ne za- 
man Sultan'in yanina gitdimse kendimde ona kar§i bir temayiil duy- 
dum ve degil yemegini, bir yudum suyunu dahi icmedigim halde : 
"Kegke yamna gitmeseydim" dedim.» Sonra devam ederek «§imdiki 
allmler, Israil ogullarindaki alimlerden fenadir. Sultanlara, arzulan- 
na muvafik fetvalar verirler. Eger (boyle yapmayip) Sultanlar'in gorii- 
nugte aleyhlerine, fakat hakikatte azabdan kurtulmalanna medar 
olan fetvalan vereydiler, Sultanlar onlara kizar ve huzurlanna kabul 
etmezlerdi. Fakat Rabblertnin katmda kurtulu§ vesilesi olurdu.» de- 
mi§tir. 

Hasan-i Basri: «Sizden evvel, Resuiu'llah'in sohbetinde 
bulunmug ilk mushimanlardan bir zat vardi. (Abdullah b. 
M ii b a r e k diyor ki: Hasan-i Basri' nin kasdettigi zat 
Cermet lie mujdelenmis, Sa'd b. Ebi Vakkas' dir.) Bu zat riie- 
a&ya yaklasmaz ve onlardan daima kagardi. Ogullan kendisine : 

— Ilk musliiman ve ustiin sahabelik bakimindan seviyyenizde ol- 
mayanlar riiesamn sohbetine gidiyor.da sen niye gitmiyorsun? De- 
yince, ogullanna : 

— Insanlann sardiklan (les/e) benim de konmami mi istiyorsu- 
nuz? Vallahi giicum yeterse onlara hi? kari§mam. Dedi. Ogullan : 

— t§te biz de boyle yoksulluk iginde kivraninz, dediier. Sa'd : 

— OguIIanm, yagli ve §i§man bir munafik olarak Slmektense, 
zayif bir mu'min olarak Slmek, benim iqin daha makbuldtir, cevabmi 
verdi. Hasan-i Basri devam ederek dedi ki : aVallahi ogul- 



1 inci KlTAB - nci BAB - FETVADAN KAgiNMAK 177 

lanna galebe galdi. Ciinkil iyl biliyordu ki, toprak, eti, yagi yer fakat 
Sm&ni yiyemez.» Burada, Sultanlarin, sohbetine devam edenlerin el- 
bette nifaktan kendilerini kurtaramiyacagina igaret vardir. Nifak ise 
Iman'm ziddidir. 

Ebu - Zer, Seleme'ye : «Ya S e 1 e m e, Sultan kapilarinda su- 
riinme, sttnku onlann dinine olan zaran maddi menfaatlerinden faz- 
ladir. Padigahlar meclisine katilmak, alimler iQin biiyiik fitne ve §ey- 
tan'm alimler aleyhine agtigi korkunc, bir yoldur. Bilhassa guzel ifa- 
deye sahip, soziinde halavet olanlar icm eok terdikelidir. £unku «on- 
lann arasina girer ve va'z edersen, onlari zuliimden ahkoyar ve Islam 
§ianm onlarda yerle§tirirsin» diye §eytan seni daima te§vlk eder du- 
rur. Boylece onlann yanina girmegi dlni bir vazlfe bilirsin. Sonra yan- 
lanna girdin mi ba§lar kendi ilmini ortaya koymaga ve yaltaklik ede-, 
rek padisahlan ogmekte miibalaga etmege. i§te dlni yikmalc burada- 
dir» dedi. 

Denildi ki : «Alimler, bildikleri zaman amel ederler, Allah icin me§ 
gul olurlar, Allah icm me§gul olunca insani vasiflardan aynhr, me- 
lekl hasletlere biiriinurler, Bu dereceye ytikselenler sevilir ve aranir- 
lar, arandiklannda da kacarlar.» * 

Cmer b. Abdi'1-Aziz (R JL) , Hasan-i Basr i'ye 
yazdigi mektubta: «Bundan sonra Allahu Teala'nin emirlerine sanl- 
makta baiia yardimci olabllecek kimseleri bana bildir.u dedi. H a - 
san-i Basri: «Din adamlan sana gelmez, Bilnya adamlarmi da 
sen istemezsin. Sen kendine arkadas. olmak icin serefli insanlan ara, 
ctinkii onlar gereflerini hiyanet pisligiyle lekelemek istemezler.» diye 
cevap verdi. 

Bu konusulan, zamamn en iyi devlet reisi ve en zahid bir adami 
oian Omer b. Abdi'1-Aziz gibi bir z&t hakkindadir. Din adamlannm 
bundan da kacinmasi sart olduguna gore, ba§ka padi§ahlan arayip 
onlann aralanna girmek nasil dogru olur? Halbuki Ha s a n-i 
Basri, Seyri, Ibn Miibarek, Fudayl, Ibrahim 
b. Edhem, Yusuf b. Esbat gibi eski biiyuk ve k&mil 
alimler, Mekke, §am ve diger memleket alimlerini dtinya'ya meylet- 
tiklerinden veya p&di§ahlar arasina girdiklerinden dolayj zemmeder- 
lerdi. 

FETVADAN KAgiNMAK 

Ahiret alimlerinde aranan diger hususiyetlerden biri de, sorul- 
dukta fetva vermekte acele etmemek, agir almak ve kurtulus. yolunu 
aramak icin cekingen davranmaktir. Eger sorulan suali, Kur'an veya 
Hadis'in sarahatinden, icma' veya aeik lay&s'dan biliyorsa ceva- 

F. 12 



178 IHYAU "ULUMl'D - DtN — Cilt : 1 — RUB'U'L - 1BADAT 

bint verir, yok eger §iibhe ettigi bir §eyden sorulmu§sa : «Bilmem» der. 
Eger kendi ictihad ve tahmini ile zannettigi bir §eyden soruluyorsa 
ihtiyati tedbir olarak, var ise daha iyi bilene havale eder. Akilhhk, bu 
anlattigimizdir. Qiinkii ictihad tehlikesini yuklenmek biiyuk i§tir. 
Haber'de §6yle gelmistir : 

tttlim iictiir : Konu§an kitab, yerle§en siinnet, iiciincusii de bil- 
mem demektiv.w (149) 

§ a ' b i diyor ki : «Bilmem demek, ilmin yansidir. Bilmediginde 
Allah icin siikut edenin alacagi miikafat, konusandan az degildir. Zlra 
nefsine en agir gelen cehaleti kabul etmektir.» Sahabenin (R.A.) ve 
ilk alimlerin davramgi boyle idi. Abdullah b. O m e r'den fet- 
va istendigi zaman : «insanlarm i§lerini boynuna alan, §u emir'e git de 
bu mes'eleyi onun boynuna gecir.» derdi. IbnMes'ud (R.A.) : 
«insanlann her sualini cevaplandiran, ahmaktir.o derdi. Yine i b n 
Mes'ud (R.A.) : «Alimin kalkam [korunma silahi] nbilmem» dir. 
Eger kalkam kullanmakta hata ederse, hasminin silahina hedef olur» 
demi§tir. ibrlhim b. Edhem diyor ki : 

«Seytan'in en cok guciine giden §ey, alim'in bazi mes'elelerde 
konusup bazilannda siikut etmesidir. §eytan der ki : «§una bakm, 
bunun bu siikutu yok mu, konu§masindan benim Icin, cok daha fe- 
nadir.s 

Bazilari abdal denilen ziimreyi soyle anlatir : Yemeleri gok §id- 
detli ihtiyac anmda, uyumalan yine §iddetli galebe anmda, konus.ma- 
lari ise zaruret halindedir. Yani iyice acikmadan yemez, uykulan gel- 
meden uyumaz, mecburiyet olmadikca konu§maz, ve sorulmadan ce- 
vab vermezler. Soruldukta ba§ka cevab verecek varsa siikut ederler, 
o da yoksa o zaman cevab verirler. Sorulmadan soze ba§lamayi, sozde, 
gizli §ehvet sayarlardi. 

Hazret-I All ile Abdullah (b. Abbas) (R.A.), 
insanlara sOzlerini dinleten birine rastladilar. (Biraz dinledikten 
sonra) «Bu adam, diliyle kendini tamtmak istiyor.n dediler. Bazilari 
da : «Hakiki alime bir mes'ele soruldukta (cevabm cetinligini diigtt- 
nerek) disji (yen! gekilen) adamin vaziyetini ahr.» demislerdir. Ibn 
<) m e r (R.A.) (leh'te fetva isteyenlere) oUzerlmlzden gecip cehen- 
nem'e gitmek igin bizi koprii yapmak mi istiyorsunuz?» derdi. E b u 
Hafs-i Nisaburl: Hakiki alim, suali cevaplandinrken, ki- 



(149) Ibn Mace. Abdullah b. Omer'den. 



1 irici KtTAB — 6 nci BAB — FETVADAN KACINMAK 179 

yamette "bu cevabi nereden buldun" diye sorulacagindan korkari zat 
tir.» demistir. t b r a h I m.- i T e y m I kendisine bir mes'ele spruldugu 
zaman aglar ve : «Ba§kasini bulamadimz da bana mi muhtac. oldu- 
nuz?» derdi. Ebu'l - Aliye, er - Riyahl, Ibrahim b. Edhem ve S u f- 
yan-i Sevri, ancak iki- tig. ki§i veya sayilan bunu gecmeyen kim- 
selerle konu§urlar re cemaat cogalmca dagihrlardi. Bizzat Peygambe- 
rimiz bile : «BiImem» demistir. 

01 Jl \ is/M : JUi 'Jlli- * i<ii Alt- Vic <& v jj 
«dlj-<oM Uj^i j t a*-l~JI f-UJl, ^->- jl A^-j >4»l <UpI 

uUzeyr'iii Peygamber olup olmadigim bilemiyorum, Tiibbe'nin 
mel'un olup olmadigim bilemiyorum, Zu'l - Karneyn'in Peygamber 
olup olmadigim bilemiyorum, buyurdu. Yine bunun gibi : «Oturula- 
cak yerlerin en iyisi ve en fenasi nerelerdir?» diye soruldukta : «Ceb- 
rail gelinceye kadar Laedri [bilmemj» diye buyurdu. Cebrail'e sorunca: 
o da : Laedri [bilmem] dedi. Ta fei Allahu Teala : "Durulacak yerlerin 
en iyisi camiler, en fenasi sokaklar" oldugumi bildirinceye kadar.n 
(150) 

tbnOner (R.A.) on mes'eleden sorulsa dokuz'una siikut 
eder de ancak birine cevab verirdi. IbnAbbas dokuzuna ce- 
vab verir yalniz birinde Sukut ederdi. (Hataya du§memek i?in) fakih 
lerin: «Bilmem» dedikleri, «Bilirim» dediklerinden cok fazla idi Siif- 
yan-i Sevri, Malik b. Enes, Ahmed b. Hanbel, Fudayl 
b. 1 y a z, B i § r b. Haris bunlardandir. Abdurrahman b. E b I 
Leyla, diyor ki: «Bu mescid'de (Medlne mescidi) Resul-i Ekrem'in 
Ashabindan 120 tanesine yeti§tim. Hepsi de kendilerine bir mes'ele so- 
ruldukta veya bir fetva istendikte, bunu baskalanna havale eder ve ce- 
vab vermek istemezdi. Hatta birine bir §ey soruldukta, onu dlgerine 



(150) EbO DSvAd ve Hakim, Ebfl Hureyre'den. 



180 IHYAU 'ULUMI'D - DlN — Cilt t 1 — RUB'U'L • 1BADAT 

havale eder. havaleden havaleye tekrar kendine gelirdi,. kimse cevab 
vermek istemezdl.» 

Rivayet olundu ki, Ashab-i Suffa'dan (151) birine pigmig 
Jcoyun kellesi hediye edildi. Son derece darda oldugu halde onu yine 
ag olan diger arkadagma, o da digerine, derken doniip dola§ip en ewel 
verilene geldi. Ciinku en agi o, idi. (Sahavetin bu derecesine «Isar» 
denir. Yani kendisi muhtac. iken, daha muhtac. olani tercih etmek de- 
mektir.) 

Bir de tjimdiki alimlere bak da, isjlerin nasil tamamen tersine don- 
dugtinu gor. Qunkti §imdi kacmilmasi gereken araruyor, aranmasi ge- 
rekenden kacmmyor. Fetva vermekten kacinmamn giizelligine Pey- 
gamber Efendimize miisned olarak bazi kimselerden rivayet edilen §u 
hadis §ehadet etmektedir: otnsanlara ancak 115 kimse fetva verir : 
Emir, me'mfir [fetva vermekle vazifelendirilen kimseler], miitekellef 
[bunlann haricinde kalan kissacilar.]» Diger bazalan, diyorlar ki : 
Sahabe-i kiram dort §eyden kacimrlardi : 

1 . — Imamliktan. 

2 — VasUikten. 

3 — Emanetgilikten. 

4 — Fetva vermekten. 

Diger bazilan «Sahabelerden fetva vermekte acele edenler, ilim- 
leri az olanlar, fetva'dan en 50k kacmanlar, ilimleri en 50k olup stip- 
he'den kacmanlar idi» diye rivayet etmisterdir. 

Sahabe-i kiram ve Tabi'in be§ §ey ile ugragirlardi : Kur'&n oku- 
mak, cami' ve cemaate gitmek, mescidleri imaret, Allahu Teala'yi 
zikr, ma'rufu emir, munkeri nehy. Bu da Peygamberimizin §u hadi- 
sine dayamr : 

- - * 

«Adem oglunun her sozu kendi aleyhinedir. Aneak emr-i raa'rilf, 
nehy-i miinker ve bir de Allahu Teala'yi zikretmek mustesnadu\» (152) 



(151) Bunlar, bazan azahp bazan cogalaii ve dunya ile alakalantu kesmis sayilan 
Sahabe'nin fakirlerinden bir cemaattir. Mescid'in sofa'sinda oturur, adeta bir medrew 
hayati yagarlardi. Peygamberimiztien hadis ogrenirlerdi. Peygamberimize sadaka ge- 
lince tamamen bunlara gonderir, hediye gelince bir kismitu kendine ayinrdi. H a z - 
r e t - i m e r , «Artik vazifeniz bitti* diyerek bunlan datitmigtir. 

(152) Tirmizi, Ibn Mace, Ommii Habibe'den. 



1 inci KlTAB — 6 nci BaB — FETVADAN KACINMAK 181 

Allahu Teala. ayet-i celile'de : 

nOnlarin 50k sozlerinde hayir yok, ancak sadakayi cmreden, ve 
yfi ma'rufu emreden veya insanlar arasinda arabulucuk yapanm ko- 
nu§malannda hayir vardir.w (4-Nis&: 114) buyurmu§tur. 

Bir zat (Nasr b. Ali el-Cuh zumi) Kufe'li, miictehid fetvaT 
-cilardan birini (H a 1 i I b. A h m e d'i) riiyasmda gordii ve: «ictihad 
ve fetvalarmdan ne fayda g6rdiin.» diye sordu. O zat suratmi ek§ite- 
rek yonunii eevirdi ve : «Onlardan bir kar gormedik» dedi. 

tbn Hassln : «Fetvacilardan bin oyle muhim mes'elelere tek ba- 
§ina cevap vermege kalki§irdi ki, eger o mes'ele 6 m e r b. Hattab 
(R.A.)'dan sorulaydi, Bedir'de bulunan butiin zatlan bir araya topla- 
madan ona cevab vermezdi.n demigtir. 

Stikut, ilim sahiplerinin hususiyetidir. Nitekim Peygamber Efen- 
■dimiz : 

ttZiihd ve siikut sdiiibini buldugunuzda ona yakla§in. £iinku o, 
taikmet s&hibidir.» (153) Buyurmugtur. 

Denildi ki : Alimler iki kisimdir. 

1) HelfU ve harami ayiran avam alimleri. Bunlar sultanlann 
AUmleridir. (Diger nfishada «SALATiN» yerine oESAtINb vardir. Bu- 
na gore mescidlerin direk alimleri, yani kiirsii hocalan demek olur.) 

2) Tevhid ve kalb i§Ierini bilen havass alimleri. Bunlar da in- 
sanlardan ayrilmi$, tek bagina zaviye [bucak] alimleridir. 

Denildi ki: Ahmed b. Hanbel gibiler, Dicle nehrine 



(IS) tbn Mice. 



182 tHYAU 'ULOMl'D - DlN — CUt : "l — BUB'UX - IbADAT 

benzer. Herkes ondan avug avug alabilir. Ama B i § r b. Haris. 
gibiler de iizeri kapali, tath kuyu suyuna benzer. Oradan toplu halde 
degil, teker teker su alimr. Onlar: «Falan zat alim, falan konus.ur, fa- 
lan daha 50k konusur, falan 50k amel eder» diye alimleri tasnif eder- 
lerdi. E b u Siileyman Darani: «Ma'rif et, konu§maktan daha, 
50k siikfttta bulunur.)> demi§tir. Yine denildi ki : tlim olan yerde soz 
azalir, lafi uzatanm ilmi az olur. 

Selman, Peygamberin kendisine kardeglik ettigi Ebu'd-Der- 
d a 'ya yazdigi bir mektubta : uHastalan tedavi igin tababete bas,la- 
digim ogrendim. Gercek tabib isen ogudune devam et. (Jiinku soz'un 
sifadir. Yok eger uydurma tabib isen Allah'tan kork, Miislumanlarm 
kanma girme.w demigtir. Ebu'd-Derda, bu mektubtan sonra aoru- 
lan suallere cevab vermekten kacmirdi. Enes (R.A.) bir mes'ele ken- 
disinden soruldugu zaman uBuyugumiiz Hasan-i Basr 1'ye sor- 
un.» derdi. Ibn Abbas, kendisinden sorulunca, Zeyd'in oglu 
Haris'e ibn Omer (R.A.) ise S a' d b. Miiseyyeb'e havale eder- 
di. 

Hikaye olundu ki : «H a s a n - 1 BasrI 'nin meclisinde Ashab- 
dan bir zat yirmi kadar Hadis okudu. Hadisler'in serhi kendisinden is- 
tenince: «Ben ancak bildigimi okurum, baska bir sey anlamam.» de- 
mesi tizerine, Hasan-i Basri, yirmi Hadls'in teker teker izahim 
yapti. Herkes onun bu ilmi izahina ve Hadisleri birden ezberlemesine 
hayran oldugu gibi, Sahabi, bir parga kum alip oradakilere atti ve : 
«Aramzda boyle bir deha var iken benden mi spruyorsunuz?n dedi.n 

Ahiret alimlerinin alametlerinden biri de, en 50k ehemmiyet ver- 
dikleri ilm-i batm [Allah bilgisi, martlet], kalb murakabesi, ahiret yo- 
lu ve bu yolun yolcusu olmak ic,in gerekli bilgiler ve bu bilgilerin ge- 
lismesi ic,in ciddi miicahede ve murakabe olmahdif, Zira miicahede,. 
miisahedeye ulastrnr. IUmlerin inceliklerinden kalbe hikmet nurlan 
ddkiiliir. Kitablar ve kitablarla ogrenilen ilimler bunu saglayamaz. 
Olqii ve tartiya sigmayan hikmet kapusu kalbde, miicahede, murakabe 
(§eri'at kanunlan geregince) zahiri ve batini amelleri ifa, temiz dti- 
siince ve huzur - u kalb ile tenhalarda Allah'i zikretmek ve maddiyat 
ile alakasim kesip biitiin varhgi ile Allah'a baglanmak ile agihr. l§te 
Kesfin kaynagi, ilham'in anahtan budur. £ok talebeler var, uzun za- 
man okuduklan halde duydugundan fazla bir kelime konusmaga muk- 
tedir olamaz. Cok nrtihim illmleri ogrenmekle kalip, ameli arttinp kal- 
bi murakabe edenler var ki, akil sahiblerini hayrete diisiirecek sekil- 
de, hikmet'in incelikleriyle Allahu Teala gonullerini agar. Bu sebebden- 
dir ki Peygamber Ef endimiz : 



1 inci KlTAB — 6 nci BAB — FETVADAN KAQINMAK 183 



fl 



» "J.,. « ■;„, - ■ *l *^'. 






uBildigi ile amel edene, Allahu Teala bilmedigini de bildirir.» (154) 
Buyurmu§tur. 

Gecmig Peygamberlere inen kitablarm bazisinda §6yle yazar : 
■«tlim, gokdedir, kim indirecek onu? Yerin altindadir, kim sikaracak 
onu? Denizlerin ardindadir, kim getirecek onu? demeyin, ilim, sizin 
kalbinizdedir. Benim ma'nevi huzurumda melekler gibi terbiyeli, sid- 
diklar gibi ahlakli olun ki, sizi kaplayacak §ekilde, kalbinizdeki ilim 
parlasin.» Abdullah Tusteri: «Alimler, abidler ve zahidler kalb 
leri kapali oldugu halde diinya'dan go?er, kalbi a$ilanlar ancak sid 1 
■diklar ve §eh!dlerdir.» dedikten sonra Allahu Teala'mn : 

ttGayb'in anafatarlati ondadir, gaybi ancak o bilir.w (6 - En'am: 59) 

Ayet-i celilesini okumu§tur. Eger batin llmi ile nurlannu§ kalb- 
lerin anlayi§i ilm-i zahir'e hakim olmasaydi Peygamber Efendimiz : 

«Sana miiftuler, her ne kadar fetva verseler de sen yine kalbinc 
•dani§.» buyurmazdi. 

Blr kudsi Hadis'de Peygamber Efendimiz : 

fists . *,f f ^ a s J • A- 

« <j ^*— J i^Jul 4*^»- £*JS 
(cKulum, nafile ibadetlerle, ben onu sevinciye kadar bana yakla- 



. (154) Ebft Nuaym *Hilye»de. 



184 tHYAU 'ULOMl'D ■ DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - D3ADAT 

§ir ve hatta sevgime mazhar olur. Ben de onunla goriir, kulumu sev- 
digim zaman onun gozii oIurum.» (155) 

Buyurmu§tur. Tefsir kitablannm anlayamadiklan, biiyuk miifes- 
sirlerin bilemedikleri Kur'an'in nice ince manalan var ki onlar, zikr 
ve fikir ile ugragan kalblere dogar. Kendini murakabe eden miirid'e bu 
manalar ilham olunup da, bunlari miifessirlere sunduklan zaman, 
(insafh) miifesslrler onlari begenirler ve temiz kalb'in vftridati ve 
Allahu Teala'ya tevecciih eden himmetlerinin kar§iligi oiarak, Allahu 
Teala'nin onlara bir lutfu oldugunu anlarlar. Muka§efe ilimlerinde, 
muamele ilminin inceliklerinde ve kalbe gecen inceliklerde de hal 
bQyledir. Bu ilimlerin her biri, derinliklerine inilemiyeh birer derya- 
dir. Herkes, ancak kendisine nzk edilen miktar ve Rabbinin tevfik 
ettigi giizel amel nisbetinde bu ilimlere dalabilir. Ha z r e t - i All, 
uzun bir hadis'inde, bu gibi ahiret ilimlerini tavsif ederken §6yle bu- 
yuruyor : 

«Kalbler, kaplardir; kaplarin iyisi, iyiliklere kap olandir.» 
«tnsanlar ii§'e ayrilir. Allah'i bilenler, kurtulu§ i^in okuyanlar, 
ucuncu kisnu da degersiz, adi kimselerdir. Her haykiranin ardma ta- 
kihr, her riigar ile egilir, ilim nuru ile aydinlanmaz, saglam dala ya- 
pisniazlar. Ilim, maldan hayirlidir. Qunkii iiim seni korur, ma.li sen 
korursun, ilim, okutmakla artar, mil, harcamakla tukenlr. Hayatta 
iyi ameller kazanmak, ilim sayesinde oldugu gibi, dldiikten sonra da 
lyi hatiralan ya§amak, yine ilim sayesinde miimkundur. Ilim h&kim, 
mal, mahkumunaleyhdir. Malm menfa'ati, ki§inin oliimu ile 50k olur. 
Haznedarlar oliir hazineleri ortada kalir. Fakat alimler, diinya dur- 
dukga ya$arlar.» Sonra uzun bir nefes aldi ve: «Dikkat et, eger ehlini 
bulsaydim, benim gogsiimde geni§ ilim vardir. Ne yazak ki istekliler ya 
Itimatsiz kimselerdir. Dini, diinya menfaatine aiet eder ve ilahl ni'- 
metler ile Allah'in velilerine, ogrendigi dellller ile de onun kullanna 
kargi ustunluk taslamak ister. Veya haklkat ehline uyar fakat (hakikatt 
teshisten aciz oldugu i?in) ilk nazarda kalbine stiphe tohurau ekilir, 
hangi taraftan olacagim secemeyecek derecede basiret sahibi olmayan, 
diinya lezzetlerine du?kun §ehvetlerlnin pe§inden akip giden, yahut 
da bunlar, daha ziyade diinyalik pe§inde, mal yigmak hevesine uyan 
kimselerdir. Bunlar daha ziyade kirlardaki hayvanlara benzerler. Al- 
lah'im, iste boyle hamillerlnln olmesiyle ilim de sonup gidecektir. Yine de 
yeryiizu, ilahl hukumlerini koruyanlardan bo§ kalmaz: Bunlar, ya her- 
kesin gbrebilecegi §ekilde agikare buiunurlar, veya Allahu Teala'mn 
hflccetlerini korumak icin gizli kalmagi terclh ederler. (ibn Kayymv: 
«Bu ciimlenin asli yok, yalanci rafizilerin uydurma ve eklemesidim 



(1S5) Buh&ri ile Muslim. Ebfl Hureyre'den. 



1 inci KTTAB — 8 nci BAB — FETVADAN KACINMAK 185 

der.) Qiinktt Hilye'de bu ctlmle yoktur. Qtinkii ilahi huecetler gizlilik 
ile korunmaz. Bunlar nerede tmlunur. gfinkii bunlann sayilan az, kiy- 
metleri ise yuksektir. Zatlan gizli fakat, hatiralan gonullerdedir. Al- 
lahu Teal&, hilccetlerini onlarla korur. Hatta onlar kendilerinden 
sonra gelenlere, bu hticcetieri emanet eder ve kalblerine yerles,tirirler. 
tlim, oldugu gibi onlara gider. Ruh-i yakln'e ula§irlar, miilayim kimse 
lerin sert gordukleri dahi onlar iqin yumu§ak olur. Gafillerin vah§l gor- 
diikleri seylerle iinsiyet ederler. Ruhlan ali makamlarla alakali olan 
bedenleriyle dunya'ya sahip olurlar. i§te bunlar, yeryiizunde AUah'm 
dostlari ve amilleri olup i'timadina mazhar olmusturlar. Dinine davet 
ederler.» Sonra aglayarak : «Benim heves ettigim igte bunlardir» dedi. 
Bu son anlattigi ahiret alimlerinin evsafidir. Bunun ekserisi amel ve 
miicahede ile elde edilir. 

Ahiret alimlerinin alametlerinden biri de Yakini kuwetlendirmege 
ehemmiyet vermesidir. Din sermayeslnin ba§i «Yakin» dir. Peygam- 
ber Ef endimiz : 



. i ■' .' * . . Z 






" B- 



«Yakin, Iman'in butunudiir-n (156) Buyurmustur. 

Yakin ilminin eweliyatmi dgrenmek lazimdir, ki ondan sonra 
insana Yakin'in yolu a$ihr. Bu sebebden Peygamber Efendimiz : 

y» , f * . — ■ 

«YaMni ogrenin.n (157) Buyurmu§tur. 

Yani yakin sahipleriyle bulusiin, onlardan yakini ogrenin de, hal 
ve feldiglerinde onlara uyun ki, onlann yakini kuwetlendigi gibi sizin 
de kuwetlensin. Yakin'in asa, amelin gogundan iyldir. Peygamber Efen 
dimiz'e, yakini kuwetli giinahi 50k, yakini az ameli ?ok olan ikl kl§i- 
den sorduklannda : 






«Gttnahsiz insan yoktur.» 



<1») BeyhakI, tbn Mes'Qd'dan. 
(1S7) Ebfl Nuaym. . , 



186 1HYAU ULOMl-D - DtN — CUt : 1 — . RUB'U'L - JbADAT 

Buyurmu§tur. Fakat yaradih§ta akh olup yakini olan ki§iye gti- 
nah zarar vermez. Qunkii her gunahin akabinde tevbe eder, istigfar 
eder gunahlan mahv olarak yalniz kendini cennete gottirecek faziletL 
kahr. Bunun igin Peygamber Efendimiz diger hadis'inde : 

**"*" C£* ] <J*5 -*■"*- ' **iJ*J O^ 1 f-^j' 1 ^ J-* 1 iV 0\ »> 

• jiiliT r il^S Xli fU "y out: jCI b J uli, 

«En az sahibl bulundugunuz yakin, ve sabr u azlmettir. Bunlar- 
dan nasibini alan igin gegmi§te tutamadigi oru$lar, kalkamadigi 'ge- 
celer i^in iiziintu yoktur.» 

L o k m a n 'in ogluna olan tavsiyesinde : «Oglum, amel ancak 
yakin ile yapilir, herkes yakini nisbetinde amel eder. Amel noksanhgi, 
yakin noksanUgmdan gelir.» demi§tir. 

Yahya b. M u a z er-Hazi: «Tevhid'in nuru, mu§rik- 
Ierin iyiliklerini yakan §irk atesinden kuvvetlidir.» dedi ve bu nur ile 
«Yakin» i murad etti. Kur'an-i Kerim bir gok ayetlerde yakin sahiple- 
rini zikretti ve bununla yakihin ebedi saadet.lere vasita olduguna i§a- 
ret etti. 

r 

YAKiN'lN MANASI 

§ayet, anla§ilmayan ve bilinmeyen bir §eyi aramak miimkun de- 
gil, bunun igin yakin'in manasmi, kuvvet ve za'fim evvela bildir, on- 
dan sonra aramasiyle me§gul olayim diye akhndan gegirirsen deriz ki: 

Bilmi§ ol ki, yakin, Iki fu*kamn ayn ayri manalarda kullandiklari 
bir kag manaya gelen bir lafz'dir. 

Mazariyeciler ile kelamcilar, yakini giiphe etmemek manasmda 
kullariirlar. Zira nefsin bir sey' tasdik etmege temayiiluniin dort ma- 
kaami vardir. 

KELAMCILAR VE NAZARlYECiLERE GORE YAIvlNIN TARlFl 

1 — Tasdik ile tekzibin denk olmasidir. Buna «§EK» derler. Me- 
sela ahvaline vakif olmadigm bir adamin azab goriip gormiyecegi sen- 
den soruldukta, hig bir tarafina hiikum veremiyecegin gibi senin icin 
azab gormesi de gormemesi de mlimkiindur. Terclh sebebi olmadigi 
igin buna «§EK» denir. 



1 inci KtTAB - 6 nci BAB - YAKlN'lN MANASI 187 

2 — Her ikisini de mumkiin gormekle beraber, nefsinin bir ta- 
rafa meyletmesidir. Mesela : Her haliyle iyl tamdigm bir insan icin, 
bu adam bu haliyle oliirse azab gortir mu? Diye senden soruldukr 
ta -kendisinde salah alametleri goruldiigu icin- nefsin, daha 50k o 
adamm mu'azzeb olmayacagina meyleder. Bununla beraber gizli bir 
liatasmdan dolayi azab gorecegini de du§iinursun. Senin bu diisun- 
cen, o meyline musavidir, fakat onu tercih etmeni onlemez. Buna da 
«ZAN» derler. 

3 — Hatinna aksi gelmemek ve gelse de kabul etmemek iizere, 
insanin bir §ey'i tasdik'a meyl etmesi ve tasdik tarafinin nefse galebe 
■calmasidir. Fakat bu kanaati, kat'i malumatina dayanmaz. Ancak, 
bu adam, (birinci ve ikinci kisim olan) §ek ile cevaz cihetlerini jyice 
diiguniirse cevaza meyleder ve onu kabul ederdi. t§te buna da «Yakl- 
ne karib itikat» denir. Yalmz dinlemek suretiyle kafalannda yerle- 
§en §er'i hiikumlerdeki avamin i'tikadi boyledir. Bu i'tikad kendilerin- 
de o derece yerle§ir ki, her mezheb mensublan, mezheblerinin dpgru- 
luguna ve imamlarimn hakikati bulduguna kat'i surette inamrlar ve 
eger bir tanesine: aimam'imn hata etmesi mumkundtir.» denilse as- 
la kabul etmez. 

4 — Hadd-i zatinda §uphesi olmiyan ve kendisinde stiphe edil- 
miyecek §ekilde, saglam delilden hasil olan marifettir. §uphe ve sup- 
he imkam kansjmyan i'tikaada kelam alimleri ve nazariyecilere.. go- 
re «yakm» adi verilir. 

Bunun misali : Akh basmda bir kimseye: oBu varliklar arasin- 
rla kadim olani var midir?» dendigi zaman, der'akab bunu reddeder 
ve kabul edemez. Qunkii kadim, goz ile goriilmez. Zlra, varhklan goz 
ile gorulen gune§ ve ay gibi degildir. Kadim ve ezeli olan bir §ey'in 
varligini bilmek, iki sayisinin bir sayisindan 50k oldugunu bilmek 
gibi zaruri, yani nig delil aramadan ilk nazarda bilinenler glbi degil; 
belki, sonradan icad edilen bir §ey'in kendi basma olamiyacagim bil- 
mek gibi de degildir. gtinku bu da zaruridir. (Yani her akil sahibi 
sonradan meydana gelen §ey'in kendi bagina olamiyacagim ve bunun 
bir mucidi oldugunu, delil'e liizum gcistermeden hemen anlar.) Bir- 
denbire bir kadimin varligini kabul etmekte, akhn tereddudu tabii- 
dir. Bundan sonra, bu kadim'in varligini bir kisun insanlar kitablarda 
okur, agizlardan dinler, kat'i bir §ekilde kabul eder ve inancinda de- 
vam ederler. Bu inanis, avam'in inam§idir. tnsanlardan bazilan da 
delil ile kadimi bulur. Ejioyle ki: Eger mevcud bir kadim olmasa, bii- 
tun variiklann hadis yani sonradan var olmasi lazim gelir. Eger bu- 
nu boyle kabul edersek, ya butiin mevcudat'm hepsi veya baxtsi se- 
bebsiz hadis olmak lazun gelir ki, bu muhaldir. Yani boyle §ey ola- 



188 1HYAU 'ULCmI'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - tBADAT 

maz. Muhal'e giden her §ey muhaldir. O halde akhn bir kadimi kabOi 
etmesi zaruridir. Zira bu mes'ele ii? gikda miitalaa edilebilir. 

1 — Mevcudat'm hepsi kadim, 

2 — Hepsi hadis, 

3 — Bazisi kadim, bazisi hadis. 

Eger hepsi kadim dersen aramlan bulundu. Qiinkii kadim vardir. 
Fakat bazisimn hadis oldugunu yok olmasindan anhyoruz (ki bu da- 
va cUriiktur). Eger hepsi hadis dersen yukardaki muhaliyet lazimdir. 
O halde ya uc,iincu §ik, veya birinci §ik tezahUr etmi§ oldu. Bu sekil- 
de elde edilen malumata «Yakin» derler. tsterse delil ile elde edilsin, 
yukarida verdigimiz misal gibi, isterse havas-si hamse [be§ duygu- 
muz] ile bilinsin; Giine§i, ayi gormemiz gibi. isterse akil ile idrak 
edilsin [anlasdsin], sebebsiz bir seyin var olamiyacagi gibi. tsterse 
tevatur eden haber ile bilinsin «Mekke»nin varhgim bilmek gibi'. ts- 
terse tecriibe ile bilinsin SEKOMONYA'nm mushil oldugunu bilmek 
gibi. isterse delil ile olsun, yukarda anlattigimiz gibi. Bunlar'a go- 
re bir sey'e «Yak!n» adini vermenin sarti, ona §iiphenin kari§mama- 
sidir. Bunlara gSre suphe kansmayan her ilm'e, «Yakin» adi verilir. 
. Bu tarife g6re «Yakin» za'iflikle vasiflanmaz. Qiinku suphe ile zayif 
hgin farki yoktur. 

FAKlH VE StTFILERE GORE, YAKlN 

tkinci tarif, fakihlerin, mutasavvifenin bazi alimlerin tarlfidir. 
Bunlara gore yakin'de, yukarida anlatilan, cevaz ve supheye asla il- 
tifat edilemez. Belki aklinda ancak o cihet bulunacak, digerleri asla 
hatmna gelmiyecektir. Hatta bunlara gore, vuku'u muhakkak olan 
oliimde bile: «Falanca'mn olume yakini zayiftir, hadd-i zatinde veril- 
memesi de mumkiin gorulen nzkin verilecegine, falanca'mn yakini 
kuwetlidir.M denebilir. (Yani «Yakin», kuwet ve za'f ile vasiflanir.) 
Ne zaman ki, gonlii bir gey'i tasdik'e meyleder ve bu meyl, diger cep- 
heleri atarak kalbinde kuwetlenir ve kalbi tamamen ku§atirsa, ia,te 
o zaman «Yakln» adini ahr. §uphe yok ki, 61um'un mutlaka gelecegi- 
he, ve bunda asla sek olmadigina insanlar hemfikirdir. Fakat kimi 
ona iltifat etmez, onun i<;in hazirlanmaz, sanki buna inanmami§ gibi 
olur. Kiminin de bu inanci kalbini sarar, biitun gayretini oliim icin 
hazirlanmaga baglar ve baska i§lere zaman ayirmaz. I§te buna da 
(cKuwetli Yakin» adi verilir. Bu sebebten bazi arifler: * «Kendisinde 
yakin bulunmiyan §upheye, kendisinde stiphe olmayan yaMnlerden 
en ?ok benzeyen 61umdiir.» dediler. (Yani vuku'u muhakkak ve mut- 
lak olan olum igin insanlann hazirlanmamasi, onu supheli gibi gos- 
teriyor. Ve jjupheli olan §eylere benzetiyor.) 



1 inci KTTAB - 6 nci BAB — YAKlN'lN ARANACAGl YERLER 189 

t§te bu tarife gore «Yakin», za'f ve kuvvet ile vasiflanabiliyor. 

Biz : nAhiret alimlerinin nlgani, yakinlerini kuwetlendirmege 
gayret etmeleridir.» dedigimizde, ewela §ekki atip sonra kalbi kap- 
layip kalbi iyice hakimiyyetine alan bir yakln elde etmek manasini 
kasd edlyoruz. 

Bu izahi anladikdan sonra, bizim «Yakin»; kuvveti, za'fi, cok- 
lugu - azligi, gizliligi - a§ikarhgi bakimindan iic/e aynhr, dedigimiz 
zaman kuvvet ve za'fin ayrilmasi ikinci (Mutasawife'nin) tarifine 
gore oldugunu bilirsin. Bu da, cevaz §ekk'e i'tibar etmeden yalniz c 
cebhe'nin, kalbi, tamamen kaplamasi bakimmdandir. Bu manada 
yakin'in kuwet ve za'fi sonsuzdur. Ve insanlann olum icin hazirlan- 
maktaki ayrihklan, yakin'in bu manadaki farkh olu§undan meydana 
gelir. Ama birinci tarife g5re, yakin'in, gizlilik ve a§ikarelik bakimin- 
dan farki inkar edilemez. tmdi (birinci tarif'in ikinci makaami olan) 
cevaz'in kendisine anz olmasi bakimindan ortaya cikan gizlilik ve 
a§ikareligi, yine tasavvuf tarifine gore inkar edilemez. (Birinci ta- 
rif'in iisuncu makamina gore) gekk'in (§iibhe) izalesi bakimindan 
da gizlilik ve agikhgin inkanna yol yoktur. QiinkU iki tarafi da te- 
vatur'e dayandigi ve hie. birinde §uphe etmedigin halde «Mekke» ile 
«Fedik» in, «Musa» aleyhi's-selam ile «Yu§a'» mn varhgi arasin- 
daki ilminde fark bulur ve birincileri daha vazih bilirsin. Yine bunun 
gibi, deliller ile ugra§an nazariyecilerde de bu fark vardir. §upheyi 
kaldirmakta ikisi de bir olmakla beraber bir delii ile isbat ettigi, bir 
kac delil ile isbat ettigi kadar a§ikare degildir. Bu bbyle olmakla be- 
raber, ilmi, kitab ve i§itmekle elde eden bazi kelamcilar, aradaki far- 
ki dus.unmek icui nefsine ba§ vurmadan bunu inkara kalkisjirlar. 

Azlik ve goklukla aynhga gelince: Bu da yakin ile alakali §eyle- 
rin goklugu ve azligi iledir. Mesela: Falan adam, falancadan daha 
alimdir, yani ilmi daha coktur, denildigi gibi, bunun icin yani ilmi 
50k oldugu icin bazi alimlerin §er'i hukiimlerin hepsinde yakini daha 
kuwetli, bir kisminin da bazi hukumlerde yakini daha kuwetli olur. 

YAKlN'lN ARANACAGl YERLER 

Eger, evet, supheyi atmak ve kalbi kaplamasi bakimindan ya- 
kin'in kuwet, za'f, azlik - cokluk, gizlilik ve agikhgim anladin. Fakat 
yakin'in taalliikunu, yqllan ve aranacagi yerleri bilmiyoruz. Bunlan 
bilmeden yakin'i arayamayiz dersen: 

Bilmis, ol ki, Peygamberlerin getirdikleri her §ey, yakin'in mec- 
ralandir. Zira yakin, (sahibinden §ek ve supheyi kaldiran) hususi bir 
ilimdir. Taalluk ettikleri de §eri'at'in getirdigi ilimlerdir ki, bunlan 



190 1HYAU 'ULCMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

saymak miimkun degil, ancak asillan sayilan, bazi miihimlerine i§a- 
ret edeyim: 

1 — Tevhid : Yani her §ey'i, Allah'dan bilmek. Diger vasitalara 
deger vermeyip biitiin bunlan AUahu Teala'nin emrinde musahhar 
ve hukiimsuz tammaktir. i§te boyle bir inanci olan «yakln» sahlbidir. 
Eger iman ile beraber kalbinden §tiphe imkani kaybolursa ikl mana- 
mn biriyle yakin sahibi olur. Eger iman ile beraber, vasitalara kiz- 
mak, te§ekkiir etmek gibi hallerl kaldiracak ve vasitalan te§ekkiir 
ve gazabda, hie. bir dahli olmadan, kalem ve el seviyesine indirecek 
§ekilde kalbin de kuwetlenirse, ikinci manada «Yakin» sahibi olur. Bu 
makaam: Yakin'in en §ereili makaami, birinci yakin'in semeresi, ru- 
hu ve faydasidir. 

Kaleml katibin emrinde bildigi gibi; Gune§, Ay, yildiz, ot, canh- 
cansiz hersey, AUahu Teala'mn emrinde olup, hepsinin kaynagi' kud- 
ret-i ezeliyye oldugunu hakkiyle bildigi zaman (Yakin'in dokuz ma- 
kaamindan iis'ii olan) Tevekkul, Riza, Tcsllm kendisini kaplar, Ga- 
zab, Hikd, Hased ve kStti huylardan emin olur. iste yakin yollannin 
biri budur. 

Yakin'in faydalanndan biri: AUahu Teala'mn: 

«Yer yiiziindeki butiin yiiriiyen canli varliklann nzki, Allah iize- 
rinedir.» (11 -Hud: 6) Buyurdugu, rizka kefil olduguna tevekkul 
[giiven] ve kendisi igin takdir edilenin kendisine gelecegine yakin, 
bunlardan dogar. Bunlar, kalbinde ne kadar kuwetlenirse, nzk'ini o 
nisbette guzel yollardan arar, hirsi, tama'i azalir ve kaybettigine uziii- 
mez. Bu yakin'in sagladigi iyi neticelerden biri de ta'at ve 'ibadet ile 
giizel ahlakdir. 

«Zerre kadar iyilik eden mukafatim, zerre kadar fenalik edenler 
cezasini gorecegini.n kalbine yerle§tirmek de bu yakin'in alametle- 
rindendir. Bu da sevab ve azab'a yakin'i ifade eder. Toklugu ekmek- 
de bildigi gibi; sevabi ta'atte, helaki zehirde, zehirli yilanlarda bildi- 
gi gibi; azabi giinahda bilir de, achgini gidermek igin ekmegini elde 
etmege ve onu korumaga gah§digi gibi, ta'at ve ibadet'in de azini §o- 
gunu korur ve onu elde etmege gayret eder. Zehir'in azindan cogun- 
dan kacmdigi gibi, gunahin da ku^ugunden biiyugunden, azmdan ve 
gogundan kacmir. 

Birinci manada yakin, biitiin mti'minlerde bulunur. Fakat ikin- 
ci manadaki yakin, ancak mukarreblerde [Allah'a yakin olanlarda] 



1 inci KiTAB — 6 nci BAB — YAKlN'iN ARANACA& YERLER 191 

bulunur. Bu yakin'in faydasi: Harekat, sekenat ve hatiralannda ken- 
disini dogru murakabe etmek, tekvada Ileri gitmek ve her tiirlu fe- 
naliktan sakinmaktir. Yakin, ne kadar kuvvetli olursa, fenaliktan 
kasinmak iyilige ba§ vurmak o nisbette 50k olur. Her halini Allahu 
Tealamn bildigini, gonlunden gecenleri, gizli hatrra ve du§iincelerini 
imigahede ettigini bilmek de bu yakindendir. Birinci manasiyle, yani 
guphe etmemek bakimindan, her mti'minde bu yakln vardir. Ama 
ikinci manasiyle, ki asil aranan da budur. Bu manada yakln sahibi 
pek azdir; ancak siddlklarda bulunur. Bunun da neticesi: Kendisinin 
Padi§ah huzurunda takmdigi tavir gibi, tenM yerlerde de (Allah hu- 
zurunda oldugunu dusunerek ona gore) terbiyesini takinmasidir. Ha- 
kikaten, bu gibi yakln sahiplerl tenhalarda da edeb'e riayet eder ve 
her nevi kottt hareketlerden cekinir. Batml du§unceleri, zahirl ha'- 
reketlerine uyar; ici-di§i bir olur. Zahirini insanlar gordiigu gibi, 
kalbini de Allahu Teala'nin gordugunu bildigi zaman, Allahu Teala'- 
nm bakdigi kalbini, insanlarin gordiigu di§ goruniigunden daha iyi 
temizler ve susler. Yakin'in bu makaami, Hayfi [utanmaj, Havf [kor- 
ku], Inkisar [kirikhk], Zillet [kendini kii<;uk gorme], Istikane [al- 
gak gonulliiluk], Huzu', Tevazu' ve benzeri iyi huylari dogurur. Bu 
iyi huylar da, ilstiin ta'atler yapmagi te'mln ederler. 

Hulasa : Biitiin bu manalanyle yakin, biiyuk bir agac gibidir., 
Kalbdeki bu ahlaklar da, o agacin dallan, bu ahlaklardan meydana 
gelen taat ve ibadet de, o dallann meyveleri gibidir. Yakln, bunlarm 
ash ve esasidir. Onun burada saydigimizdan 50k fazla kapulan ve 
yollan vardir. insallah, «Rub'-i Munciyat» yani 4 uncii ciltte tafsila- 
tiyla anlatilacaktir. Yakin'in manasmdan §imdilik bu kadan kafidir. 

Ahiret alimlerinde aranan alametlerden biri de: Daima mah- 
zun, miinkesir, ba§ one egik olmak ve siikut etmektir. Allahu Teala'- 
dan korktugunu kiyafetinde, elbisesinde, anlakinda, i§inde, duru§un- 
da, konusmasmda, ve sukutunde belli etmelidir. Ona her bakan Al- 
lahu Teala'yi hatirlamali, goriinusii, limine gehadet etmeli. Merd in- 
sanin yuz'ti, ayinesidir. Ahiret alimleri vakar, zillet ve al?ak gdnijl- 
lulukleriyle simalanndan bilinirler. Denildi ki: Allahu Teala'nin kul- 
lanna giydirdigi elbisenin en giizeli, agir bashlik iginde tevazu' elbi- 
sesidir. Bu, Enbiya kisvesi, salihler, siddlklar ve alimler simasidir. 

Ama yigin yigm sozler, agiza yayarak konu§malar, bol bol giilu§- 
meler, konu§ma ve harekette aceleler, hepsi kufran-i ni'met, ve Al- 
lah'in azabindan emin olmaktan ileri gelir. Bu gibi hareketler, Al- 
lah'i bilen alimlerin degil, diiny&'ya baglanan gafillerin adetidir. 
Qunkii Abdullah Tusteri 'nin (R.A.) dedigi gibi alimler uc 
kisimdir. 



192 IHYAU 'ULOMTD - DlN — Cilt : 1 — RUB'UX - 1BADAT 



1 — Allahu Teala'mn emirlerine alim, eyyamina alim degil; 
bunlar, helal-. haram miiftuleridir, ki bu ilim, ha§yet denen is kor- 
kusunu saglamaz. 

2 — Emrini, eyyamim bilmez, yalniz AUah'i bilir. Bunlar da 
umum muslumanlardir. 

3 — Allahu Teala'yi da, emrini de, eyyamim da bilir ki, siddlk- 
lardir. Ha§yet ve husu' ancak onlarda tecelli eder. Tusteri: «Ey- 
yam» demekle, ge^mis, ve gelecek insanlara Allahu Teala'mn verdigi 
gizli ni'metlerini ve 'ukubetlerini kasdetmisjtir. Kim bunlari anlar- 
sa, korkusu cogabx, hu§u'u belli eder. 

Hazret-'i Omer (R.A.) : «ilim ogrenin, ilimle beraber agir 
baslihgi, yumu§akligi da ogrenin, hocalanniza karsi al^ak .gdnuUu 
olun, sizden ogrenenler de size boyle olsun. Sakin, alimlerin kibirlile- 
rinden olmayin, sunku boyle olursaniz, ilminiz, cehlinize ustiin gele- 
mez.M Denildi ki; Allahu Teala kime ilim verirse llmin yamnda hilm'i 
tevazu'u, ve giizel huyu da ona verir. l§te faydali ilim de boyle olam- 
dir. Eserde: Varid oldu ki, «Kime, ilim, ziihd, tevazu' ve giizel ahlak 
verildi ise o kimse miittekiler'in imamidir.a Hadis'de spyle buyiirulu- 
yor: 



i Alii a-^-j •*■*—' /y >s&>- o o^*wj-j Uts ^»i j\*p- \y o\ " 



«t)mnici'imin iyilerinden bir cema'at var ki, ilahi rahmet'in ge- 
nigliginden agikda giilerler, azabimn korkusundan da gizli yerlerde 
aglarlar, bedenleri yerde, goniilleri goklerdedir, ruhlan dunya'da 
akillan ise ahlrettedir, yiiriimeleri vakar lie bulugnialan ise sebeble- 
dir.» (158) 

Hasan: «HHm ilm'in veziri, rifk babasi, tevazu' ise gomlegi- 
dir.» demi§tir. 



(158) Hakim ve Beyhaki. 'lyad b. Suleyman'dan. 



1 inci KlTAB — 6 nca BAB - YAKlN'lN ARANACAGl YERLER 193 

.H I I ■ — ' ■ " '■ -' . ' l I 11 I 

Bigr b. H & r i s : «tlmiyle riyaset isteyen, AUahu Te&la'ya 
dugmanhkla yaklagir. Yerde ve gofcde sevilmez.» demigtir. tsraUly- 
yatta denilmigtir ki: «Bir hakim [Feylesof] hikmet'e dair iigyliz alt- 
mis eser yazdi da ancak hakim unvannu aldi. AUahu Teala o zama- 
nin Peygamberine vahy etti: «0 adam'a soyle, yer ytizunu, bo? bOz- , 
lerle doldurdu. Bunlardan hi? biriyle benlm nzami dii§unmedi. Ben 
onun bu hezeyanlannin hi? birini kabul etmem.o Bu haberi alan ha- 
kim yaptigina pigman oldu ve bu i§i terk etti. tnsanlar arasma gir- 
di, sokaklarda yuriidu ve tevazu' gostermege ba§ladi. Bunun uzeruie 
Allahu Teala Peygamberine, «§imdi nzami kazanmi§tir.» diye, haber 
verdi.» 

Evza'i (R.A.), Bilal b. Sa'd'den rivayet ederek Bilal'in §6y- 
le dedigini bildlrlyor: 

nSizden biriniz §arti'lere bakar ve Allahu Teala'ya sigimr, buha 
kars.ilik riyaseti seven, bunun igin elden gelen gayreti sarfeden dim- 
ya alimlerine bakar, ona hi? kizmaz. Halbuki o, §artlden de daha 50k 
ve asil kizilacak olan bu gibi alimlerdir. Rivayet olundu ki: 

uPeygamtoer Efendimize : 

— Hangi amel daha efdaldir? Diye soruldu. Peygamber Efendi- 
miz : 

— Haramdan kacmmak. Haramdan uzaklagdik^a, zikrullah'in 
tadini agzinda bolur. AJIahi 50k anarsin. 

— Hangi arkadag daha hayirlidir? Peygamber Efendimiz : 

— Unuttugunda' Allah'i hatirlatan, Allah'i andiginda sana yar- 
dimci olandir. 

— Fena arkadag hangisidir? Feygamberimiz : 

— Unuttugun zaman Allah'i batirlatmayip, hatiriadiginda da 
sana yardimci olmayanlardir. 

— Insanlarin en alimi kimdir? Peygamber Ef endimiz : 

— Allahu Te&la'dan en cok korkatudir. 

— En hayiriimizin kim oldugunu bize bildir ki omrala dugup 
kalkahm. Peygamber Efendiniiz : 

— Gbruldtigiinde Allah'i hatirlatan kimsedir. 

— Insanlarin en fenasi kimdir? Peygamber Efendimiz : 

— Allah'im, sen magfiret eyle. Onlar israrla: 

— Kimdir? Diye sorunca, Peygamber Efendimiz : 

— Hali bozdlan alimlerdir, buyurmu§tur.» (159) 
Yine Peygamber Efendimiz g6yle buyurmu§tur: 



(1E9) Bu uztmlukta kaynagi bulunamaitugtir. 

P. 13 



194 lHYAU 'ULttMl'D - DlN — Cflt : 1 — RUB'UX - tBADAT 



Ǥuphesiz, ahirette en $ok huzur icindc olan, diinya'da en gok 
diisftnendlr; Ahirette en cok giilen, diinya'da en 50k aglayandir. Ahi- 
rette en cok sevincii olan, diinya'da en 50k mahzun olandir.a (160) 

Hazret-i Ali (R.A.) hutbeslnde: «Nefsim rehin, ben de ke- 
filiyim. Kavm'm ziraati takvaya zarar vermez. Asli bozuk olan, hi- 
dayete susamaz. Insanlann en cahili, kendini bilmeyendir. §uphesiz 
AHahu Teala'nm en cok bugz ettigi, guradan buradan malumat edi- 
nip, onunla fitne karanhklanna dalan kimsedir. Ancak, insanlardan 
kendisine benzeyen ayak takunlari ona alim der. Halbuki bir gun bi- 
le salim olarak ilimle ya§amami§tir. ilmin kifayet eden azi, azdiran 
Cogundan hayirlidir. Ta ki bbyle ltizumsuz fazla ilim edindigi zaman, 
bagkalannin tereddut ettikleri mes'eleleri gtizmek ic;in ilim ktirsusii- 
ne otururlar. ihtilafli mes'elelerde, dogru mu, yanhg mi anlamadan 
kendi curuk fikirlerini one surerler ki, bu fikirlerin saglamhgi 5rum- 
cek yuvasini ileri gecmez. Binmesi cahilane, dti§mesi ise amiyanedir. 
Kibrinden bilmedigi mes'elelerde: «Allah bllir.» demez ki selamete er- 
sin. ilme, ciddi §ekilde sarihp ondan faydalanmak istemez. Yanhg 
h&kiimleriyle, davalan da kendisinden §ikayetgidir. Hukiimlerinde T 
harami helai yapar. Vallahi suya varmadan geri doner. Kendisine 
verilen isjerin ehli degil. i§te bu gibiler ikabi ve omiir boyunca fei- 
yad ii figan ile aglamagi hak eden kimselerdir.» 

Hazret-i Ali: ilim meclisinde ciddi davramn, ilmi §akaya 
almayin, siinkii ilim degerini kaybeder. 

Bazi selef diyorlar ki: «Alim, her giilmesinde ilim'den bir par- 
Sasim atmi§ olur.n Denildi ki: Muallimde tic. haslet toplamrsa, 6g- 
renciye ait biitun ni'metleri tamamlami§ olur. Bunlar da: Ogretme- 
de sabir, ogrenciye kar§i tevazu', bir de gtizel ahl&ktir. Ogrencide de 
U5 haslet bulundu mu, muallim'in aradigi biitiin ni'metleri tamam- 
lamis, olur. Akil, terbiye ve iyi anlayigtir. 

Htilasa : Ahiret alimleri, Kur'an'in gosterdigi ahlaktan aynl- 



(160) Kaynagi bulunamamigtir. 



1 inci KlTAB — 6 nci BAB — YAKtN'lN ARANACA& YERLER ig5 



mazlar. Cunku onlar Kur'ani, riy&set icto degil, htikmii ile amel et- 
mek ic,in okurlar. 

tbn Omer (R.A.) : «Bir zamanda ya§adik ki, kimimiz Kur'- 
an inmeden iman etti. Sonra siireler indi, helal-har&m, emr ve neh- 
yini ogrendiler. Bunlar'm anlayamadigi hie. bir §ey trtmazdi. Halbukf 
bir takim kimseler gordum ki, iman etmeden ewel kendisine Kur'an 
geldigi halde Fatiha'dan sonuna kadar okur da emr'inden nehy'inden 
bir gey anlamadigi gibi, tizerinde de durmaz, hurmanm yaramayani 
gibi onu kan§tirir durur.n Deml§tir. (Bunu Hakim rivayet etti ve 
Buhari ile Muslim' in §arti iizerine sahihtir dedi.) Diger bir 
haberde aym me&lde §6yle buyttruyor: 

nBiz Peygamber'e Kur'an gelmeden iman ettik. Bir takim kim- 
seler gelecek ki Iman etmeden Kur'an kendilerine verilecektir. On- 
lar, harflei'ine rlayet edecek fakat Qer^evesini a§acak, hukmiinu gig- 
neyeceklerdlr. "Biz okuyucuyuz, bizden daha iyi okuyan kimdir? Biz 
allmiz bizden alimi kimdir?" derler. t§te Kur'andan hisseleri ancak 
budur.n Diger bir ifadede ise: «t§te bunlar, bu ummetin fenalan- 
dir.» 

Denildi ki : «Ahiret alimlerinin alametlerinden olan be§ Ahlak 
Kur'an-i Kerim'in be§ ayetinden almmi§tir. Onlar da: Hagyet [Kor- 
ku], Hu§fl' [Kalbi ve bedeni tevazu], Tevazu' [aleak gOnulliiluk], 
giizel ahlak ve ahireti diinya'ya tercih ki, buna Zuhd denir. 

Hagyet'in alindigi ayet : 

tcAUah'tan korkan, ancak alimlerdir.n (35-Fatir: 28) 
Hu§u"un alindigi ayet : 






«AUah icin korkarlar da, Allah ayetlerinden az olsun para al- 
mazlaro* (3 - AH imran : 199) 

Tevazu'un alindigi ayet : 



196 IHYAU 'ULOMi'D - DlN — Cllt : 1 — RUB'UX - IbADAT 






"- . 



•Mti'mitiler 151a kanadlarim £Icalt.» (15-Hicr: 88) 
GUze] Ahl&k: 



J4j '^J * jj ^ V * 



ttAllah'in rahmeti ile onlar 1cm miilayim davran.w (3 - Al-i Im- 

ran: 159) 

Ztihd'un ahndigi ayet : 

^1 j*J ^^ -oil ^IjJ JJjj -Jwi !_jJ_ji jjJJt JUj)> 

«flim kendilerine verilenler dediler ki, veyl size, Iman edip salih 
ameller igleyenlere Allah'm verecegi sevap daha hayirlidir.u (28 - Ka- 
sas: 80) 

Vakta ki Peygamber Efendimiz : 

',• ,, ■>*• ' '-'stmts', f -*A r ■* • <*' , 

«AUah, hidayetini diledigi kimsenin gogsunii islam i<;in genis- 
lendirir.» 

Ayet-i celllesini okudu, kendilerine : 

— Bu §erh-i sadr [gogiis geni§ligi] nedir? Diye sordular. Pey- 
gamber Efendimiz : 

«XAr, kalbe akitildtgi zaman gogiis acilir ve geni§ler.» buyurdu. 

— Bunun bir alameti var midir? Diye sormalan tizerine, Pey- 
gamber Efendimiz: 

«Evet vardir, O da aldatici olan dunyadan uzakla$ip, ebedi olan 
ahiret'e teveccuh ve gelmeden once oliim'e hazirlanmaktir.» buyurdu. 



. 1 inci KtTAB — 6 nci BAB — YAKlN'iN ARANACaGi VERLER 197 

- - ■ - . - ' — ■■».»,- — hi..,,,.,. , , , ^ 

Ahiret aiimlerinin alametlerindsn blri de, ameli bozan, kalb'in 
huzuranu kagiran, vesveseyi hazirlayan ve fenahgi harekete getiren 
seyler iizerinde durmalan ve bunlari dlkkatle ara§tirmalandir. Qiin- 
ku Din'In ash, fenaliktan korunmaktir. Bu sebebden denildi ki: 

nFenaligi, Cenalik yapmak i$in degil, fenalikdan korunmak igin 
ogrendim. Fenaligi bilmeyenlerin 90511, bilmeyerek kendisini fenah- 
ga kaptirir.» 

Aynt zamanda i§ledigimiz ameller yakindir [yani kolay elde edi- 
Jirler.] Bunlarin en ustiimi Kalb ve dil ile Allahu Teala'yi anmaktir. 
t§te asil.huner bunlari bozan ve kan§tiran seyleri bilmek (ve onlar- 
dan sakinmak) tir. Bu i§aret ettiklerlmizin dallan ?ok, yollan ise 
uzun obnakla hepsine de ehemmiyetle ihtiyag vardir. gunkii ahiret 
yolculugunda umumun kars,ila§tigi §eylerdir. 

Dunya alimleri ise: Huktim ve fetvalarmda garib ve Itizumsuz 
§eyleri ararlar da kendilerine omurlerinde -bir def'a bile lazim olma- 
yacak - olsa da onlar i$in degil; belki gelecek nesiller icin olacak - lu-. 
zfimsuz geylerle yorulur dururlar. Halbtiki boyle bir §ey olsa da onu 
Sozecek nice kimseler vardir. §ayan-i hayrettir ki, gece gtindiiz te- 
kerriir edip durah hatiralannda, vesvese ve amellerinde kendilerine 
lazim olan miihim tarafi ihmal ederler. Allahu Teala'mn nzasina, 
halkm teveccuhunii ve dtinya kodamanlannin kendisine muhakkik 
ve mudekkik demelerini tercih ederek, kendisine ehemmiyetle lazim 
olan §ey'i ba§kasina pek ender lazim olacak sey ile degisMrmek 
kadar, saadetten uzak ne olabilir?.. Bu glbi alimlerin cezasi, Diinya'da 
nalk tarafindan hlisn-u kabul gormemek, zamamn nbbet nobet gelen 
inuslbetleri ile kederlenmektir. Ahirette ise, hakikl alimlerin alacak- 
lan btiyuk muk&fatlan ve kendilerinin muflis oldugunu gormekle 
hasret cekmektir ki, bundan btiyuk husran olmaz. 

Sozu, en 50k Peygamberler soziine, hidayeti, en cok Sahabe hi- 
dayetine benzeyen ve bunda herkesin ittifak ettigi, Hasan-i 
Basri 'nin (Allah rahmet etsin) en 50k anlattigi ve iizerinde dur- 
dugu kaibe gelen hatiralar, amellerin fesadi, nefsin vesvesesi ve nef- 
sani gehvetlerin gizli ve kapah taraflan idi. 

Hasan -lBasri'ye, «Ya Eb& Sa'id, bu senin dediklerini kim- 
seden duymuyoruz, bunlari nereden 6grendin?» diye sorduklannda : 
aHuzeyfetu'l - Yemani'den» derdi. Huzeyfe'ye de aym §e- 
kilde, oSahabenin hie birinden duymadiklanmizi senden dinliyoruz, 
bunlan nereden 6grendin?» diye sorduklannda Huzeyfe : <cResuIu'- 
llah'tan Sgrendim, Resulullah bunlan yalniz bana ogretti.» diyerek 
S&yle devam etti: 



198 JHYAU 'ULtfMl'D - DflJ - CUt: 1 - RUBU'L - 1BADAT 

alnsanlar, soyle boyle amel edenlerc ne gibi mtikafatlar var diye 
daima hayirdan ve amellerin faziletlerinden sorarlar, hayn ilk ogre- 
ilen ben olmadigimi bildigim i$in, ben de "falan falan sey'i ifsad eden 
nedir?" diye amellerin afetlerinden ye fenahga dftsmemek icin fena- 
liktan sorardim. Qiinkti bilirim ki, fenahgi bllmeyen iyiligi de blle- 
mcz. Bunun igin Peygamber Efendimiz de bunlan bana i>gretti.» 

Nifak'in sebebini ve nifak ilmini, fitnelerin inceliklerini en iyi ge- 
kilde bilen yine H u z e y i e idi. Hatta Omer, Osman ve diger 
btiyuk SaMbe (R.A.) fitnelerden kendisine sorarlardi. Mttnafiklan 
Ogrenmek isterlerdl. O da: «§u kadari kaldi.» der, fakat isimlerini 
sdylemezdi. Hazret-i Omer, kendisi icin Huzeyfe'ye: 
«Bende nifak alametl var mi?» diye sordu; Huzeyfe : «Sende ni- 
fakdan eser yok.» dedi. Hatta Hazret-i Omer cenazelerde bakardt, 
Huzeyfe' yi g&rmeyince, namazi kilmazdi. Huzeyfe' ye nSir sa- 
hlbi» derlerdl. 

Hiilasa: Kalbin makaam ve hailerine dikkat etmek, onlan lslah 
etmek, ahiret alimlerinin adetleridir. gtinkii Civar-i iiahiye yfiksele- 
cek olan kalbdir. Bu kalb ilmi, garib kaldi ve hatta kayboldu. Bii. 
filim, kalb ilminden bahsetse, dinleyiciler: «Bu ne anlagilmaz ve ga- 
rib seyler diyor.» diye sasarlar ve kendisi icin: «i§te bu yaldizli va'z 
ediyor ve laf satiyor, nerde o miicadele inceliklerini ortaya koyan va- 
Mer.» derler. Abdu'l-vahid b. Zeyd su giirini ne gtizel soyledi: 

((Yollar (ok fakat hak yollan birdir. Haklki yol'a girenler ise ax 
kimselerdir. Onlar da bilinmez ve maksadlan anlagilmaz; agir agir 
gayelerine dogra ilerlemektedlrler. Insanlar kendllerinden istenilcn 
§eyde gafiller, feak yolunda ise $oklan uykudadirlar.w 

Hulasa, insanlann c,ogu tabi'atlerine muvafik ve kolay tarafa 
meyl ederler. Hak, aci, ona vakif olmak zor. Onu anlamak §etin, yo- 
lu ise sarptir. Bilhassa kalbin vasiflarim bilmek ve ktittt huylardan 
kalbi temizlemek zordur. Qunkii bu daima ruhu cekmekle kaablldir. 
Sahibi ise, §ifa umldiyle acihgina dayanarak ilaci igen kimseye, olii- 
mtinde melek'in mtijdesi lie if tar etmek icin Smrunu oruc lie geciren 
kimseye benzer. Bunun icin denildi ki: Basra'da yuz yirmi vaiz var- 
ken bunlardan yalmz tig tanesi yakln ilminden, kalbin hallerinden ve 
ie, sifatlardan bahsederdi. Bunlar da: Abdullah Ttisteri, Su- 
bayhl ve Abdurrahlm idl. Ctekilerin dersine kalabahk ce- 
ma'at devam ettigi halde bunlann dersine pek az kimseler gelirdi; on 
klsiyi gecmezdi. giinku kiymetli §ey"in kadrini muayyen kimseler bi- 
Vce. Ztra kiymetli seyler, ancak muayyen kimselere yaragir. Herkese 
vertlen sey^n kiymetl de azdir. 



1 inri KlTAB — 6 nci BAB — YAKlN'tN ARANACA& YERLER 199 



Ahiret alimlerinin alametterinden biri de, ilim ogrenirken tevek- 
ktil [guven] ve kalbinin agikhgi ile, her§eye basiretle miidrik olmasi, 
kSriikorune ba&kalanm taklid etmemesidir. Emrinde, nehyinde tak- 
lid edilecek olan ancak Sahib-i §eri'at Peygamber Efendimizdir. Sa- 
habe'yi taklid ise, onlarm igleri Peygamberlerden duyduklanna de- 
lalet etmesi bakimindandir. Peygamberimizin soz ve i§ini kabul ede- 
rek taklid ettigimiz zaman, layik olan s5z ve i§lerindeki incelikleri 
de ogrenmege heves etmektir. Mukallid, Peygamberimiz yapdi diye 
bu i§l yapiyor. §uphesiz Peygamberin her yaptiginda bir hikmet 
var. O halde iginde ve sozundeki sirn ve hikmeti de ara§tirmak lazim- 
dir. Yalniz soylenen ve yapilatu Ogrenmekle iktifa eden kimse, alim 
degil, llmin kabidir. Bu sebebten hikmet ve sirlari idrak etmeden ez- 
berleyen klmseye alim degil: «tlmin kabidir.» denir. Kimin kalb go- 
zflnden perde kalkar ve ilahl nur ile aydinlanirsa, diger ferdleri tak- 
Hd etmez, kendisi taklid edilir ve kendisi metbu' olur. Bu sebebten 
tbn Abbas (R.A.): 

«ResuluriIah'tan basfca herkesin ilminden ahnani da olur, atila- 
m da ohir.n buyurmu§tur. 

Ibn Abbas, Zeyd b. Sabit'den fikih, tjbey b. Ka'b'dan 
da kiraat ilmi ogrendi. Sonra her ikisine bazi hususlarda muhalefet 
etti. Nitekim bazi gecmis. alimler: «Resulu'llah (S.A.V.) den bize ge- 
leni g6z ve bag ustune kabul ederiz. Sahabe'den gelenden aldiguniz 
da olur, attigimiz daolur.Tabi'me gelince: Onlar da insan, biz de in- 
saniz.» derlerdi. 

Sahabe'nin fazileti, Peygamber Efendiraizln ef'al ve ahvfilini 
gordiiklerinden ve karinelerle anlagilacak §eylere goniil verdiklerin- 
dendlr. Bunlann bu hali, ibare ve rivayete girmeyecek §ekilde ken- 
dilerlnl dogruya ula§tirdi. Ctinkti kendilerini bir cok hatalardan ko- 
ruyacak nur-i niibuwet onlara ifaze edilmi§tir. 

Bagkalarindan duyulan seylere istinad, makbul olmayan bir 
taklid sayildigma g6re, kitablara ve eserlere istinad da makbul ol- 
maktan cok uzaktir. Qunkti Sahabe ve ilk Tabl'in devirlerinde kitab 
denen bir jey yoktu. Bunlar ancak fiicrl 120 yihndan, Sahabe'nin, 
hepai Tabi'ln'in buyiiklerinden olan Sa'zd b. Museyyeb, H a - 
san-i Basrl ve dlgerlerinin Slumunden sonradir. EwelHler, Kur'- 
an-i KermVi okutmaga, manasini dugunmege, tefekkur ve tezekku- 
re mani' olur korkusu ile, kitablann ve hatta Hadls'lerin yazalmasini 
hos. gormezlerdi. Ve : «Bizlm ezberiedigimiz gibi siz de ezberleyin.» 
derlerdi. Bunun igin Hazret-i Ebu - Bekir ve Sahabe^in bir 
kiBmi, Insanlar Kur'an'i ezberlemez eldeki mushaflara baglamr kor- 
kusu ile Kur'&n-i Kerim'ln bir araya -toplanmasim muvafik gor- 



200 tHYAU 'ULtJMl'D - DlN — CUt : 1 — RUB"U*L - 1BADAT 

medi ve «Peygamber'in yapmacbgini biz nasil yapanz. Kur'an'i oldu- 
gu gibi birakalim, okumak ve okutmak suretiyle agizdan agiza inti- 
kal etsin» dediler. Ta ki Omer ve diger Sahabller (R.A.) Insanlann 
tembellegmesinden ve Kur'an'm mute§abihatim okumakta veya bir 
kelimesinde ihtilaf vuku'unda bag vurulacak bir asil bulunmamasm- 
dan endige ederek Kur'an'm yazilmasina isaret etmeleri ile H a z - 
ret-t Ebu-Bekir'in £unu kabul etmesi uzerine Kur'an ayetleri 
bir Mushaf'da toplanmistir. Ahmed b. Hanbel de, Malik 'in Mu- 
vatta' kitabim yazmasini muvafik bulmaz ve: «Sahabe'nin yapma- 
digini yapti.» derdi. 

ISLAM'DA ILK YAZILAN KtTABLAB 

Denildi ki: Islam'da ilk kitab yazan f bn Cureyh 'dir; ese- 
rl Hadls [Asar] ile alakalidir. (146 Hicrt yiiinda vefat etmi§tir). Mek- 
ke'de de M u c a h i d, A t a ve ibn Abbas 'm ashabindan rivayet 
ettigi tefslr mevzu'undaki (Hurufu't - tefasir) eseri yaznu§tir. M a ' - 
mer b. R a § i d San'ani ise Yemen'de Peygamberimizin sttne- 
ni hakkmda kitab vQcuda getlrmi§tir. Daha sonra Medine'de Malik 
b. Enes Muvatta' adli eserini, Sufyan-i Sevri de Cami' adh 
eserini tasnif etmi§tir. 

KELAM A DAlB tLK VAZILAN KtTABLAR 

Sonra dorduncii asir'da kelam'a dair eserler yazilmaga baglandi. 
Dedi - kodular ve makaaleleri ibtale daldilar. Daha sonra insanlar buh- 
lara, kissalara ve bunlardan va'z etmege heves etti. Bundan sonra 
«Yakin» ilmi kaybolmaga basladi. Kalb ilmi, nefsin sifatlan, §eytan'- 
in hile yollarmi aramak ilimleri garlb kaldi. Yine az kimseler miistes- 
na coklan bu ilimlerden yiiz cevirdi; kelam mucadelelerine «llimn, ka- 
fiyeli konu§up yaldizh ciimlelerle sozlerini susleyenlere de «AIim» 
denilmege baglandi. Bunun ba§Iica sebebi, dihleyen eem&atin, haki- 
kati secebilecek liyakatta oimayip, Sahabe'nin illm ve ahlakim bile- 
mediklerinden aralanndaki farki anhyamadiklaridar. Bu suretle bu 
gibilere «Alim» dendi de, selefden halefe bu isim intikal etti. Ahiret 
ilmi duruldii. tlim ile kelam [lafcilik] arasmda fark kalmadi. Havas- 
lardan baskasi laf satmak ile ilmi ayiramaz hale geldi. Ancak «Ha- 
vass» olanlardir ki, hangisi daha alimdir diye kendilertne soruldukta 
•Falanca alim, falanca da lafci» diyebilirler ve lafcihk ile ilmi btrbi- 
rinden ayirabilirlerdi. t§te boylece gecmis. asirda din, zayiflamaga 



1 inci KtTAB — G nci BAB — SAHlH JLM'lN OLgOsi) 201 

bagladi. nYa bu zaman hakkindaki kanaatin nedir?» diye sorarsan de- 
rim ki, is. oyle bir raddeye geldi ki, bu gibi hatalan diizeltmek is- 
teyenlere mecnun diyecek kadar ileri gittiler. Bu zamanda en dogru- 
su insanm stikut edip kendi nefsiyle me§gul olmasidir. 

Ahiret alimlerinin alametlerinden biri de, halkin ittifaki He ol- 
sa bile ihdas edilen seylere kiymet vermeksizin onlardan kac.inmak- 
tir. Sahabe'nin hali, ahlak ve iliniler iizerinde olmalidir. Onlarin 
biitun gayretleri ders okutmak, kitab yazmak, mubahase etmek, Ka- 
dilik, Valilik, vakif mutevelliligi, vasilik, yetim malt yemek, Padisah- 
lar arasina kansmak ve onlarla hiisn-ii muageret miydi? Yoksa: Al- 
lahu Teala'dan korkup, kendilerine acimak, Allah'in nlmetlerini te- 
fekkur, nefs ile miicahede, ig ve di§ murakabe, giinahlann kticiik ve 
biiyugiinden kaginmak, nefsin gizli gehvetlerini, §eytan'm hilelerini 
ve benzeri b&tin ilimlerini aramak miydi? i§te hakiki musltimanm va- 
zifesi, Sahabe-i kir&min halleriyle hallenmek onlarin yaptiklanna 
muttall olmaktir. 

SAHI1I ILM'lN OLgCStl 

Hakikaten bilmi§ ol ki, zamanin en biiyiik alimi ve en 50k Allahu ' 
Teala'ya yakin olam, her haliyle sahabllere en 50k benzeyen, selef'in 
yolunu en 50k bilen ve dini hukiimleri onlardan alandir. Bunun icin 
Hazret-i Ali'ye (E.A.) «Falancaya muhalefet ettin» denildiginde : 
«En hayirluniz, bu dinde bize uyandir.» demisMr. Resulu'ilah'in asnn- 
daki insanlara uymakta, kendi asnndakilerden gekinmek asla dogru 
olamaz. Ne yazik ki, insanlann tabiatlan ona meylettigi igin fazileti 
kendi zamanlarinda gfirurler de davramglannm kendllerini cennetten 
uzaklastirmakta oldugunu bir turlii i'tlraf edemezler. Aksine olarak: 
oCennete gidecek yol budur.» derler. 

Hasan-x Basri diyor ki: aislam'da ihdas yolunu tutan Iki 
nevi kimse vardir: 

1 — Fena dustinceli bir insan oldugu halde, kendisi gibi du§fi- 
nenlerin Cennete girecegini sanan kimse ile, 

2 — Dunya'da nam u nlmete nail olmus. iken, taptigi dunyakk. 
razi oldugu diinyahfc, aradigi yine diinyalik olan kimsedir. Ikisini de 
tersleyin. Qflnku varacaklan yer Cehennemdir. Biri de var ki, ken- 
dini dunyabga davet eden bir zengin ile, nefsin arzulanna davet 
eden bir §ehvet esiri aralannda bulundugu halde, Ailahu Teftla ken- 
diaini her ikisinhi serrinden korur da eski iyilere meyleder, onlann 
i$lerlni aragtiru* ve onlara uyar. t§te bu adam buyiik mukaf ata hazir- 



202 IHYAU 'ULCMTD - DtN - Cilt: 1 - RUB'U'L - tBADAT 

lanmigtir. Binaenaleyh siz de bunun gibi olmaga gali§in.» buyurmu§- 
tur. 

tbn Mes'M'dan mevkuf ve miisned olarak §6yle rivayet edilmi§- 
tir, Diyor ki : 

«Onlar ancak ikidir. Biri kelam, digeri hedy [yoljdur. En giizel 
soz, Allah kelanu, en giizel yol da Peygamber yoludur. Aman, sonra- 
dan ihdas cdilen §cylere yaklagmaym; siinkii fena §eyler, sonradan 
ihdas edilenlerdir. Muhdes her §ey bid'at, ve her bid'at de sapikliktir. 
Zainan, size uzun gelmesin - Tul-i erael beslemeyin - ki kalbiniz kati- 
lasir. lyi biliniz ki, her gelecek yaklndir. Agah olunuz ki, yakin olma- 
yan gelmeyecek olandir.» 



Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hutbesinde : 
li" d ".'".f" 1**11 ** • " **•' >\'\ • -■ , ' * f 

0\a ,y, u^ 1 3 tr^ 1 v>^ 0* S^ 4 - li - i j*J ,*»J* 9 



C-jvV \^^i uijrjAi jajbt j t <t*** J^ 'ut ' a ~^£'i 
" \ '**■» i s .*n * - t"" - - , ^- ^ • - *, - - *-"■_ ." 



«Kendl kusurlan He meggul olup baskasimn kusurlanni ara$tir- 
mayana, helal kazancmdan Infak edene, hikmet ve fikih adamlan He 
bulugup isyan ve zelle edenlerden uzaklasana miijde olsun, Kendini 
zelll goriip ahlaki giizel olana, ici giizel olup insanlara fenaligi dokun- 
mayana mujde olsun. llmiyle amel edene, malinin fazlasim verip s6- 
xuhuh fazlasim saklayana, siinnete sanhp bld'ate sapmayana mujde 
olsun.» (161) buyurmus,tur. Ibn Mes'fid (R.A.) : 

aAhir zamanda iyi hal ve gtlzel huy 50k amelden daha hayiiiidir* 
derdi. Ylne tbn Mes'fld: «Siztn zamanuuzda hayirlimz yaldn lie lge 
aanlaninizdir. Bir zaraan gelecek onlarm hayirlilan, guphelerin cogal- 



(161) Ebd Nuaym, Hflseyin b. Ali'deiu 



1 ind KtTAB — 6 nci BAB — SAHlH iLM'lN OL^OsC 203 

masindan, hie bir tarafi tercih edemeyip duraklayan kimselerdir.w 
Buyurmugtur. tbn Mes'ud cok dogru soyledi. Zira bu zamanda durak- 
lamadan ekseriyete tabi olan ve onlarin daldigi batakhga dalan onlar 
gibi helake gider. 

Huzeyfe (B.A.) : «Bundan daha garlbi, §imdi kabul ettiginiz 
selefin inkar ettikleri, sizin de fen& goriip reddettiklerinizi gelecek 
nesillerin hog goriip kabul etmesidir. Hakki bildiginiz muddetc,e ha- 
yir iizerindesiniz. Aramzda alimlerle istihza edilmemektedir.» buyu- 
ruyor. Huzeyfe hakikaten dogru soylemi§tir. Bu zamanlarin bir 
50k iyi gBrulen ma'ruflan, Sahabe devrinin munkeratindandir. Me- 
sela: Zamanimizda acik ma'ruflardan biri, cami'leri siislemek, naki§- 
lamak ve iri§asmda, do§emesinde, kubbesinde kiilliyetli miktarda pa- 
ra sarf etmektlr. Halbuki Sahabe devrlnde cami'leri tefri§ ve tezydn 
bid'at sayilirdi. Bu, Haccac-i ZaHm'in icadlanndandir. ilk 
muslumanlar kendileri iie toprak arasmda pek az perde bulundurur- 
lardi. 

Yine bunun gibi miicadele ve miinazara ilimlerinin incelikleriyle 
ugragmak bu zamamn en buyiik ilimlerinden ve AUah'a en 50k ya- 
kinlik saglayan vasitalanndan oldugu zannedilirken onlarin zama- 
nmda yasak olan ilimlerdendir. Bunlardan biri de, Ezan ve Kur'an'da 
telhin [Sesi alcaltip yukseltmeler]'dir. 

Biger biri de temizlikte ifrat, taharette vesvesedir. Yedigi lokma- 
nm helal veya haram olmasma bakmadigi Mlde, giydigi elblsenin te- 
miz olup olmadigi hakkinda binbir dereden su getirmege .cahsmaktir. 

tbn Mes'ud (R.A.) cok dogru soyledi: «Siz arzulanmzin lime 
tabi oldugu bir zamanda bulunuyorsunuz. Bir zaman gelecek ilim, ar- 
zuya uyacaktir.» A h me d b. H a n b e I : «ilmi biraktilar da garib sey- 
lere ba§ vurdular. Bu gibilerde ilim pek cok azalrm§tir. Allah yardim- 
cimiz olsun.o demistir. Malik b. Enes: «Gecmi§ zamanda insan- 
lar bugunktilerin sordugu §eyleri sormaga ihtiyac. duymazlardi. Alim- 
ler de: "Bu helal, §u haram." demezlerdl. Belki bu, mustehab, bu 
mekruh derlerdi. Yani helal ile harami herkes bilir ve mucibini ya- 
pardi, aranan mustehab ve kerahat idi. Hocalar onlardan bahseder- 
lerdi» buyurmu§tur. Hi§am b. Urve : oBunlara kendi icadlann- 
dan sormayin. Qiinkii onlara cevablar da hazirlami§lardir. Onlara 
siinnetten sorun, ne yazik ki ondan bir gey bilmezler.» demigtir. Eibu 
Suleyman Darani (B.A.) : oBir kimsenin icine bir iyilik dogdugu za- 
man onu hemen yapmasm. §eri*ate muvafik olup olmadigiru arasm, 
muvafik ise Allahu Teala'ya hamd ederek yapsin,» buyurmugtur. 
Boyle soylemesindeki hikmet, muhtelif bid'atlerin ortaligi kaplamis. 
olmaacur. Allahu Teala'nin koruduklarmdan baska buttin gdnulle- 



204 1HYAU 'ULUMl'D - DlN — Cilt : 1 — RDB'U'L - D3ADAT 

ri kapladi. Boyle her hatira geleni yapmak, kalblerin berrakligini 
bulandmr ve bu kari§xklik sebebiyle batil, hak gibi gortinebilir. Bu- 
nun Icin haberlerin §ehadetini aramakla ihtiyath davranmahdir. Bu 
sebebten bayram namazi kilinan musalla'da Mervan minber ihdas 
ettiginde Ebu Said-i Hudrl, Mervan'a: 

— Bu bid'at nedir? Diye sordu. Mervan: 

— O, bid'at degildir. Bu, seniri bildiklerinden gok hayirlidir. In- 
sanlar cogaldi, onlara sesimi duyurmak i?in bunu yaptirdim, dedi. 
Ebu Sald-i Hudrl: 

— AUah'a yemin ederim ki, senin yaptigin benlm bildigimden 
daha hayirk degildir. Vallahi senin ardinda bir daha namaz kilmam, 
dedi. 

Bunu kabul etmemesinin sebebi §udur: Peygamber Efendimiz 
bayram namazi, yagmur duasi v& tstiska hutbelerinde bir yay veya 
bir degnege dayamrdi. Minber'e cikmazdi. 

Meshur hadisde de: 

tiDinitnizde olmayan bir sey'i lead etten merdflddur.it (162) 

buyurulmu§tur. Yani ashnda dinden olmayip sonradan din namina 
lead edilen her §ey raerduddur. 

Diger bir hadisde de Peygamber Efendimiz : 

flAllah'in, Meleklerin ve butun insanlann la'neti, iiminctimi gag- 
yeden [golgeleyen] kimsenln uzerine olsnn. aCmmeti'nin gagyi ne- 
dir?.)) diye soranlara cevaben: sDInde olmayan bir gey'l lead cdip m- 
S&nlan oraya suruklemektir.» buynrdu.it (163) 

Baska bir hadisde ise: 



(162) Bub&rt ile Muslim, Hz. Aise'den. 

(163) D&rekutni, Enes'den. 



1 inci KlTAB — 6 nci BAB — SAHlH tLM'tN OLgttSO 205 

8 4-^-U- -ULo -J X-j aA* JjI J^ Jill JjJ*. 

oAIIahu Teala'mn yarattigi bir melek her gun §oyle nida eder: 
«Siinnetinden aynlan kimseye Resulu'llah'in gefaati ala§maz.» (164) 
buyurmustur. 

Herhangi bir gtinahi i§leyene nisbetle siinnete uymayan bir §ey 
lead etmekle dine saldiran kimse, Padi§ah'in baza emirlerine itaat et- 
meyene nisbetle, htikumet'e kar§i irikilap yapmak isteyen gibidir. §iip- 
hesiz hata afv edillr, fakat Inkilab yapmak Isteyen afv edilmez. (Bu- 
nun gibi Allahu Teala'mn emirlerinin bazilarma isyan eden afv edilir, 
fakat bid'at §ikarip din'in safvetlni kanstirmak isteyen afv edil- 
mez.) 

Baa allmler : oSelefin anlattiklarma susmak cefadir, onlarm 
sukut ettikleri yerde konu§mak ise bo§una yorgunluktur.n derler. 
Bagka biri: «Hak, agirdtr. Onu gesen zalim; ona ulagmayan acizdir; 
ona razi olana yeter.» demlstir. 

Peygamber Efendimiz : 

1 

y* m £'j JulT. Oi ^ c^JUT iZfy £&\ j^lti 

ttDalma orta derecede bulunmaga gayret edin, ki ilerleyenler de 
oraya donecek, geri kalanlar da oraya yiikselecektir.» (165) buyur- 
mu§tur. 

tbn Abbas: «Ehlinin gonliinde sapikhgm da kendine gore bir 
tadi vardir.» diyor. Nitekim Hak Teala : 

fiDinlerini oyuncak ve eglence ' taniyanlan birak.n buyurmustur. 
Diger bir ayet-i celilede buyuniluyor ki: 



(164) Kaynagi bulunamanugtir. 

(165) Ebfl.Ubeyd, Ali b. Ebi Talib'den. 



206 1HYAU 'ULOMl'D - DtN - Citt : 1 — RUB'UX - tBADAT 



> *.* 



« U-j- 1 jS «UUp *_^«- <u ^jj ^y+j • » 

«Kotii igi kendisine gtizel gosterilip de onu giizel giiren kimse ko- 
tuliigii hit; i§lemeyene benzer mi?» (35 - Fatir : 8) 

Sah&be devrinden sonra ihdas edilip zaruret ve ihttyaci agan her 
§ey oyun ve eglencedir. 

Hikaye olundu ki, mel'un Iblls, Sahabe devrindeki insanlan al- 
datmak i?in ordusunu dagitti. Bir sey yapamadan geri donduler. 

— Ne oldunuz? Diye sorunca : 

— Boyle acaib insanlar gormedik, ne kadar ugrastaksa da bunlarL 
aldatamadik, ancak yoruldugumuzla kaldik, dediler. §eytan : 

— Siz onlan asla aldatamazsimz. QiinkU onlar, Peygamberleri 
lie bulu§tu ve Kur'an'in inmesine §ahid oldular. Fakat onlardan son- 
ra geleceklere te'sir edebilirsiniz, dedi. 

Tabi'in devrinde yine ayni makaatla maiyyetini dagitti ; onlar da 
ba§lan eglk olarak geri ddnduler de : 

. — Boyle acaib Insanlar gormedik. Arasira aldatabildigimiz oldu 
ise de ak§amleyin bir tevbe etmekle buttin hatalanm Allah iyilige 
kalbetti [cevirdij, dediler. iblis: 

— Size, bunlardan da kar yok. Qiinkii bunlar, Peygamberlerinin 
silnnetine tabi olan [uyan] haklkt tevhid sahibi insanlardir. Fakat 
sizi memnto edecek nesil bunlardan sonra gelecek olanlardir. Onlar 
sizin elinizde oyuncak olurlar. §envetlerinin azginhgi lie onlan dile- 
diginiz yone gekersiniz. Tevbe etmezler, etseler de (JJart'a riayet et- 
medikleri ve samimi tevbe yapmacliklan ic,in) tevbeleri kabul olrnaz 
ki, gunahlan sevaba donsun. 

Haklkaten Tabi'in devrinden sonra, birtakim insanlar geldi ki 
sehvetleri kendilerini kapladi da, bid'atlerlni kendilerine gtizel gos- 
terdi; onlan helal tanitti ve onlan din olarak kabullendiler. Allahdan 
magfiret dilemeyip Allah'a tevbe etmediler. Allahu Teala da onlara 
diismanlan musallat etti. Diigmanlari onlan diledikleri tarafa cevir- 
di. 

Eger : «Bu hikayeyi anlatan §eytani ne gordti, ne de Seytan He 
konustu. O halde bu hikayeyi nereden bildi?» dersen : 

Bilmis. ol ki, ma'neviyat sahipleri gonilmeyen gizlilikleri ke§f e&e- 
bilirler. Bu ke§f, bazan vahy'in bu: kolu olan ilham, bazan da menam 
rSadik bir ruya lie], bazan da ayan, yani ruya ile oldugu gibi acik goz 
lie kesf tartkiyle olur. insan ma'nen bir alem'e yiikselir, orada e§ya- 
mn hakikatini goriir ve manalanni anlar. Dogru ruya, nubuvvet'hx 



1 taci KTTAB — 6 nci BAB - SAHtH iLftFlN OLgOsO 207 

kirk alti cuz'unden bir ciiz'ii oldugii gibi, bu da en yiiksek olan niibuv- 
vetin dereceterindendlr. 

Sakm, anhyamiyorum diye bu ilmi inkara kalki§ma. Akll ilim- 
leri kavriadigini zannederek sizmeden yukari gikan alimleri'n helak 
noktasi burasidir. Allahu Teala'nm dostlari'nin bu haUerinJ inkar 
■eden ilim'den, cehalet 50k daha iyidir,. (Qiinku cahiller, anlamadikla- 
nni bildikleri igin, i§i Allah'a havale ederler.) Kaynak bir oldugu igin, 
velileri ve kerametlerini inkar, peygamberleri ve mu'cizeleri inkar de- 
mektir. Peygamberleri inkar ise tamamen din'den sikmaktir. Bazi 
Arifler : 

((Son zamanda iyi insanlanri gozden saklanmalari, zamamn alim- 
lerinl gormege dayanamadiklanndandu*. Qiinkii cahiller nazannda 
alim bilinen ve kendilerini de alim taniyan bu ziimre, onlarm naza- 
nnda cahildirler. En biiyiik giinah, cehaletini biimemek, §unun bu- 
nun kusurlanna bakmak, gafillerin s6zunu ve Dunya'ya dalan alimi 
dinlemektir. Dunyaya dalan alimleri dinlemek dogru degildir. Belki 
her soyledigl reddedilmelidir. Qunkti herkes sevdigi seye dalar ve sev- 
medigini reddeder. (Bu alimin de anlatacagi sevdigi seylerdir.) » di- 
yorlar. Nitekim Hak Teala: 

Oli j a\jA £-^J (jj£"z "Jp Alii llJUpl [> X^'Vj » '.- 

«Kalbini zikiimizde gafii birakdigimiz, keyfinin ardina dii§en ve 
igi haddini agmak olan kimseye itaat etme.» (18-Kehf : 28) buyur- 
mustur. 

Kusurlu olan cahiller, kendilerini bilir zanneden bu gibi alim- 
lerden 50k lyidirler. QunkU avam tabakasi kusurlu oldugunu kabul 
ederek tevbe eder ve Allahu Teaia'dan magfiret diler. Fakat bu gibi 
kendisini alim sanan ve din yolundan aynhp dttnyabk elde edecek 
ilimlerle ugrasan cahil {bunu bir §ey zanneder de) olunceye kadar da- 
vasmda israr eder; tevbe etmez ve bu haliyle gider. 

Bu hal, Allahu Teala'nm koruduklan miistesna, umumu kapla- 
digi ve diizelmelerinden umit kesildigi zaman, dindarlar igin selamet 
ve ihtiyat, bunlardan aynhp tenhaya gekilmektir. tngallah, Uzlet ba- 
bmda bunu a^iklayacagiz. Bu sebebten Yusuf b. Esbat, Huzey- 
f e t u ' I - M er ' a 5 i 'ye yazdigi bir mektubta: 

nGtinaha girmeden Allah'i anacak veya isyan etmeden ilim mu- 
zakere edecek kimseyi bulamiyan adam'a ne derstn? Zira ehlini bula- 
imyor.n dedi. Qok dogru soylemi§tir. Qunkii insanlar arasina karif 



208 1HYAU *ULtJMt'D - DIN - Cilt : 1 — RUB'UX - IBADAT 

makla ya giybet edeceksin, ya dinleyeceksin, yahut gOrecegin . bir fe- 
nahga siikflt edeceksin. Biitun bunlar din! bakimdan f ena §eylerdir. 
Evet insamn en giizel hall ilim ogrenmek veya ijgretmektir. Fakat eger 
okutan klmse, okutmasinda gbsteri§ten, riyaset istemek ve maddi var- 
lik saglamak hevesinden kendini kurtaramadigini anlarsa, okuyan 
talebenin de ilminl diinyabkta ve ger'de kullanacagini, kendisinin de 
yol kesene silah satan gibi fenahgin sebebleiini hazirlamak stiretiyle 
yardimcisi olacagini da bilmig olur. ilim, kih§ gibidir. (Kdig, di§ du§- 
manlarla muharebe aleti, Uim ise i$ du§manlarla muharebe aletidir.) 
tyilige hlzmeti, silah'in muharebedeki hizmeti gibidir. Silah'in fena- 
hk yapacaklara satilmasi caiz olmadigi gibi, ilmin de fena niyetli kim- 
selere verilmesi muvafik degildir. 

i§te buraya kadar saydiklanmiz, her biri gegmi§ alimlerin ef'al ve 
ahvalini icine alan ahiret alimlerinin on ikl alametidir. Sen §u Iki yol- 
dan birini see: 

1 — Biitun bu hasletleri bjr araya topiamak, 

2 — veya bunlan kabul etmekle kusurlu oldugunu i'tiraf etmek. 

Sakm, dunya aletini din ile degi§fciren ve iyi amellerde tembel 
davrananlan ger?ek alimlerden sayan tigiinciilerden olma ki, cehalet 
ve inkannla Allah'in rahmetinden mahrumiyet ile helake dusenlerden 
olmayasin. 

Seytanm kendilerini aldatamayip, diinya ziynetleri kendilerine 
zarar vermeyeh kullardan olmamizi AHah'dan dileriz. 



YEDttfCl BAB 

AKIL, AKL'IN gEREFi, TA'RlFI VE KISIMLAEI BEYANINDADIR 



AKLIN §EREFi 



Bilmi§ o\ ki, aklm ustiinliigu meydanda oldugu igin §erefini is- 
bat edecek delilleri aramaga liizum yoktur. Bilhassa buraya kadar 
§erefini anlattigimiz ilmin kaynagi, dogum yeri ve kukii akil oldu- 
guna gore aklm serefi de meydana gikmigtir. Akla nisbetle ilim, aga- 
ca nisbetle meyve, gune§e nisbetle nur ve goze nisbetle gormek gi- 
bidir. 

Diinya ve ahiret saadetine vesile olan akil nasil §erefli olmasin? 
Veya aklm gerefinde nasil §iibhe edilsin? tdrakinde kusuru olan hay- 
van bile akla kiymet verir. Hatta en biiyuk, en yirtici ve en korkung 
hayvanlar bile, insanm akliyle diisunebilecegi hileler sebebiyle kendi- 
sine galib gelecegini bildigi igin, insani heybetli goriir, ondan gekinir 
ve ona itaat eder. Bunun i?in Peygamber Efendimiz: 

i*ju\.^i ^-jJLT ^y^ *liJl »- 

ttCemaati arasinda alim, timmeti arasinda peygamber gibidir.» 

(166) buyurmugtur. (Yani onun ilim ve irfamndan istifade edilir ve 
ona hiirmet edilir.) Bu onun malimn, yaguun veya kuvvetinin soklu- 
gundan degil, belki akhnin meyvesi olan tecriibesinln coklugundan- 
dir. Bu sebebdendir ki, Arabin ayak takimi, ilm u irfandan mahrum 
Turk, Kurd ve diger kablleler cehaletleri sebebiyle hayvanlara benze- 
dikleri halde, fitrl olarak puyuklerine hiirmet ederler. Yine aklin iis- 
ttin degerindendir ki: Peygamber Efendimize su-i kasd i$in yoluna §1- 
kan inadcilar, onun parlak simasma bakip nubtivvet ve akil nu- 



(166) tbn Hibban, !bn Omer'den. 

F. 14 



210 IHYAU -ULCMl'D - DlN - Cilt : 1 - RUB'U'L - IbADAT 



runu gordiiklerinde kendilerini korku ve heybet biiriidu de kotuluk- 
ten vazgegtiler. 

Aklm §erefi agiktir. Bilinmesi i?in delile ihtiyag yok. Ancak biz, 
aklm serefine dair varid olan ayet ve hadisleri zikredecegiz. Allahu Te- 
ala akla, nur adini verir. 

«AIIah, yer He gok'tin niirudur, nurunun tcmsili sanki bir 11113- 
kat.» (24 -Nur: 35) 

Akildan elde edilen ilme ise, ruh, vahy, hayat adini vermistir: 

«istc biz, sana da (Habibim) boylece emrimizdch bir ruh valiyet- 
tik.» (42-§ura : 52) 

,tf- , * •*,***' .->'," >'•'• % .", .*■•' "T .->• <- 'f „ 

«Hetn bir adam olii iken biz onu diriltmisjz ve kendisine bir nur 
vermi§iz, insanlar iginde otiunla yiiriiyor.» (6-En'am: 122) 

Hak Teala, nur ile zulmeti, aydinhk ile karanligi zikretti yer- 
de aydmliktan ilmi, karanhktan cehaleti murad etti. Nitekim Allahu 
Teala buyuruyor: 

uOnlan karanliktan aydinhga fikanr.n (2-Bakara: 257) 

Peygambcr Efendimiz de bir hadis'inde : 

«Ey insanlar, Rabbinizi biliniz ve anlayimz. Emir olundugunuzu 
ve kendisiiidcn nehiy olundugunuzu anlayacak, olgun akil tavsiye edi- 
niz. Babbinizin huzurunda sizi kurtaracak olan, aklmizdir. Bilmi§ olu- 
nuz ki, ne kadar firkin suratli, degcrsiz, ayak takimi pejmiirde olursa 
olsun, akilli kimse, AJIah'a itaat edendir. Buna mukaabil cahil vc ah- 
mak, nc kadar hiisn ve cemal sahibi hatirli yiiksek mevki' sahibi, 51k 
kiyafetli, hiisii-u beyana sahip olursa olsun, Allah'a, isyan edendir. 



1 inci KtTAP — 7 nci BAB — AKLIN SEREFl 211 



Allah katinda mahmud ve diger vah§i hayvanlar kendisine isyan eden 
insanlardan daha akilhdir. Sakin, maddecilerin size gosterecekleri say- 
giya kiyniet vermcyin. Zira onlar, husranda, zaraidadirlar.n buyur- 
mugtur. 

Yine bir hadisde deriiliyor ki: 
jjjl -0 Jli J ijliLi-.^JI <J JUi Ji*M 4J)I^Jl>-U Jjli 



«AIIahu Teala'mn ilk yaratligi akildir. Allahu Teala akla: «D6n 
bu yana» diye emretti, akil dondii. uDon o yana» diye cmretti, yinc 
dondu. - Allahu Teala'mn her emrine inkiyad etti. - Sonra Allahu Te- 
ala utzzct ve cclalim [ulufugum] hakki icin nazarimda senden kiymet- 
li bir §ey yaratmadim. Seninle alir, seninle veririm. Seninle miikafat- 
landinr, seninle cezalandirinm.» buyurmu§tur.» (167) 

Eger, nBu akil arez ise (biza.ti.hi kaaim olamiyacagina gore) ci- 
simden evvel nasil yaratildi, cevher ise mekansiz bizatihi nasil kaaim 
o!uyor?» dersen: 

Bilmis. ol ki, bu miika§efe ilmi ile alakalidir. Bunu muamele ilmi 
bahsinde anlatmak muvafik dii§mez. Halbuki biz burada muamele il- 
mini anlatmaktayiz. Hazret-i Enes'den (R.A.) rivayet olun- 
du ki: 

Bir cemaat Peygamberimizin huzurunda bir adami a§m derecede 
ijgduler. Peygamber Efendimiz : 

— Bu adamin akh nasildir? Diye sorunca : 

— Ya Resulallah, biz sana bu adamin son derece ibadetinden ve 
muhtelif hayir islerinden haber veriyoruz. Siz, hala aklmdan rm soru- 
yorsunuz? Dediler. Peygamber Efendimiz : 

— tnsan, ahmakligi ile beraber gunahkarlardan daha biiyuk ha- 
talara dii§er. insanlann yann Allah katinda yuksek derecelere yuk- 
selmeleri. akillan nisbetindedir, buyurdu. 

Hazret-i Omer'den (R.A.) rivayet edildigine gore Peygamber Efen- 
dimiz §6yle buyuruyorlar: 



(167) Taber&nf, EbQ Umame'den. 



212 IHYAU 'ULCmI'D - DlN — Cilt : ■ 1 — RUB'U'L - iBADAT 









ulnsamn, akil gibi yiiksek iktisabi olamaz. Akil, sahibini iyilige 
ulagtinr, feiiahktan alikor. Akil kemale ermedikce insamn dini miis- 
takim ve imam tamam olmaz.» (168) 

Yine bir Hadls-i §erif te : 

'jl> % s JUJI JU*H ij.ji ^OU a-^j iij-U J^l ol » 

P--^ s\* s\s ' ' . -- «- *■ 

'f ** * , 4 * * ..1 ' • '. *\\' * ' *' -V. J *■* / '1 

*U»1 _j oLjJ *J liJUi j_o«J'»JUp -^_ iJ j>- 4jU^ {j~*- tfL pr>^ 

nlnsan, giizel ahlakiyle, giindiiz orug tutup gece ibadet edenlet se- 
viyesine ula§ir. Fakat akh tamam olmadikga ahlaki da giizellegmez. 
Akli olgunla§inca imam da kemale erer; Rabbine Itaat ve dii§mani 
olan §eytan'a isyan eder.n (169) buyurmu§tur. 

Ebu Sa'id-i Hudri 'nin rivayet ettigine gore Peygamber 
Efendimiz: 

«Her §eyin bir diregi var, mii'minin diregi efendisi akhdir. tba- 
deti de akh nisbetindedir. Cehennemde : 



Aa^I^J. G5C \J£j VJ> By fj\i$ 



«Eger duyup akil edeydik biz de cehennemlikler arasinda olmaz- 
dik.» {67 - Miilk : 10) dediklerini chiymadin mi?» buyurmu§tur. 



(16B) , fbnii'l - Muhber. 

(169) Ibnu'l - Muhber. 



1 inci KtTAP — 7 nci BAB — AKLIN gEREFt 213 

Hazret-i Omer'e (R.A.) Temim ed-Dari : «Bizce 
efendilik, akildir.» deyince, 6mer, kendisini tasdik eder ve: «Ben Sa- 
na sordugum gibi Resulullah'a da sormu§tum. Resulullah da ayni ce- 
vabi verdi.» dedi. Sonra devam ederek: apeygamber Efendimiz de 
buyurdu ki: Ben de Cebrail aleyhi's-selam'a: "Efendilik nedir?,, diye 
sordugumda o da bana: "Akildir." dedi.» Bera b. Azib diyor ki: 
«Bir gun Resulullah'a 50k §eylerden sordular. Peygamber Efendimiz : 
"Ey insanlar, her sey'in bir biniti var, ki§inin biniti de akildir. Delil 
ile, en giizel yol ve bilgiye ula§ammz, en ustiin akla sahip olammz- 
dir." buyurdu.u 

Ebu Hiireyre'den (R.A.) rivayet edildigine gore, Peygamber Efen- 
dimiz Uhud'dan donugunde bir 50k kimselerin, «Falan falandan daha 
cesur, falan ba§kalarmin gecirmedigi imtihanlan gegirmis. (ba§ma bir 
90k felaketler gelmi§)» ve bunun gibi sdzler konu§tuklarini duydu. 
Bunun uzerine : 

— Siz, bunlann ahvalini bilemezsiniz, dedi. Sahabe-i Kiram: 

— Ya Resulallah, nicin bilemeyiz? diye sorunca Peygamber Efen- 
dimiz : 

— Onlarin muharebeleri. Allahu Teala'nin onlara taksim ettigi 
akillan nisbetindedir. Zaferleri de niyyetleri de akillan derecesindedir. 
Herkes bu derecelere gore mevki kazanir ve kiyamet guntinde de niy- 
yetleri ve akillan seviyesinde mevki'leri ihraz ederler, cevabini verdi. 

Bera' b. Azib' den rivayet edildigine gore Peygamber Efen- 
dimiz §oyle buyuruyor: 

«AJlahu Teala'ya itaat etmekte, melekler akillan ile cehd u gay- 
ret ettiler. Adem ogullanndan mii'min olanlar da akillan nisbetinde 
gayret gostermi§lerdir. Aziz ve ceiil olan Allahu Teala'ya en cok amel 
eden en 50k akh olandir.n 

Hazret-i Ai§e'den rivayet edildigine gore, bir gun kendisi Hazret-i 
Peygambere: 

— Ya Resulallah, insanlar diinyada ne ile ustunluk kazamrlar? 
Biye sordu. Peygamber Efendimiz : 

— Akil ile, deyince, Ai§e : 

— Herkesin kiymeti amelfyle olgulmez mi? Dedi. Peygamber Efen- 
dimiz: 

— Ya Aise, onlar akillanndan fazla bir sey yapabilir mi? Allahu 
Teala'nin verdigi akil nisbetinde amel ederler. Ondan sonra amelle- 
rine gore de mukafatlanirlar, cevabini verdi. 

Ibn Abbas 'dan (R.A.) rivayete gore Peygamber Efendimiz 
§6yle buyuruyorlar : 



214 IHYAU 'ULlJMi'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - IbADAT 

«Her §eyin bir aleti, bir hazirlik vc isti'dadi var: Mii'minin aleti 
aklidir. Her §eyin bir biniti var: Kismin biniti aklidir. Her geyin bit 
diregl var; Dinin dircgi aklidir. Her kavmin bir dayanagi var: Iba- 
detin dayanagi akildir. Her kavrni bir cagiran var : Abidleri iba- 
dete da'vet eden de akildir. Her tacirin bir sermayesi var: Muctehidle* 
rin sermayesi akildir. Her ailcnin bir idarecisi var: Siddiklar evinin 
bakicisi akildir. Her harabenin bir tamircisi var: Ahlreti i'mar eden 
akildir. Herkesin kendisini andiracak olan ardindan bir geleni var: 
Siddikleri andiracak olan akillandir. Her yolcunun bir cadin var: 
Miiminin gadiri aklidir.n 

Yine Peygamber Efendimiz buyurmu^lardir ki: 






» 



!>• 



«Allah -Azze ve celle - katinda en makbul mii'min, Allahu Tea- 

la'ya ibadete Ttendisini hasretlen, kullanaa ogiid vcren, akli kemale 

_eren, ayiblanni goriip kendisine cigiit veren ve hayati boyunca bu- 

nunla amel edendir. I§te iiecai bulan ve zafere uJas;an butlur.it (170) 

Dlger bir hadis-i §erif: 

«En akiluniz, Allah'dan en 50k korkanmizcur. En giizeliniz, Alla- 
hu Teala'nin emir ve yasaklarma riayet edeninizdir. Her ne kadar 
en az nafile ibadet cdeninizden biri olsa bile.» (171) 

AKL1N HAKlKATt VE KISIMLARI 

BHmis. ol ki, insanlar, akhn ta'rif ve hakikatinde ihtil&fa diig- 
tUler ve goklari akil kelimesinin mtisterek bir gok manalara geidigini 



(170) Ibnii'l-Muhtaer. 

(171) tbnii'I - Muhber Ebfi KatAde'den. 



1 inci KlTAB — 7 nci BAB — AKL1N HAKtKATi VE BtJLUMLERt 215 

■unuttular. Bu mevzuda perdeyi kaldiracak en dogru yol «Ayn» keli 
mesinin bir gok manalan oldugu gibi, «Akil»in da dort manada kul- 
Ianildigim ve bu gibi mii§terek manalarda kullanilan kelimelerin bti- 
tiin manasim bir araya toplayan bir ta'rif ile ta'rif edilmesi istenme- 
digini, belki her mananin ayri ayn ta'rif edildigini bilmektir. Bu ma- 
nalan izah .edelim: 

1 — tnsanlann diger canli hayvanlardan ayrilmasihi saglayan 
haslete akil derler ki, jnsanlar yaratihstaki bu akil ile nazari ilimler 
ogrenmege isti'dad kazanirlar, bir 50k gizli hiiner ve san'atlan elde 
ederler. 

Hars b. Bsed-i Muhasibi de akh ta'rif ederken : «Naza- 
ri ilimler kendisiyle anla§ilan bir garize - tablattir. Allahu Teala'nin 
kalbe akittigi bir nurdur ki, insan onunla e§yayi anlamaga isti'd&d 
kazamr.» derken bunu kasdetmi§tir. 

Muhasibi' nin bu ta'rifini inkar edip, akil yalniz zaruri ilim- 
lerden ibarettir diyen insafii davranmamiijtir. Qunku zaruri ilimler 
ilimlerden gaflet eden veya uykuda oldugu i?in zaruri ilimler ken- 
disinde bulunmayan kimseler, bu tabiata sahip oldukianndan, yine- 
akillidirlar. Cismin, kendisiyle ihtiyari hareket edip hasselerini [duy- 
gu organlarmi] kuilanabilecegi hayati, bir gariza oldugu gibi akil da 
bazi hayvanlarm kendisiyle nazari ilimler edinmege hazirlandigi bir 
gariza'dir. Eger bu ta'rife .bakarak, insan ile merkeb arasinda lark 
olmamasi lazim gelir dersen bil ki: insan ile merkebdeki akhn farki 
yoktur, denilebilir. Ancak adet-i ilahiyye olarak insanda akil ile ilim 
halk edilir de diger hayvanlar ve canli varliklarda halk edilmez. Bun- 
dan da hayvan ile nebatlarm hayat bakimindan e§it olmasi Iazim 
rgeldigiilerisurulurse.denilir ki : Evet, aralannda fark yoktur. O kadar 
ki Allahu Teala adeti geregince merkeb'de hususi hareketler yaratir 
ve boylelikle onu ayirmis, olur. §6yle ki: Eger merkeb, cansiz cemad 
farz edilseydi ondan meydana gelen biitiin hareketleri Allahu Teala'- 
nin yarattigma hiikm etmek vacib olurdu ve yine merkeb'in cema- 
dat'dan hareketteki farki hayat iiedir demek bor? oldugu gibi, insa- 
run da hayvandan aynldigi nazari ilimleri idrak icm garizasinda olan 
akil iiedir denlr. 

Akil, kendisine has vasif ile §ekil ve renkleri gostermekte diger 
■cisimlerden ayrilan ayha ile sirri gibidir. Goz de boyledir. Gormege 
isti'dadi .olan hey'et ve sifatlan ile cephe [ahn]'den ayrilrr. 

Akil garizasini ilimlere nisbet etmek, gozii gormege nisbet etmek 
gibidir. tlimlerin inkis.afmi saglamakta Kur'an ve geri'at'in akla nis- 
beti, giines. lgigmm goze nisbeti gibidir. iste bu garizayi boyle anla- 
mak gerekir. 



216 IHYAU 'ULOMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - iBADAT 

2 — Kiiguk bir cocugun, caiz olan §eyleri caiz, muhal olan §ey- 
leri de muhal kabul etmesi: ikinin birden gok oldugunu, bir adam'm 
bir anda iki yerde bulunamiyacagmi bilmesi gibi zaruri ilimlerdir. 
Bazi kelamcilarm, akli «Miimkun olan §eylerin var olabilecegini, 
mumkun olmayanlann olamiyacaklanni anlamak, gibi zaruri ilim- 
ler.» dlye ta'rif etmelerindeki gayeleri de budur. Bu tarif de dogrudur. 
ZIra bu ilimler, insanlarda mevcuttur. Bunlara akil adi verilmesi 
meydandadir. QUruk olan, diger garizalan inkar edip yalniz bu ilim- 
leri kabul etmektir. 

'3 — Tecriibelerden elde etlilen ilim akildir. Kim, tecriibeler- 
den anlar ve tecrubeler kendini olgunla§tinrsa ona akilli; kim, tec- 
rubelerden bir §ey anlamazsa, ona ahmak ve cahil denir. Bu da akii 
adi verilen ilimlerin ba§ka bir ge§itidir ki, buna tecriibe derler. • 

4 — O gariza'nin bir dereceye yukselmesidir ki, biitun bu i§Ic~ 
rin neticesini anlar ve akibeti tehlikeli olan bu gibi muvakkat lezzet- 
Iere davet eden §ehvetini yener. Bu kuwet kimde bulunursa, pe§in 
§ehvetinin arzfisuna uymayip akibeti dusjiinerek hareket ettigi icta 
«Akilh» sifatmi alir denir. Bu da insani, hayvandan ayiran bir hu- 
susiyettir. (Buna da akl-i mtistefad denir.) 

Akhn §u dort manasmdan birincisi asil ve kokdiir. Ikincisi, onun 
en yakin bir dalidir. ftguncu mana, birinci ve ikinci manalann dal- 
landir. Qiinkii tecriibe ilimleri tabii ve garizi kuwetle elde edilir. 
Akhn son meyvesi demek olan dordunciisii akildan beklenen netice- 
dir. Birinci ve ikinciler tabii, uctincii ve dordunciiler ise kisbidir. 
Bunun iein Hazret-i Ali diyor ki : 

aBiri tabii diger! kisbi olarak iki akil buldum. 
Gonneyen goze giine$ lgiginra kan olinadigi gibi, 
Fitri akil olmadan, kisbi'nin kan olmadigim bildim.» 

Peygamber Efendimiz, a§agidaki hadisi ile birinciyi, yani garizi 
akli murad etmi§tir: 

aAIIahu Teala akildan daha kiymetli bir ?ey yaratmam15t1r.11 (172) 

Yine Peygamber Efendimizin Hazret-i Ali. 'ye hitaben 
soyledigi §u hadis-i §erifden muradi da, dorduncti, yani akl-i muate- 
faddir: 



(172) Tirmizt. 



1 inci KlTAB — .7 nci BAB — AKLIN HAKtKATt VE BO,Lt)MLEEl 217 



.»? .• - si ?. . o? y " 






«tnsanlar, giizel ameller ve iyilikleriyle Allahu Teala'ya yaklap- 
yorsa, sen de aklin ilc yakla§.» (173) 

Hazret-i Peygamber'in su hitabindan da muradi aymdir: 
Rivayet edildigine gore Hazret-i Peygamber, Ebu'd-Derda'ya hi- 
taben : 

— Akhni arttir ki, Allah'a yakla§asin, buyurdu. Ebu'd-Derda: 

— Anam babam sana feda olsun, akhmi nasil arttirabillrim ya 
Resulallah, diye sorunca Peygamber Efendimiz : 

— Allahu Teala-'nm yasak ettigi haramlardan kagin, farzlan ye- 
rine getir ki, akilh olasin. iyi ameller i§le ki, Diinya'da yuksek merte- 
beye erip ahirette, aziz ve celil olan Allahu Teala'ya yaklagmakla iz- 
zet bulasin, cevabmi verdi. 

Sa'id b. Miiseyy eb 'den rivayet edildigine gore: 

Hazret-i Omer.Ubeyy b. Ka'bveEbuHureyre 
Peygamber Efendimizin huzuruna girerek §6yle sordular: 

— Ya Resulallah, insanlarin en alimi kimdir? Peygamber Efen- 
dimiz: 

— Akiili olandir cevabmi verdi. Onlar : 

— En cok ibadet eden kimdir? Peygamber Efendimiz: 

— En 50k akiili olan. Onlar: 

— Insanlarin en faziletlisi kimdir? Peygamber Efendimiz : 

— En akiili olan. Onlar: 

— Ya Resulallah, akiili kimse, miiruvvet sahibi, comerd, konus,- 
tugunu bilen ve hatiri sayilan kimse degil midir? Diye sordular. Pey- 
gamber Efendimiz : 

— Biitun bu saydiklanniz dunyalik ve Diinya'ya ait seylerdir. 
Ahiret ise muttakilerindir, buyurdu. 

Bir hadis-i Sjerifde Peygamber Efendimiz §oyle buyuruyorlar: 






)) 



<173) Ebft Nuaym «HiIye»de. 



218 IHYAU 'ULUMl'D - DlN — Cilt : 1 — RUB'U'L - 1BADAT 

«AkiIli, Allahu Teala'ya iman cdip Peygamberine inanan ve emir 
lerini yerine getiren kimsedir.n (174) 

«Akil» kelimesi liigat ve kullamliij bakimindan o garizamn adi 
dir. Zaruri ilimlere akil ltlaki, neticesi itibariyledir. Qiinku §ey, net! 
cesiyle bilinir. ilme, ha§yet; alime de «Allah'dan ha§yet duyan kimse* 
dendigi gibi. Halbuki ha§yet ilinin ta'rifi degil, belki ilmin meyvesi ve 
neticesidlr. Bu bakimdan mecaz li-gayrihi gibi olmu§ olur. Fakat gaye, 
Iugat manasinda degil, maksad bu ddrt kismm mevcudiyeti ve yal- 
niz blrinci kismi alan gariza miistesna «akil» keliraesinin hepsine bir- 
den §amil olmasindandir. Sahih olan, mevcud olmasidir. Hatta diger 
ug kisim da aslidir ve birinci kisim olan gariza'nm itjindedir. §u ka- 
dar ki harice cikmasim iktiza eder sebeb bulundugu zaman bu ilim- 
lere di§aridan bir §ey katilmamis ve kendi igerisinde sakli jmi§ 'gibi 
onlan vucud gikarir. Bunun benzeri, yer altmdaki su'dur. Kucuk bir 
kazi ile meydana cikip haricden kendisine bir §ey katilmadan bir ara- 
ya toplanip goriildiigu gibidir. Yine, bademde olan yag, giil ciQeginde 
■olan gi.il suyu gibidir. Bu sebebden Hak Teala §6yle buyuruyor: 

uHem Rabbin : Beni Adumden, bellerindcn ziirtiyetletini ahp da 
onlan nefislcrine kansi galiitl tutarak: «Rabbiniz degil miyim?» Diyc 
Kiiid cttigi zaman «BcIa» dediler.» (7-A'raf : 172) 

Bu ikrardan gaye, dillerinin ikrari degil, heykellerden soyulmus 
nefislerinin, zattarimn ikrandir. Qunkii §ahislari ve dilleri bulundu- 
gu zaman, dilleriyle ikrarlannda ikiye ayrildilar. Bir kismi diliyle de 
ikrar etti, digcri ise inkar etti. Bunun icin Allahu Teala. buyuruyor: 

>i-« \ *, -, • '"-1'. - - • -*' 9 !i ' "Mb ' 

«On!ara, sizi kim yaratti diye sorarsamz, Allah yaratti derler.n 

Yani onlann halleri du§unuliirse batmlan ve akillan buna ^eha- 
det eder. Buna l§aret etmek tizere Allahu Teala buyuruyor ki: 



(174) Ibnfll - Muhber. 



1 inci KlTAB - 7 nci BAB - AKLIN HAKlKATt VE BOLUMLERi 219 



«AUahu Teala'nin insanlan yarattigi Mrattir.w (30 -Rum: 30) 
Y&ni her insan Allahu Teala'ya iman fitrati ve belki her e§yayi 
oldugu gibi ar.lamak isti'dadi uzerine yaratildi. Anlayig isti'dadma 
yakin oldugu icin bu hal kendi iginde imi§ gibidir. 

Imanin yaradih§ta insanlarda yerle^mis bir tabiat oldugunu bil- 
dikten sonra, insanlarm bir kismi bundan yuz gevirdi ve bu fitratmi 
unuttu. Diger kismi bir hadiseye sahid o!up unuttuktan sonra yeni- 
den hatirlayan gibi akhni ba§ina aldi, istikaametini o tarafa gevirdi 
ve fitratmi hatirladi. Bunun i?in Allahu Teala: 

- ,= .'• . >*,'. ■ 

(sUmulur ki hatirlai!ar.» (2 - Bakara: 221) buyurmu§tur. Diger 
bir ayet-i celilede de buyuruluyor ki : 

,**<■ ^ -" i ,*'.*■* , *■ 
uAkil sahipleri hatii'lasinlar diyc.» 

(lAUahu Teala'nin size o!au nvmetlerini ve sizden aldigi siizii 
hatirlayin.n (5-Maide: 7) 

«Kur'an'i da miiyesser kildik du§unmek icin. Fakat hani dii§ii- 
nen?» (54-Kamer: 17) 

Bu nev'e «TEZEKKCR» [hatirtama] adi verilmesi uzak bir mana 
degildir. Tezekkiir iki cesrttir. Biri: Onceden hatinnda olan §eyi 
unuttuktan sonra hatirlamak. Dlgeri de, yaradihs.ta kendisinde mev- 
cud olan bir §eyi hatirlamaktir. Bunlar basiret nflru [Kalb gozii] ile 



220 iHYAU 'ULCMt'D - DtN - Cilt : 1 — RUB'UX - fBADAT 

gbrenler igin agik gergekler olmakla, ke§f ve mii§ahededen mahrum, 
igitmek suretiyle taklidcilik kendilerinde revac. bulan kimseler igin 
agirdir. Bunun igin onlann bu gibi ayetlerde siirgtukleri, (ahd u mi- 
sak'da) nefsin ikran ve tezekktir'un te'villerinde ge§itli yollara saptik- 
lari, tenakuz fikrine kapildiklari, hadls ve ayetlerde tenakuzlar tahay- 
yiil ettikleri gOrulur. Qok kerre bu hal kendilerinde tabiatle§ir, ayet 
ve hadislere hakaaret gozu ile bakar ve gercekten bunlarda tenakuz 
oldugu kanaatine varirlar. Bu hal, eve giren kor bir adamin, tarn ye- 
rine konmu§ olan canak ve gbmlege garparak: «Bu kaplar nigin ye- 
rine konmami§?» dedigine benzer. §uphesiz ona verilecek cevap: "Kap- 
lar yerindedir, fakat sen gormedigin igin onlara garptm.» soziidur. 
Basiret gozii kapali olanlar da aym korler gibi belki de daha fenadir. 
Qiinku beden binit, insanin ruhu ise, binicisidir. Elbetteki binicinin 
korlugii binitin korltigunden fenadir. 

Kalb gozii ba§daki goze benzedigi igin Allahu Teala: 






(iGozunun gordiigunu gonlii yalanlamadi.» (53 - Necm : 11) bu- 
yuruyor. Yani: UmOr-i kudsiyye evvela kalb, sonra goz ile gdruliir. Yi- 
ne Allahu Teala: 



,. -'vf -1-"*!! ". tr'v >- i"i A . '" , •'•:>-- 

«Bunuu gibi Ibrahim'e yer ve goklerin melekut - gizIUiklerini gos- 
teririz.n (6 - En 'am : 75) buyurmu§tur. 

§iiphesiz bunlar, kalb gozii ile gorulur ki, bu da gormek bakimm- 
dan bagtaki goze benzemektedir. 

Korluk bakirmndan da, kalbin ayni goze benzedigini ve kapali 
olan baslrete kor dendigini beyan etmek iizere Allahu Teala: 

• j, ill i j, J i LjjjJi jXi. ^Jj 'j 144VT j& Si 0u » 

«Gozler kor olmaz. Goguslerde olan kalbler kor olur.» (22 - Hacc : 



1 inci KlTAB — 7 nci BAB — INSANLARIN AKILCA FARKLARI 221 

46) buyurmugtur. Yine Allahu Teala diger Ayet-i celilede: 

«Bu diinyada kendi arzuiariyle hakikati gormekten cekinen ma'- 
nevi korler, ahirette de kor ve belki daha sapik yoldadirlar.n (17 -Is- 
ra : 72) buyurmu§tur. 

Peygamberlere gosterilen bu §eylerln bazisi ba§ ve bazisi da kalb 
gozu ile gosterilmis. ve hepsine birden gormek adi verilmistir. 

Hiilasa : Kimin basiret gozu acik degilse, dinin ozune eremez. 
Ancak kabugu ile ugrasir. 

Iste bu saydiklarimiz akhn kisimlandir. 

INSANLARIN AKILCA FARKLARI 

Akillann fakh olup olmadigina dair insanlar ihtilaf etmistir. 
Ma'nevi ilimden mahrum olan bu gibilerin sozlerini buraya aktarmak- 
la me§gul olmakta bir mana yok. En dogrusu hemen hakiki yolu acik- 
lamaga gahs.maktir. 

Bu hususta a^ik gercek sudur ki : 

Yukanda anlattigimiz akhn, dort aksamindan yalniz ikincisi olan 
zaruri ilimlerden baska diger iic kisminda insanlar arasmda ayrihk 
vardir. tkinci manadaki, miimktin olan seylerin olabilecegine, miim- 
teni olanlarm da olamiyacagma dair olan ilm-i zaruriye delalet eder. 
iki adedinin birden cok oldugunu bilen, bir cismin bir anda iki yerde 
bulunamiyacagmi bir sey'in hem hadis, hem de kadim olamiyacagim 
bilen akil sahibi kat'i olarak akhn anlayacagi buna mumasil digei 
§eyleri de bilir. Bunda ayrihk yok. Fakat diger iic kisimda ayrihk var- 
dir. 

Dorduncii kisim olan, §ehvetlere galebe calmaktaki akl-i miiste- 
fadda insanlann bir olmadigi, hatta bir insanm bile her halinde aym 
derecede olmadigi meydandadir. Bu fark bazan §ehvetlerin muhtelif 
olmasindan ileri gelir. Mesela insan, akhyle bazi sehvetlerini terke 
muktedir oldugu halde, bazilanm yenemez. Bu da daima bir §ekilde 
olmaz. §6yle ki: GencUk zamaninda sehvetine hukiim edemez. Fakat 
yaslanip akh basma geiince bu cepheden kendisine m&lik olur. Buna 
karsdik ya§landikca kendismde gosteri§, makam sevgisi kuyvetlenir. 
Bu sefer de bunlann onune gecemez. Bu ayrihk, bazan sehvetin fena- 
hgim anlatan bilgilerdeki aynliktan olur. Bunun icin, tabib bir 50k 
zararli maddelerden kendini korur, fakat aym akilda olup bu gibi $ey- 



222 iHYAU 'ULtMt'D - DtN — Citt : 1 — RUB'UL - IBADAT 



lerin zaranm kabul ettigi halde tabib olmayan bir digeri bu zararli 
seylerden kendini cekemez. Bilgi cogaldikca korku artar, boylelikle 
arzulari yenmekte korku, akhn yardimcisi olur. Maddi hayatta boyle 
oldugu gibi ma'nevi cephede de boyledir. Hatalann zararlanm daha 
kuvvetti bilen bir alim, kendini bir cahilden daha iyi korur. Fakat 
biz, alim derken maddiyat ichi okumu§, ciibbeler giymi§, makam i§ga' 
etmis, cede! ehlini degil, Allah igin okuyan hakiki alimi kasdediyoruz. 

Eger, ayniigin sebebi sjehvet ise, aklm aynligina gitmez. Yani 
akillann tefavutiinden degildir. Eger ayniigin sebebi ilim cihetinden 
ise, biz ilmin bu kismma aktl ismi verdik. Qunkii burada ilim, akil 
garizasini kuwetlendirir. Buradaki aynhk ismin manasmda olur. Bu 
aynlik bazan yaradiU§ta olur. Yaradili§ta akh kuvvetli olan, nefsin ar- 
zulanndan kendini daha iyi korur. 

Ucuncu kisim olan tecriibe ilmine gelince: Buradaki ayrihgi kirn- 
se inkar edemez. Bunlar, bazan tesadiif, bazan da sur'at-i intikal ile 
ayrilirlar. Bunun da sebebi, yaradilis.taki aynlik, veya tecriibe azligidir. 

Asil olan birinci kisim, yani yaradihstaki akla gelince: Buradaki 
ayrihgi inkara yol yoktur. Qunkii o, run iizerinde parlayan bir nur ve 
sabahinda dogan bir giine§tir. Parlama zamani erginlik sagidir. Bu 
akil, kirkma vanncaya kadar durmadan artar ve olgunla§ir. Bu, sa- 
bah giinesme benzer. ilk once gayet hafiftir, sonra gune§in gozii go- 
rulunce clgunlagir ve gogalir. Basiret nurunun azligi ve coklugu bas. 
gozundeki ziyanm azligi ve coklugu gibidir. Farklilik, gozu bozuk olup 
daima goz yasi akan ile gbzti saglam olan arasmda acikga gdrulmek- 
tedir. Belki Allahu Teala'mn siinneti, her §eyi tedricen kemale erdir- 
mekle caridir. Hatta §ehvet bile erginlige erer ermez biitiin agirhgi ile 
gencin sirtina yuklenmez; ahestelikle olgunlas.ir. Diger yemek, his, 
haya.1 ve du§unce kuwetleri de boyledir. Yaradilista aynlik olmadigi- 
m iddia edenlerin akillarmdan suphe edilir. Kim, Peygamber'in akh 
ile, gol bedevisinin akhni bir tutarsa o, bedeviden de dusuktiir. 

Yaradih§taki aklm birbirinden farkh oldugu nasil inkar edilir? 
Halbuki byle olmasa insanlar ilimleri idrakte ayrilmaz, bir kismi uzun 
emekten sonra bir sey ogrenebilen nAHMAK>>, bir kismi «ZEKi», bir 
kismi da biitun i§Ierin hakikat ve gizliliklerine ta'limsiz, terbiyesiz ve 
duygusuz vakii olan «KAMtL» insan olmak uzere iice ayrilmazlardi. 
Nitekim Allahu Teala buyuruyor ki : 






1 inci KtTAB — 7 nci BAB — iNSANLARIN AKILCA FARKLARI 223 



«Yagi, heinen hemcn ate§ dokunmasa bile ziya verir, nut uzcrine 
nfir.» (24 - Nur : 35) 

Bunlar Peygamberlerdir. Vahy ve meleksiz dahi, kapah ve bilin- 
meyen i§ler gontillerinde acilir ki, buna ilham derler. Bunun bir ben- 
zeri olarak Peygamber Efendimiz bir Hadis-i gerifte §oyle buyuruyor: 




«Cebrail veya dogrudan Hazret-i Allah kalbime §6yle ilka etti : 
Diledigini sev, neticede aynlacaksm. istedigin kadar ya^a, sommda 
oleceksin. Diledigin §ekildc amel et, karsiligini bulacaksm.» (175) 

Meleklerin Feygamberlere bildirdigi bu yol, kulak ile igitilen 
Vahy-i sarih'den ayn bir yoldur. Bunun icin Peygamber Efendimiz 
bunu iiflemek ve nefes manasmda olan «NEFES» ve «RU'» kelimele- 
riyle tabir ctmis.tir. 

Vahyin yollari coktur. Bu kisim mukasefe ilmine ait oldugu icin 
Muamele ilminde bunun iizerinde cok durmaga gelmez. 

Vahyin derecelerini bilmek igin vahye mahzar olmak gerektigini 
sanma. Zira sihhatli olmayar. bir tabib de hasta adama hastahgim, 
derecelerini, soylcdigini yapmayan bir ulim de fena bir insana adalet 
ve iyiliklerin derecelerini anlatabilir. Bunun gibi vahyin derecelerini 
anlatabilmek icin vahye mazhar olmak sart degildir. ilim ba§ka, 
bilinen seylerin varhgi da ba§ka bir §eydir. Peygamberlik ve veliligi 
bilen kimsenin Peygamber veya. veli olmasi, takva ve ziihdu bilen her- 
kesin de muttaki olmasi lazim gelmez. 

insanlar, kendi kendine anlayabilmek, ta'lim ve terbiye ile ogren- 
mek, ta'lim ve terbiye dahi kendisine fayda vermemek bakimmdan 
yeryiizii gibidir. Bir kisim toprak kendiliginden suyu cikanr ve akitir, 
bir kisim toprak kuyi; kazmakla suyu cikanr, diger bir kismi da ne 
kadar kazarsan kaz su cikarmaz kuru topraktir. Bu, topragm cevhe- 
rindekl farkhhktandir. insanlardaki farkhhk ise, akillanndaki fark- 
tandir. 



(175) SirazI Sehl b. Sa'd'dan. 



224 IHYAU -ULOMl'D - DIN — alt : 1 — RUB'U'L - iBADAT ,-, 

Akillarin bir olmadigini ifade eden nakli delillerden bir tanesi 
Abdullah b. Selam'in rivayet ettigi, Ar§'m btiyuklugunu anla- 
tan uzun hadis'in son kismidir. Burada Peygamber Efendimiz nakl 
buyuruyorlar kl : 

Ja i -uJjj J»UjV Ol^la JU ? ajA3 J* £-L Uj \jS\3 

CJU^^JU Jsy.j j* 4»1 JIj » V : IjJL* Yj^l j^ ^Jp pj 

«Melekler dediler : 

— Ya Rab, Ars'dan biiyiik bir sey yarattin mi? Allahu Teala : 

— Evet, akli yarattim, buyurdu. Melekler : 

— Ya Rab, ne kadar biiyiiklur? Allahu Teala : 

— Kumlarm sayisini bilir misiniz? Melekler : 

— Hayir, ya Rab, Allahu Teala : 

— l§te aklm da buyukliigiinu bilcmczsiniz. Ben, akli kum sayi- 
Ian gibi simflara ayirdim. Kimisine bir tane, kimisine iki tane, kimi- 
sine iic tane, doirt tane, bazisina bir farak, bazisina vesk (176) 
digcr bazilarina da daha §ok vcrilmiglir, buyurdu. » (177) 

Eger, bazi mutasavvifenin akli ve akli ilimleri kotulemelerinln 
sebebi nedir dlye sorarsan : 

Bilmi§ ol ki, bunun sebebi, insanlann akli ve frkli ilimleri birbir- 
lerini ilzam icin mucadelelerde kullanmalan ve akil ve ma'kul isimle- 
rini, miicadele ve miinazaraya nakletmeleridir. Halbuki munazara, 
soz san'atidir. Sufilerin onlara: «Siz bu lafizda yamldiniz, kelam san'- 
ati ba§ka, akli ilimler ba§kadir.» deyip mes'eleyi anlatmaga giicleri 



(176) Bunlar eski olfeklerdendir. 

(177) lbnii'1 - Muhber, Enes'den. 



1 inci KlTAB — 7 nci BAB — INSANLARM AKH.CA FARKLARI 225 

yetmedi. Qunkii eskiden yeniye, onlara boyle intikal ettigl igin, onla- 
rin kalbinden bunu cikarmak imkam yoktu. Bu sebebten sufiler, akil ve 
ma'kulii kotulemek zorunda kaldilar. Amma zemm ettikleri, o manalar 
4aki akil ve ma'kuldiir. 

Kalbe konan ve Allahu Teala ile Resulti bilmege yarayan akil nfr- 
runu yenmek asla dugiinulemez. Bizzat Allahu Teala'mn medhettigi 
bu akil yerilirse ogtilecek ba§ka ne kalir? 

Eger ogiilen Peygamber'in getirdigi §erl'at ise, bunun dogrulugu 
ne ile bilinmi§tir? Eger yerilen, kotulenen akil ile bilindl ise boyle akil . 
ile bilinen de mezmumdur. 

§eri'at'm dogrulugu akil ile degil, iman nuru ve yakin gozii lie 
bilindi diyenin soziinde kiymet yoktur. Zira biz, akil demekle onlann, 
yakin gozii ve Iman nuru dedikleri §eyi kasd ediyoruz. Bu, esyanin ha- 
kikatini idrak igin insani, diger canhlardan ayiran bir ic. duygu has- 
letidir. 

Bu surgmelerin gogu, hakikati sozlerde arayan halkin cehaletin- 
dendir. Lafzlann delalet ettigi §eylerde insanlar hataya dii§tukleri 
icin onlar da hataya diistiiler. 

Akhn gerefini izah etmek hususunda, bu kadan kafidir. Her §eyl 
oldugu gibi bilen, ancak Allahu Teala'dir. 

(Iliya - Cilt : 1 - Kitab : Tin sonu) 



F. 15 



www. ihya.org Web Sitesi 
Iftihar ile Sunar 

Web Sitemizde 

Online Kurani Kerim Arama Motoru 

Kutubu Sitte, Sahih Buhari 

Ruya Tabirleri Sistemi 

Binlerce Siir ve Sairler 

Kamus Projesi 

Turkce-Almanca-lngilizce-Hollandaca 

Sozlukler 

Fazilet Takvimi Arka Yaprak Konulari 

Mehmed Emre'nin Eserleri 

Muhtasar llmilhal 

Muhtasar Islam Tarihi 

ve nice ekitaplar, islami bilgiler 
yer almaktadir.. 

HIZMET MUVAFFAK OLSUN DA, 

VARSIN BIZIM YERIMIZ 

CAMININ PABUCLU6U OLSUN 

(S. H. Tunahan ks.) 

Eser Hakkinda 

ya da 

web sitemiz hakkindaki gdrus ve fikirlerinizi 

bizimle paylasmak icin mutlaka 

ziyaret ediniz.. 

www. ihya.org 

www.yakup.info & www.hanci.org